• ÇAĞIN FATİHİ VE ÜSTÜN SİLAH TEKNOLOJİSİ

    ÇAĞIN FATİHİ VE ÜSTÜN SİLAH TEKNOLOJİSİ

    19 Temmuz 2011
    ERBAKAN KÜTÜPHANESİNDEN DÜNYANIN DEĞİŞİMİ VE ERBAKAN DEVRİMİ

     
    | Devamı

     

    ÇAĞIN FATİHİ VE

    ÜSTÜN SİLAH TEKNOLOJİSİ

    27 Mayıs 2006`da İstanbul Ali Sami Yen Stadı’nda muhteşem bir katılım ve coşkuyla kutlanan İstanbul`un Fetih Yıldönümü Şöleni’nden bir gün sonra: Grand Cevahir Kongre Sarayında ESAM tarafından düzenlenen ve İslam dünyasından yüzlerce devlet adamı ve ilim erbabının katılımıyla gerçekleşen "Müslüman Toplulukları ve sorumlulukları" konulu ilmi konferansta, çağımızın Fatihi:

    ·  İslam dünyasının ve insanlığın temel problemlerini ve sebeplerini

    ·  Kurtuluş çarelerini ve çözüm projelerini

    ·  Bunlarla ilgili yeni fikir önerilerini, fiili tatbikat örneklerini ve başarılı pratiklerini, çok akıcı bir dille ve çarpıcı misallerle anlattı.

     

    &1576;&1616;&1587;&1618;&1605;&1616; &1575;&1604;&1604;&1617;&1614;&1607;&1616; &1575;&1604;&1585;&1617;&1614;&1581;&1618;&1605;&1614;&1606;&1616; &1575;&1604;&1585;&1617;&1614;&1581;&1616;&1610;&1605;

    Bu tarihi toplantımızın bütün İslam ve insanlık alemine hayırlı olmasını diliyorum. Çok önemli ve talihli bir adımı atmak üzere burada toplandığımızı özellikle belirtmek istiyorum.

    İstanbul`un fethini, Nijerya’dan Endonezya`ya bütün dünyanın 500 yıl barış ve bereket, huzur ve hürriyet içinde yaşayacakları bir medeniyetin hâkimiyet başlangıcı saymaktayız.

    Bu konuşmamızda:

    1.                       Dünya olaylarının doğru tespiti ve teşhisi

    2.                       Bunların etkin tedavisi ve çözüm reçetesi

    3.                       Bu projelerin bizzat uygulamaya geçirilmesi üzerinde duracağız.

     

    Doğru bir tespit için "Hak" nedir, "Batıl" nedir? Bunların anlamını bilmemiz gerekir.

    Hak: Aklıselimin, tarihi tecrübelerin, ilmi gerçeklerin ve vicdani kanaatlerin ve dinin hayırlı ve yararlı dediği doğrulardır.    Batıl ise "Küfür tek Millettir" hakikatince tek ve aynı merkezden yönetilmektedir. Irkçı ve işgalci emperyalizm, yani siyonizm, batılın temsilcisi konumundadır.

    Kabala: Firavunlar döneminde hazırlanmış sihirler ve sırlı şeytani öğretiler kitabıdır.

    Siyonist liderler; Kabalaya dayanan 3 temel aşamaya şartlanmıştır:

    1-                      Dünyaya dağılmış bütün Yahudileri İsrail’e toplamak,

    2-                      Fas’tan Endonezya’ya, 28 ülkeyi kontrolüne alıp kurulması amaçlanan Büyük İsrail’in güvenliğini sağlamak.

    3-                      “Bizim Mesihimiz (Hz. İsa değil) yeryüzüne gelip, Mescidi Aksa yerine kurduğumuz Süleyman mabedini açacak” umuduyla siyonizmin dünya hakimiyetine zemin hazırlamak.

    Bu sene 5765. sene-i devriyesini kutladılar. Bu Kabala’nın yazılış tarihidir.

    Bu gayri insani hedefleri için:

    1.                       Faizci kapitalist sistemi kurup insanlığı sömürdüler.

    2.                       Doların üzerindeki Masonik Piramitte gösterilen 13 kademeli şeytan şebekesini kurup yürüttüler.

    3.                       Kendi ırklarından olmayanları, kendi hizmetlerinde kullanmak üzere masonluğu yaygınlaştırıp yerleştirdiler.

    Siyonist Briezinski`nin "Biz 5765 yıllık tarihimizin en güçlü noktasındayız. Tek süper güç kalan ABD`yi emrimize almışız. Ama bu yetmez. Çin, Rusya ve Japonya’nın, İslam dünyasına yanaşmasına mutlaka engel olmalıyız" sözleri bu amaca yöneliktir.

    Rusya ve kominizm çöktükten sonra NATO`ya düşman olarak İslamın seçilmesi bu sinsi ideolojinin bir gereğidir. Darwin`in safsatasıyla, "maymunlar diğer canavarlarla nasıl savaşacağını düşünerek daha zeki olmuştur" düşüncesini düstur edinmişlerdir.

    Yani savaşmayı ve saldırmayı, akıllı ve başarılı olmanın kaçınılmaz şartı olarak görmüşlerdir.

    Siyonizm, zaten dejenere ettikleri Hıristiyanlığa değil, kendi sömürme ve sindirme düzenlerine engel gördükleri ve insanlığa umut ve ışık kaynağı olacağını bildikleri İslama düşmandır.

    Tarihi Haçlı seferleri "Hz. İsa`nın gelmesine zemin hazırlamak Hıristiyanların kutsal amacıdır” diye Avrupayı kışkırtan ve kullanan siyonistlerin bir planıdır.

    Her türlü köleliği ve kötülüğü reddeden İslamı körletmek en önemli ve tehli uğraşlarıdır.

    Dünya siyonizmi: 1990`da siyonizm tüm dünya hâkimiyetini gerçekleştirmek amacıyla, İslamı yok etme ve güdükleştirme kararını almıştır.

    Makovski yahudisinin "bizler artık tamam özlenen dünya hâkimiyetini kuracağız derken, arabamızın tekerine bir takoz çıktı: Refah Partisi... Bu nedenle 28 Şubat sürecine ihtiyacımız vardı" sözleri, Milli Görüş’ün önemini ve mahiyetini ortaya koymaktadır. Artık konuşmamın en önemli kısmına geliyorum.

    Şimdi onlar İslamı yok etme kararı alırken, peki biz İslam alemi ne yaptık? Hangi tarihi ve talihli adımları attık? Hangi etkili kararları aldık?

    Böyle toplanıp, tartışıp bildiri yayınlayıp dağılmakla ve zalimleri kınamakla bir yere varılmaz.

    İşte şimdi biz de buradan bir karar alıyoruz. Ve artık Sultan Fatih gibi harekete geçiyoruz:

    Hayır, yeryüzü bu zulüm ve zilletten mutlaka kurtulacak Adil Bir Düzen ve Yeni Bir Dünya kurulacak.. diye ilan ediyoruz… Büyük olayların, küçük atılımlarla başladığını, görkemli ağaçların, küçücük tohumlardan doğacağını biliyoruz…

    Evet, ama biz, hiç kimseye hakaret yapmayı ve temel insan haklarından mahrum bırakmayı düşünmüyoruz. Beni İsrail`e de haklarını vermeye geliyoruz.

    Çünkü biz bütün alemlere rahmet olan Hz. Peygamberi takip ediyoruz.

    Elbette bütün bu temenni ve tespitlere katılıyor ve inşallah gerçekleşir diye içinizden geçiriyorsunuz... Ancak... Bu o kadar kolay değil, oyun oynamıyoruz...

    İnsanın yüz derisini soyarsanız adale, sinir ve kemikler sırıtıyor... Yani insan vücudunun bir anatomisi vardır.

    Bir dünya haritasındaki boyalı görüntüleri de sıyırıp arkasına bakarsanız, her ülkeye ve kurumlarına siyonistlerin hakim olduğu anlaşılacaktır.

    Faizi yasaklamış Müslüman memleketler dahil hangi ülkede ve her ne almaya kalkarsanız, mutlaka siyonist sermayeye rüşvet ve haraç ödemek zorundayız. Kendi elimizle Filistinlilerin, Iraklı mazlum müminlerin katledilmesi için silah ve mermi parası ödediğimizin farkında mıyız?

    Unutmayın; siyonist ve kapitalist yahudilerden ve kabalist kâhinlerden oluşan dünyayı 300`ler Meclisi’nin yönettiğini bilmeden hiçbir yere varamayız.. Bunların başkanının Rockefeller, İngiltere temsilcisi nin Rotchildiler olduğunu hatırlayınız

    Her ülkede demokrasi demagojisiyle kendi uşaklarını iktidara getirip bize siz seçtiniz diye yutturuyorlar.

    Bütün dünya bir Yahudi hapishanesidir... Biz bu zindandan nasıl kurtulacağız? Düşmanı ve siyonist şeytanın saltanatını tanımadan ondan kurtuluş için yapılan bütün gayretler, onlara hizmetten başka sonuç vermiyor.

    II. Dünya Harbi, kendi canavarları olan Hitler’den kurtulmak için çıkarıldı.

    Irak harbi yine kendi adamları olan Saddam’ı devre dışı bırakmak için yapıldı.

     

    Zaten şeytanın başlıca tuzakları ve metotları şunlardır:

    1.                      Terör, savaş, silah taktikleri

    2.                      Fikir kirlenmesi (çağdaşlık, küresellik), hoş görmeklik, boş vermeklik felsefesi

    3.                      İfsat müesseseleri: BM, NATO, IMF, Dünya Bankası gibi barış ve kalkınma kılıflı kurumları, şerli maksatlar için suiistimal edilmesi

    4.                      İşbirlikçi hainleri: (Kiralık iktidarları) Marazlı medyalar ve Karunlaşmış iş adamları eliyle sömürü ve zulüm düzenlerini yürütmesi

    İşte: Irak`ı işgal ve her tarafı ifsat eden Amerikan askerlerinin başarısı ve sağ salim amaçlarına ulaşması için dua eden şaşkın başbakanlar

    İşte: "İnsanlık gemisinin kaptanlığına Amerika layık ve müstahaktır, açıklaması yapacak derecede şuursuzlaşan ve Hakt’an uzaklaşan Hocalar.

    İşte: "Benim şahsi servetim artsın, isterse Türkiye batsın" diyecek kadar vicdansızlaşan ve içinde bulunduğumuz gemi batarsa, kendilerinin de boğulacağını unutan iş adamları..

     

    Peki, bunlara karşı tedbirlerimiz ne olmalıdır?

    1.                      Siyasi irade birliği ve milli iktidarların işbaşına getirilmesi. (D-8`ler dinamik ve enerjik çalışma için bir çekirdektir.)

    2.                       Bütün ezilen ülkelerin ve milletlerin (Rusya, Çin, Brezilya, Hindistan) kenetlenmesi.. Adil Bir Düzen’e geçilmesi ve tüm mazlumların sahiplenmesi... (Sonra, insanlara İslamın tebliğ edilmesi. Doğru inancın ve güzel ahlakın öğretilmesi gelir.)

    İkinci Yalta Konferansı’nı yapacağız. Siyonistlerin bu günkü haksız ve ahlaksız dünya düzenini ortadan kaldıracağız. Ancak, bunun gerçekleşmesi için müeyyideniz olması lazım. Çünkü batı laftan anlamaz. Sadece güçten anlar..

    G8’lerle D-8’ler ve Rusya, Çin, Japonya, Güney Amerika bir masanın etrafında toplanıp yeniden konuşup kararlaştıracağız ki:

    ·  Savaş değil, Barış

    ·  Çatışma değil, Diyalog

    ·  Çifte standart değil, Adalet

    ·  Üstünlük değil, Eşitlik

    ·  Sömürü değil, İşbirliği

    ·  Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi

    İyi de, peki bunlar hangi müeyyide ile yapılacak?.. Hiç arzu etmeyiz ama maalesef ilk kıvılcım İran’dan çıkacak… Ve bu siyonist saldırı, şeytanın saltanatının yıkılmasıyla sonuçlanacak. Ardından biz kendi ülkelerimizdeki önemli ve hayati kurumları asli amacına göre düzenleyeceğiz... İşte bizde MGK var. Devlete yön vermesi gereken yüksek bir kurum. Ama başörtüsü gibi suni gündemlerle uğraşıyor.

    Önce “Yüksek Bağımsızlık Kurulu” oluşturacağız. Bunun altındaki beş kurum kendi sahasında çalışacak.

    Milli Görüş beyin, Adil Düzen kalptir. Bu kavram sadece bir ülkeye mahsus değildir.

    1.                      Siyasi bağımsızlık komisyonu

    2.                      Ekonomik bağımsızlık komisyonu (Paramızı hangi bankaya koyacağız. Hangi yatırım ve üretimi nereye ve kiminle yapacağız)

    3.                      Teknolojik başarı ve bağımsızlık komisyonu (Müeyyide böyle sağlanır) Onların bütün silah ve saldırı imkânlarını etkisiz bırakacağız

    4.                      Kültürel bağımsızlık komisyonu

    5.                      Kadın ve ailenin korunması komisyonu (Bütün ülkelerdeki bu komisyonlar iletişim ve işbirliği içinde görevlerini yapacak)

    Batıdan vahşet çıkar, medeniyet çıkmaz. Medeniyet ancak İslamdan doğar. Bir medeniyetin oluşması için:

    a-                      Allah inancı (Batılın teslis (üçleme), bizimki Tevhid’dir)

    b-                      İnsana bakışı (onlara göre insan günahkâr doğmuş, bizde eşrefi mahlûktur)

    c-                      Tabiata yaklaşımı (Onlar biz dünyanın sahibiyiz diyor, tahrip ediyor, biz ise emanetçisi olduğumuza inanıp doğayı koruyoruz). Firavunluk ve Nemrutluk, işte bu sahiplik iddiasının sonuçlarıdır.

    Batılılar:

    ·  Allaha inanırken; aklınızı

    ·  İnsana bakarken; ahlakınızı

    ·  Tabiata yaklaşırken; vicdanınızı bırakacaksınız diyorlar.

    Biz, 60 sene önce Almanya’daki profesörlere, bütün bunları konuşup anlatıyorduk. Bir gün onlara: Biz Müslümanlar sizden, rakamlar, eşari (onluk) sistemi ve ilmin temelleri için birer kuruş patent hakkı istesek, siz fanilanızı verseniz, yine ödeyemezsiniz” demiştik.

    Evet, siyonizm laftan anlamaz müeyyide uygulayacağız.

    ·  Ekonomik müeyyide (Boykot yapıp mallarını almayacağız, onlara da stratejik ham maddelerimizi satmayacağız)

    ·  Teknolojik müeyyide: Bir ABD uçak gemisinden atılan bir füze 4 bin km.den sadece 4 metre saparak hedefini vuruyor… “E bizde bunlardan yapalım” derseniz onlar sizden 10 misli daha fazlasını hazırlar?

    Bunun için “teknoloji Allahın biz Müslümanlara bir lütfudur” onların füzelerini geri çevirip, kendi üzerlerine yönlendirecek teknolojiler hazırlanıyor. Sürtünme ve özel etkilenme sonucu kendi enerjisini üreten ve uzaktan kumanda ile yönlendirilen birkaç ince tel yumağını uçaklara gönderip imha edecek sistemler geliştiriliyor.

    İşte İran, uranyum zenginleştirdim diyor, iyi güzel, ama bu gelişme onlarınkine göre henüz hiç bir şey ifade etmiyor… “Biz de uçak gemisi yapalım, biz de atom füzesi yapalım” derseniz, siz bunları hazırlamaya uğraşırken, dış güçler on katını hazırlıyor… Öyle ise emperyalist ve siyonist ülkelerin yıllardır üzerinde çalıştığı ve hazırladığı bütün silah sistemlerini ve teknolojilerini etkisiz ve geçersiz kılacak, hem de çok daha ucuza mal olacak yeni ve üstün teknolojiler gerekiyor..

    Bu komisyonlar, öğleden sonra ve yarın, işte kendi sahalarındaki sorunların nedenleri ve çareleriyle ilgili ciddi ve ilmi raporlar hazırlayacak… Buraya Cuma sohbetleri konuşmaya gelmedik… İlgisiz şeyler konuşmayacağız, inşaata taş koyacağız...

    Şimdiye kadar İslam ülkeleri ve hizmet hareketleri kimisi kapı pencere, kimisi beton dökme, kimi bilmem ne hazırladı. Hepsi sözde İslam sarayı için hazırlık yapıyor. Ama hiç birisinin emeği ve üretimi bu yapının ihtiyacına cevap vermiyor. Çünkü ölçüleri ve standartları birbirini tutmuyor.

    Önce bu yeni sarayın projesini hazırlayıp, o plana uygun malzeme üreteceğiz.

    Pilotsuz uçaklar:

    Baykar Makine Sanayi Ve Teknoloji Araştırma Şirketi’nin ürettiği pilotsuz uçaklar uzaktan kumanda ile uçurulmuş ve istenilen hedefe ulaştırılmıştır.

    Simülatör sistemiyle, bu uçakların kendisine zarar vermeden çok çeşitli denemeler rahatlıkla yapılmıştır.

    Bütün bunlarda seri imalat safhasına gelinmiş durumdadır.

    Her türlü silah ve teknolojik araç ve gereçler üretilip savunma ihtiyaçlarımız için hazırlanmıştır.

    Bütün bu özgün başarı ve birikimler, şanlı Ordumuzun hizmetine sunulmuş bulunmaktadır.

    a-                      Pilotsuz uçakların ve her türlü bilgisayarlı araç gereçlerin

    b-                      Duvardan, kapıdan, mayınlı ortamdan, tel örgülü ve elektrikli mânialardan aşan ve hedefine ulaşıp görevini yapan yürüyen teknolojik böceklerin

    c-                      Ulusal ve uluslar arası her türlü stratejik konuşma ve yazışmaları dinleyecek ve değerlendirecek, ama kendisi asla çözülmeyecek son sistem iletişim aletlerinin

    d-                      Bilgisayar sistemlerini, teknolojik projeleri, hıyanet ve saldırı girişimlerini, çok özel ve gizli casusluk şebekelerini takip ve tahrip edici, sentetik ilaç kapsülleri benzeri, uzaktan kumandalı ve fark edilmesi imkânsız; bir nevi “suni cin” modellerinin

    e-                      Tasarım ve proje başlangıçlarını

    f-                        Model ve deneme safhalarını

    g-                      Seri üretim ve geliştirme aşamalarını

    Gerçek ve örnek video çekimleriyle gösteren tanıtım filmi, hayret ve hayranlık uyandırmış ve:

    “Ahir zamanda ve Hz. Mehdi’nin Deccal’a karşı kutlu savaşında ‘barut ateş almayacak, silahlar patlamayacak’ mealinde müjdelenen haberlerin nasıl hakikat olacağı böylece ispatlanmıştır.

     

    Bu Haber 4309 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS