• Taklitçilik Hastalığından Kurtulmalıyız

    Taklitçilik Hastalığından Kurtulmalıyız

    22 Şubat 2015

     
    | Devamı


    Taklitçilik Hastalığından Kurtulmalıyız

     

    Türkiyenin önünde bulunan en önemli darboğaz ve mesele, emperyalizm ve Siyonizm tarafından milletimize maksatlı olarak dışarıdan aşılanmış bulunan Taklitçilik zihniyetinin ortadan kaldırılması, yerine Milli Görüş zihniyetinin yerleştirilmesidir.

    Türkiye’nin önünde bulunan en önemli darboğaz ve mesele, emperyalizm ve Siyonizm tarafından milletimize maksatlı olarak dışarıdan aşılanmış bulunan “Taklitçilik zihniyetinin ortadan kaldırılması, yerine “Milli Görüş” zihniyetinin yerleştirilmesidir. Asırlar boyu süren tarihimizde olduğu gibi yakın bir gelecekte de Türkiye’nin milletler arasındaki en şerefli mevkie ulaşabilmesi her şeyden önce taklitçilik hastalığından kurtulup “Milli Görüş”e dönmesiyle mümkündür.

    Milletimiz, Milli Görüş’e sahip olduğu müddetçe yeryüzünde hakkı ve adaleti hakim kılmış, en parlak medeniyeti kurmuş ve bütün insanlığa sayısız büyük hizmetler yapmıştır. Dış güçler milletimizi tahrip için cephelerde savaşlar yapmışlar, Haçlı ordularıyla gelmişler, sayısız seferler yapmışlar fakat her defasında mağlup olmuşlar ve hedeflerine ulaşamamışlar. Bunun üzerine çareyi milletimizi Milli Görüş’ten uzaklaştırmakta aramışlar ve bulmuşlardır. Dış güçler tarafından bilhassa son iki asırda her türlü çareye başvurularak içimize taklitçilik hastalığı aşılandı.

    Taklitçilik

    İnsanların vücudunda kanser hastalığı ne ise milletlerin yapısında, kültür ve inanışlarında da taklitçilik hastalığı aynı şeydir. Nasıl kanser hastalığı bir bünyede başladıktan sonra muhtelif devrelerden geçerek sonunda o vücudu öldürüyorsa taklitçilik hastalığı da bir millete aşılanır ve eğer bunun şuurlu bir şekilde tedavisi yapılmazsa o millet çeşit çeşit safhalardan geçerek sonunda öz benliğini kaybeder, yok olur.

    Taklitçi bir milletin ilim adamları orijinal kitap yazamaz telif eser meydana getiremez, sadece tercümelerle oyalanır. Taklitçi bir millet ileri bir teknoloji ve sanayiye sahip olamaz, montajla, gazoz fabrikasıyla ve müstemleke tipi yatırımlarla vaktini geçirir, böylece geri kalır.

    İkinci safha sömürülme safhasıdır. Geri kalan bir milletin, ekonomik yönden sömürülmesi kültür bakımından da yabancı kültürlerin istilasına uğraması çok tabiidir.

    Üçüncü safha bağımsızlığı kaybetme safhasıdır.

    Dördüncü safha ise öz benliğini kaybetme yani yok olma safhasıdır.

    İşte Türkiye’nin baş meselesi budur. Çünkü Türkiye’ye 200 yıldan beri emperyalizm ve Siyonizm’in planlı çalışmalarının sonucu olarak dışarıdan taklitçilik hastalığı aşılanmıştır. Bu yüzden Türkiye geri bıraktırılmıştır. “Modern Müstemlekecilik” yoluyla ve Türkiye’de ku-rulan hâlihazır “Ekonomik Köle Düzeni” vasıtasıyla Türkiye gün geçtikçe daha çok sömürülmüş, dış borçlara ve iç borçlara esir edilmiştir. Şimdi de hastalığın üçüncü safhasına intikal ettirilmek istenmektedir. Bu ise “Ortak Pazar Oyunu” ile gerçekleştirilmek istenmektedir. Nitekim Refah Partisi’nin dışındaki bütün partiler zihniyet itibariyle batı taklitçisidirler ve hepside Ortak Pazarcıdırlar. Ortak Pazar’a girmek, yani asırlardan beri mensup olduğumuz ve milli öz benliğimizin tabii yeri olan Müslüman ülkeler âleminden ayrılıp, AT’a tam üye olmak demek ulusal bağımsızlığımızı terk edip “İkinci Sevr’i kabul etmek demektir. Böyle bir durumda ertesi gün İsrail’de AT’a girecektir. AT ise uluslararası bir anlaşma olmayıp tek devlet olmak demek olduğundan netice itibariyle İsrail’le Türkiye tek devlet haline getirilmiş olacaktır. Bu ise Theodor Hertzel tarafından 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde toplanmış bulunan “Dünya Siyonizm Kongresi”nde tespit edilen ve karar altına alınan Siyonizm planının ikinci adımını gerçekleştirmek demektir. Yani birinci adım olan İsrail’in kuruluşundan sonra ikinci adım olan “Büyük İsrail”in kurulması demektir.

    Türkiye AT’a üye yapılmak adı altında bu oyunun içine sokulduğu zaman bağımsızlığını kaybedecek, bunu takibende öz benliğini kaybedecektir. Böylece iki asırdan beri batının içimize aşıladığı taklitçilik hastalığı son devresine ve hedefine ulaşmış olacaktır.

    “Milli Görüş”e Nasıl Geçilecek

    Biz 2000 yılına kadar iktidarda olursak baş meselemiz taklitçilik hastalığını tedavi etmek, batı taklitçiliği zihniyeti yerine milletimize kendi “Milli Görüş”ünü temel görüş olarak kazandırmaktır. Bunun için çok yönlü planlı, programlı ve şuurlu bir çalışmanın yürütülmesi şarttır. Bu çalışmada bütün düzen milli eğitim, kültür, sanat, ekonomik ve sosyal sahada alınacak tedbirler, atılacak adımlar ve yapılacak faaliyetler çok büyük önem ve mana taşırlar.

    Türkiye’de bizim iktidara gelmemiz en büyük devrimdir. Bunu sadece biz söylüyor değiliz. Türkiye uzmanı bütün batılılar da aynı inanıştadırlar. Mesela uzun yıllar Almanya’da Parlamento Başkanlığı ve Schleswig-Hollstein Eyaleti Başbakanlığı yapmış bulunan VonHassel bir makalesinde Türkiye’de Refah Partisi’nin iktidara gelmesi demek “Sadece yeni bir Türkiye’nin değil, yeni bir’ dünyanın kurulması demektir” diyor.

    Bunun için Türkiye’nin batı taklitçiliğini bırakıp Milli Görüş’e dönmesinde en büyük etken bizzat Refah Partisi’nin iktidara gelmesi olayı olacaktır. Bu etken bütün milletimizi elektrikleyecek bugün batı etkisinde kalanları dahi uyandıracak, Milli Görüş şuuruna ermelerine zemin hazırlayacak, yardımcı olacaktır.

    Türkiye’nin önünde bulunan diğer bütün önemli meselelerin temelinde “Taklitçilik” zihniyeti yatmaktadır. Bunun için diğer önemli meselelerin çözülebilmesi için ilk, temel ve en mühim mesele “Taklitçilik” zihniyetinin yerine “Milli Görüş” zihniyetinin yerleştirilmesidir.

    Tahribat Yerine Kalkınma

    Refah Partisi’nin işbaşına gelip 2000 yılına kadar işbaşında kalması halinde milletimize yapacağı en büyük hizmetlerden birisi “Taklitçi” zihniyetlerin yaptıkları “Manevi ve Maddi Tahribat”ı durdurmak bunun yerine “Manevi ve Maddi Kalkınma”yı gerçekleştirmek olacaktır. Refah Partisi bu hamleyi “Milli Görüş” ile ve “İnançlı kadrolarla başaracaktır.

    Milli Kalkınmaya ağırlık verilmesi

    Milli Harp Sanayii

    Şahsiyetli Dış Politika

    Müslüman ülkelerle işbirliği

    Uydu Değil, Lider Ülke Türkiye

    “Manen ve Maddeten Kalkınmış Yeniden Büyük Türkiye”

    “Köle düzeni’ yerine adil ekonomik düzen”

    “Modern Müstemlekecilik” tatbikatına son verilmesi, hâlihazır “Köle Düzeni”nin yerine “Adil Ekonomik Düzenin kurulması.

    “Aldatma rejimi” yerine adil devlet düzeni”

    “Tabuların ve “İnanç ve Fikir Hürriyeti” önüne konan engellerin kaldırılması, hâlihazır “Aldatma Rejimi” yerine “Adil Devlet Düzeni”nin kurulması.

    Batıya Uşak Olmak Yerine Lider Ülke Türkiye Olmak

     “Kuvveti Üstün Tutan” “AT”a uşak bir vilayet olma hedefi yerine “Müslüman Ülkelerle İşbirliği” hedefinin yani “Hakkı Üstün Tutan” “Adil Düzen’e dayalı topluluğun ve böylece “Lider Ülke” hedefinin gerçekleştirilmesi.

    …Görülüyor ki Türkiye’nin temel meseleleri “Kuvveti üstün tutan” “Batı taklitçisi zihniyetlerin ne “Pansuman tedbirler” ne de içi boş yuvarlak sözler ve sadece vakit kaybettirici, geri bıraktırıcı ve sömürülmeye yarayıcı fikir, tutum ve davranışlarıyla çözülmez.

    Tek çare “Milli Görüş”ü temsil eden “Refah Partisi”nin, işbaşına gelmesi ve inançlı kadroların yapacaklar: hamlelerle biran evvel “ADİL DÜZEN”İN kurulması ve böylece:

    “Önce Ahlâk ve Maneviyat” bayrağının açılması suretiyle “Manevi Kalkınma Hamleleri”

    “Milli, Güçlü, Süratli, Yaygın Kalkınma Hamleleri”

    “Ağır Sanayi Hamleleri”

    “Herkese Refah Hamleleri”

    “Şahsiyetli Dış Politika Hamleleri”

    “Müslüman Ülkelerle İşbirliği Hamleleri”nin yapılması ve böylece “Manen ve Maddeten Kalkınması Yeniden Büyük TÜRKİYE’NİN kurulmasıdır.

    “Uşak değil lider ülke Türkîye !” “refah gelecek zulüm bitecek !” Türkiye 7 koldan tahrip ediliyor

    … “Manevi ve Maddi Tahribat”ın durdurulması, “Manevi ve Maddi Kalkınma”nın sağlanması:

    Türkiye halen 7 koldan tahrip edilmektedir:

    Başta TRT yayınları olmak üzere her türlü imkân ve vasıtayla büyük bir “Ahlâk ve maneviyat tahribatı” yapılmaktadır.

    “İnanç ve fikir hürriyetinin tatbikatta her türlü vasıta ve imkanla engellenmesi böylece gelişmeye mani olunması.

    IMF reçeteleriyle bütün milletin fakirleştirilmesi, acımasız bir şekilde “Köle Düzeni”nin tatbiki suretiyle ülke ve milletin geri bırakılması.

    Milletin ve ülkenin ağır iç ve dış borçlara ve bunların büyük faizlerine esir edilmesi. Dış politikada “Uydu” olunması ve milli menfaatlerin korunamaması.

    Hakiki kalkınma yerine “Müstemleke tipi kalkınma” ile millet oyalanıyor. Tarım tahrip ediliyor, Türkiye dışa bağımlı hale getiriliyor.

    Ağır Sanayi Hamlesinin tahribi, fabrikaların yabancılara satılması. Alınan borçlar ve toplanan vergilerin yabancılar için yapılan beş yıldızlı otellere harcanması.

    Ağır Sanayi Hamlesi içerisinde programladığımız hakiki imalatçı “Milli Harp Sanayi”nin tahribi, yerine büyük cirolu sahaları yabancılara parselleyen, demode silah ve vasıtaların montajıyla Türkiye’yi oyalayan ve geri bırakan tahribat.

    Ne pahasına olursa olsun AT’a vilayet olacağız zihniyetiyle daha şimdiden milli menfaatler aleyhine adımların atılması, bağımsızlığın terki için hazırlıklar yapılması, Milli Görüşle ilgili her türlü temel inanış ve zihniyetin yerine, koyu-bir taklitçiliğin aşılanması ve bunun millete kabul ettirilebilmesi için yoğun propaganda ve tahribatın yapılması.






    Bu Haber 2153 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS