• TÜRKİYE'NİN BEŞ BÜYÜK BELASI VE TEK ÇIKIŞ KAPISI

    TÜRKİYE'NİN BEŞ BÜYÜK BELASI VE TEK ÇIKIŞ KAPISI

    28 Eylül 2016

     
    | Devamı
     



    TÜRKİYE'NİN BEŞ BÜYÜK BELASI VE TEK ÇIKIŞ KAPISI

    Türkiye'miz; dağılma ve parçalanma tehlikesinden kıl payı sıyrıldığı ve halâ FETÖ kılıflı CIA (Amerikan Yahudi odakları) tehdidinin tamamen geçmiş sayılmadığı çok kritik ve talihsiz bir dönemeci yaşamaktadır. Artık Türkiye, ya yerli, cesaretli ve haysiyetli bir kararla ve ortak akılla, bir milli mutabakat ve tarihi restorasyon sürecini başlatacak, yani Milli Çözüm projelerini uygulamaya koyacak veya çok daha tehlikeli badirelere ve darbelere maruz kalacaktır. Bilge insan ve lider Müslüman Rahmetli Erbakan Hocamızın ifadesiyle: Doğru tespit ve teşhis olmadan uygun bir tedavi ve telafi imkânsızdır! Yani her şeyden önce hastalığın teşhisini doğru koymak, tedavinin ilk şartı ve en önemli adımıdır.

    Allah'ın inayet ve hidayetiyle 68 yılına 68 kitap sığdırmış; İSLAM, İZ’AN (akıl) ve VİCDAN miyarıyla, Cenabı Hakk'ın rızası ve halkın rahatı hatırına en sıkıntılı ortamlarda bile hakikati haykırmış ve hamdolsun hep haklı çıkmış bir Kur'an tercümanı olarak, tekrar ve ısrarla hatırlatmak ihtiyacı duymaktayım ki;

    Aziz milletimiz ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz için beş sinsi tehlike vardır; bu marazlı ve garazlı zihniyetlerin etkinliği kırılmadıkça ve özellikle buralara sızan Sabataist ve Masonlar ayıklanmadıkça ülkemiz asla huzura kavuşamayacaktır:

    1- 40 yıl öncesinden farkına vardığımız, ilgili ve yetkilileri defalarca uyardığımız, haklarında tam dört tane hacimli ve belgeli kitap çıkardığımız (1- Cumhuriyet Türkiye'sinde Nifak Hareketleri 2- Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık 3- Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı ve Erbakan'ın Farkı, 4- Türkiye Kuşatılırken Kuklaların Kapışması) ve; Muhterem(!) Hocaefendi Hazretlerine haksızlık ve hakaret gerekçesiyle AKP kurmayları ve kiralık FETOŞ militanlarınca akıl almaz isnat ve iftiralara maruz bırakıldığımız ve “Ergenekon'un Dinci Kanadı!” ithamıyla içeri alınıp linç kampanyasına uğratıldığımız FETÖ Terör şebekesi elbette en önemli ve öncelikli tehdit konumundadır ve bu sinsi Siyonist tehlike halâ devam ediyor durumdadır.

    2- Artık farkına varmamız ve kurtulmamız gereken ikinci sorunun, şu AKP zihniyeti olduğu unutulmamalıdır. A) Erbakan'ı ve Milli Görüş - Adil Düzen programlarını devre dışı bırakıp, Hak davaya hıyanet, B) Zahirde karşıymış gibi görünerek, gerçekte İsrail'in Siyonist hedeflerine destek, C) İslam Dinini yozlaştırıp-ılımlaştırıp Haçlı heveslerine hizmet karşılığı bir dış proje olarak bunların iktidara taşındıkları, kendi yandaş yalakaları Abdurrahman Dilipak gibilerin itirafıdır. Şimdi İkbal ve iktidar hesabıyla çatışan Cemaat ile bu Hükümetin; bazen kol kola koyun koyuna, bazen zıtlaşıp karşı karşıya olmalarına fazla takılmamalıdır. Çünkü her ikisinin de perde arkası patronları aynı odaklardır. Bu son gâvurca darbe girişiminin asıl hedefi ise Sn. Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarından çok öte, Aziz vatanımızdır ve TSK’dır.

    AKP’li vekiller Aydınlık’ta yazacaktı!

    Vatan Partisi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası düzenlenen mitinglere katılmış, AKP il teşkilatlarına 'destek' ziyaretlerinde bulunmuşlardı. Ayrıca Aydınlık gazetesinin 12 Ağustos tarihinde yayımlanacak "FETÖ özel eki"nde AKP'den üst düzey iki isim de yazacaktı. Vatan Partisi'nin yayın organı Aydınlık'ın 12 Ağustos tarihinde yayımlanacak "FETÖ özel eki"nde AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan ve AKP'li TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop da 'konuk' olarak yer alacaktı. Bir zaman Ulusal Kanalda birkaç programa katılıp Milli Görüş davasını ve İslam hakikatini anlatan Ahmet Akgül’e “O televizyona çıkılır mı?” diye sataşan AKP’liler şimdi Doğu Perinçek’le koyun koyunaydı!

    3- Ülkemiz ve Devletimiz için üçüncü tehdit ve tehlike, elbette şu İsrail uşağı ve ABD kuklası, terör ve tedhiş belası olan PKK’dır. Bu hıyanet ve cinayet güruhuyla uzlaşıp barışma hayaline kapılmak, bunlara bazı demokratik ve sosyolojik artı imkân ve fırsatlar sağlanırsa rahat duracakları ve ortamın durulacağı kanaatini taşımak ahmaklıktır ve toplumu aldatmaktır. Bunların sivil ve siyasi temsilcileri ve ABD-İsrail takipçileri olan BDP'nin yularının bu denli uzatılması bile affedilmeyecek, hatta ileride telafi edilmeyecek bir hatadır. Çünkü hem İslami kurallara hem evrensel hukuka göre; din merkezli, kavim (etnik köken) eksenli, bölge ve yöre hedefli parti kurmak yanlıştır ve bölücülüğe kapı açmaktır.

    4- Milli birlik ve dirliğimiz ve güvenli geleceğimiz için dördüncü engel; Din düşmanlığına ve İslam karşıtlığına Masonik Kemalizm kılıfı geçiren, gerçekte komünist ve faşist amaçlarını gizlemek için Atatürkçülüğü istismar eden bazı ulusalcı ve solcu takımıdır. Şeytanların ve düşmanların bile itiraz edemeyeceği gerçek şudur ki; bu milletin birleştirici mayası, bu devletin ve cumhuriyetin manevi dayanağı İSLAM'dır. Bu nedenle İslam karşıtlığı ve İslami duyarlılığı olan kesimlere ve girişimlere “gericilik-Dincilik” diye saldırılması; aslında Devlet, millet ve memleket düşmanlığının bir yansımasıdır.

    5- Elbette ve maalesef Türkiye'mizde çok derin ve ciddi bir din istismarı da yapılmakta ve İslam'ın özü yozlaştırılıp, ruhsuz-şuursuz, şekilci, taklitçi, basmakalıpçı ve Masonik odakların kuklası bir İslamcılık anlayışının yaygınlaştığı da acı bir vakıadır.

    Kendisi de yalama birisi olan Mustafa İslamoğlu’nun, kamuda FET֒nün yerini çok daha tehlikeli bir yapının almak üzere olduğunu ileri sürerek “Engel olunmazsa bunlar FET֒yü mumla aratır” şeklindeki tespitleri maalesef haklıydı. Mustafa İslamoğlu katıldığı CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında bu acı ve çarpıcı iddialarda bulunurken, kendi sinsi amacını ve kirli ayarını da gizleme çabasındaydı. Kendini dini cemaat lideri olarak tanıtan FETÖ lideri Fetullah Gülen’in ve FET֒cülerin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası durumu hakkında değerlendirmelerde bulunurken; ''bunlar tanrıya benzemek istiyor'' diyen bu ayarı malum kişi Türkiye’deki diğer cemaatlerle ilgili de bazı açıklamalar yapmıştı. İslamoğlu kamuda FET֒nün yerinin çok daha tehlikeli bir yapı tarafından doldurulmak istendiğini hatırlatıp; “Engel olunmazsa bunlar FET֒yü mumla aratır” uyarısında bulunmuşlardı. O bu fırsatla kendisini aklama ve muhatap alınıp ganimete konma ve reklam olma peşinde koşsa da; evet din istismarıyla yaygınlaşan, şekilci ve taklitçi tavırlarıyla öne çıkan, tarikat ve takva perdesi altında kılık kıyafet yobazlığını yaygınlaştıran ve iktidar katında da saygınlık kazanan bütün yapılanmalara karşı elbette tedbirli ve dikkatli olunmalıydı. Ve özellikle Adil bir Düzen kurulmadan bu tür tehdit ve tehlikelerden kurtulamayacağımız da unutulmamalıydı!

    İşte bu tehdit ve tehlikeleri atlatmak, hep birlikte kutlu ve mutlu bir geleceği kurgulamak ve ulaşmak için; artık Milli Görüşçümüzden felsefi düşünürlerimize… Samimi Atatürkçümüzden seviyeli milliyetçimize… Gerçekçi müminlerimizden gayretli laik düşüncelilerimize… İnsaf ehli Sosyalistlerimizden itidal ve istikamet sahibi tasavvuf müntesiplerimize… Askerimizden sivilimize, zenginimizden fakirimize… Kısaca farklı köken ve kültürden herkesin ve her kesimin, “Ben”cil değil “Biz”cil bir yaklaşımla tarihi ve talihli bir ittifak, yani milli mutabakat oluşturması, kutuplaşmayı bırakıp kucaklaşması, ve tabi Mason ve Sabataist hainlerin tasallutundan kurtulması kaçınılmazdır!

    Fetullah Gülen'in Ahlak Ayarı ve Sapkın Kafa Yapısı!

    Bir hareketin mensupları, özellikle dini kimlikli Cemaat ve tarikatların bağlıları, büyük ölçüde peşine takıldıkları şahısların ahlak ve anlayışını taşımaktadır. Öyle ise kendi Milletinin Meclisini, Polis Merkezini, sivil ve silahsız halk direnişlerini alçakça ve acımasızca bombalayıp kurşun sıkmaktan sakınmayan, yıllar boyu Ordu, Yargı ve Emniyet gibi stratejik kurumlarda inançlarının tam aksine ve münafıkça davranmayı başaran, sinsi ve nefsi hedef ve hesapları uğruna her türlü hıyanet ve hakareti mubah sayan bu çağdaş "HAŞHAŞİ"lerin elebaşları olan "Beklenen Mehdi, özlenen MESİH, gözlenen dünya lideri" sanılıp saplanılan çağdaş Bel'am ve Hasan Sabbah Fetullah Gülen'in aslını, ahlakını ve psikolojik yapısını bilmeden, bunca tahribatların nasıl ve niçin yapıldığını anlamak imkânsızdır.

    Baba tarafı Ahlat'tan (Bitlis'e bağlı) gelip Erzurum'a yerleşmiş olsa da ana tarafı Edirne Yahudi dönmelerinden olduğunu saptadığımız ve tamamlayamadığı Kur'an kursu ve özel medrese yıllarında bile bazı sapkın tavırları yüzünden dışlandığını yakinen tanıyan hocaları ve arkadaşlarınca kötü gözle bakıldığını daha önce defalarca yazıp anlattığımız Fetullah Gülen; Kırklareli'nde bir tuvaletçiyle yaşadığı sapık ve çarpık ilişkinin sonucu bu çirkin rezaleti belgeleyip yazan gazeteci Haydar Meriç ile ağzını tutamayıp kendisiyle kirli ve gizli ilişkilere girdiğini anlatan o tuvaletçiyi öldürtecek kadar düşük ve korkunç bir ruh hastasıdır.

    Merhum Gazeteci Haydar Meriç kılı kırk yarmış Kırklareli'ndeki Hızırbey Camisi'nin tuvaletçisini bulup onunla konuşmuşlar, bu rezil ilişkiyi de belgeleyip yazmışlardı. Ağzı gevşek tuvaletçi bunu 1966'da da konuşmuş olmalı ki Fetullah Gülen Kırklareli'nden erken ayrılmak zorunda kalmıştı ve bir yılın ardından İzmir Kestane Pazarı Camisi'ne atanmıştı. Ama yıllar sonra bu gerçeği ortaya çıkaran gazeteci Meriç öldürülüp denize atılmıştı. Bu iddiaları kanıtlayan ses kaydının elinde olduğu konuşulmaktaydı. Sonradan zaten o tuvaletçiyi de boğdurtmuşlardı. Haydar Meriç'in cesedi, 2011 seçimlerinden 20 gün sonra Düzce Akçakoca sahilinde çıkmıştı. Balıkçılar cesedi, geçmişte Hizbullah'ın kullandığı 'domuz bağı'yla bağlanmış şekilde bulmuşlardı. FETÖ'cü savcı ise cinayetin soruşturmasını hiç alakasız bir konuyla, tarihi eser kaçakçılığı başlığı altında yürütmüş ve kapatmıştı.

    Biz tam on beş yıl önce Elazığ Belediyesine ait Hazar Gölü yazlık kampında, bu şahsın böylesine bayağı ve aşağı fıtratını ve İslam'ı yozlaştırma ve Devleti laçkalaştırma faaliyetlerinin Siyonist odaklarca kışkırtılıp kullanıldığını, canlı şahitlere ve açık belgelere dayanarak anlatıp uyardığımızda, şu anda AKP Kurmaylarından olan ve FETÖ'ye küfürler yağdıran ucuz ve uyuz kahramanlar, haddimi aşıp Muhterem Hoca Efendi Hz.lerine dil uzatıyorum diye bana hücum ettiklerini de herhâlde hatırlayacaklardır. Şimdi bu acı ve aşağılatıcı gerçekleri kendi yandaş yazarlarından okusunlardı.[1]

    Bunca hıyanet ve rezaleti işledikten sonra şimdi hezimete uğrayıp tükendiğini ve ABD'nin de kirli bir peçete gibi kendisini harcayıvereceğini anlayınca, değil İslamiyet'i, zerre insaniyeti bile bulunan hiç kimseye yakışmayacak bir yılışıklıkla: "Ben Batının adamıyım (yani Siyonist Haçlı dünyasının hizmetkârıyım), ne olur beni Türkiye'ye geri yollamayın!" şeklinde yalvaran ve alçalan Fetullah Gülen işte böyle bir calkazandı!

    Fetullah Gülen sinsi, ama etkin ve tehlikeli bir MAŞA'ydı, bizim asıl düşmanımız Amerika ve Siyonist Yahudi odaklardı!

    Türkiye, bu hain ve zalim şahsın iadesini isteyince, sıkışan ABD'nin; bu sefer Rıza Sarraf üzerinden; Sn. Cumhurbaşkanı'nın, yakınlarının, bazı bakanların ve üst düzey bürokratların da karıştıkları ve açığa çıkınca birbirlerini suçlamaya başlayacakları YOLSUZLUK ve VURGUN dosyalarını belgeleriyle piyasaya sürmeye hazırlandığı duyumları alınmıştı. Bu açıkça bir şantajdı ve AKP iktidarı ve kurmayları da bunu asla göze alamazdı. Bu nedenle Fetullah Gülen'in iadesi kabul edilse bile, Türkiye'ye varmadan kalp krizinden öleceği veya aklını yitirip ifade veremeyeceği şartların oluşturulacağı konuşulmaktaydı. Bu sonuç hem Amerika'nın hem de AKP iktidarının işini kolaylaştırırdı; çünkü Fetullah Gülen'in doğru açıklamaları ABD'nin de, işbirlikçilerin de kirli irtibat ve ittifaklarını ortaya koyacaktı..

    Lütfen Milli Çözüm dergimizde ve özellikle sahte Ergenekon sürecinde, E. Askeri Savcı Ahmet Zeki Üçok'la ilgili yazdıklarımıza; Ordu, Emniyet ve Yargı içindeki çeteleşmeye dikkat çektiği için FETÖ'cülerce hedef alındığına dair yorumlarımıza bir bakın; daha o günlerde uyardıklarımız bugün aynen çıkmış bulunmaktadır. Şimdi Ahmet Zeki Üçok'un Ahmet Hakan'ın programında, bu soysuz ve sorumsuz darbe girişiminden 20 gün önce, AKP Milletvekili Şamil Tayyar'a gidip, Cumhurbaşkanına ve diğer ilgili makamlara ulaştırılmak dileği ile: Sn. Erdoğan'ın başyaverinin, Genelkurmay'daki önemli ve stratejik bazı rütbeli görevlilerin nasıl FETÖ şebekesinin elemanları olduğunu ve acilen çok ciddi önlemler alınması lüzumunu; buna rağmen maalesef hiçbir ciddi ve gerçekçi tedbire başvurulmadığı durumunu açıklayan sözlerini duyunca: "…Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (Şimdi) İçimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından (ve yapmaları gerektiği halde yapmadıklarından) dolayı bizi helak mi edeceksin?..." (Araf: 155 ayeti içinde) duasını sıkça tekrarlamak gerektiğinin farkına varmıştık.

    Türkiye daha fazla dağılmadan toparlanmalı ve yeni bir Mutabakatla Milli Çözüm Restorasyonuna sahip çıkılmalıdır!

    Çünkü FETÖ kılıflı CIA elemanları hemen bütün kurumlarımıza yuvalanmış ve devlet derin bir yara almıştır. Stratejik birçok kurumda ağır travma yaşanmaktadır. FETÖ şebekesi, PKK terör örgütünden ve IŞİD çetesinden daha büyük ve köklü tahribatlar yapmıştır. En çok Ordu'ya sızılmış, kılcal damarlar tıkanılmış, sonunda maalesef 123 general tutuklanmış, albaylar, yarbaylar, binbaşılar dâhil 9 bin asker gözaltına alınmıştır. Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları teslim alınan ve rehin tutulan Kahraman TSK'mızın öncelikle ve ivedilikle sağlam moral ve motivasyon şartlarına ulaştırılması şarttır. Polis ve Emniyet teşkilatımız da kuşatılmıştır, sıkıntılıdır. 300'ü rütbeli 1500’e yakın polis gözaltındadır. Artık herkes birbirine şüpheyle bakmaktadır. Hepsinden beteri Yargı'mız resmen ve fiilen iflas noktasına taşınmıştır. 1580 hâkim ve savcı gözaltındadır. Bu sadece paralelcilere yönelik ilk operasyon sanılmamalıdır. Yargı itibarı sıfırlanmıştır. Hâkim ve savcılarda moral kalmamıştır. Maalesef eğitim sistemi ve müesseseleri de temelinden sarsılmıştır 13 üniversite kapatılmış yüzlerce öğretim üyesi gözaltına alınmıştır. 900'den fazla Öğretim Kurumu'na el konulmuş ve kapatılmıştır. 30 bine yakın öğretmen açığa alınmıştır. Bizim 15 yıldır “CIA-MAAT” dediğimiz FETÖ ajanları sağlıkta da örgütlenip yuvalanmış, bürokraside, iş aleminde ve diplomaside kilit noktalara oturmuşlardır.

    Sadece ve yalnız milli vicdan ve yerli-insani iz'an ayakta kalmıştır ki, bunun da kaynağı ve asli dayanağı İSLAM’dır; manevi ve tarihi mirasımızdan doğan psikolojik ve sosyolojik heyecandır. Ve tabii Milli Savunma ve TSK'ya sahip çıkma konusundaki duyarlılığına rağmen 28 Şubat'ta Amerika kışkırtmasıyla Erbakan'a sataşan ve küstahlaşan asker ve sivil herkesin de artık gerçeği anlaması ve kendini toparlaması zamanıdır!

    CIA, FETÖ'cü hainlere para yağdırmış, Türkiye'deki darbeyi Yahudi asıllı bir general tezgâhlamıştır!

    Hain darbe girişimi İncirlik’teki merkezde TSK’nın bütün subaylarını fişleten Amerikalı ve Yahudi asıllı John F. Campbell ayarlamış, kanlı isyanın organizatörlüğünü yapmıştır. Kirli Dolarlar ise Nijerya bankası kanalıyla ulaştırılıp FETÖ militanlarına dağıtılmıştır. İncirlik’teki merkezde TSK’nın bütün subaylarını fişleten ABD’li John F. Campbell'in 15 Temmuz darbe girişimini planlayıp yönlendirdiği; dahası kanlı kalkışmayı organize ettiği ortaya çıkmıştır. Darbe girişimi öncesi 2 kez gizlice Türkiye'yi ziyaret eden General John F. Campbell'ın hem Erzurum'da hem de Adana'daki İncirlik Üssü'nde sır görüşmeler gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Önemli bir askeri kaynağa göre, ordu içerisinde görev yapan tüm subay kadrosunun eğilimleri konusunda hazırlık sürecini yöneten isim yine ABD'li General Campbell olmaktadır. 2014 yılından bu yana Afganistan'da konuşlu Uluslararası Destek Gücü'nün (ISAF) komutanlığını yürüten ve geçtiğimiz Mayıs ayında emekli olan Yahudi asıllı Campbell'ın, darbenin başarılı olması halinde en kısa sürede yeniden Türkiye'ye gelme konusunda cuntacı isimlerle mutabık kaldığı saptanmıştır.

    CIA FET֒cü hainlere para akıtmıştır!

    İki ay önce emekli olan ISAF Komutanı General John F. Campbell'ın darbeye destek amacıyla Nijerya'da bulunan UBA Bank şubesinden CIA aracılığı ile ciddi para akışı sağladığı ayrıca, darbeye kadar olan süreçte kullanılan haberleşme kanallarına dair de önemli bilgiler aktardığı belirlenmiş durumdadır. 15 Temmuz'a giden süreçte Nijerya merkezli United Bank of Africa (UBA), 6 aylık para trafiğinin üssü olarak kullanılmıştır. Nijerya'dan Türkiye'ye para transferi, CIA tarafından oluşturulan bir ekip tarafından yapılmıştır. Cuntacıları darbeye ikna sürecinde yüklü miktarda Dolar dağıtılmış; Türkiye'ye gönderilen paralar, ülke içinde 80 kişilik özel ekibe ait farklı banka hesaplarına yatırılmıştır. CIA'nın oluşturduğu özel ekip üyelerince çekilen para, varacağı son adrese, yani cuntacılara elden teslim edilmeye başlanmıştır. Doğu ve Güneydoğu'da PKK ile irtibatlı bazı tanınmış isimler bu faaliyette etkin görev alırken, iç ve batı Anadolu'da ise FETÖ çete mensupları kullanılmıştır. Biz yıllar önce Elazığ Öğretmenevi salonundaki konferansımızda CIA-MAAT ile PKK'nın ve CHP teşkilatlarının ortak çalıştığını söylediğimizde bize hakarete kalkışanlar bari şimdi olsun utanacaklar mıdır?

    TSK'daki subaylar İncirlik'teki masada tek tek fişlenip sınıflandırılmıştır!

    2015 yılının ikinci yarısından itibaren FETÖ lideri Fetullah Gülen'e bağlı subayların desteği ile İncirlik'te oluşturulan tetkik merkezinde, emrinde asker olan tüm birimlerin haritası çıkarılmış ve tek tek eğilimleri, kişilikleri, kökenleri konusunda 'istişareler' yapılmıştır. En küçük bir karakol komutanından başlanarak tüm birimler üzerinde çalışmalar ve sınıflandırmalar tamamlanmıştır. Karakol, birlik, bölük, alay, tugay, tümen, kolordu ve ordu içerisinde emrinde asker bulunduran ve asker üzerinde aktif etkisi olan komuta kademesinde görevli isimler yakın markaja alınmış; zaafiyetleri, beklentileri, karakterleri saptanıp, bunlara uygun irtibat yöntemleri saptanmıştır. Üstelik bu bilgiler şimdi, iktidarın en yandaş gazetesi Yenişafak’ta bile yazılıp durmaktadır. Öyle ise asıl terör tezgâhçısı ve Türkiye düşmanı ABD'yi ve Yahudi Lobilerini atlayıp-saklayıp Fetullah Gülen figüranıyla uğraşmak ne denli tutarlı ve yararlı olacaktır?

    Oysa tezgâh şöyle planlanmıştı:

    ABD bir yıl önce İncirlik'teki asker eşlerini geri çağırmıştı. Sonra Adana ABD Konsolosluğu'nun önüne 5 metre yüksekliğinde bir duvar çekip korumaya almıştı. 30 Haziran günü de 50'şerli gruplar halinde iş dünyasının önde gelenleri ile STÖ temsilcileri İncirlik'e çağrılmıştı. Daveti FETÖ'nün İncirlik'teki paşası Bekir Ercan Van yapmıştı. Sözde sıkıyönetim komutanı olan bu hain iş adamlarına brifing sırasında acayip şeyler de anlatmıştı. "Rus uçağını hangi pilot düşürdü?" sorusuna verdiği cevapla konuklarını şaşkınlığa uğratmıştı: "Bunun cevabını verirsem sizi yok etmem gerekir" demekten sakınmamıştı. Ardından da Rus uçağını düşüren pilotlara övgüler yağdırmıştı. (Aynı Hamaset ve hafifliği iktidarın kurmayları ve kahramanları da yapmıştı). Böylece Roboski katliamını yapanlarla Rus uçağını düşüren haşhaşilerin orada olduğu anlaşılmıştı.

    ABD, Sn. Erdoğan'ı öldürüp laik-dindar savaşını çıkarmayı, Öcalan'ı öldürüp Kürtlerin kışkırtılarak Türkiye'den kopmasını planlamıştı. Skorsky helikopterle Yunanistan'a kaçanların kim olduğunu tahmin edin bakalım! Yoksa, Siyonist stratejist Henri Barkey de mi aralarındaydı? Bu hainler niye yüzlerini kapatmışlardı? Niye Yunan makamlarınca hemen 2 ay hapis cezasına çarptırılıp saklanmışlardı? Yoksa, Yunanlılar selin önünden kütük mü kaçırmışlardı?

    Darbe öncesi Adana'daki otellerde yer kalmamıştı, çünkü ABD’li ajanlarla dolmuşlardı. Bu durum darbenin merkezinin İncirlik olduğunun kanıtıydı. İşte bu yüzden Bekir Ercan Van isimli hain general, darbeden 15 gün önce iş dünyası ile STÖ'leri üsse toplamıştı ve darbe mesajını da satır aralarında vermekten sakınmamıştı. Üstelik bu darbeyi Almanlar, ABD'liler, İngilizler ve Fransızlar birlikte hazırlamıştı. Alman vekillerin ısrarla İncirlik'e gelmek istemeleri turistik gezi için sanılmasındı. İşbirlikçi hainlerin Adana'yı merkez seçmesinin esas nedeni buranın Suriye'ye en yakın noktada bulunmasıydı. Bir diğer sebep ise Hatay gibi Türkiye'nin en hassas noktasına yakınlığı ve nüfuz edilebilir olmasıydı. Kalkışma başarabilseydi, dünya enerji politikalarında da değişik şeyler yaşanacaktı. Ama önce Türkiye işgale kalkışılacaktı. Gerekçe olarak da 'NATO'nun güney kanadında zafiyet oluştuğu' ortaya atılacaktı. İşte NATO, İncirlik, Pentagon, CIA ve 5 büyük istihbarat örgütü, İstanbul ve Ankara uzantıları ile birlikte darbe karargâhını bunun için Adana'ya kurmuşlardı.

    Bu sinsi ve Siyonist plan başarıya ulaşsaydı:

    • Erdoğan'la birlikte önde gelen siyasiler, bakanlar, öğretim üyeleri, gazeteciler, iş adamları öldürülmüş olacaktı.

    • Kesinlikle AKP hükümeti yıkılacaktı.

    • PKK, DAEŞ, Şii ve Nusayri örgütlerin elemanları da yavaş yavaş ülkeye sokulacaktı.

    • STÖ liderleri ve tespitli şahıslar tek tek infaz edilip ortadan kaldırılacaktı ki, sayıları 9 bini aşmaktaydı.

    • Bir mezhep çatışması yaratılarak iç savaş başlatılacaktı.

    • Ülkenin bir bölümü PKK/ PYD'ye devredilip özerk Kürdistan kurulacaktı.

    • NATO'nun ardından BM devreye girecek, Türkiye teslim alınacaktı. Yani asıl darbe ise yabancı ülke askerlerinin marifetiyle ve NATO eliyle yapılacaktı. Özetle Fetullahçı Terör Örgütü, Türkiye'yi ortadan kaldırmak için adı 'devleti ve ülkeyi süratle teslim etme' olan bir eylem yapmıştı. Ama Allah'ın inayeti, milli yapının feraseti ve halkımızın dirayetiyle şimdilik boşa çıkarılmıştı. Nihai amacı da uluslararası bir askeri operasyona zemin hazırlamaktı.

    İyi de şimdi kahramanlık destanı gibi bu acı gerçekleri yazan ve yorumlayan yandaş takımına sormak lazımdı: Yahu yıllar, aylar ve haftalar öncesinden bu hain hazırlıklar yapılırken, çok başarılı iktidarınız ve çok akıllı kurmaylarınız hangi salıncaklarda uyumaktalardı? Üstelik bütün bu tezgâhları ve düşmanlıkları ABD ve AB planladığına göre, halâ AB kapısında ve ABD dostluğunda inat eden dindar kahramanlarımız kof kabadayı mıydı yoksa işbirlikçi kuklalar mıydı?

    Milli Gazete'ye demeç verip:

    "Geçen dönem ısrarla hatırlattık, bu dönemde takipçisi olacağız"diyerek:"15 Temmuz’daki darbe girişimi bize bir kez daha ordumuzun milli ve manevi açıdan donanımlı olması gerektiğini göstermiştir. Bu konuyu ÖNDER olarak geçen eğitim döneminde, Genelkurmay Başkanlığı dâhil ilgili tüm kurumlarla görüşme ve yargıya gitme dâhil tüm süreçleri değerlendirdik, ama maalesef netice elde edemedik. İnşallah yeni bir musibete gerek kalmadan bu objektif anlayış tüm kurum ve kuruluşlarımıza yerleşir. Yaşadığımız bu acı sonrasında biz bunun şimdiden takipçisi olmaya başladık devam edeceğiz” sözleriyle kendisini ve dindar kesimleri avutmaya çalışan ÖNDER (İmam Hatipliler Derneği) Genel Başkanı Halit Hacıbekiroğlu'na da bir hatırlatmamız olacaktı. Çok saygıdeğer, ilim ve istikamet ehli muhterem pederine ve yine dini gayretli ve Hak dava dertlisi ailesine hürmeten bu açıklama ve uyarıyı yapmak zorundaydık. Şimdi 15 yıldır tek başına iktidarda olmasına rağmen, İmam Hatip mezunlarımızın Askeri Okullara alınması gibi en doğal ve doğru bir girişimde bile bulunmayan veya başaramayan, dinimize ve devletimize karşı bunca hıyanet girişiminin farkında bile olamayan, hatta birkaç yıl öncesine kadar onlara hizmetkârlık ve hürmetkârlık için çırpınan şu AKP iktidarına yandaşlık yamukluğuyla ve İmam Hatiplilerin mağduriyet edebiyatıyla uğraşmanız en azından ayıptır ve yazıktır.

    “Ey iman edenler! (kendiniz) yapmadığınız ve yapamayacağınız şeyi niçin (boşuna hava atmak kastiyle başkasına) söylersiniz? (Böyle) Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba sebebiyet verecek (ve aleyhimize bir suç teşkil edecektir)” (Saff: 2 ve 3) ayetlerinin tehdidine muhatap olmamak için, siyasi partimizin ve istikametimizin: geçici ve hamasi kahramanlıklara değil, Kur'ani ve gerçekçi kurallara uygun olup olmadığına bakmadıkça; yani kişileri ve girişimleri İslam'ın şaşmaz terazisinde tartıp ona göre bir tavır takınmadıkça, iman olgunluğuna ve insanlık onuruna ulaşmamız imkânsızdır, Vesselam.

     


    [1] 26.07.2016, Sabah, Ersin Ramoğlu, Bu teslimiyetin mahrem sebebi olabilir mi?

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS