ZAFER MARŞIYLA HEZİMETE YÜRÜYENLERİN DRAMI!
Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihinde başlattığı Yeni Açılım Süreci’ne hem destek çıkan, hem de “Kürtlere verilen sözler tutulmazsa, hepsinin İstanbul’da ayaklandırılacağı” tehditlerini savuran Michael Rubin’i iyi tanımak lazımdı… Acaba, PKK elebaşları ve Yahudi odaklarınca bilinen, ama milletimizden gizlenen hangi sözler veya tavizler verilmişti ki, Küstah Rubin bu uyarıları hatırlatmıştı. 1. Dünya Savaşı sonrası Osmanlı’yı parçalama ve Türkiye’yi ortadan kaldırma projeleri olan Mondros Mütarekesi ve 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması süreçlerinden sonra, Şanlı Kurtuluş Savaşı’mızın ardından imzalanan Lozan Antlaşması’yla bağımsızlığını kazanan Türkiye’mizi, yeniden parçalama tuzaklarının en tehlikelisi olan bu Yeni Açılım tezgâhına, Siyonist Rubin’lerin sahip çıkması ve PKK’lı Kürtlere verilen sözlerin tutulmasını hatırlatması, bu yöndeki kuşkularımızı haklı çıkarmaktaydı. Ve unutulmasın ki, bütün bu şeytani çabalar, Kürt insanımıza huzur ve barış kazandırmak için değil, aslında Pakradun (Yahudi) Ermenistan’a ve tabi Büyük İsrail amacına hazırlık hesaplı yapılmaktaydı. Daha önce AKP’nin büyük bir gafletle, belki de hıyanetle 2013-2015 arasında başlattığı ve ülkemizin başına büyük belalar açtığı sözde Çözüm Süreci’nden bile, anlaşılan hiçbir ders çıkarılmamıştı.
Eski Pentagon görevlisi Michael Rubin’den küstah BRICS açıklaması da anlamlıydı.
ABD’nin psikolojik harp stratejistlerinden Michael Rubin, Türkiye’nin BRICS’e üyelik başvurusunun “NATO’yu zayıflatma, hatta düşmanlık yapma” girişimi olduğunu vurgulayıp, “artık Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması lüzumunu” gündeme taşımıştı. Aynı Siyonist Rubin, Devlet Bahçeli’nin Yeni Açılım Süreci için ise “Kürtlere verilen sözler tutulmazsa, Türkiye’nin en büyük Kürt kenti İstanbul öyle bir karışır ki, iktidar şaşırıp kalır ve artık dronları da işe yaramayacaktır.” tehditlerini savurmuştu.
Aynı M. Rubin daha önce, KKTC’yi tanıyacak ülkelere tehditler yağdırmıştı. Bu ABD’li Siyonist, FETÖ’nün 15 Temmuz kalkışmasını da 4 ay öncesinden fısıldayan insandı. Ve yine bu küstah Amerikalı CIA ajanı, 27 Aralık 2024’te, “Güvenli ülke olmadığı ve yakında çok karışacağı” gerekçesiyle ABD’li vatandaşların İstanbul’u terk etmelerini hatırlatmıştı. Ve yine aynı şahıs 13 Temmuz 2021’de sözde (Irak-Suriye-İran ve Türkiye’yi kapsayan) Federe Kürdistan’ın Türkiye tarafından engellenme çabalarının işe yaramayacağını açıklamıştı.
İsrail’de yayın yapan The Jerusalem Post “İsrail’in yeni komşusu Türkiye” başlıklı bir yazı yayınlayarak, “Esad’ın kaçışından sonra Türkiye’nin güdümünde bir Suriye ortaya çıktığını, yani Türkiye ile İsrail’in artık komşu olduklarını ve Erdoğan’ın cesur adımlarından kuşkulandıklarını ve hazırlıklı olmalarını” uyarmıştı. Bu tür yayınların, dolaylı olarak “Erdoğan’ı kahramanlaştırmak ve Suriye’nin İsrail lehine parçalanmasını kolaylaştırmak” için yapıldığını hâlâ anlamayan ahmaklar vardı.
Maalesef, AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nca tekrar devreye sokulan ve aslında Siyonist-emperyalist odaklarca hazırlanan ve başarıya ulaşırsa kesinlikle Türkiye’mizin parçalanmasına yol açacak olan Yeni Çözüm Süreci hıyaneti karşısında, başta CHP olmak üzere YRP-Gelecek-DEVA ve Saadet gibi bütün Muhalefet Partilerinin, DEM Parti İmralı heyetini muhatap alıp görüşmeleri ve olumlu mesajlar vermeleri de, artık hepsinin Siyonist baronlara piyonluk yapmaya hazır olduklarını açığa vurmaktaydı.
DEM Parti’den “Her yer Gazze olacak!” küstahlığı!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a, örgütü lağvetmesi koşuluyla, “Umut hakkı için başvurması ve TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşması” için çağrı yapmasının ardından başlayan sürecin yankıları sürerken, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Diyarbakır’da bir konuşma yapmıştı.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) tarafından Diyarbakır’da yapılan programda konuşan Tülay Hatimoğulları, Suriye’deki gelişmelerin tüm dünyayı etkilediğini belirterek, “Suriye’de rejim değiştikten sonra ne yazık ki bir demokrasi gelmedi; hatta beterin beterini yaşıyoruz şu anda. Başta Kuzey ve Doğu Suriye, Rojava toprakları, Türkiye imalatı olan Suriye Milli Ordusu ve onların beslemesi olan çeteler tarafından birçok operasyona maruz kalmaktadır. Şimdi, Kobani düştü düşecek diyenlerin iştahı bir kez daha kabarmıştır. Kobani’yi de düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama Kobani halkı IŞİD’in barbarlığına karşı geçmişte nasıl mücadele ettiyse şimdi de öyle dik durmaktadır. Kobani düşmedi, asla düşmeyecek, bu da onu düşürmek isteyenlere ders olsun. Suriye’de Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen operasyonların yanı sıra oradaki Alevilere, Hristiyanlara, Dürzilere çok ciddi katliamlar başlatılmıştır. Bütün dünyaya Diyarbakır’dan sesleniyoruz, oradaki katliamları durdurmak için derhal harekete geçilmesi lazımdır. Özellikle Rojava’da kurulan statünün resmiyete kavuşturulması için mücadelemizi daha yükseklere taşımalıyız… Biz biliyoruz ki, Suriye’deki tek çare olarak Kürt halkı başta olmak üzere orada yaşayan halkların temsiliyetini sağlamak üzere demokratik bir Suriye’nin inşası dışında başka bir seçenek kalmamıştır!..” ifadesini kullanmıştı. Yani, PKK’nın siyasi ayağı DEM Partisi’nin asıl amacının, Suriye (Rojava) Kürdistanı’na resmiyet kazandırılması olduğunu vurgulamış ve tüm Batılı güçleri desteğe çağırmıştı.
“Çok değerli Kürt halkı, biliyorsunuz, İmralı kapıları şimdilik açılmıştır. DEM Parti heyeti Öcalan’ı İmralı’da ziyarette bulunmuşlardır. Öcalan’ın heyetimize söylediği bir iki noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum. 7 maddelik açıklamayı yaptık onları hatırlayacaksınız. Şimdi, Sn. Öcalan şunu vurgulamıştır: ‘Suriye’deki gelişmeleri herkes yakinen takibe almalıdır!” Yani Suriye Kürdistanı için bastırılmalıdır!?
“Bu tarihsel kırılmada ya pozitif bir kırılma yaşanacak, barışı inşa etmeyi başaracağız veya negatif yönde kırılmalar yaşanacak ve her yer Gazze olacaktır. Asla rehavete kapılmayalım. ‘Nasılsa işler hal oluyor, barışa gidiyor’ deyip demokratik mücadelemizi zayıflatan bir duruma asla yanaşılmamalıdır! Bugün İmralı kapıları açıldıysa siz değerli halkımızın verdiği mücadele sayesinde başarılmıştır.” diyecek kadar küstahlaşan DEM Partili soytarılar, böylesine devlete meydan okuma cesaretini Devlet Bahçeli’den mi almaktalardı?
TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek için 28 Aralık 2024 saat 11.00 sıralarında İmralı adasına varmışlardı. Görüşmenin ardından Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan, yazılı bir açıklama yaparak Öcalan’ın mesajlarını kamuoyuna duyurmuşlardı.
…
MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..