• VİCDANİ DUYARLILIK LAZIMDIR; DUYGUSALLIK İSE HASTALIKTIR!

    VİCDANİ DUYARLILIK LAZIMDIR; DUYGUSALLIK İSE HASTALIKTIR!

    28 Mart 2019

     
    | Devamı


    VİCDANİ DUYARLILIK LAZIMDIR;

    DUYGUSALLIK İSE HASTALIKTIR!

            

    İnsanları yoldan çıkaran ve yozlaştıran ruhi rahatsızlıklardan ve ahlaki bozukluklardan birisi de, “duygusallık”tır. Şuurlu mü’minler; olayları kader penceresinden seyredip, makul ve mantıklı değerlendirmeler yaparak, devamlı bir gönül huzuru içerisinde bulunurken, gafil kimseler ise; her şeyi sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde düşünüp, hissi ve hevai yorumlar getirdiklerinden, sürekli huysuz ve huzursuz durumdadır. Duygusal insanlar doğrulardan ve sorumluluklarından kaçarak, kurgu ve komplekslerinden oluşan hayali bir dünyada yaşamaktadır. Çağımızda giderek çoğalan bu tipler, gerçekleri yaşamak ve çalışıp çabalayarak problemleri aşmak yerine, şeytanların hazırladığı romantik filmlerde başrol oynamayı daha kolay ve daha kahramanca bulmaktadır. Elbette şuurlu mü’minler de “duygulu ve duyarlı” kimselerdir. Hissiz ve sevgisiz birer robot değildir. Ancak duyarlı olmakla, duygusal olmak, birbirinin aynı ve yakın şeyler zannedilse de, aslında çok ayrı ve farklı şeylerdir. Örneğin; bir tanıdığının maddi yönden çok perişan olduğunu öğrenen “duyarlı bir mü’min”, bu duruma üzülmekle beraber, samimiyet ve sorumluluğun gereği hemen harekete geçer ve o kişiye yardımcı olacak ciddi gayretlerde ve özverilerde bulunur. Ama duygusal insan ise böyle bir habere sadece üzülür ve ağlar... Ama hiçbir yardıma yanaşmaz. Beceriyorsa gidip şiir yazar! “Onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve ufacık bir yardım da (yapmadıkları gibi üstelik) mâni olmaktadırlar.”[1] ayetleri bunların halini haber vermektedir.

    Evet, şuurlu Müslüman; Kur’an’ın ve aklın emrinde, gafil insan ise arzularının ve heyecanlarının peşindedir.

    Duyarlı Müslüman, emir ve yasaklar disiplininde Allah’a ibadet etmekte, duygusal insan ise ibadete ibadet etmekte, yani mistik bir hava içinde psikolojik zevklerini tatmine yönelmektedir. Yani birisi samimi dindardır, diğeri riyakâr ve istismarcıdır. Şuurlu insan, Rahmani ve vicdani ölçülerin; gafil ise şeytani vesveselerin güdümündedir.

    Şuurlu insan, her şeyin Allah’ın takdir ettiği bir imtihan şekli olduğunu bilerek sabır ve sükûnet gösterir; gafil ise nefsine zor gelen her şeye önce itiraz ve isyan eder, zamanla tahammüllü (dert hamalı) ve dayanıklı hale gelir. Şuurlu insan, her halde şükredici ve ümitli; gafil ise sürekli şikâyetçi ve ümitsizdir.

    Şuurlu insan, Allah’a güvenin verdiği bir istiğna ve izzet sahibidir. Gafil ise, dünyalık nimetlerle şımaran bir kibir ve azamet gösterisindedir. Şuurlu insan cömert, gafil ise müsriftir. Şuurlu insan cesur, gafil saldırgan bir tiptir. Şuurlu insan, iktisat ve kanaat ehlidir. Gafil ise cimri ve pintidir.

    Şuurlu insan ve duyarlı Müslüman, gerçek anlamda ancak Allah’ı sever, başka şeyleri ve kimseleri, sadece Allah’ın tecellileri olduğu için ve O’na teslimiyetleri ölçüsünde, yani Allah için sever. Gafil ve duygusal insanlar ise, sadece nefsi ve menfaati için sever, hatta ölçüyü kaçırıp bazı şeyleri Allah gibi sever ve tapınırcasına gönül verir. Şuurlu insan, Müslüman; alçak gönüllü ve hoşgörülü anlamında mütevazıdır. Gafil insan ise dalkavukluk ve zillet içindedir. Şuurlu Müslüman; sadece Allah’tan korkar ve kulluğunun gereği tedbirli ve temkinlidir. Gafil insan ise herkesten ve her şeyden korktuğu için devamlı şüpheci ve endişelidir.

    Şuurlu insan; her türlü girişim ve gayretinden sonra teslimiyet ve tevekkül sahibidir. Gafil ise tembellik ve beleşçilik içerisinde hayalcidir. Şuurlu Müslüman; ferasetli ve basiretlidir. Gafil insan kuru zan ve tahmin peşindedir. Şuurlu insan; her işinde planlı, hesaplı, gayretli ve dikkatlidir. Gafil ise, geçici hevesleri için maymun iştahlı ve acelecidir. Şuurlu Müslüman, gücü yettiği halde affedici ve hakkından feragat edicidir. Gafil ve cahil insan ise kin besleyecek ve kavga edecek kadar acizdir. Şuurlu insan; hayırda yarışmak, bilgi ve becerisini artırmak ve başkalarından yararlanmak istemektedir. Gafil ise kıskançlık ve karamsarlık ateşiyle kendini bitirmekte ve hep hile ve hıyanet düşünmektedir. Şuurlu Müslüman, huzur ve hizmete vesile olsun diye rehberlik ve liderlik etmektedir. Gafil insan ise hava atmak ve üstünlük taslamak için “başkanlık” istemektedir.

    Velhasıl duyarlı ve dengeli Müslüman, merhametli ve şefkatlidir ve bunların gereği yardımseverdir. Duygusal ve tutarsız insan ise, zayıf kalpli ve zavallı bir tiptir. Sadece üzülmekte, ama hiçbir çare üretmemekte ve sorumluluk üstlenmemektedir. Çünkü aklın ve vicdanın emrinde olmakla, his ve heyecanlarının güdümünde olmak çok farklı şeylerdir. Bu noktada aklın ne olduğunu ve kimlerde bulunduğunu hatırlatmak gerekir... Zannedildiği gibi “zek┠ile “akıl” aynı değildir. Zekâ, farklı derecelerde bütün insanlarda bulunan ortak ve fiziksel bir özelliktir. Ama akıl, sadece iman edip İslam’ı yaşayanlarda ve her halde Allah’tan korkup günahtan sakınanlarda bulunan yüksek bir yetenektir. Pek çok bilim adamı, filozof, sanat ve siyaset erbabının çok zeki, hatta dahi olmalarına rağmen, iman ve akıl nurundan mahrum oldukları için, nice zulüm ve rezaletleri rahatlıkla işledikleri bilinen tarihi bir gerçektir.

    İşte makul ve mantıklı düşünmeyi ve doğru değerlendirmeyi engelleyen “duygusallık”, günümüzde çok yaygın ruhi bir hastalık gibidir.

    ................

    MAKALENİN TAMAMI İÇİN: 

    http://www.millicozum.com/mc/duyurular/vicdani-duyarlilik-lazimdir-duygusallik-ise-hastaliktir



















     

    Bu Haber 777 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS