•  İTİKADİ VE SİYASİ MÜNAFIKLIK  VE  İSLAMİ DÜZEN KARŞITLIĞI

    İTİKADİ VE SİYASİ MÜNAFIKLIK VE İSLAMİ DÜZEN KARŞITLIĞI

    01 Şubat 2022

     
    | Devamı
     

    İTİKADİ VE SİYASİ MÜNAFIKLIK

    VE

    İSLAMİ DÜZEN KARŞITLIĞI

              

    Münafıklık; gerçekte İslam’ın bütün haber ve hükümlerine tam ve sağlam olarak inanmadığı ve bunlara itimat ve ihtiyaç duymadığı halde, görünüşte mü’min, müttaki, hatta mücahit rolü oynanmasıdır. Münafıklığı; 1- İtikadi ve Siyasi Münafıklık, 2- Ameli ve Ahlâki Münafıklık olarak iki ana bölüme ayırmak lazımdır. En sinsi, en tehlikeli ve en yaygın haldeki münafıklık, İTİKADİ münafıklık olduğu halde, maalesef bunun üzerinde pek durulmamaktadır. Genellikle, AMELİ münafıklıklarla ilgili ayetler, hadisler ve haberler gündeme taşındığından, “kalbi ve itikadi münafıklık çok da zararlı değilmiş” gibi, yanlış bir algı oluşmaktadır.

    “Münafığın alâmeti üçtür: 1- Konuşunca yalan katar, 2- Söz verince va’adinde durmaz, 3- Bir şey emanet edilince, hıyanete kalkar.” (Buhari İman: 24, Müslim İman: 107, Tirmizi İman: 14, Nesai İman: 20)

    “Müslim”de, “Oruç tutsa, namaz kılsa ve Müslüman olduğu iddiasında bulunsa da” ilavesi vardır.

    Bu Hadisin bazı rivayetlerinde, Münafığın dördüncü bir huyu olarak:

    “Düşmanlık yapınca, aşırıya kaçar ve muhatabını, onda bulunmayan kötülüklerle suçlar” fazlalığı aktarılmıştır.

    İtikadi Münafıklığı en net şekilde Nisa Suresi 60 ve 61. ayetleri anlatmaktadır.

    “(Ey Resulüm!) Sana indirilen (Kur'an'a) ve Senden önce gönderilen (Kitaplara), sözde inandıklarını öne süren (sahtekâr münafıkları) görmez misin? Ki bunlar, (hak ve adalet ölçüleriyle değil) tağutun önünde (zalim ve bâtıl düzenlerin kurum ve kurallarıyla) muhakeme olunmak (şeytan fikirli Yahudi ve Hristiyanların hükmü altında yaşamak) istemektedirler! Oysa (mü’min ve Müslüman sayılmak için) onu (tağutu ve süper güç putunu) red ve inkâr etmekle emrolunmuşlardır. Şeytan onları derin ve dönüşü olmayan bir sapkınlığa sürüklemek istemektedir.” (Nisa Suresi: 60)

    “Ne vakit onlara: (Bu temelsiz ve geçersiz yorumları bırakıp) ‘Allah’ın indirdiği (Kur’an’ın açık ve kesin hükümlerine) ve Resulün (bildirdiklerine ve sünnetine) gelin (bunları ölçü edinelim)’ denildiğinde, o münafıkların Senden süratle uzaklaşıp kaçtıklarını (ve Kur’an’ın hükümlerinden kaytardıklarını) görürsün. (İşte bunlar asıl itikadi münafıkların ta kendileridir.)” (Nisa Suresi: 61)

    Bu iki ayet-i kerimeden açıkça anlaşılıyor ki:

    a) En gizli ve kalpleri kirli münafıklar, sözde ve zahirde, “Kur’an’a ve önceki Kutsal kitaplara inandıkları” iddiasında bulunurlar.

    b) Ancak buna rağmen, TAĞUTİ (İslam dışı, Kur’an karşıtı) sistemler ile muhakeme olunmak, yani bâtıl ve bozuk düzenler içinde yaşamak tercihinde ve arzusundadırlar. İslami esaslara göre düzenlenmiş sistemlere karşıdırlar.

    c) Halbuki her türlü Tağuti (İslam dışı) düşünce ve düzeni redd ve terk etmekle, bâtıl ve barbar rejimleri inkâr etmekle emrolunmuşlardır.

    d) Bu münafık kesimlere ve marazlı kimselere: “Gelin, Allah’ın indirdiği hükümlere ve Resulüllah’ın sünnetine ve hayat sistemine tâbi ve taraf olalım” denildiğinde; temelsiz mazeretler ve geçersiz bahanelerle, uzaklaşıp kaçılmaktadır.

    Bir Müslümanın şu soruları kendisine yöneltmesi ve samimi yanıtlarına göre iman durumunu değerlendirmesi gerekir.

    Benim istisnasız her konudaki tercihim ve hedefim: 1- İman ve itaat mı, İtiraz ve inkâr mı? 2- İslam’a (Hakka) teslim olmak mı, Fırsatçılık ve isyan mı? 3- Kur’an’ın Rahmani esasları mı, Batı’nın şeytani yasaları mı? 4- Faizsiz bir nizam mı, Faizli sömürü çarkı mı? 5- İslam ülkeleri ittifakı mı, Haçlı ortaklığı mı? 6- Farz-helâl kuralları mı, Haramların mübahlığı mı? 7- Hidayet aydınlığı mı, Dalâlet karanlığı mı? 8- Hakk ve hayır mı, Şer ve bâtıl mı? 9- Nübüvvet ve Sünnet bağlayıcılığı mı, Nefsaniyet ve şehvet bataklığı mı? 10- Ahiret ve adalet amaçlı mı, Dünya ve menfaat ağırlıklı mı? Evet bu 10 şıktan sadece 1 tanesinde bile ikinci maddeyi tercih ve tensip edenlerin, iman ve İslam şuuru yara almaya ve hidayeti kararmaya başlamış demektir. Baskıcı ve zorlayıcı durumlarda aciz ve çaresiz fertlere ve müstaz’af kesimlere İkrâh-ı Mülci=Ölüm ve sakatlama cinsinden ağır tehditler gibi bazı mecburiyetler bir mazeret sayılsa bile, imkân ve iktidar sahipleri için bu tür mazeretlere sığınmak geçersizdir.

    ...



    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..














 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS