Yazar: yonetici
0 Yorum 208 Görüntüleyen

Vatikan’da Papazlara, “Müslümanlara nasıl yaklaşılır? (Yani nasıl kandırılır?)
Dersleri veren İlahiyatçı-Büyükelçi

TEMEL BEY’İN DAMADI ÇIKMIŞTI!

Milli Gazete’de 15 Haziran 2016 tarihinde ve “Gündem” bölümünde “Haçlı sofrasında Kur’an!” başlıklı bir haber-yorum yayımlanmıştı.

Papa’nın 12 Nisan 2015’te “Yüzyılın ilk soykırımı Ermenilere yapıldı” demesinin ardından Büyükelçi Mehmet Paçacı geri çağrılmış ve Vatikan-Ankara ilişkileri sözüm ona gerilmişti. Vatikan hâlâ iftirasından dönmemişti, ama 1977’de öldürülen Büyükelçi Taha Carım’ı anma bahanesiyle Rönesans’tan kalma Haçlı sarayında Kur’an-ı Kerim ve Ezan-ı Muhammedi okunmuş, fitne sofrasında iftar yapılmıştı! Akıllara zarar törende Kur’an-ı Kerim’den ayetler ile ezan okunmasının ardından ‘karışık’ konuklara(!) iftar yemeği de ikram edilmişti.

Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Mehmet Paçacı’nın ev sahipliğinde yapılan bu anma törenine, Vatikan nezdinde görev yapan bazı misyon şefleri, Vatikan ve Ortodoks Kilisesi’nden ‘dini’ yetkililer ile çok sayıda Türk ve İtalyan konuk davetliydi.

Milli Gazete’nin bu haberinde kınadığı Vatikan Büyükelçisi Mehmet Paçacı’nın, Sn. Temel Karamollaoğlu’nun damadı olduğunu ise, bazıları ya bilmiyorlardı veya gizliyorlardı!

Temel Karamollaoğlu’nun bu karanlık damadı Mehmet Paçacı’nın T.C. Vatikan Büyükelçiliği sırasında Papalık; Yahudilere yönelik teolojik kırılma ve Siyonizm’e teslim olma anlamına gelecek yeni bir karar almıştı. 2. Vatikan Konseyi’nin 50’nci yılında Papalık, Yahudileri “dine davet edilecekler” (yani kâfirler) kapsamından çıkarmış, böylece Papalık, Yahudileri resmen “mü’min” saymaya başlamıştı. İlahiyatçı Prof. Dr. Şinasi Gündüz ise, bu kararın siyasi olduğunu ve Siyonistlerin baskısı ile alındığını hatırlatmıştı. Alınan bu kararla “Yahudilerin din değiştirip Hristiyan olma” şartını koşan Vatikan kuralı; “İsa’ya inanmasalar da kurtuluşa erebilirler” hükmüyle, tümüyle ortadan kaldırılmıştı.

14 Aralık 2015’te ‘Jübile Yılı’ kutlamalarını başlatan Vatikan’da Yahudilere yönelik dini tebliğden vazgeçilmesi kararı alınmış, Papalık, “Yahudilerin Hristiyan dinine dönmesine çaba sarf etmekten vazgeçilmesi ve antisemitizm ile mücadelede beraber çalışılması gerektiğini” açıklamıştı. Açıklamada “Hristiyanların kökleri Yahudi olduğu için antisemitist olamazlar” vurgusu da vardı. Zaten daha önce de “Yahudilerin körlüğü” ve “kalplerindeki perde” duaları, “Tanrı, kalplerini aydınlatsın” şeklinde yazılmıştı. Vatikan’da alınan bu son kararda; Yahudilerin Hz. İsa’ya inanmaması halinde de kurtuluşa erecekleri savunulmaktaydı.

Yahudi asıllı ve Mason bağlantılı Papalar çoğalmıştı!

Giderek Siyonizm’in bir karargâhına dönüşen Vatikan’da bizzat Mason ve Yahudi olan Papalar da çoğalmıştır. Papa XI. Pio, Papa XII. Pio, Papa XXIII. Jean (1958-1963) Yahudi olarak bilinen Papalardır. Bununla birlikte çok sayıda Kardinal’in Mason veya Yahudi olduğu da ortaya çıkmıştır. Bunlar Papalık ile kirli finans işleri, MOSSAD ve İsrail ile bağlantıları kuran aktörler konumundadır. Kasım 1964’te (Yahudi asıllı kilise yöneticilerinin telkini ile) Roma Katolik Kilisesi dünyadaki kendi kiliselerine bağlı Kardinal, Papaz ve Piskoposlarla bir toplantı yapmıştır. Toplantıda Papalığın geçmişten günümüze kadar Yahudilere karşı tutumunun hatalı olup olmadığı tartışılmıştır. Böyle bir çalışma, Papalık tarihinde ilk olması hasebiyle oldukça önemli bir adımdır.

Vatikan-Yahudi Antlaşmaları

1965’te Nostra Aetate Deklarasyonu yayımlanarak Hristiyan-Yahudi ilişkilerini derinleştirmek için birçok ülkede enstitüler ve buna benzer kurumlar kurulmaya başlanmıştır. Hz. İsa’nın ölümünden Yahudilerin sorumlu tutulamayacağı açıklanmıştır. 1974’te Vatikan Talimatnamesi’nde antisemitizmin her türlüsünü kınadıkları vurgulanmıştır. Yahudi tarihinin Kudüs’ün yakılmasıyla sona ermediği, hatta dini bir gelenek geliştirmeye devam ettiği yorumu yapılmıştır. 1985’te Vatikan, İsrail’i devlet olarak tanımıştır. Aynı yıl Vatikan, Yahudilerin Eski Ahit’te olduğu gibi bugün de Tanrı’nın seçilmiş en üstün insanları olduğunu açıklamıştır. Aralık 1970’te Hristiyan Birliği Uyandırma Sekreteryası’nda Roma Katolik Kilisesi ile Dünya Yahudi Cemaati arasındaki ilişkileri koordine edecek komitenin kurulması için bir memorandum kararı alınmıştır. Bu toplantılarda Yahudiler birçok talepte bulunmuşlardır. Bu talepler arasında oldukça düşündürücü ve önemli olanı, Yahudilerin Vatikan’dan, İncil’de Yahudiler ve Yahudilik aleyhinde geçen ifadelerin mutlaka çıkartılması gibi İncil’in değiştirilmesine kadar varan isteklerde bulunmaları ve bunda ısrarcı olmalarıdır.

Vatikan’ın içindeki Siyonist yapılanmanın kırmızı çizgilerini, Papaların bile geçemeyeceği anlaşılmıştır. Vatikan’ın sadece bir dini merkez olmadığı; aynı zamanda bir devletin bütün imkânlarına sahip, uluslararası alanda tanınan, diplomatik imkânları olan bir devlet olduğu unutulmamalıdır. Papaları bile öldürecek bir yapılanmanın, düşman olarak gördüğü her türlü güç merkezlerinin aleyhinde çalışacak birçok Siyonist ve Masonik şer merkezlerine dokunulmaz bir merkez oldukları açıktır. Papa II. Jean Paul suikastının tetikçisi olan Mehmet Ali Ağca bahanesiyle suikasttan sonra özellikle Siyonistlerin güdümündeki basın yayın kuruluşları birkaç yıl bu olay nedeniyle Müslümanlara Avrupa’yı dar etmeye çalışmışlardır. Ardından zamanın CIA Başkan adayı Robert Gates’in düzmece raporlarıyla bu suikast KGB’nin üzerine yıkılmıştı. Daha sonra anlaşıldı ki; tetikçisi Ağca, yaptıranları; I. Paul’u ortadan kaldıran aynı merkez yani MOSSAD’dı.

Vatikan Elçisi, Temel Bey’in Damadı Çıkmıştı!

Bir dönem Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi olan Temel Karamollaoğlu’nun sevgili ve değerli damadı Prof. Mehmet Paçacı, Habertürk’ten Kübra Par’a verdiği röportajında övünerek: “Arkadaşlarımın hepsi Papaz!” açıklamasını yapmış ve özellikle “Pavarotti ve Mozart dinlerim. Napoliten tarzı İtalyan müziği severim.” diye hava atmıştı. (19.10.2014) İşte bütün bunları merak edip inceleyen Metin Özer, Habervitrini’nde bu Mehmet Paçacı’yla ilgili kısa bir araştırma yapmış ve çok enteresan bilgiler paylaşmıştı. Biz de bunları biraz özetleyip düzelterek okurlarımıza aktarmıştık:

Temel Karamollaoğlu, ilkokul, ortaokul ve lise eğitimini Kayseri’de tamamlamış, 1959 yılında İngiltere’ye gidip, Manchester Üniversitesi’nden Tekstil Mühendisliği eğitimi almıştı. Karamollaoğlu’nun çocukları; Mehmet Zahit ve Zeynep, 28 Şubat’ın ajan-sahtekâr şeyhi Ali Kalkancı’nın müridi olmuşlardı. Bay Temel bu durumu, “Çocuklarım o şeyhe bir iki hafta gitmişler” sözü ile doğrulamak zorunda kalmışlardı. Karamollaoğlu’nun “o şeyh” dediği, 28 Şubat’ta kendisinin de mensubu olduğu Refah Partisi’ni iktidardan eden odakların ajanı olan çakma şeyh Ali Kalkancı’ydı. Peki, Bay Temel çocuklarını Refah Partisi’nin cellâdına nasıl kaptırmışlardı?

O çocuklarından biri olan M. Zahit Karamollaoğlu bugün Türkiye’nin en önemli kuruluşunun tepe noktasındaydı. Karamollaoğlu’nun seçim süresince çatıp durduğu AKP, oğlunu alıp BOTAŞ Genel Müdür Yardımcısı yapmıştı. M. Zahit Karamollaoğlu halen, Türkiye’nin en stratejik kurumu olan BOTAŞ’ta görevinin başındaydı. Yani Temel Karamollaoğlu’nun durumu: “Evlat için hükümete RİCA, İktidar için muhalefete İLTİCA…” olmaktaydı.

Prof. Dr. Mehmet Paçacı, Karamollaoğlu’nun damadıydı!

Mehmet Paçacı, 1977 yılında Ankara İmam Hatip Lisesi’ni bitirmiş, 1982 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmuş. Mezun olur olmaz, Suudi Arabistan’a yollanmıştı. 1985 yılında Suudi Arabistan Kral Suud Üniversitesi’nde ders almış, Suudi Arabistan’dan dönüp İngiltere’ye taşınmış ve İngiltere’de Yahudi sermayesiyle kurulmuş en eski üniversite olan Manchester Üniversitesi’ne kayıt yaptırmıştı.

 

 

MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..

 

 

 

Yorum Yap

BENZER İÇERİKLER

Size daha iyi hizmet sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. KABUL ET Detaylı Bilgi