• O ERBAKANDI YA ŞAŞI DURAN KİMDİ!?

    O ERBAKANDI YA ŞAŞI DURAN KİMDİ!?

    02 Kasım 2011
    Biri hayatı boyunca hiç ‘ben’ demedi, hep ‘biz’ dedi. Diğeri ise her söze ‘ben’ diye başladı.

     
    | Devamı

     O ERBAKANDI

    Aynı vatanda doğdular.
    Aynı devletin okullarında okudular.
    Aynı gök kubbenin altında yaşadılar.
    Aynı güneşte ısınıp muhtemelen aynı yağmurlarda ıslandılar.
    Aynı gökyüzüne bakıp aynı yıldızları seyrettiler.
    Yaşadıkları coğrafyayı saran aynı acılarla, aynı felaketlerle, aynı dramlarla yüzleştiler.
    Karşılaştıklarında selamlaştılar, hal hatır sordular, kimileyin aynı sofraları paylaştılar.
     

    Ama;
    Biri hayatı boyunca hiç ‘ben’ demedi, hep ‘biz’ dedi. Diğeri ise her söze ‘ben’ diye başladı.
     

    Birinin zihninde hep bir dünya haritası vardı. Diğerinin zihninde ise bir makam koltuğu.
    Biri ömrünü bütün insanlığın kurtuluşuna ve saadetine adadı. Diğeri ise aidiyet hissi ile içinde bulunduğu topluluğun dışına çıkamadı.
     


    Biri ulaşıp elinden tutamadığı, derdine derman olamadığı, gözyaşını silemediği insanların vebalinin ağırlığı altında ezildi. Diğeri birlikte olduğu, yanına yöresine topladığı, sahip olduğu imkânları paylaştırdığı insanların mutluluğunun sefasını sürdü.
    Biri önce ahlak ve maneviyat dedi, mensubu olduğu milleti var eden değerlerin yeniden ihyası ve neşv-ü nemâ bulması için gece gündüz çalıştı, alın teri döktü. İtiraz etti, başkaldırdı, mücadele etti, bu böyle gitmez dedi. Diğeri milleti kendi değerlerinden uzaklaştıran, onları geri kalmışlığın sebebi gören, hayatını milletiyle mücadeleye adayanlarla birlikte oldu. Sustu, uzlaştı, durumu idare etti.
     

    Biri adam yetiştirdi, hedef gösterdi, ufuk çizdi, umut verdi, sabretti, tevekkül etti, şahsiyet inşa etti. Diğeri bekledi, kendine müsaade edilen kadar yürüdü, şikâyet etti, dedikodu yaptı. 

    Biri hep tebessüm etti, mahlûkata şefkat ve merhametle yaklaştı, nezaket ve tevazuunun ete-kemiğe bürünmüş timsali oldu. Diğeri surat astı, hakir gördü, kibirlendi, uzak durdu. 

    Biri Alparslan’ın cesaretini, Sultan Fatih’in imanını, Ulubatlı Hasan’ın şecaatini,  Abdülhamit Han’ın siyasetini dava arkadaşlarına rehber kıldı. Diğeri sahte kahramanların hikâyeleriyle büyüdü. 

    Biri önüne konulan tüm engelleri aştı, bütün bentleri yıktı, dağlar ne kadar yüksek olsa da yollar onu aşar dedi, azminden, cesaretinden, inancından hiçbir şey kaybetmedi, yürüdü gitti. Diğeri her engele takıldı, kendi korkularına teslim oldu, ufacık tepeleri aşılmaz dağ bildi, yıldı, vazgeçti. 

    Biri yüreğine bütün insanlığı sığdırdı, her insanı bir dünya olarak bildi. Diğeri ise uçsuz bucaksız gönlünde sadece kendi nefsini otlatıverdi.  

    Biri; yaşasaydı bizimle beraber olurdu diyerek ölüleri bile sahiplendi. Diğeri kendi gibi düşünüp kendi ile birlikte olmayanları asla sahiplenmedi. 

    Biri inancına ve mukaddesatına dil uzatanlara, Allah düşmanlarına karşı asla taviz vermedi, hiç eğilmedi, vakarını korudu, hep karşılarında durdu, hayatı boyunca erkekçe mücadele etti. Diğeri pozisyonunu korumak adına hep ödün verdi, erteledi, müdahil olmaktan kaçındı, kaçak dövüştü, bîtaraf oldu, bertaraf oldu. 

    Biri konuştuğunda Kabil’in yüreğine su serpti, Gazze’nin bulutları dağıldı, Saraybosna’nın yüzü güldü, Keşmir’in içi ısındı, Medine tebessüm etti; Tel Aviv titredi, Beyaz Saray’ın hesapları bozuldu, siyonizmin planları yerle bir oldu. Diğeri konuştuğunda Kıbrıs endişelendi, Filistin ağladı, Endonezya sustu, Malezya hüzünlendi, Tahran kahroldu; İsrail şımardı, Washington sevindi, Brüksel ellerini ovuşturdu. 

    Biri nizam dedi, selamet dedi, anahtar dedi, refah dedi, başak dedi, bereket dedi, fazilet dedi, muhabbet dedi, saadet dedi. Diğeri düzen dedi, beygir dedi, rejim dedi, kuş dedi, papatya dedi, arı dedi, kriz dedi, felaket dedi. 

    Biri dava adamıydı, hep öyle kaldı. Fedakârlıklarının hesabını yapmadı, her nefesini son nefes bilip öyle yaşadı. Yaptıklarını, söylediklerini ‘amel defterinde’ topladı. Diğeri düzen adamıydı, hep öyle kaldı. Her işini, her sözünü kişisel kaygılarına göre tasarladı, ödediği bedellerin hesabını tuttu, gün be gün oturup ‘hezeyanlarını yazdı’. 

    Biri günü geldi haykırdı, hesap sordu, bedel ödetti, bedel ödedi. Diğeri günü geldi sustu, ortalıktan kayboldu, ihbar etti, seyretti. 

    Biri anlaşılmayı sadece Rabbinden bekledi, hesabını kitabını O’na göre yaptı. Diğerinin iki ayrı terazisi vardı. Siyasi, ticari hesapların içerisinde anlaşılmayı hep birilerinden bekledi. 

    Biri tek başına çıktığı yolculuğunda nur topu gibi büyüdü, çoğaldı, milyonlarca insanın kalbinde taht kurdu. Diğeri milyonların içerisinde tek başına yaşadı, kartopu gibi eridi, kaçınılmaz yalnızlığa mahkûm oldu. 

    Birinin şefkati, merhameti, nezaketi, sabrı, hoşgörüsü, idraki, feraseti, basireti hesaba kitaba gelmezdi, namütenahi ve sınırsızdı. Diğerinin ise en fazla altı kulaçtı.
    Birini; düşmanları dostlarından çok daha iyi anladı. Sadece dostlarının değil düşmanlarının bile şahadeti onu kurtarmaya yeterdi. Diğeri ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamadı, gün geldi orta yerde öylece kala kaldı.
     

    Biri ERBAKAN’DI.  

    İlkokulda, lisede, üniversitede öğrenciyken de, hocayken de ERBAKAN’DI. Muhalefet lideriyken de, Başbakanken de ERBAKAN’DI. Zindandayken de, Saraydayken de ERBAKAN’DI. İstanbul’da da, Berlin’de de, Mekke’de de, Washington’da da ERBAKAN’DI.

    Diğeri?
     
     

    Her nereye baksan bir tane vardı. 

     

     


     

    Bu Haber 6770 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
1

Misafir

Allah razı olsun O büyük O kutlu şahıs tan da  onun sevgisini içinde barındıranlardan da

Misafir yazdı. 03 Kasım, 2011 00:00

0 Alkış / 1 Kınama

 
 
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS