• Görenlerin Gözü, Bilenlerin Sözü ve Milli Çözüm’ün Özü ile:            ERDOĞAN İKTİDARLARININ İCRAATLARI  VE  MÜNAFIKLIK MANZARALARI

    Görenlerin Gözü, Bilenlerin Sözü ve Milli Çözüm’ün Özü ile: ERDOĞAN İKTİDARLARININ İCRAATLARI VE MÜNAFIKLIK MANZARALARI

    18 Ocak 2023

     
    | Devamı

    Erdoğan iktidarları, bazı hayırlı ve yararlı icraatları yanında, birtakım öyle büyük tahribatlar da yapmışlardı ki, yararları, zararları yanında hiç kalırdı. Son yirmi yılda ülkemizdeki ekonomik ve siyasi talanlarıyla beraber asıl; ahlâki, ailevi ve manevi yıkımları üzerinde durmak lazımdı. Maalesef milleti; yediden yetmişe şehvet budalası, şöhret müptelası ve haksız menfaat fırsatçısı bir psikolojiye sokmuşlardı. Geçici ve rezil cinsi arzular, basit ve bedava çıkarlar, tamamen nefsani ve şeytani olgulara ve hayvani duygulara yönelik sosyal medya tuzakları uğruna tüm kutsallar ayaklar altına alınmıştı. Para uğruna her şey pazarlanmaya başlanmış, makam ve çıkar aşkına Din istismarı yaygınlaşmış, İslami şuura ve insani onura sahip kesimler ahmaklıkla suçlanır olmuşlardı. Milli duyarlılık ve vicdani tutarlılık laçkalaşmış; sağcısı solcusu, Dincisi dinsizi, yandaşı karşıtı, Siyonist ve emperyalist dünya sisteminin demokrat köleleri halini almış… Namus, hayâ, onur ve sorumluluk duyguları dejenerasyona uğramıştı. Yalancılık, palavracılık, iftiracılık, riyakârlık, sahtekârlık, kısaca münafıklık ve rol yapmacılık yaygınlaşmış, hatta sanat halini almıştı… Daha da tehlikelisi, siyasiler ve iktidar sahipleri ve onların kiralık kalemleri ve sözcüleri bu dalda ustalaşmışlardı.

    Herkes rol yapınca, samimiyet ve dürüstlük azalmıştı!..

    AKP iktidarının popülist politikaları yüzünden, giderek daha da yozlaşan ve yoldan çıkan insanların her birinin artık üç-beş maskesi vardı. Herkes duruma ve ortama göre tavır takınmakta, Türkçesi rol yapmaktaydı.

    İşte bu nedenle Milli Gazete’de, Burhan Bozgeyik’in “Artistle Münafık irtibatına” dikkat çeken yazısı oldukça çarpıcı ve ufuk açıcıydı:

    “Artistlik, san’atlar içerisinde en zor olanıdır. Kendisine biçilen rolü en iyi şekilde hakkını vermeye çalışır. İyi rol yaptığı nispette film piyasasında “aranan kişi” halini alır. Bazen iyi, bazen kötü adam olur. Rolünü çok iyi oynayanlar, seyirciyi öylesine etkiler ki; seyirciler onun artist olduğunu unutur. Kötü adam rollerinin kralı Erol Taş’ı dövmeye kalkar. Kurtlar Vadisi dizisinin efsane karakteri Süleyman Çakır (Oktay Kaynarca), rol gereği vurulup öldüğünde sevenleri ve seyircileri tutup gıyabî cenaze namazını kılar. 

    Artistlerin dizilerde rol icabı farklı karakterlere bürünmesi seyircinin kafasını karıştırsa da, kısa zamanda bu tuhaf duruma da alışır. Meselâ, Barış Bağcı, “Diriliş Ertuğrul” dizisinde Moğol Kumandanı Baycu Noyan karakterini canlandırdı. “Kötü adam” rolünü çok iyi oynadı. Aynı artist, bu defa “Alparslan Büyük Selçuklu” dizisinde seyircinin karşısına Tuğrul Bey rolü ile çıktı. “İyi adam” rolünü de çok iyi oynuyordu. Adı üstünde “artistti” ve artistlik yapıyordu.

    Artistlik ve artistlerin farklı rollere bürünmeleri üzerine, çok çarpıcı bir misal daha verelim; Gürkan Uygun. Kurtlar Vadisi dizisinin meşhur “Memati Baş”ı… Şimdi “Teşkilat” dizisinin bir önceki sezonunda vatan haini “Yıldırım” rolünde idi. “Hain rolünün” hakkını hakkıyla verdi. Kötü adamı çok iyi oynadı. Ekran başındaki seyircileri hayli öfkelendirdi. Seyredenler, “Vay hain oğlu hain!” diye öfkelerini dile getirdiler. Aynı isim, aynı dizinin bu seneki bölümlerinde bu defa seyircilerin karşısına “Efkâr” karakteri ile çıktı. Bu defa vatanperver biri idi. Yine rolünü çok iyi oynuyordu. Bu defa da seyircilerin gönlünde taht kurdu. Zira rolünün hakkını veriyordu.

    Artistlerin bu şekilde san’atlarını icra etmelerini niçin anlattık? Sözü asıl konumuz olan münafıklara getirmek istiyoruz. Münafıkların anlaşılması için bu artistlerden örnekler veriyoruz. Bakınız yukarıda örneğini verdiğimiz ve daha pek çok örnek verebileceğimiz artistler, kendilerine verilen rolleri en iyi şekilde oynamaktadırlar. Münafıklar da öyle... Kendilerine verilen rolleri mükemmel şekilde oynamaktadırlar. Belki de en meşhur artistleri ceplerinden çıkaracak derecede bir maharetle rol yapıyorlar.

    Artistler, en kötü adam rolünü oynasalar da onların verdiği zararlar sadece filmde kalmaktadır. Münafıkların verdiği zararlar ise filmdeki gibi değildir, gerçektir ve müthiş tahribat yapmaktadır. “Lawrence”yi (Lovrıns) hatırlayınız. Bir adam, koca İmparatorluğun kolunu kanadını kırmıştır. Yaptıklarının sonunda; Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Irak, derken Filistin, Suriye elimizden çıkmıştır. Diyeceksiniz ki; ona “münafık” denmez, “ajan” denir, öyledir ama o uzun bir müddet “Müslüman” rolüne bürünmüş, dindar ve kurtarıcı kahraman rolünü oynamıştır. Kendisi söylüyor; “Kendimi rolüme öylesine kaptırmıştım ki, kimsenin olmadığı zaman da bazen namaz kılıyordum” diyor.



    ...



    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..







    Bu Haber 59 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS