• KIRGIZİSTAN TARİHİ VE TABİİ ÖZELLİKLERİ

    KIRGIZİSTAN TARİHİ VE TABİİ ÖZELLİKLERİ

    14 Nisan 2016

     
    | Devamı
     



    KIRGIZİSTAN TARİHİ VE TABİİ ÖZELLİKLERİ


    Kırgızistan, Ata yurdumuz Orta Asya’da bulunan, stratejik öneme sahip önemli bir kardeş ülkedir. Kırgızistan, (Azerbaycan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Türkiye ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup Türk Konseyi ve TÜRKSOY'un üyesidir. Sade ve samimi, oldukça misafirperver ve gayretli Kırgız halkı, Sovyetlerin dağılmasından sonraki bağımsızlık ve yeniden toparlanma sürecinde, maalesef kötü amaçlı bazı dini cemaatlerin ve kavmiyetçi kesimlerin istismarına uğradıklarından dışardan gelenlere karşı bir güvensizlik ve tedirginlik sezilmektedir. İşsizliğin artması ve genel sağlık sigortasının kalkması nedeniyle ekonomik sıkıntılar ve sosyal sarsıntılar baş göstermiştir. Hükümetler bu sorunları aşıcı bazı tedbirlere girişseler de henüz problemler bütünüyle giderilmiş değildir. Ülkede ciddi ekonomik dinamiklere, sosyal ve psikolojik takviyelere büyük ihtiyaç hissedilmektedir.

    Coğrafi yapı:

    Kırgızistan Orta Asya'da yer alan bir ülkedir. Denize kıyısı olmayan ülkenin komşuları kuzeyde Kazakistan; batıda Özbekistan, güneybatıda Tacikistan ve güneydoğuda Çin Halk Cumhuriyeti'dir. Tanrı Dağları ülkenin %65'ini kaplar ve ülke bu yüzden "Orta Asya'nın İsviçre'si" olarak bilinir. Kuzeybatı Tanrı Dağları üzerinde bulunan ve ülkenin en büyük gölü olan Issık Göl, Titikaka'dan sonra dünyanın en büyük dağ göllerinden biridir.

    Demografik yapı:

    2005 Dünya Almanağı verilerine göre Kırgızistan nüfusu 5.210.450'dir. Bu nüfusun %34,4’ü 0-15 yaş, %6,2’si ise 65 yaş ve üzeridir. Kırgızistan'da halkın %63,9’u şehirlerde geri kalanı ise kırsal kesimde yaşamını sürdürmektedir. Ülkede kilometrekare başına 29 insan düşmektedir. Kırgızistan’ın 2009 yılındaki nüfusu 5.482.000 olarak tahmin edilmiştir. Kırgızistan'da yerli halk olarak belli olan Kırgızlardır (%64,9). Diğer etnik gruplar içinde en büyük oranı Özbekler (13,8%) ve Ruslar (%12,5) oluşturmaktadır. Küçük gruplar ise Tatarlar (%1,9), Uygurlar (%1,1), Kazaklar (%0,7) ve Ukraynalılardır (%0,5).

    Kırgızistan, "Kırgız ülkesi" anlamına gelir. Kırgız isminin kökeni hakkında ise birkaç teori ileri sürülmektedir. Bunlardan birincisi “-iz” eki (iki - iz=ikiz vb.) almış "kırk -iz"den gelir. Yani Kırk-ız, "Kırklar" anlamını içermektedir. Bir başka teoriye göre de "Kırgız" ismi, "kırk uz" yani "kırk boy" anlamına gelmektedir ve Kırgız bayrağındaki kırk kollu güneş de bu kırk boyu temsil etmektedir.

    Kırgızlar, Göktürk devrinde Kögmen (Sayan) Dağları'nın kuzeyinde yaşayagelmişlerdir. 840 yılında Uygur Devleti'ni yıkarak bu topraklarda kendi devletlerini meydana getirmişlerdir. Daha sonra bugün yaşadıkları topraklara gelen Kırgızlar, Karahanlılar zamanında Müslümanlığı seçmişlerdir. Toplumlar arası kavgalar şiddetlenince Kırgızların Bagış uruusu (toplumu), 1881 yılında Rusya İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmeye karar vermiştir.

    Avrupalıların başta Afrika olmak üzere sömürgeler edinmeye başladığı 1720’lerde, Rusya hammadde tedariki ve pazar temini için Orta Asya’ya yönelmişti. Bir asır kadar özellikle Müslüman Türklerin yaşadığı ülkelere diplomatik heyetler ve ticari ekipler gönderip işgal için alt yapı hazırlıklarına girişmişti. Bölgedeki ülke halklarının etnik, kültürel, dini ve mezhebi farklılıklarını kışkırtıp tarafları kendisine mecbur ve mahkûm hale getirmişti. Öyle ki bazı Kırgız Boyları ve Beyleri bizzat kendileri Rus himayesine girmişti. 1820’lerdeki Çarlık Rusya’sı bu bölgeleri fiilen işgal etmişti. Bir asır da böyle devam ettikten sonra bu ülkeler otomatikman Komünizm’in güdümüne girmişti. Derken 1990’larda Sovyetlerin dağılması üzerine yeniden bağımsızlık ve toparlanma süreci başlayınca, Rahmetli Erbakan Hoca, üstad Süleyman Karagülle’nin başkanlığında bir ekibi Kırgızistan’a gönderip; Bakanlıkların ve bağlı kurumların yeniden teşkilatlandırılması, para biriminin (som) ayarlanması, kağıt ve madeni paraların basılması, kredi kurumlarının ve okulların yapılandırılması konularında projeler üretip gerçekleştirmiş ve Devlet Başkanına danışmanlık edilmişti. Fakat Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “Milli Görüşü aşırı dinci ve tehdit merkezi” olarak gösterdiği mektubu üzerine maalesef bu hizmetlere son verilmişti.

    Komünist Sovyet Dönemi

    1919'da Sovyet gücü bölgede mecburen kabul edilmiştir ve Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti içinde Kara-Kırgız Özerk Bölgesi meydana getirilmiştir. Kara-Kırgız terimi 1920'lerin ortasında Ruslar onları aynı zamanda Kırgız olarak bakılan Kazaklardan ayırıncaya kadar kullanılagelmiştir. 5 Aralık 1936'da Kırgız Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, tam bir Sovyetler Birliği cumhuriyeti haline getirilmiştir. 1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından kısmen geliştirildi, okur-yazarlık oranı büyük ölçüde genişlemiş ve standart bir edebi dil gerçekleşmiştir. Bu dönemde sosyal yapıda da önemli değişim ve dejenerasyon meydana gelmiştir. Komünist Sovyet Rusya’nın hâkimiyeti sürecinde diğer ülkelerde olduğu gibi maalesef Kırgızistan’da da zoraki bir inanç ve maneviyat tahribine girişilmiş, ahlaki ve ailevi disiplin dejenere edilmek istenmiş, ama sağlam İslami temeller ve Milli gelenekler sayesinde Kırgız Türkleri kendi köklerini ve kültürlerini mümkün mertebe koruyabilmiştir. Kırgız milli kültürünün çok sayıda yönleri Stalin'in milliyetçi eyleminin baskısına rağmen muhafaza edilmiştir ve bu nedenle, tüm Birlik otoriteleri ile olan gerginlikler süregelmiştir. Sovyetlerin sözde açıklık ve dürüstlük politikasının ilk yılları, Kırgızistan'da politik iklimini fazla etkilememiştir. Bununla birlikte Cumhuriyet'in basın mensuplarına daha fazla liberal bakış edinmeleri ve Yazarlar Birliği'nce yeni bir yayın olan Literaturniy Kirghizstan'ı kurmaları için izin verilmiştir.

    1990 yılının Haziran ayında Özbekler ve Kırgızlar arasındaki etnik gerginlikler Özbeklerin yoğun olduğu Oş İli'ni karıştırıvermişti. Şiddetli karşılaşmalar birbirini izledi ve mecburen sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 1990 yılının Ağustos ayına kadar düzen eski haline getirilemedi. 1990'ların başları Kırgızistan'a yeni değişimler getirdi. Kırgızistan Demokratik Hareketi, Parlamento'nun desteğiyle önemli bir politik güç haline geldi. Kırgız Bilim Akademisi'nin liberal başkanı Askar Akayev 1990 yılının Ekim ayında başkan seçildi. Takip eden Ocak ayında Akayev, yeni hükümet yapılarını öne sürdü ve çoğunlukla daha genç ve reforma yönelik politikacılardan oluşan yeni bir hükümet tayin etti.

    1990 yılının Aralık ayında Yüksek Sovyet, cumhuriyetin adını Kırgızistan Cumhuriyeti olarak değiştirmek üzere oy verdi. 1991 yılının Şubat ayında başkent Frunze'nin adı devrim öncesi adı olan Bişkek olarak değiştirildi. Bağımsızlığa giden bu estetik hareketlere rağmen, ekonomik gerçeklikler Eski Sovyetler Birliği'nden ayrılmaya karşı durur gibi gözükmekteydi. 1991 yılının Mart ayındaki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin yaptığı bir referandumda seçmenlerin %95,7'si eski Sovyetler Birliği'nin yenilenmiş federasyon olarak tutulması teklifini uygun görmüşlerdi.

    19 Ağustos 1991'de Olağanüstü Hal Komitesi, Kırgızistan'da Akayev'i indirme girişiminin görüldüğü Moskova'da güç elde etti. Ertesi hafta darbenin sönmesinden sonra Akayev ve İkinci Başkan German Kuznetsov Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nden istifalarını açıkladılar ve tüm daire ve sekreterya istifa etti. Bunu 31 Ağustos 1991'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nden bağımsızlığı sağlayan Yüksek Sovyet oylaması takip etti.

    Bağımsızlık Süreci

    1991 yılının Ekim ayında Akayev rakipsiz olarak ve oyların %95'ini alarak doğrudan yeni bağımsız cumhuriyetin başkanı yapıldı. O ay diğer yedi cumhuriyetin delegeleriyle birlikte Yeni Ekonomik Toplum Paktı'nı imzaladı. Sonunda 21 Aralık 1991'de diğer dört Orta Asya cumhuriyeti ile birlikte Bağımsız Devletler Topluluğu'na resmen katıldı. 1992'de Kırgızistan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na katıldı. 2005 yılının Mart ayındaki parlamenter seçimlerden sonraki Lale Devri, Başkan Akayev'i 4 Nisan 2005'te istifaya zorladı. Muhalefet liderleri koalisyon kurdular ve yeni hükümet Başkan Kurmanbek Bakiyev ve Başbakan Feliks Kulov altında şekillenmiş durumdaydı.

    Siyaset ve sistem şekli:

    Kırgızistan Cumhuriyeti anayasaya göre parlamenter demokrasi ile yönetilen laik ve üniter bir devlettir. Yürütme yetkisi hükümet tarafından icra edilir. Yasama yetkisi ise hükümet ve meclise aittir. Kırgızistan, bağımsızlığını kazanması ve serbest piyasa ekonomisine geçişle birlikte ciddi ekonomik sorunlar baş göstermiştir. Artan işsizlik ve enflasyon gibi sorunlar yoksulluk ve açlığın ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. 2000 yılında yapılan genel seçimlerde Komünist Parti %27.65 oy alarak meclisteki en güçlü parti oldu. Ancak meclisteki farklı siyasi eğilimler ülkede istikrarlı bir ekonominin uygulanmasını engellemiştir.

    2007 genel seçimleri: 16 Aralık 2007'de yapılan parlamento seçimlerinde ise Ak Yol Partisi %46,99 oy alarak birinci geldi ve 71 milletvekili elde etmiştir. Komünist Parti ise %5,12 oy oranıyla 8 milletvekili çıkarabilmiştir. Kırgızistan Sosyal Demokrat Partisi ise %5,05 oy alabilmiştir.

    2010 genel seçimleri ve neticeleri: 6 Nisan 2010 tarihinde Talas'ta başlayan halk isyanı, ertesi gün başkent Bişkek'e sıçrayınca olayların yükselmesi üzerine hükümet istifa etmiştir. Kurulan geçici hükümetin başına ise Dışişleri eski Bakanı ve Sosyal Demokrat Partisi Milletvekili Roza Otunbayeva getirilmiştir.

    Demokrasi

    1991'den beri cumhurbaşkanı değişen ve çok partili sisteme geçerek, Jogorku Keneş'te (meclis) muhalefetin temsil edildiği tek bölge ülkesidir.

    Diller

    Kırgızca Eylül 1991'den beri ülkenin resmî dilidir. Bunun yanında Rusça da bu ülkede resmî konuma sahiptir. Kırgızca Türk lehçelerinin Kıpçak Grubu'na mensup bir lehçe olarak kabul edilir. Ayrıca, onu Güney Sibirya bölgesi içinde bir Türk şivesi olarak da kabul edilir. 20. yüzyıla kadar Arap alfabesi kullanılarak yazılan Kırgızca 1928'de Latin alfabesini, 1948'de ise Rus Kiril alfabesini kullanmaya mecbur edilmiştir.

    Dinler:

    Kırgızistan halkı Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemleri diğer birlik üyeleri gibi Devlet Ateizmi içinde yaşamıştır. Bugün Kırgızistan'ın resmi dini İslam'dır. Müslüman oranı %76'dır. Ülkede %18 Hıristiyan, %2 Budist, %4 Ateist bulunur.

    Yönetim Birimleri

    Kırgızistan, başkent Bişkek dâhil 8 ile (oblast) ayrılmış vaziyettedir. Başkent Bişkek'tir. İller, başkent ve il merkezleri: 1. Bişkek (eskiden Frunze), 2. Batken (Batken), 3. Çuy (Tokmok), 4. Calal-Abad (Celal-Abad), 5. Narın (Narın), 6. Oş (Oş), 7. Talas (Talas), 8. Issık-Göl (Karakol)

    Kültür ve Eğitim:

    Kırgızlar önceleri göçebe olduğundan eğitime önem verilmemiştir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği zamanında eğitim alanında önemli girişimler görülmektedir. 1934 yılında 7 yıllık okul okuma zorunluluğu getirilmiştir. 1950 yılından itibaren bu zorunluluğuna uyulması ile birlikte eğitim gelişmiştir. Kırgızistan İlimler Akademisi 1965 yılında kurulmuştur. Bugün 17 araştırma enstitüsü mevcuttur.

    Üniversiteler:

    Kırgızistan'da 40 civarında üniversite bulunmaktadır. Kırgızistan'daki belli üniversiteler şunlardır: Uluslararası Atatürk-Alatoo Üniversitesi, Orta Asya Amerikan Üniversitesi, İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Bişkek Arabaev Üniversitesi, Kırgız-Rus Slav Üniversitesi, Ulusal Kırgız Üniversitesi, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Bişkek Beşeri Bilimler Üniversitesi, Uluslararası Kırgızistan Üniversitesi, Oş Devlet Üniversitesi, Kırgız Özbek Üniversitesi, Oş Teknoloji Üniversitesi, Kasım Tınıstanov Üniversitesi.

    Edebiyat

    Kırgız halk edebiyatında Manas Destanı önemli bir yere sahiptir. Daha sonraları bazı Batılı Türkiyatçı ve Şarkiyatçılar, Manas Destanını Kırgızları İslam’dan ürkütme ve ırkçılık damarını körükleme kastıyla istismar etmişlerdir. Kırgız edebiyatının kurucusu olarak Toktoul Satılgan kabul edilir. Kırgızların dünyaca meşhur edebiyatçıları Cengiz Aytmatov’dur.

    Turizm:

    Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği zamanında ülke, birliğin önemli bir turizm merkezine dönüşmüştü. Son senelerde Issık Göl çevresine yüz binlerce turist gelmektedir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılmasından sonra seçilen Kırgızistan Başkanı Askar Akayev yaptığı bir açıklamada turizmin ülke ekonomisine en önemli katkıyı yapabilecek sektör olduğunu ifade etmiştir. Ülke son yıllarda turizm alanında büyük gelişmeler göstermektedir. Denize kıyısı olmasa da yaz mevsimlerinde göl turizmi yapılmakta, ayrıca ülke dağlarla kaplı olması nedeniyle kış sporlarına bağlı turizm gelişmektedir. Kış sporlarından sonra doğa gezileri, termal turizm yapılmaktadır. Ülkenin turist çeken başka bir özelliği ise çok sayılardaki ormanlar ve Issık Göl'e sahip olmasıdır. Bunlar yaz turizmine açık yerlerdir.

    Ekonomi:

    Ülke ekonomisi tarım ve madenciliğe dayalıdır, daha çok hayvancılık ağırlıklı bir tarım ekonomisi hâkimdir. Kırgızistan çok doğal ve lezzetli et ve süt ürünlerine sahiptir. Başlıca tarım ürünleri buğday, pamuk, şekerpancarı, mısır, tütün, sebze ve meyvedir. Dağlık bölgelerde yarış atları yetiştirilir, tavşan beslenir, arıcılık yapılır ve çok kaliteli bal üretilir. En çok küçükbaş hayvan beslenir. Kırgızistan'da 1970'li yıllarda çeşitli madenler çıkarılmaya başlanınca bu sahada bazı gelişmeler gözlenmiştir. Makine ve otomotiv yan sanayi, gıda, çimento, cam ve konserve fabrikaları dışında sanayi fazla gelişmemiştir. Akarsu üzerlerinde kurulan hidroelektrik santralleri ekonomiye önemli ölçüde katkı da vermektedir. Ülkede irili ufaklı 600 civarında atölye ve küçük fabrika bilinmektedir. Kırgızistan’da son yıllarda doğal güzelliklerin etkisi ile turizm faaliyetleri de gelişmekte ve bu da ülke ekonomisine büyük katkı üretmektedir. Ekonomik ve siyasi yönden halâ önemli ölçüde Rusya’nın gölgesindedir.

    Ulaşım:

    Ülkenin dağlık yapısından ötürü ulaşım büyük ölçüde kısıtlanmıştır. Yollar, yüksekliği 2000 metre ve üzerini bulabilen rakımlar ve dik vadilerden dolayı sık sık viraj yapmak durumundadır. Kış boyunca ulaşım ülkenin kimi yüksek rakımlı ve tenha bölgelerinde hemen hemen imkânsızdır. Bunun yanında ulaşımı güçleştiren diğer etmenlerden biri de kara ve demiryolunun bugün uluslararası sınırlarla kesilmiş olmasıdır. Bu da, yolların kapalı olmadığı yerlerde birçok zaman alıcı formalite gerektirdiğinden ulaşımı zorlaştırmaktadır.

    Talas Muharebesi

    Talas Muharebesi, 751 yılında bugünkü Kırgızistan sınırları içindeki Talas Nehri civarında, Abbâsîler ve müttefiki olan Karluklar ile Çinliler arasında yapılan ve 5 gün süren muharebedir. Çin ordusunun yenilgisi ile sonuçlanan muharebe gerek Çin, gerekse Türk ve İslam tarihi açısından önemlidir.

    Olayların gelişimi ve neticeleri:

    Parçalanan Türgişlerin “Kara Türgişler” grubu M. 742’de Çinlilerin desteğiyle Tumoça komutasında bağımsızlıklarını koruyagelmişti. Keş'teki (bugünkü Taşkent) Kara Türgişlerin sonraki hükümdarı Bahadır Tudun, Çinli komutan Kao Siyen Çe (ya da Gao Hsien-çı) tarafından 751'de öldürülüp bütün malları ele geçirildi ve şehri yağma edildi. Çinli komutan, hükümdar ile antlaşma yaptığı halde ona komplo kurup hıyanet etmişti. Bu olaydan sonra kaçmayı başaran hükümdarın oğlu Müslüman Araplardan yardım istemişti. Bu gelişmeden bir yıl önce Emevîler yıkılarak (750) yerlerine Abbasiler gelmişti. Ebu Müslim Horasani 745 yılında Emevîlerin Horasan valisi Nasr Selçuk Seyyar’ı yenerek Horasan’dan sürmüşlerdi. Bu olay Emevîlerden memnun olmayan Müslümanlar için bir kıvılcım mahiyetindeydi. Taşkent'in yardım istediği sırada Horasan valisi olan Ebu Müslim Horasani komutanı Ziya bin Salih’i Kırgız Türklerine gönderdi.

    Çin kaynaklarına göre, Çin ordusundaki Karluklar ve Yağmalar muharebe sırasında taraf değiştirerek Arapların tarafına geçmiş ve Çin ordusuna arkadan saldırıvermişti. Böylece sayıca çok üstün olan Çin kuvvetleri Müslüman Arapların yardımı sayesinde büyük bir hezimete uğrayıp geri çekilmişti.

    Bu muharebe ile birlikte matbaa ilk defa Çin dışına götürülecekti. Bunun yanı sıra barut, kâğıt ve pusulayı da Araplar öğrenmişlerdir. Bu önemli buluşlar Avrupa'ya ise Avrupa ülkelerinin İslam dünyasına karşı düzenlediği Haçlı Seferleri ile geçmiştir. Bu bakımdan da Talas Savaşı dünya tarihi için çok önemlidir. Türk tarihi için de önemi büyüktür, çünkü Türkler bu savaşta Müslümanlığı yakından tanıma fırsatı elde etmiş ve çoğu tarih kaynaklarında Türklerin Müslümanlığı kabul etmesine sebebiyet vermiştir.

    Talas Zaferi sayesinde:

    • Orta Asya'nın Çin egemenliğine girmesi engellenmiştir.

    • Türkler, bu savaştan sonra gruplar halinde İslamiyet'i kabul etmişlerdir.

    • Esir alınan Çinlilerden kâğıt yapım tekniği öğrenilmiştir.

    • Abbasiler, yönetimde Emevilerin Arap Devleti tezi yerine, İslam devleti özelliği göstermişler, Türkler gibi yeni Müslüman olanlara eşit yaklaşımla kutlu bir medeniyetin tohumlarını ekmişlerdir.

    • Arap Milliyetçiliği politikası, yerini Ümmetçi anlayışa terk etmiştir.

    • Fetih politikasından çok, kültür politikasına ağırlık verilmeye yönelmiştir.

    • Halife Mansur döneminde, Bağdat şehri kurularak, merkez buraya nakledilmiştir. İlk defa Yunan filozoflarının eserleri, bu dönemde Arapçaya çevrilmiştir.

    • En parlak dönemlerini, Harun Reşit ile oğulları Memun ve Mutasım zamanlarında yaşayan Abbasiler, İslam’ın yeni ve yenilmez kılıcı ve bayraktarı olacak Türkleri devlet yönetiminde, özellikle askeri birliklerde öne geçirmişlerdir.

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS