• İZMİR “ECO” BAKANLAR KONSEYİ VE “D-8”LER GİRİŞİMİ

    İZMİR “ECO” BAKANLAR KONSEYİ VE “D-8”LER GİRİŞİMİ

    19 Temmuz 2011
    ERBAKAN KÜTÜPHANESİNDEN DÜNYANIN DEĞİŞİMİ VE ERBAKAN DEVRİMİ

     
    | Devamı

    İZMİR “ECO” BAKANLAR KONSEYİ

    VE “D-8”LER GİRİŞİMİ

    İnsanların kıymeti, himmeti (gayesi ve gayreti) kadardır. Himmeti ise, hedef aldığı şeylerin büyüklüğü oranındadır. İleride hayata geçirilecek ve hakikate dönüşecek büyük hayaller kurmak, büyük projeler hazırlamaya önemli bir basamaktır. Ve sonunda bu projeleri pratiğe dönüştürmek ve ümitleri gerçekleştirmek ise, başarı ve büyüklüğün şartıdır.

    Ve işte 15 Eylül 1996 günü İzmir`de yapılan ECO (Ekonomik İşbirliği Teşkilatı) Dışişleri Bakanları Toplantısı da, Erbakan`ın yıllardır savunduğu İslam Ortak Pazarı`na önemli bir basamak ve hazırlık olarak yorumlanmaktadır.

    Türkiye, İran, Pakistan, Azerbaycan, Afganistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan Dışişleri Bakanlarının katıldığı ayrıca Kıbrıs’ın da üye sayıldığı ECO’nun İzmir olağan üstü zirvesinde tarihi bir konuşma yapan Başbakan Erbakan, artık Yeni Bir Dünya’nın ve yeni bir dönemin başladığını haykırmakta ve hatırlatmaktadır.

    Şimdilik, Ege`den Çin Denizine 300 milyon kilometrekarelik büyük bir coğrafyayı ve 350 milyon nüfusu kapsayan ve çok güçlü imani ve tabii bağlarla irtibatlı bulunan kardeşler topluluğunu kucaklayan ECO’nun, İzmir`de Ticaret, haberleşme, ulaştırma, iletişim ve enerji konularında imzaladıkları anlaşma, oldukça talihli bir aşamadır.

    Basit işlerle uğraşmaktan, büyük gelişmelere fırsat bulamayan daha doğrusu, kasıtlı olarak halkın gözünden kaçıran mostra medyanın ve her ne hikmetse, Erbakan’ın başarılarını bir türlü hazmedemeyen bazı İslamcı basın ve yayın organlarının pek ilgi göstermediği, hatta haber olarak bile vermediği, (Ekonomik İşbirliği Teşkilatı) ECO’ya üye ülkelerin Dışişleri Bakanları olağanüstü toplantısında, dünya dengelerini değiştirecek ve Müslümanların makus talihini yenecek, çok ciddi ve cesaretli kararlar alınmıştır.

    Erbakan`ın daha önce gerçekleştirdiği İran, Pakistan, Singapur, Malezya ve Endonezya ziyaretinin de ECO zirvesine ve İslam Ortak Pazarı projesine bir ön hazırlık mahiyetinde olduğu ve ASEAN örgütü ile ECO arasında önemli bir istişare ve işbirliğinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

    Avrupa Birliği’ne temel teşkil eden Roma Anlaşması’nın, kömür ve çelik birliği üzerine yapılmasına karşılık, ECO`nun da "Pamuk Birliği" kurmalarını öneren Erbakan, dünya pamuk üretiminin 40`ını gerçekleştiren ECO ülkelerinin bu pamukları elyaf halinde dışarıya sattıklarını, halbuki bunların kurulacak iplik ve tekstil fabrikalarında işlenip kumaş ve konfeksiyon olarak ihraç edilmesi durumunda ise, 1 dolar yerine 17 dolar kazanılacağını vurgulamıştır.

    Ayrıca, ECO`nun kendi finans sistemini oluşturması, banka ve kredi düzenini kurması gerektiğini de söyleyen Erbakan, İstanbul’da kurulan ECO Ticaret ve Sanayi Bankası’nın bunun ilk adımı olduğunu açıklamıştır. Ancak bunun, şimdiki İslam Kalkınma Bankası gibi olmayacağını, çünkü İslam Kalkınma Bankası’nın 3 milyar dolarlık rezervinin 2 milyar kadarını, maalesef batı bankalarında tuttuğunu ve kredilerinin büyük kısmını batılı müteahhitlere dağıttığını üzülerek hatırlatmıştır.

    Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sn. Tansu Çiller’in, "ECO 21. Yüzyıla damgasını vuracaktır. Dünyanın en büyük ekonomik kuruluşlarıyla yarışacaktır" sözleri ise, önemli bir gerçeği anlatmaktadır.

    1964 yılında Türkiye, İran, Pakistan arasında kurulan ve 1978`e kadar bölgesel kalkınma ve işbirliği çabalarını sürdüren ECO; İran Devrimi’yle bir bekleme dönemine girmişti. 1985`ten sonra yeniden canlanan ve 1992 İslâmabat Bakanlar Konseyi kararıyla 7 kardeş ülkeyi daha bünyesine katan ECO, ayrıca K.K.T.C.`ni de üyeliğe almıştır.

    Ve son olarak yapılan İzmir Olağanüstü Zirvesi’yle, yepyeni bir dönemi başlatmıştır.

    Tam bu sırada İstanbul`a gelen Kadiri-Şazeli Şeyhi Abdulkadir Es-Sufi’nin, “İslam Dinarı, Doları yenecek.. İslam Dinarı, doların karşılıksız kağıt para saltanatına ve sömürüsüne son verecek..

    Bunun için Müslümanlar, bir önder istiyor ve arıyorlar. Ama çalacak başka kapıları da yoktur. Ümmet yönünü mecburen Türkiye`ye döndü... Kırk yıldır, ellerine silah alıp zalim yönetimlerden kurutulmak için çare aradılar. Ama arzu edilen başarıyı bulamadılar. Suriye’de, Mısır’da ve Cezayir’de ülke içinde batıl yönetimlere karşı verilen silahlı mücadelenin münasip ve muvafık olmadığı görüldü... Ama Türkiye`nin yöntemi ve Milli Görüş’ün ilmi ve siyasi mücadelesi tutarlı ve başarılı oldu. Şimdi Müslümanlar savaşarak değil, anlaşıp uzlaşarak birlik olmalı ve hedefe varmalıdır" şeklindeki sözleri ise oldukça önemli ve anlamlıdır.

    Abdul-Kadir Es-Sufi`nin İslam Dinarı’yla ilgili sözleri, tatlı ve hakikatli bir hatıramızı canlandırdı...

    70’li yılların sonlarına doğru Aziz Hocamız bir özel sohbetlerinde, "İslam Dinarı"na nasıl geçileceğini anlatıyor:

    "İslam Ortak Pazarı gibi belirli hazırlık ve aşamalardan sonra "İslam Dinarı"na geçtiğimizi ilan edeceğiz. Böylece İslam ülkelerinin sahip olduğu ekonomik değerlere ve zenginliklere uygun olarak, dolardan daha kıymetli olan para birimini hayata geçireceğiz.

    Ardından ABD ve batı ülkelerine petrol ve benzeri üretimlerimizi, artık dolarla değil, "Dinar"la satabileceğimizi bildireceğiz. İlk etapta, ellerinde dinar bulunmayan ülkelere ise, ihtiyaç duyduğumuz sanayi ve teknoloji mamüllerini bize peşinen ödemek şartıyla, kendilerine İslam dinarı vereceğimizi söyleyeceğiz... Böylece başta ABD ve diğer Batı ülkeleri, karşılıksız boyalı kağıt olan doları verip, zenginliklerimizi sömüremeyecek... Sömürü hortumları kesilen siyonizm ise kendi kendine daha fazla yetmeyecek ve çökecektir..

    Ancak, siyonizmin kabadayısı ABD kovboyu, bu İslam Dinarı uygulamasına tahammül edemeyecek ve silaha davranacak ve tarihi hesaplaşma kaçınılmaz olacaktır.. İşte bu yüzden, biz İslam Dinarı’nı ilan etmeden önce, siyonistlere ve süper güçlere karşı, her türlü askeri ve teknolojik tedbiri sağlamış ve hazırlamış olacağız..”

    Yani, onurlu ve huzurlu günlere doğru gidiyoruz..

    Ve zaten, yıllardır hasretle bekliyoruz..

    Bunların arkasından "D-8"ler diye her biri kendi bölgesindeki İslam ülkelerinin tabii merkezi ve mümessili konumundaki ve kalkınma yolundaki 8 büyük Müslüman Devleti, yeni bir "Barış ve Bereket Cephesi" olarak bir araya getiren, Devlet ve Hükümet Başkanları düzeyinde ilk tarihi zirvesini gerçekleştiren Erbakan`a dualar ediyoruz

     

    Bu Haber 1957 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS