• HZ. MEVLANA'DA DİN İLE DÜZENİ BARIŞTIRMA

    HZ. MEVLANA'DA DİN İLE DÜZENİ BARIŞTIRMA

    09 Eylül 2015

     
    | Devamı
     





    İnancıyla davranışları, vicdanıyla kararları, dini kurallarıyla hayat tarzları uyuşmayan insanların bunalımdan kurtulamayacağını; huzurlu ve onurlu bir toplum oluşturamayacağını söyleyen Mevlana, Kâinat düzeniyle hayat sisteminin yani doğal denge ile sosyal dengenin mutlaka barıştırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Hz. Üstadın başta Mesnevisi bütün eserlerinden kısaca Mevlana Mektebinden öğrendiğimiz: Din işleriyle devlet işlerinin biri birine karıştırılması, yani dinin siyasi istismar aracı yapılması kesinlikle yanlıştır ve yozlaştırıcıdır. Bunun aksine din ile düzenin çatışması, dinin devlet sisteminden tamamen dışlanması ve düşman muamelesi yapılması, daha da zararlı ve yıkıcıdır. Bu durum halkın devlete olan bağlılık ve saygınlığını ortadan kaldıracak, ifsada ve isyana yol açacaktır. İşin doğrusu ise, din ile düzenin barışması ve her birinin kendi sahasında topluma hizmet sunmasıdır. Ve zaten gerçek ve örnek LAİKLİK’te ancak böyle olgunlaşıp uygulanacaktır. Mevlana’ya göre din ile düzeni karıştırmaya veya kapıştırmaya uğraşmak İFSAT, din ile düzeni barıştırmak için çalışmak iseCihat’tır. Ve yine Mevlana’ya göre; haksızlık ve ahlaksızlık temelli bozuk ve batıl bir düzeni yerleştirmek ve yürütmek ZULÜMKARLIK’tır, böylesi Şeytani bir nizamdan ve uygulamacılarından adalet ve merhamet beklemek ise NAMUS ve HAYSİYET fukaralığıdır. Üstelik bozuk terazinin doğru tartacağını sanmak veya eğri cetvelle doğru çizmeye kalkışmak ahmaklıktır. Ve “ Ben Kur’an’ın bendesiyim (yani İlahi Kanunların ve Nebevi Kuralların hizmetçisi, tatbikçisiyim) diyen bir zattan bunun dışında şeyler beklemek saflıktır.

    Din ile düzenin zıtlaşması, toplumu yozlaştırır!

    Evet, Mevlana (Ks.) gibi İslam’ın en doğru ve doğal şekliyle anlaşılması, yaşanması ve günümüze taşınması konusunda milletimize rehberlik yapan, eserleri ve manevi öğretileriyle hala gönüllerimize ışık tutan bu büyük şahsiyetlerin ortak hedefi; her alanda Tevhit düşüncesini hâkim kılmak ve vahdeti(birliği) sağlamaktır. Çünkü bir toplumun: Diniyle düzeni, ahlaki prensipleriyle siyasi projeleri, Camide dinledikleriyle mektepte öğrendikleri eğer birbirini tutmuyor, zıtlaşıp farklılaşıyorsa, bu durumda ya düzene uyup dinlerini yozlaştıracaklar veya dinlerine uyup düzenle çatışacaklar, her iki halde de huzursuz olacaklardır. Örneğin; din faizi yasaklıyor, ama ekonomi çarkı faize dayanıyorsa… Din zinayı haram kılıyor, düzen serbest bırakıyor hatta teşvik ediyorsa… Din kumarı günah sayıyor, düzen farklı isimler altında meşrulaştırıp umut kapısına çeviriyorsa.. Din rüşveti, zimmeti, rantiyeyi, hile ve sahteciliği kötülüyor, ama düzen halkı bunlara mecbur ediyor ve siyaset bunları rahatlıkla ve büyük çapta yapmak için en etkili bir araç sayılıyorsa… Din adaleti emrediyor ama düzen adam kayırma ve güçlü olanı aklama üzerine kurulmuşsa… Bu durumda insanlar a) ya dinlerini bırakacaklar b) ya düzene başkaldırıp isyancı konumunda olacaklar c) veya genellikle hem dinlerini hem de düzenlerini idare edip yani hem dindar hem düzenbaz geçinip münafıklaşacak; fikren Müslüman fiilen Hıristiyan gibi yaşamaya mecbur kalacaklardır.

    İşte bu ahlaki ve hukuki yozlaşmadan halkı kurtarmak içindir ki, Hoca Ahmet Yesevi Hz.leri“Emr-i bil ma’ruf ve Nehy-i anilmünker yapmayı” yani “Hakkı ve hayırlıyı uygulayan, kötülüğe ve zulme ise mani olan bir toplum düzeni kurmayı”, İslami hayatın (şeriatın) temel esaslarından saymıştır. Atatürk’ün “Tevhid-i tedrisat” kanunu da bunu amaçlamış, dini eğitimle müspet bilimlerin aynı sistem içinde ve devlet kontrolünde yapılmasını sağlamıştır. Bu bağlamda laiklik de: dinin dışlanması veya dine düşmanlık yapılması değil; her türlü istismar ve suistimali önlemek için, devlet işleriyle dini hizmetlerin ayrı tutulması ve devletin bütün kurumlarının ve adalet çarkının, farklı din ve düşünceden bütün vatandaşlara eşit mesafede bulunması, ayrımcılık kayırımcılık yapılmamasıdır.

    Hz. Mevlana’nın ayrı zaman ve mekânlardan ve farklı maksatlarla dile getirdiği ibretli ve hikmetli sözlerinden süzülen şu inci taneleriyle konuyu bağlayalım:

    Hz. Mevlana'dan hikmet goncaları!

    •Adalet herkesi ve her şeyi yerli yerine koymaktır. Zulüm ise bir şeyi veya kişiyi haksız ve yanlış yere koymaktır. Bunların en sağlam kaynağı ise Kur’an ve vicdandır, Kur’an’sız ve vicdansız adalet imkânsızdır.

    •Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli kahramanların naraları, tilkiyle aslanın sesi kadar farklıdır; ama ahmaklar bunları aynı sanır. Riyakârlık ve sahtekârlık, zalimlere hizmet eden korkakların silahıdır.

    •Aşk, davaya ve iddiaya benzer, cefa çekmek ve sıkıntılara göğüs germek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

    •Kuru davayı ve kof duayı bırak, meyveli ağaç isteyen tohum ekmelidir. Davasına katkı sunmayan ve Hak yolunda sıkıntıya katlanmayan kimselerin ucuz kahramanlık gösterileri, şeytanın eğlencesidir.

    •Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Veya başına suyu döksen başı kırılmaz. Toprakla suyla baş yarmak veya ev yapmak istiyorsan, toprağı suyla karıştırıp kerpiç yapman lazımdır. Bunun gibi takva ile cihadı birleştirmeyenler de şeytanlara ve düşmanlarına galebe çalamayacaktır.

    •Ey Rabbim canım bedenimde oldukça kulum köleyim; Ben Kur’an’ın bendesiyim, seçilmiş Muhammed'in yolunun toprağının toz zerresiyim. Birisi sözlerimden bundan başka şeyler naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de beriyim.

    •Çayırlıktan gülistandan esip gelen koku ile, külhandan ve lağımdan gelen kokuyu ayırt edemeyenler; sureten insan sireten hayvandır.

    •Dert, insana yol öğretir. Dert, insanı olgunluğa götüren rahvan at gibidir. Çilesiz ve gayretsiz insan ham kalıp pişmeyecektir. Meyvenin aslı tatlı bile olsa, olgunlaşmadıkça ona ham denir ve iştahla yenilmeyecektir.

    •Dünyaya meyleden Karun’u yer çekip yutuverdi. Mevla’ya meyleden Hazreti İsa’yı ise gökyüzü çekip yüceltti.

    •Firavun, zulüm saltanatını yıkacak diye yüz binlerce çocuk katletti, oysa aradığı evinin içindeydi. Zalim düzenleri yıkanlar, hep onların sistemi ve himayesinde yetişmekteydi.

    •Gübre olup toprağın içine ve bostanın gönlüne giren pislik bile, benliğinden kurtulunca gül goncanın kokusunu, kavunun ve karpuzun lezzetini artırıverdi.

    •Herkesin aynı şeyi düşündüğü ve sadece dünyanın peşine düştüğü yerde artık kimse beynini kullanmıyor ve gerçeği düşünmüyor demektir. Bu gaflet döneminde, kafaları ve vicdanları diriltecek sert, ama mert ve net tebliğciler gereklidir.

    •İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik vardır; ama birini öldürüp diğerinin sırtına koysan onu rahatlıkla taşıyacaktır. Bunun gibi kendi benliğinden kurtulan birliğe ve Rabbine ulaşacaktır.

    •Kasırga pek güçlü ve köklü ağaçları yerinden sökebilir, fakat yeşermiş ekin başaklarına sadece serinlik verir. Kur’an’ın Fetih Suresi son ayetinde sadık ve sağlam mü’minleri ekin tarlasına benzetmesi bunun içindir.

    •Kin, haset ve kibir; hainliğin de kâfirliğin de asıl sebebidir. Şeytan’ın akıbetinden ders almayan, O’nun hizmetçisidir.

    •Öküz, bütün Bağdat’ı dolaşır, ama sadece karpuz kabuğuna gözü takılır!

    •Ölülerle savaşarak gazilik elde edilmeyecektir. Tarihteki zalimlerle değil, günümüzdeki takipçileriyle mücadele etmelidir.

    •Her eline sopa alan Musa, her değnek de asa değildir! Saman çöpü gibi her esintiden titrer ve en basit tehlikelerden ürkersen; dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.

    •Sokak köpeği altın tasmadan değil, yağlı kemik artığından hoşlanır!

    •Vicdani sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, mutluluk ve ferahlık ise bir hayrın ve sevabın karşılığıdır.

    •Araştırma ve sınama yoluyla elde edilen bilgi, tam inançtan aşağıdır, ama kuru zandan yukarıdır.

    •Sözün sert ve eğri olsa da, anlamı ve amacı doğru bulunsa, Allah’ın makbulü sayılır.

    •Testi beni kırar diye taştan korkar, ama o taş hayat sunan tatlı suyun aktığı çeşmenin oluğu olmuşsa, artık testiler her an ona gelmeye can atacaktır.

    •Engereğin yumurtası da güvercin yumurtasına benzer; ama birinden yılan, diğerinden“gönül okşayan” çıkacaktır.

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS