• Şer Güçler İmha Ederken, Biz İhya Ediyorduk!

    Şer Güçler İmha Ederken, Biz İhya Ediyorduk!

    05 Nisan 2018

     
    | Devamı






    Şer Güçler İmha Ederken, Biz İhya Ediyorduk!

    Zeytin Dalı Harekâtı’nın 58. gününde Afrin merkezinde kontrolü sağlayan TSK ve ÖSO güçleri, ihya ile işgal arasındaki farkı tüm dünyaya göstermiş olmaktaydı. Mehmetçik, Afrin’de sivillerin ve kentin zarar görmemesi için büyük bir titizlik gösterirken, ABD, Rusya, İran, Esed rejimi ve Hizbullah güçlerinin Suriye’nin çeşitli kentlerine dönük operasyonlarında ise kadim şehirlerden geriye sadece yıkım ve talan kalmıştı. Sivil kayıp yaşanmaması için büyük bir titizlikle sürdürülen harekâtın 58. gününde ele geçirilen Afrin kent merkezindeki yapıların tamamına yakını varlığını korumaktaydı. Afrin’deki tarihi ve kültürel doku hiçbir hasara uğramamıştı. Başarıyla tamamlanan Fırat Kalkanı Harekâtı’nın ardından Afrin’in PYD/PKK işgalinden kurtarılması ve terörden arındırılması için başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı, dünyaya savaş hukukuna ve insan haklarına riayetin nasıl olacağını tüm açıklığıyla gösterip ispatlamıştı. Türkiye’den dualarla uğurlanan Mehmetçik, ihya ettiği Afrin topraklarında sevinç gösterileri ve hasret gözyaşlarıyla karşılanmıştı.

    Kimsenin burnu kanamamıştı

    Sivil kayıpların yaşanmaması için kılı kırk yaran Mehmetçik ve ÖSO, yaralı olarak ele geçirilen PYD/PKK’lı teröristlerin tedavisini bile yapmaktaydı. Kur’an-ı Kerim’lerin içerisine dahi bomba yerleştiren cani örgüte karşı sivilleri koruyan askerlerimiz, havadan ve karadan yürütülen harekâtta tek bir sivilin burnunun kanamaması için büyük gayret harcamıştı. Harekâtın 58’inci gününde kontrolün sağlandığı Afrin kent merkezinin görünümü, Türkiye’nin titiz operasyonunun açık bir göstergesi konumundaydı. Kentin etrafındaki zeytinliklerin dahi hasar görmediği kentteki yapılar büyük ölçüde varlığını korumaktaydı. Türkiye ihyanın ne demek olduğunu Afrin’de tüm dünyaya gösterirken, Suriye’nin diğer bölgelerinde durum oldukça farklıydı. Suriye rejimini oluşturan Esed zaliminin yanı sıra bölgede etkin olan ABD, Rusya, İran ve Hizbullah güçlerinin Suriye’nin çeşitli kentlerine dönük operasyonlarında kadim şehirlerden geriye sadece yıkım ve talan kalmıştı. ABD’nin Suriye PKK’sı ile birlikte gerçekleştirdiği Rakka operasyonunda 2 bin 371 sivil öldürülmüş, 450 bin sivil göçe zorlanmıştı. Suriye’nin kuzeyinde PYD’nin işgal ettiği yerlerde Arap ve Türkmenler göçe mecbur bırakılmış, evleri yakılıp yıkılıvermişti. Şehirleri ise hayalet kent durumuna sokmuşlardı. Esed güçlerinin Rusya, İran ve Hizbullah desteğiyle ele geçirdiği Halep’in yüzde 70’i yerle bir edilip harabeye çevrilmiş durumdaydı. Doğalgaz yataklarının bulunduğu Deyr-ez Zor ise hem Esed rejimi hem de ABD tarafından tarumar edilip yağmalanmıştı. Doğu Guta’nın ele geçirilmesi için Esed rejiminin Rusya desteğiyle ağır bombardıman düzenlediği kent yakılıp yıkılmıştı.

    Afrin'e yapılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın 3. haftasıydı. CHP lideri Kılıçdaroğlu işte o günlerde şu talihsiz tavsiyelerde bulunmuşlardı: “Türkiye güvenliğini alabilecek noktaya kadar varmalıdır. Ama ben Afrin'e girilmesini asla doğru bulmuyorum. Kenti ele geçirmek gibi bir düşünce olmamalıdır. Daha derinlere inmenin mantığı yoktur. Hiç gerek de yoktur. Daha fazla Şehit veririz, yazıktır, günahtır.” Hayret o dönemde de YPG’den de, ABD’den de aynı teklif çıkmıştı. “Afrin merkeze girmeye kalkmayın, tampon bölge hazırlayalım, Menbiç'e tehdit oluşturmayın” kuşkuları kof çıkmıştı. Neyse ki ne iktidar ne de ordu Kılıçdaroğlu'nun ABD ağızlı bu teklifine kulak asmamış, aradan geçen bir ay içinde Afrin merkezi kontrol altına alınmıştı.

    Sonunda PKK/YPG Afrin'de arkasına bile bakmadan kaçmıştı. O zaman sosyal medyada günlerce YPG ağzıyla konuşanlara sormak lazımdı:

    Hani Afrin'e girmek çok zor ve tehlikeli sonuçlar doğuracaktı?

    Hani büyük direniş olacaktı ve ABD destekli PKK/PYD ile kolay başa çıkılamazdı?

    Hani Afrin’i Vietnam'a çevireceklerinden kuşkulanılmaktaydı?

    Hani sıra meskûn mahal çatışmasına geldiğinde işler sarpa saracaktı?

    Hani YPG, içeri doğru çekilerek çatışmaya girecek ve TSK’yı bozguna uğratacaktı?

    Hani Afrin’i almak hiç kolay olmayacaktı? soruları hala yanıtını aramaktaydı.

    “Suriye’ye 1 metre girin de görelim!” cinsinden Amerika ve PKK ağzıyla tehditler savuran Hürriyet'in Ertuğrul Özkök(süz)ü bile bakın Afrin zaferi sonrası neler yazmıştı:

    “O kahpe Ergenekon kumpası yetmedi. Arkasından 15 Temmuz darbesi geldi. Sadece kanlı bir darbeye kahrolmadık. Sadece ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın ve ailesinin canına kastedilmesine kahrolmadık. Ordumuz çöktü diye kahrolduk. İşte o şanlı ordu, geçen pazar günü, yani Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde Afrin’in hükümet konağına bayrağını dikti... Demek ki öyle bir orduymuş ki... Öyle büyük bir mirasın temsilcisiymiş ki... Öyle vatansever insanlara emanet edilmiş ki... FET֒nün muhbiri, imamı, polisi, savcısı, hâkimi... Ve en sonunda yıllar boyu içine sızmış darbecisi içten yıkamamıştı... İçten yıkılmayınca da dışta da dimdik ayakta kalmıştı...”

    Cumhuriyet yazarı Ali Sirmen hala gâvurların ağzıyla konuşmaktaydı: “TSK, tarihinde ilk kez herhangi bir uluslararası anlaşmaya dayanmadan Afrin’de bir zafer sonunda göndere bayrak çekiyordu. Ankara’nın bu operasyonu kendi sınır güvenliği için yapması, harekât ile bölgedeki konumunun değişmiş olduğu gerçeğini etkilemiyordu. Zorunlu bir operasyonun sonucu olarak gelen Afrin zaferinden sonra Türkiye artık bir Ortadoğu ülkesi konumuna düşüyordu ve bu açıdan, her gün adım adım izlediğimiz Afrin harekâtı belki de bizim sandığımızdan da daha önemli sonuçlar doğurmaya gebe bulunuyordu.”[4]

    Aynı Gazete’den Kadri Gürsel: “Ankara’nın Rusya’yla vardığı mutabakat ve TSK’nin üstün ateş gücü, Afrin harekâtının neticesini tayin eden iki faktör oldu. YPG’nin TSK karşısında tutunması imkânsızdı. Dolayısıyla TSK harekâtın zamanlamasını dilediği gibi yönetti. O kadar ki, Afrin şehir merkezine girilip yönetim binasına Türk bayrağının çekilmesi, Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü olarak kutlanan 18 Mart tarihine kolayca denk getirildi. İktidarın, Afrin harekâtı ile Çanakkale savunması arasında bir özdeşlik tesis ederek, kendisini desteklemenin her türlü muhalefetin ötesine geçen bir milli görev olduğu yönünde verdiği mesaj, 18 Mart zamanlamasıyla adeta taçlandırıldı. TSK’nin kullandığı yüksek teknoloji ve ateş gücü karşısında YPG, kırsalda ve yerleşim merkezlerinde mevzi savaşı sürdürmenin imkânsızlığını görerek hızla çekilmek zorunda kaldı.” diyerek Afrin zaferinin Rusya'nın desteği ile ve çok kan dökülmesin diye YPG’nin çekilmesi sayesinde kazanıldığını imaya çalışmaktaydı. Evet Rusya’nın bölgedeki bazı planlarını da hesaba katarak ve desteğini sağlayarak bu harekâtı rahatlatmak akıllıcaydı ve stratejik bir taktik icabıydı. Ve tabii, Amerika ve Rusya’nın gizli ve kirli planlarına taşeronluk yapmamak için de dikkatli olunmalıydı.

    Cumhuriyet'ten Özgen Acar ise, kapalı biçimde ve kahpece ABD hesabına Türkiye'yi tehdit edecek bir tavır takınmaktan sakınmamıştı.

    “Bu gelişmeden sonra AKP Reis-i Umumisi, yeni hedefi şöyle açıkladı: İdlib tarafındaki gözlem noktalarını tahkim ederek Münbiç’e yöneleceğiz. ABD, Münbiç’i tümüyle boşaltırsa bu işi daha hızlı ve kolay gerçekleştiririz. Onlardan ihsan istemiyoruz, gölge etmesinler yeter! Üç hafta önce ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, AKP Reis-i Umumisi ile 3 saatten fazla görüştü. Ardından meslektaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile konuştu. İkilinin konuşmasından sonra “ortak mekanizma kurulacağı” açıklandı. Sonra ne oldu? ABD Başkanı Donald Trump, Tillerson’ı, üstelik hiç de nazik olmayan bir biçimde, bir “tvit” gönderisi ile şutladı. Sonuç: 3 saatlik konuşma balon oldu, uçtu gitti, “ortak mekanizma” rafa kalktı! Yerini, Amerikan Kongresi’nin bazı üyelerinin “Türkiye’ye yaptırım uygulanması” önerisi aldı. Bu arada, ABD Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Heather Nauert, Münbiç konusunda henüz bir anlaşma olmadığını söyledi. Daha gerçekçi açıklama ABD Genelkurmay Başkanlığı sözcüsü Korgeneral Kenneth F. McKenzie ve Savunma Bakanlığı sözcüsü Dana Vhite’tan şöyle geldi: “Münbiç ve güney bölgesinde yeniden konumlamalar yaptık. Orada askeri üssümüz var! Bu, değil “gölge etmemek”, TSK ile Amerikan ordusunu karşı karşıya getirecek tehlikeli bir tepki değil mi?”[5]


    [4] Ali Sirmen, Cumhuriyet, 20 Mart 2018

    [5] 20 Mart 2018, Cumhuriyet


    MAKALENİN TAMAMI İÇİN:  http://www.millicozum.com/mc/ozel-yazilar/turkiye-asla-geri-adim-atmamali-terorun-belini-kirmadan-durmamaliydi

















    Bu Haber 687 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS