• Nüzhet Dede'nin ALLAH-MUHAMMED AŞKI VE ATATÜRK HAYRANLIĞI

    Nüzhet Dede'nin ALLAH-MUHAMMED AŞKI VE ATATÜRK HAYRANLIĞI

    23 Ekim 2016

     
    | Devamı
     

    Nüzhet Dede'nin ALLAH-MUHAMMED AŞKI VE ATATÜRK HAYRANLIĞI


    1862 yılında, o dönemde Elazığ'a bağlı Çemişgezek'te doğan, yakın dostu İmam Efendi namıyla meşhur Hafız Osman Bedreddin-i Erzurumi (R.A.) vasıtasıyla Palulu Şeyh Mahmudi Samini Hazretlerine müntesip olan, Vahdet-i Vücut meşrepli bir sofi ve Filozof sayılan, 1. dönem TBM Meclisine Ergani Milletvekili olarak katılan ve nihayet 1942 yılında rahmeti Rahman'a kavuşan NÜZHET DEDE, çok önemli bir Divan şairi ve hikmet ehli bir Zattır. Çok sağlam ve katıksız bir Allah (CC) aşkı ve Peygamber bağlılığı yanında, yüksek milli duyguları, ahlaki duyarlılıkları ve özellikle Mustafa Kemal ve Cumhuriyet hayranlığı da, O'nu farklı kılmaktadır. Ancak bunların yanında, Atatürk istismarına, İttihat ve Terakki tahribatına ve Masonluğa, bidatlerle din tahrifatına ve softalığa, ilericilik perdesi altındaki ahlaki yozlaşma ve yobazlaşmaya da şiddetle karşıdır. İlham-ı ilahi ve inayet-i Rabbani ile İlm-i Ledün sırlarına ve Tevhid hakikatine vakıf bulunan ve kendi itiraf ve ifadesiyle"Zamanın HIZIR'ı"makamına ulaşan bu Zat’ı şimdi O'nun şiirlerinden tanıyalım: (Not: Değerli ve erdemli torunu Sn. Erhan Saraçoğlu Bey'in müsaadesiyle, aynen yazılması münasip düşmeyen bazı kelimeler düzeltilmiştir.)

    GAZEL

    1- Ahımı sığdıracak, yer yarat ey Allah’ım!

       Sığmıyor ben nideyim, Kevn-ü mekâna ahım!

    2- Kopuyor Nuh’a bedel, Her nefesimden tufan;

       Gark olup çıkmıyor ol semt-i necata rahım!

    3- Nar-ı Nemrüd’i eğer, dostuna bostan ettin;

       Nar-ı aşkınla yanar zannederim İbrahim!

    4- Tac-ü fes şapka ile, âlemi tezyin ettin.

         Hızır-i vaktim kapamaz; kimse benim külâhım!

    5- Nüzhet’a seyrederim, kendimi ayinemden.

       Kalmadı gayri benim, benliğime ikrahım!

    İZAHI:

    1- Sana olan aşkım o kadar yüce ve büyük ki yarattığın kâinata ve mekâna sığmıyor. Ben ne yapabilirim, çaresizim. Sana hasret ahımın sığabileceği bir yer yarat Allah'ım!

    2- Her nefesimden Nuh tufanına bedel tufanlar kopuyor. Bu tufana karışıp, gark olup; yolum, kurtuluşa (Allah katına, huzuruna) çıkmıyor. Beni o yola yönlendir Allah'ım!

    3- Nemrud’un ateşini Dostuna (Hz. Halil İbrahim’e) bostan (gül bahçesi) ettin ise de; zannederim İbrahim'i Nemrud’un ateşi yakmadı, ama İbrahim Sana    duyduğu aşkın ateşiyle yanmıştır Allah'ım!

    4- İnsanlık âlemini, devrine göre taç ve fesle, şapka ile süsledin. Taçlar, fesler el değişti, kapışıldı. Benim külahımı kimse kapamaz zira ben bu vaktin Hızırıyım.

    5- Ey NÜZHET, ben kendi aynamdan gene kendimi seyretmekteyim, Çünkü kâinat aynasına yansıyan sadece O’dur. O’nun dışında ayrı ve müstakil bir varlığa sahip olan hiçbir varlık veya nesne yoktur. Ayna da O’dur, ayna karşısında olan da. Bir hadis-i şerifte"O vardı Onunla birlikte bir başka varlık yoktu" buyrulmaktadır. Aynadaki görüntünün ne olduğunu anlayıp, bildikten sonra, kendi özüme olan ikrahım (çirkin bulmaklığım) kalmadı.

    Taşlama!

    Bir hüsne1 çok demet, nağme bağladın.

    Kimin meftunusun, kime ağladın?

    Zannetme ki, ağladığın dağladın.

    Ol kahpe çok elden, ele dolaşmış!

      

    Hayata mı, memata mı âşıksın?

    Bu zulmette, sebata mı âşıksın?

    Lata mı ya Menat'a mı âşıksın?

    Münevver aşkına, hile dolaşmış!

      

    Bir eser kalmasın zevk-ü kederden.

    Çekil, çekil artık, hayr ile şerden.

    "Ve nahn-ü akrebü?"2sırrın ezberden.

    Okumadın fikrin, yele dolaşmış!

      

    1- Bir güzele veya gönül verdiğin bir yetkili kişiye ve memuriyete

    2- "Biz herkese ve her şeyden daha yakınız" mealindeki ayeti kerime

    GAZEL

    1- Âdemliğim, eyvah! Tamam olmadı gitti.

       Dil vasıl-ı encam-ı, meram olmadı gitti.

    2- Her zerrede bir nur-i Muhammed mütecelli.

       Ol nura perestişde, devam olmadı gitti.

    3- Ben kendime bir nüshayı Kübra süsü verdim.

       Bir kehle bile emrime, hiç ram olmadı gitti.

    4- Leyla’ya bakıp can gözü, Mevlâ’yı görürken;

       Mecnun gibi âlemde be-nam olmadı gitti.

    5- Mehdî gelecek, gelmedi; İsa dahi gökten;

       Ol "evveli şam, ahiri şam" olmadı gitti.

    6- İmhası mukarrer ise bu köhne cihanın:

       Ömrü tükenip devri, hitam olmadı gitti

    7- Nüzhet, bu cema’at-ı vücud ile beraber,

       Bir kaşları mihraba, imam olmadı gitti.

    İZAHI:

    1- Cenabı Hakk insanı en güzele ve mükemmele ulaşacak yetenek ve şekilde yaratmıştır. Ancak her Âdem halifelik sıfatını kazanamaz; insanı kâmil olması lazımdır. Bu da ceht ve gayrete bağlıdır. Şair o makama ulaşmadığına yanmaktadır. Şair "Gönlüm arzuladığım son makama ulaşamadı" diye yakınmaktadır.

    2- Her zerrede Hz. Muhammed'in nurundan bir nur tecelli etmekte, görünmektedir. O nura perestiş etmede, önemseyip teslimiyet göstermede, maalesef devam olunmadı gitti.

    3- Ben kendime Hakk'tan yansıyan ve O'nun bir tecellisi olan büyük bir suret süsü verdim. Fakat acizliğimi anladım bildim. Çünkü bir kehleye (bite) dahi hükmedemedim; emrime uymadı gitti.

    4- Can gözüm  Leyla’ya bakıp,  Mevla'nın tecellisini  gördüğüm halde;  Mecnun’un  bu âlemde ulaştığı şan ve şöhrete ulaşmadı gitti.

    5- Ahir zamanda Mehdi gelecek, ama henüz gelmedi. Hz. İsa da gökten inecek, ama daha inmedi. "Evveli Şam, ahiri Şam", yani "İslam'da ilk büyük fitnede Şam ikliminde zuhur edecek, ahir zaman fitnesi ve Deccal'ın yenilmesi - İslam'ın zaferi de yine Şam bölgesinde gerçekleşecek" haberlerini ümitle bekliyoruz, ama gerçekleşmedi gitti.

    6- Bu köhne cihanın ve kâinatın imhası kararlaştırılmış ise de; henüz ömrü tükenip, zamanı sona ermedi gitti.  

    7- NÜZHET, bu varlığın tümü ile birlikte; Kaşları keman yayının kavsini (mübarek yüzünü ilahi aşk mihrabını andıran Hz. Muhammed gibi) bir güzelin bendesi olup vücudun, varlığın tümüne imam-önder olmadı gitti.   

    Yunan işgaline ve onları teşvik edenlere uyarı!

      

    İnkıbaz olmuş ise âlem-i İslâm bütün; 

    İngiliz tuzu içer, Malta’da Yunan saçarız!

      

    Afganistan kadehi ile çekeriz Hint yağını

    Gâh Loyd Corc, gâhi Körzon, gâhi Kostan saçarız!

      

    Bizi bir katre bile saymadılar deryada.

    O köpekler ne bilr, katrandan umman saçarız!

      

    Ecnebiler el uzatmış, Arabistan bevkına

    Bilmez ki ne belalar, başına her an saçarız!

      

    Bozarız ortalığı, pak edemez deryalar.

    Akıbet İngiliz’in burnuna, reyyan saçarız!

      

    Ermeni milletine ver, bu peyamı NÜZHET

    Her sabah Ali Kemal’in, üstüne mihran saçarız!

      

    Lügatçe:

    İnkıbaz: kabızlık, Loyd Corc: O günkü İngiliz başvekili, Körzon: O günkü İtalyan başvekili,Kostan: Yunan kralı, Bolşevik: Çarlıktan sonra kurulan Rus Yönetimi, Peyam: Haber, Reyyan:Sulu pislik, Ali Kemal: İstanbul hükümetinde içişleri bakanı. İzmit’te halk tarafından linç edildi,Mihran: Güneşler büyüklüğünde tokat, Bevk (Arapça): Fesada uğramış (İngilizlerle işbirliği yapmış Arap Şeyhleri)

    Ankara'daki İlk Meclis Huzuru ve Dayandığı İman Şuuru Anlatılmıştır.

    1- Bu gılaf-ı tende setretmiş edeb erkân bizi.

       Görmemişken canlılar, lakin görmüş bi-can bizi

    2- Nice keşfetmiş bizi kesrette şaşı gözlüler;

       Yek nazarda avlanmışlar, avcılar yan yan bizi.

    3- Çok şükür bi-caniden gelmiş peyam-ı afiyet;

         Döne döne döndürür bu zevk ile devran bizi.

    4- Şad-kam, ol şad-kam, ol müjde olsun hoş peyam.

       Çekti iklim-i halâsa Hazret-i Kur’an bizi.

    5- Minnet etmez Müslümanlar, şahu mahe ser-fürû.

       Çünkü ümmet eylemiş Peygamber-i Zişan bizi.

    6- Meclis-i millî çelikten pek kavi bir kal'adır;

         Layık mıdır ki, mağlup ede şu Yunan bizi?

    7- Ağzını yırtar cünûd-ı gayb ile Allah bil,

         Bi-kes-ü bî-vâye mi zanneyliyor düşman bizi.

    8- Ger kesilse kang-ren olmuş derim-i yaremiz;

         Arayıp bulmaz mı ya her yerde, her derman bizi?

    İZAHI:

    1- Edep ve utanç duygularımız, bizi bu vücut kılıfında saklamış. Ama bizi bugün canlılar görmemişken cansızlar görmüşlerdir.

    2- Kesrette vahdeti (birliği) görmeyen, teki çift gören şaşı gözlüler. Cenabı Hakk’ın dışında bir başka Hakiki ve daimi varlığın olamayacağını, madde ve mana âleminin ondan ibaret ve O’ndan bir yansıyış olduğunu bilemezler ve bizi bu kesret âleminde ayrı bir varlık olarak görürler. Bu şaşı gözlüler bir yan yan bakışla bizi o vahdetten (birlikten) ayrı görmüş ve avlanmaya yeltenmişlerdir.

    3- Sağlık ve sıhhat haberi çok şükür cansızdan (maddesini terk edip, manaya ulaşmıştan) geldi. Bu manevi zevk ile devran bizi döne döne döndürmektedir.

    4- Düzgün talihinle halinden memnun ol ve Mevla'ya sığın ki; güzel hoş haberlerle müjdelenesin. Böyle olunca Hz. Kur’an bizi kurtuluş ülkesine götürecek ve selamete eriştirecektir.

    5- Müslümanlar şah da olsa zalimlere ve müstevlilere minnet etmez, baş eğmez! Çünkü o şanlı Peygamber bizi ümmet eylemiştir, bize esaret yakışık değildir.

    6- Millî Meclis (ilk B. M. Meclisi) çelikten, pek kuvvetli bir kaledir. Yunan’ın bizi yenmesi ve milletimizin düşmana boyun eğmesi layık değildir.

    7- Allah’ı bil ve O’nun manevi güçlerini iyi tanı; gayb âleminin (görünmeyen mana âleminin) askerleri vardır. Gaybın askerleri ile düşmanın ağzını yırtarız. Düşman bizi kimsesiz ve korumasız mı sanıyor. Allah bize kâfidir.

    8- İçimizdeki işgal yarası eğer kesilse kangren olduğu görülür, acımız ve utancımız derindir. Ama her yerde ve her halde derman ve İlahi ferman bizi arayıp yetişecektir.

    Büyük zafere ve Mustafa Kemal'e alkış!

       

    Ordum Hak mahaldedir1

    Yunan izmihlaldedir.2

    O Loyd Corc ne haldedir?

    Galebe3 Kemal'dedir!

       

    Bu Loyd Corc’un işleri;

    Açık kaldı dişleri.

    Türkiye’nin şişleri,4

    Sanma ki zevaldedir.5

    Galebe Kemal’dedir!

        

    Bu Nüzhet’in hâmesi.6

    Kırık, yırtık câmesi.7

    Şu Sevr ahid-namesi,

    Bilmem ne me’âldedir.8

    Galebe Kemal’dedir!

        

    1- Mahal: Yer, konum, 2- İzmihlal: Yenilme, yok olup gitme, 3- Galebe: Üstün gelme, 4- Şiş:Ucu sivri uzun çivi, yivli tüfek cinsi, 5- Zeval: Zail olma, tükenme, 6- Hâme: Başın üstü, tepesi, 7- Came: Elbise, 8- Meal: Anlam, amaç.

    Mustafa Kemal Paşa’ya yazılmıştır

       

    Tarihte ser-varaktır,1 ser safha-yı cemalin.2

    Kandîl-i nûr-i Hak’tır; ey Mustafa, kemalin.

        

    Estikçe bad-ı nusret,3 İslâm’a geldi kuvvet,

    Verdi semaya ziynet, mevci4 kızıl hilâlin.5

        

    Başından eksik olmaz, seng-i Bela6 Bilal’in

    Bak sayende daimdir, Ezanı Zülcelal'in

       

    Ey Kâbe’nin hadimi, vey ülkemin hamisi

    Kâfirleri ürkütür, bile senin hayalin.

       

    Her kişver-i Müslüman,7 Efkan-ü Hind-ü İran

    Akvam-ı8 ehl-i iman, nalende-yi visalin.9

       

    Envar-ı şems-i âlem,10 kapansın da velakin,

    Ayineler kırılsın, göstermesin zevalin.

       

    Bu hak-i pake11 karşı, ettin feda hayatın

    İmdadına yetiştin, bu halk-ı bi-mecalin.12

       

    Hariçte sildin ahir, her fitne vü fesadı

    Sayende yok vücudu, dahilde ihtilalin

       

    Sende o hüsn-i niyet, bende bu dua varken,

    Hanki teres bükermiş, ol kadd-i nev-nihalin?13

        

    Nüzhet, dilin dolaşmış, giysû-yi dil şikâre;14

    Ol ukdeyi15 çözer mi, bu nazm-ı bî-me’alin?16

       

    1- Ser-varak: Baş sayfa, 2- Safha-yı cemal: Güzel yüzünün görüntüleri, 3-Bâd-ı nusret:İlahi yardım yeli 4- Mevc: Dalgalanma, 5- Kızıl hilâl: Al bayrak, 6- Seng-i Bela:Bela taşı, 7- Kişver-İ Müslüman: Müslüman ülkesi 8- Akvam: Kavimler, 9- Nalende-yi visalin: Seni görmek için çırpınır, 10- Envar-ı şems-i âlem: Güneşin ışıkları, 11- Hak-i pak: Temiz toprak, kutlu vatan,12- Bi-mecal: Güçsüz ve sahipsiz 13- Kadd-i nev-nihal: Taze fidan boylu, 14-Giysû-yi dil şikâr:Saçları örgülü ceylan, 15- Ukde: Düğüm, 16- Nazm-ı bî-meal: Bu manasız şiirler.

    Mason İttihatçılar ve Tahribatları Anlatılmıştır.

        

    Şikest olsun şu kalemler, hep kırılsın şu parmaklar.

    Niçin teşhir edip yazmaz, varken bunca fırıldaklar?

    Sataşmış canına halkın, bu dernekler, bu oymaklar.

    Kenef1 etrafına sanki, dizilmiş taze bardaklar.

    Bu mülkün sahibi kimdir, düşünmez mi bu ahmaklar?

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar, alçaklar!

        

    Diyanet bağbanım2 katledip, bağımız harab ettin.

    Kilisalar3, nice bin Kâbeler4, zîr-i türab ettin.5

    Esîr-i nefs olup bilmem, nedendir inkılâb ettin6

    Kız oynattın, keman-ü tef çalıp, nûş-i şerab ettin.7

    Bunu isbata kâfidir, bu yaşmaklar, bu kalpaklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar, alçaklar!

       

    Bu hürriyyet midir, ya kötü zürriyyet8 midir bilmem?

    Bu mülk-ü milleti mahvetmeye, niyyet midir bilmem?

    Bu çirkeften mürekkep, yoksa cem’iyyet9 midir bilmem?

    Bu nazmımla10 öldürülsem, cana minnet midir bilmem?

    Çalınsın başına Nemrûd-veş,11 ateşli tokmaklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar, alçaklar!

        

    Ey edepsiz gözlüğün tak, bak ki ülkem harab oldu.

    Kadınlar sayenizde dul, kalıp bağrı kebab oldu

    Ocaklar söndü yuvalar, yıkılıp sedd-i bab12 oldu.

    Bugün zar-ı vatan13 kâşâne-yi bûm-ı gurab14 oldu.

    Sizi tel’in edip şam-u seher, ağlar bu topraklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar alçaklar!

        

    Senin pis canına, evlâdına, ahfadına lanet

    Önünde diz çöküp ders aldığın, üstadına lanet

    Bütün ahyarına,15 eşrarına,16 efradına lanet.

    Bu halka ettiğin imdadına, irşadına lanet.

    Yetişmez mi frenkâne,17 bu alkışlar, bu şakşaklar

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar alçaklar!

         

    Niye bu şem'a-yi ikbal-ü18 istikbali söndürdün

    Niçin kanun-i aşk-u şevki19, zevk-ü hali söndürdün

    Ey hayâsız, sen çerağ-ı bezm-i istiklâli20 söndürdün

    Sirac-ı ılm-ü irfanı,21 bütün ensali22 söndürdün.

    Kalır mı yanına sandın, bu almaklar, bu satmaklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar, alçaklar!

         

    Seni Allah’tan, Allah’ı senden pek irağ ettin23

    Soyup bu milleti hayfa,24 böyle cıs cıpıldak ettin

    Serapa mülkü verdin, ülkeyi ahir çerâğ25 ettin.

    Behey kâfir, niçin küffara bu mülkü ferağ ettin.26

    Ne oldu, nerde kaldı bu vilâyetler, bu sancaklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar alçaklar!

        

    Didip didan-ı hırsınla,27 lûhûm-i kavm-i ma’sumi.28

    Yedin mi çatlayınca, patlayınca zehr-ü zıkkumı?

    Hıyanetle kazandın akıbet bu nam-ı mevhûmi.29

    Ne yaptın doğru söyle, hazret-i hakan-ı merhûmi?30

    Kırılsın kasteden eller, ayaklar, öyle tırnaklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar, alçaklar!

        

    Bırak Yarab bu zalimler, den'iler31 tar-ü mar olsun.

    Dağılsın ebr-i zulmet,32 şems-i tevhid33 aşikâr olsun.

    Gebersin bu köpekler, yerleri dûzahta34 nâr olsun.

    Bu nazmım ehl-i hale acizane yadigâr olsun.

    Gider gayrı dikiş tutmaz, bu çaylaklar, bu laklaklar.

    Çekil artık yeter, ey kahpeler, kancıklar, alçaklar!

       

    1- Kenef: Tuvalet, 2- Bağban: Bahçıvan, bağcı, 3- Kilisa: Hıristiyan Mabetleri 4- Kâbe şubesi sayılan Camiler, 5- Zîr-i türâb: yerle bir, 6- İnkılâb ettin: Dinini ve hak düzenini değiştirdin,7- Nûş-i şarab: Haram içkiler içmek, 8- Kötü zürriyet: Aslı bozuk, Yahudi dölü, 9- Cemiyet:Mason İttihat ve Terakki Derneği, 10- Bu nazmımla: Bu şiirim ve sözlerim yüzünden, 11- Nemrûd-veş: Nemrut'a yapıldığı gibi, 12- Sedd-i bab: Kapıların kapanması, 13- Zâr-ı vatan:Vatanın her yeri 14- Bûm-ı gurab: Toprak yığını ve harabe baykuşu, 15- Ahyar: İttihatçıların en iyilerine, 16- Eşrarına: Bütün şerlilerine, 17- Frenkâne: Batı taklitçiliği ve gâvur takipçiliği, 18- Şem'a-yi ikbal: Geleceğin aydınlığı olan Kur'an ahkâmı ve İslam ahlakı, 19- Kanun-i aşk-u şevk:İlahi aşk ve heyecan kanunları, İslam Nizamı, 20- Çerağ-ı bezm-i istiklâl: Bağımsızlık meclisinin çırasını, 21- Sirac-ı ılm-ü irfan: İlim irfan ışık kaynağı, mektep ve medreseler, 22- Ensal: Gelecek nesilleri, 23- İrağ ettin: Uzaklaştırdın, 24- Hayfa: Yazık, 25- Çerâğ: Ziraat yapılmayan otlak, 26-Mason İttihatçıların gaflet, cehalet ve hıyanetle bizi 1. Dünya savaşına sokup kâfirlere terk etmeleri, 27- Didân-ı hırs: Hırs küpü, 28- Lûhûm-i kavm-i ma’sumi: Masum kavmin etini, 29- Nam-ı mevhûm: Asılsız şöhret 30- Merhum Abdülhamid'i, 31- Den'i: Aşağılık, 32- Ebr-i zulmet:Karanlık bulutları ve Mason İttihatçıların zulüm devranı, 33- Şems-i tevhid: İslam güneşi, 34- Dûzah: Tuzak

    Not: Nüzhet Dede'nin İttihatçılarla ilgili bu şiirini haber alan Atatürk O'ndan okumasını istemiştir. Ters tepki vermesinden çekinen Dede Nüzhet, "hepsi aklımda değil" falan demişse de Atatürk ısrar etmiştir. Sonunda bu şiirin tamamını okuyunca, Mustafa Kemal hem çok beğenip kendisini tebrik etmiş, hem de bir nüshasını hatıra olarak alıp saklayıvermiştir.

    Cumhuriyeti istismar edip halkı ve ahlakı yozlaştıranlara!

       

    Fercini1 rüşvet verince, zevcesi me’mûr2 oldu.

    Irzını yıktı ise de, dünyası ma’mûr3 oldu.

       

    Lanet bu memleketin, bozulmuş gençlerine

    Bir garip yosma ile, her gece mesrur4 oldu.

       

    Baş açık baldırı çıplak, ta göbekten aşağı;

    Şöyle tombul memeler, kâse-yi fağfur5 oldu.

        

    Para revaç buldu, verip ipliğini pazara.

    Bu rekabetle beğim, çok kişi mağdur oldu.

       

    Yeri vardır kocası, başına taksın boynuz

    Memleket namına her hizmeti meşkûr oldu.6

    1- Fercini: Namusunu, 2- Memur: Resmi devlet görevlisi, 3- Mamur: Kalkınmış, varlık kazanmış, 4- Mesrur: Sevinip eğlenmek, 5- Kâse-i fağfur: Porselen tas, 6- Namussuzluğuna teşekkür edildi.

      

    Vali Nuri Bey'e

       

    Bu memleketin sehv ile teskinini bozma

    Aheng-i nizamatını, temkinini bozma

    Alasını edasını, zenginim bozma

    Yoksa koparır başına bu hal kıyamet

    Duy sözlerimi, aç gözlerini etme nedamet.

       

    İZAHI:

    Bir yanlışlık yapıp bu memleketin sükûtunu bozma.

    Nizam ve düzenindeki ahengi için alınan önlemleri bozma.

    Ülkemin aşağı seviyedeki kesimini ve zenginini bozma, çünkü ahlakı tahrip girişimlerin senin başına kıyamet koparır.

    Sözlerimi duy ve dinle; gözlerini aç, sonra pişmanlık duyma.

        

    Vali Sabit Bey'e yazılmıştır

    (Ülkedeki Din ve ahlak tahribatını anlatır)

        

    Yezid’ler dirilmiş, oynuyor şeytan

    Kerbela çölüdür, sanki bu vatan

    İnsanlar yerine, konulmuş hayvan

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Kimler ref olmuş1 bakın serkare2

    Kimi kullanpare, kimi zenpare

    Sabredelim gönül gayri ne çare

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Kimi aygıroğlu, kimisi sağır.

    İşitmez kulağı bağır ha bağır.

    Kendiler alçaktır, rütbesi ağır

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Arif-ü akiller olmuşlar hakir

    Kırarlar belini, oldunsa fakir

    Evvelde ahirde, eylerim takrir

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Nerde kaldı selâtin-i Osmani?3

    Bir himmet etsinler, bize ruhani.

    Müslüman kalmadı, döküldü kanı.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Müslüman'ın külü, göğe savrulur.

    Düşmüş ateşlere, yanıp kavrulur.

    Terk etmiş Kur'anı, puta sarılur.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    Gelinler dul kalmış, dullar ağlıyor.

    Hamile kadınlar, silah bağlıyor.

    Bütün ahvalimiz, ciğer dağlıyor.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Takıldı hep ehl-i iman çengele.

    Vatan yetim kalmış, kaldı engele.

    Amirler hep kertenkele, hergele.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    Âlimler kırıldı, yoktur talebe.

    Kimi Mısra kaçtı, kimi Haleb'e,

    İslâmlar dönmezse, Rabb-i çelebe.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    İnsanlar kalmıyor, tam'âdan hâli.

    Mülkü harab edip, oldular Vali.

    Galiba dünyanın, gelmiş zevali.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

       

    Temmuz on birinde, eller çalındı.4

    Sanki Rumeli fehtolup, Bosna alındı,

    İstanbul üstüne ordu salındı.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    Nasıl zapteyledik Bulgaristan'ı

    Adalarla Trabulus'un destanı..

    Sikkeden kaldırdık koca Kostan'ı.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    Yıkılsın hayme-yi âlem yıkılsın.

    Merdivensiz bir saraya çıkılsın..

    Münkirler postuna saman tıkılsın.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    Elveda ey Kur’an, uğurlar olsun.         

    Cihanı cehl alsın, zûlm ile dolsun.    

    Sahte Hocaların, dini kurulsun.

    Eşeklerin meydanıdır bu meydan!

        

    1-Ref olmak: Yükselmek, 2- Serkar: Müdürler, 3- Selâtin-i Osmani: Adil Osmanlı Sultanları, 4- İttihatçıların iktidara gelip ülkenin başına bela olmaları.

        

    GAZEL

    1- İhtiyar oldum elimde, ihtiyarım kalmamış.

       Natüvanım âlem içre, itibarım kalmamış.

    2- Bu sipihrin aksi devrinden şikâyet eylemem.

         Ah-ü zarım gizlidir, aşikârım kalmamış.

    3- Her nasılsa düşmüşüm işbu mezellet haneye;

       Gülşen-i bağ-ı cinan olsa, mezarım kalmamış.

    4- Bad-ı sem tutmuş bahar-ı ömrüme vermiş hazan;

       Bağ-ı ümidimde artık, nev-baharım kalmamış.

    5- Mürg-i canım, böyle gurbet aşinalık istemez

       Tab’ıma lâyık cihanda, yâr-i garım kalmamış.

    6- Hangi ilden gelmişim, anla neredir meskenim?

       Bir muammadır ki halle, iktidarım kalmamış.

    7- Nüzhet, etmem şah-ı iklim-i cihane ser-furû,

       Varlığım yok, gayret-ü namûs-u arım kalmamış.

    İZAHI:

    1- İhtiyar oldum, yaşlandım; artık bir işi irademle işleme ve arzularını yerine getirme gücüm kalmamıştır. Zayıf ve kuvvetsizim, insanlar arasında değerim, itibarım kalmamıştır.

    2- Bu talih devranımın (hayat çarkımın) tersine dönüşünden şikâyet etmiyorum. Ah edişim ve ağlayışım gizlidir, dert ve kederlerimi kimseye göstermem, aşikâr etmem; bu inancıma aykırıdır.

    3- Her nasılsa kaderin hikmetiyle dünya denilen bu alçak ve itibarsız haneye düşmüşüm, bu âleme gelmişim. Artık gül bahçeleri mezarım olsa da bir mana ifade etmez. Bu âlemin nazarımda bir değeri kalmamıştır.

    4- Ömrümün Baharını sem (sam ülkesinin yakıcı) rüzgârları tutmuş; ömrümün baharını sonbahara çevirmiş durumdadır. Ümit bağımın artık bir daha ilkbaharı olacağını ummuyorum, sanmıyorum. Bir ilkbaharım daha olmayacaktır.

    5- Can kuşum (ruhum) böyle gurbete takılıp bağlanmak istemez; çünkü asıl vatanım, geldiğim mana âlemidir. Bu cihanda yaratılışıma, anlayış ve ahlakıma uygun dostlarım da kalmamıştır.

    6- Bu âleme hangi memleketten gelmişim, gideceğin yer ve meskenim neresidir, anlamaya ve hazırlanmaya çalış. Bu (ahiret) bilinmesi ve çözülmesi öyle zor bir iştir ki, sorunlarımı çözmeye gücüm kudretim kalmamıştır.

    7- NÜZHET cihan şahı bile olsa, Onun (İslam'a ve insanlığa aykırı) sözünü dinlemem, Ona boyun eğmem. Maddeden sıyrılmış varlığımı yağmaya salmışım. Benlik sahnesinden çıkmışım. İnsanların kınamasından-ayıplamasından kurtulup uzaklaşmışım. Artık onların dedikodularına aldırmamaktayım.

    Torunu ve değerli dostumuz Prof. Metin Erhan Saraçoğlu, çocukluk döneminde Çemişgezek’teki ilkokulda bir Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında duyduğu aşırı ve abartılı övgüler üzerine gelip Muhterem Nüzhet Dede'ye: "Dede Allah mı büyük, yoksa Atatürk mü?"diye masumane sorunca, o Zat bu safsata ve sapıklıkları ortaya atanlara okkalı bir küfür savurduktan sonra bizim şiirleştirdiğimiz şu yanıtı vermişti:

       

    "Kemal'i kutlayın, putlaştırmayın

    Milli kahramandır, kurtlaştırmayın

    Tanrı ölür mü hiç, bak kabirdedir

    Ülkem Masonlara, yurtlaştırmayın.












 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS