• Medya Ve Millî Gazete

    Medya Ve Millî Gazete

    22 Şubat 2015

     
    | Devamı

      

            Medya Ve Millî Gazete

     

    Cemiyet ve devlet hayatında ve bilhassa maddî ve manevî gelişmemizin sağlanmasında, milletlerarası kültür alışverişlerinde hür basının rolü büyüktür. Millî mefahire bağlı, manevî ve ahlâki değerlere hürmetkâr olmak suretiyle basınımızın tam ve kâmil mânâda hür olması bizim başta gelen prensiplerimizdendir.

    Bu sebeple basınımızın ilmî ve içtimaî esasların ışığı altında, fikrî gelişmeye tahlil ve tenkide ağırlık verebilmesi, bölücü ve yıkıcı olmaması her türlü peşin fikirden uzak olarak meseleleri ele alması gerekir.

    Ülkemizde maddî ve manevî kalkınma şartlarının hazırlanmasında iç istikrar, barış ve huzurun sağlanmasında, temel hak ve hürriyetlerin eksiksiz ve âdil esaslar dairesinde uygulanmasında ve demokrasimizin tekâmülünde basınımıza büyük vazifeler düşmektedir.

    Basınımız siyasette karşılıklı anlayışın hâkim olmasına hatalı fikirlerin tasfiye edilerek millî menfaatlere uygun prensiplerin kuvvet kazanmasına hizmet edecek tarzda gayret göstermelidir.

    Kalemlerim bu istikamette kullanan güzide basın mensuplarımız mevcuttur.

    Muhterem basınımız şahısları ve partileri yıpratmak için belirli çevrelerce ortaya atılan gayri ciddî propagandalara iltifat etmemeli, kendi bünyesinde ele bu temayülde olanları tasfiye edebilmelidir.

    Farklı görüş sahiplerinin millî menfaatler bakımından birbirlerine karşı büyük bir toleransla hareket etmeleri iktiza ettiği gibi basının ve basın mensuplarının da bu esaslar içinde hareket etmeleri demokrasinin yaşaması ve tekâmülü için elzemdir. Basın kalkınmamıza hız katacak millî bir müessese ve imkân olduğundan bu imkânın heder edilmeden en iyi şekilde değerlendirilmesinin temini en samimî arzumuzdur.

    Milli Görüş Kitabından alıntı

    Hayra motor olacağız

    “Millî Gazete’nin ne olduğunu Arif Emre Bey kardeşimiz 3 gün önce Elazığ’da çok veciz bir şekilde ortaya koydu. Ben de şimdi Trabzonlu hemşehrilerimin huzurunda Milli Gazete’nin ne olduğunu aynı Arif Bey’in tarifine uyarak teyit etmek istiyorum. Arif Bey Millî Gazete’nin ne olduğunu tarif ederken milli şairimiz Mehmet Akif’in şiirlerinden istifade etti. Aynı şeyi huzurlarınızda tekrar ediyorum. Milli şairimiz ne diyor. Bu cümleler aynen Millî Gazete’yi tarif ettiği için Millî Gazete Günü’nde sizlere okuyorum:

    “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

    Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

    Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;

    Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!

    Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. 

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”

    İşte 30 yıla yakın bir zamandır Millî Gazete’nin yaptığı budur ve milli şairimizin yaptığı bu tarife en güzel uyan örneği vermiş olmak da Millî Gazete’nin en büyük hususiyeti, en büyük şerefidir.

    Çok aziz ve muhterem Trabzonlu hemşehrilerim;

    Rahmetlik Necip Fazıl’ın bir meşhur sözü vardır. Der ki; “Ben XVI. Loui döneminde yapılmış olan zulümlerden dolayı XVI. Loui’nin kendisini mesul sorumlu tutmam. Ya? O dönemde çok kuvvetli bir yazar vardı. Asıl onu mesul tutarım. Çünkü XVI. Loui’nin zulümlerini destekledi. Eğer onlara karşı çıksaydı bu zulümler yapılmayacaktı. Ondan dolayı asıl mesul XVI. Loui değil onun zulmünü destekleyen o yazardır” demiştir Allah rahmet etsin. Bu sözlerden alacağımız ders; medyanın önemini idrak dersidir.  Bir ülkede eğer bugünkü gördüğümüz gibi ülkenin aleyhine olan hususlar medya vasıtasıyla destekleniyorsa menfi bir medya hakimse o takdirde o ülkede zulümler devam eder. Bu durumlardan kurtulmak için o menfi medyadan daha güçlü bir müsbet medyayı ortaya koymak gerekir. İşte bugünkü Millî Gazete Günü bunun için çok büyük bir önem taşımaktadır.

    Endonezya Cumhurbaşkanı Habibi Bey’in dostumuz olduğunu biliyorsunuz.  Kendisi Cumhurbaşkanı olduğu zaman bir heyet gönderdi. “Hocamızın uzun yıllar tecrübesi var. Allah bana şimdi böyle bir fırsat nasip etti. İşe başlarken ben çok meşgulüm. Ama siz benim adıma gidin kendisini ziyarete gidin. Bana yapacağı tavsiyeleri alın getirin” demiş. Heyet çıktı geldi. Kendileriyle görüştük. Görüştüğümüz zaman kendilerine üç tane sual sordum. Birincisi; Endonezya’da Habibi Bey’in parlamentodan istediği kanunları çıkartacak gücü var mı? Dediler ki, “Efendim biz diktatörlükten geliyoruz. Cumhurbaşkanlarımızın zaten çok büyük yetkileri vardır. İstedikleri kanunları çıkartmakta hiçbir güçlükleri yoktur. Kaldı ki bizdeki parlamentodaki milletvekillerinin yüzde yetmişi sekseni Cumhurbaşkanı’nın her türlü arzusunu severek yerine getirecek insanlardan müteşekkildir. Yani bizim böyle bir meselemiz yoktur.”  İyi güzel.

    Peki Endonezya’da en fazla satan gazeteler Cumhurbaşkanı’nın desteğinde mi karşısında mı?

    “Ne yazık ki;  bu gazeteler Çinli sermayenin elindedir ve bunlar Cumhurbaşkanı’nın karşısındadır.”

    Peki bu gazeteler sermaye desteği olmadan yaşayamaz. Endonezya’da sermaye, bankalardaki sermaye kimlerin elindedir? “Bunlar  da maalesef Çinli azınlıkların elinde!”

    Bunları söyledikleri zaman kendilerine dedim ki; “Hemen koşun! Habibi dostumuza söyleyin. Sadece parlamentodaki kuvvetle iktidar olunmaz. İcraat yapabilmek için mutlaka çok kuvvetli bir medyaya, o medyanın yaşayabilmesi içinde onu destekleyecek şuurlu sermayeye ihtiyaç vardır. Bunları biran evvel temin edin.”

    Şimdi kendisi geçen hafta tekrar bendenizi ziyarete geldi bu sefer Sayın Habibi’nin kendisi. Dedi ki; “Gönderdim heyetin gönderdiğiniz bütün tavsiyelerini çok dikkatle dinledim. Kendileri de şahittir dedim ki, Hocamızın tecrübeleri geniştir.Çok doğru söylüyor hemen bu noksanlarımızı telafi etmek için kolları sıvayın. Ancak kısa zamanda beklenen adımları atamadık ve iktidarı muhafaza etmemiz mümkün olmadı. Hatta Cumhurbaşkanı seçimine iki saat kala ben adaylıktan bile geri çekilmek mecburiyetinde kaldım. Çünkü medyanın ve sermayenin kuvvetli baskısıyla çok daha feci sonuçlar meydana gelebilecekti. Bunları önlemek için adaylıktan bile geri çekilmek mecburiyetinde kaldım.  Ne kadar önemli tavsiyelerde bulunduğunuzu kimse bilmese dahi ben biliyorum” demiştir.

    İşte muhterem arkadaşlarım;

    Biraz evvel Giresun milletvekilimiz burada konuşurken “halkla temas ediyoruz, bizi biran evvel bu dertlerden kurtarın diyorlar” dedi Turhan Alçelik kardeşimiz.  “Ve onlara dedim ki, eğer bunlardan kurtulmak istiyorsanız bize 370 milletvekili vermeniz lazımdır dedim” dedi. O bunu söyleyince ben o cümleye bir mim koydum. Şimdi huzurlarınıza geldim. Turhan Bey’e de seslenerek hepinize de ifade ediyorum ki; 370 değil 570 milletvekilimiz olsa dahi eğer kuvvetli bir medya desteğiniz olmazsa icraat yapamazsanız. İşte Millî Gazete Günü’nün büyük önemi burada…  İcraat yapabilmek için kuvvetli bir medyanın kuvvetli bir desteğine ihtiyaç vardır. Günümüz böyle bir gündür. Bunu idrak etmek mecburiyetindeyiz. Bundan dolayı bu zulümlerin bitmesi için 370 milletvekili yetmez.  Milli Gazete’nin tirajının da 370 bine çıkması gerekir. Başka türlü bu zulümlerden kurtulmak imkanı olmaz.”

    Milli Gazete Günü Konuşması / Trabzon   

















    Bu Haber 2216 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS