• Faizsiz Bankacılığın Temeli Gümüş Motor

    Faizsiz Bankacılığın Temeli Gümüş Motor

    09 Mart 2015

     
    | Devamı


    Faizsiz Bankacılığın Temeli Gümüş Motor

     

    Necmettin Erbakanın Türkiyede %100 yerli motor imalatı arzusu, her zaman içinde bir ukde olmakla beraber Almanyada Türkiye Zirai Donatım Kurumunun sipariş etmiş olduğu motorları görmesiyle iyice alevl

    Necmettin Erbakan’ın Türkiye’de %100 yerli motor imalatı arzusu, her zaman içinde bir ukde olmakla beraber Almanya’da Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun sipariş etmiş olduğu motorları görmesiyle iyice alevlenmiştir. Bir Türk mühendis olarak onun Almanya’da imza attığı önemli başarıları söz konusuyken, Anadolu’daki çiftçinin ihtiyacı olan böylesine basit bir motorun kendi memleketinde üretilemiyor olması Erbakan’ı çok derinden üzmüştür. Bu sebeple askerlik görevini tamamladıktan sonra başlayacağı ilk iş, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin laboratuarında ilk %100 yerli motoru yapmak olmuştur. 

    Erbakan’ın siyasi hayatında “Ağır Sanayi Hamlesi” olarak inkişaf eden bu idealinin temelinde Mehmet Zahit Kotku Hocaefendinin gayretleri büyüktür. Hocaefendinin “Bu ülke böyle fakir kalmamalı. Milletimiz iktisadi ve sınaî bakımdan kalkınmalı. Müslümanlara dünyanın gerisinde kalmak yakışmaz. Neden iş makinelerini dışarıdan ithal ediyoruz? Niçin burada yapılmıyor? Fabrikalar neden burada kurulmuyor?” şeklinde sürekli dile getirdiği milli sanayiye olan hasreti, zaman içerisinde Erbakan’ın bir ömür mücadele verdiği bir alana dönüşecektir.

    İlk motorun üretiminden kısa süre sonra 1 Temmuz 1956 günü Gümüş Motor yaklaşık 300 ortaklı olarak kurulur ve temeli atılır. Erbakan, burada da lalettayin davranmamış, Gümüşhanevi Hazretlerine olan muhabbetinden dolayı “Gümüş” ismini, o günlerin ancak montaj fabrikalarının kurulabildiği Türkiye’sinde bu imalatçı ve hakiki sanayici teşebbüsüyle yaşatmayı yeğlemiştir.

     

    27 ülkeye ihracat binlerce insana ekmek

    Bir avuç idealistin gayretiyle Türkiye’de alevlenmeye başlayan bu kıvılcım ve Demokrat Parti iktidarının halktan yana bir takım politikaları, ırkçı emperyalist sermaye sahiplerinin huzurunu kaçırmış olacak ki Gümüş Motor’un temelinin atılmasından 2 yıl sonra ülkede iki devalüasyon devreye sokulmuş ve 1 ABD doları bu operasyonlar neticesinde 2.80 TL’den 9.20 TL’ye yükseltilmiştir.  Bu devalüasyonlar Gümüş Motor için de sıkıntılı bir sürecin başlangıcı olmuştur. Ancak faize ve krediye tenezzül etmemeye kararlı ortaklar, ileride faizsiz bankacılığın temeli olacak “kâr ortaklığı” sistemiyle krizden yara almadan çıkmış ve aynı zamanda tüm dünya Müslümanlarına örnek olacak faizsiz bankacılığın kapılarını aralamıştır. Gümüş Motor krizleri atlatmıştır atlatmasına lakin sanayileşme sevdası öyle sanıldığı kadar basit bir iş değildir. Zira emperyalist zihniyet bu defa yeni bir metotla Erbakan’ın karşısına çıkmıştır. O günlerde 9 beygirlik motor, 6700 liraya satılırken Gümüş Motor’un aynı motoru 5000 liradan piyasaya sürmesi, ithal motor fiyatlarının 4200 liraya çekilmesi için yeter sebep olmuştur. Bunun üzerine fiyatları 3500 liraya kadar indiren ve yıkıcı bir rekabet ortamında savaş veren Gümüş Motor; memleketin iliklerine işlemiş ithalatçı zihniyetin belirlediği yeni fiyat olan 2800 lira karşısında oldukça zor günler geçirmiştir. Bu sıkıntılı süreçte fabrika büyük zarar görmüş; gecesini gündüzüne katarak çalışan, aylarca maaşlarını tahsil edemeyen teknik elemanlarına, işçilerine rağmen payına düşen ziyanı almıştır. Bu vesileyle sanayi alanında yaşanan adaletsizlikleri de bizzat tecrübe eden Erbakan, çözümü Türkiye Odalar Birliği kadrolarına girmekte görmüştür.

    2011 yılının sonlarına kadar Pancar Motor adıyla üretimini aralıksız olarak sürdüren bu fabrika, Almanya’dan Afrika’ya 27 ülkeye ihracat yapmış ve binlerce insana ekmek teknesi olmuşsa; bu teşebbüs, Erbakan Hocanın ne kadar köklü ve uzun soluklu idealler peşinde koştuğunun bir delili olarak görülmelidir.

    Bağımsızlar Hareketi

    Bunun üzerine Konya’dan bağımsız aday olarak çalışmalarına başlayan Erbakan’a karşılık Demirel de bu ilde bütün gücüyle seçim çalışmalarına ağırlık vermiştir. Bu arada medya da üzerine düşeni yapmış, Bugün gazetesi, “Erbakan’ın oy pusulasını da mühürleyip sandığa atın” şeklinde oyların iptaline sebep olacak haberler yayımlamıştır.  Ancak bütün gayretler beyhudedir. Erbakan, çok sayıda iptal oya rağmen Konya’da 3 milletvekili çıkartacak oyla bağımsız milletvekili seçilmiştir. 

    Erbakan, meclis açılır açılmaz 2 gensoru verir. Bunlardan birincisi Odalar Birliği, diğeriyse Ortak Pazar hakkında olmuştur. O zamanlar Ortak Pazar ismiyle tanınan ve bugün Avrupa Birliği adı altında ülke gündemimizi hâlâ meşgul eden bu mevzuda Erbakan’ın kanaatinin bütün siyasi hayatı boyunca daima aynı ve kesin olduğunu burada altını çizerek belirtmek gerekir.

    Erbakan, 1987 yılında Elazığlılara hitaben yaptığı konuşmasında görüşlerini, “Türkiye’nin Ortak Pazar’a sokulması demek 320 milyonluk bir Hıristiyan âleminin içerisine, 52 milyonluk Türkiye’yi götürüp bir vilayet olarak bağlamak, onların emirlerine sokmak, onlarla beraber tek bir devlet olmak hadisesidir. Hadise ekonomik değil, siyasîdir ve ideolojiktir” diye ifade ederken, Kasım 2010 tarihinde yaptığı bir basın toplantısında da aynı fikirlerini, “Avrupa Birliği’ne almıyorlar, Avrupa Konseyi’nin dönem başkanlığını veriyorlar, G-20’ye alıyorlar, okşayıp yutma taktiği güdüyorlar. Bu adam ‘AB’ye gireceğim’ diyor, İslam âleminden Hıristiyan âlemine girmek istiyor. Bizden alıp Siyonizm’e vermek istiyor; Türkiye, İsrail’e vilayet yapılmak isteniyor” şeklinde izah etmiştir.

    Türkiye Odalar Birliği Dönemi

    Necmettin Erbakan, Türk milletini, “Şeftali üretmek, otomotiv üretmekten hem daha kolay hem daha kazançlıdır” diyerek uyutan emperyalist zihniyetin hâkim olduğu bir zamanda Türkiye’nin kendi otomobilini yapabilecek potansiyelde olduğunu haykıran yegâne insan olmuştur. Bugün ancak müzede sergilenmesine tahammül edilen Türkiye’nin ilk ve tek yerli otomobili Devrim de Erbakan’ın işte bu girişim ve gayretleri neticesinde yapılabilmiştir.

    İstanbul ve Anadolu sermayesini ellerinde tutan, yerli sermayeye düşman bu zihniyetin, piyasada yaşanan ham madde kıtlığı ve fahiş fiyat artışlarını tahrik ve teşvik eden haksız uygulamaları karşısında mücadelesine bu defa TOB’da devam eden Erbakan, bu mecburiyetinin sebebini şöyle izah etmektedir: “Gümüş Motor’da karşılaştığımız güçlükler, Türkiye’de sanayinin korunması bakımından mevzuatta bulunan noksanlıklardır. Ve aynı zamanda yerli imalata karşı ithalatın ve ithalatçıların bilhassa o devirlerde gösterdikleri bir mücadele zihniyetidir. Bunları orta yerden kaldırmak için o tarihlerde özel sektör çalışmalarında çok faal rol oynayan Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığı’na gelmemiz, bu hususta bütün Türkiye’de ferahlatıcı bir atmosfer doğurmak düşüncesinden gelmiştir.”

    Odalar Birliği’ne 1966 yılının Şubat ayında Sanayi Daire Başkanı olarak giren Erbakan, 6 ay sonra Genel Sekreterlik vazifesine geldiğinde bütün illerden bankalara tevdi edilen mevduatın %80’e yakın kısmının büyük şirketlere, %20’sinin ise Anadolu tüccarına paylaştırıldığını görünce Anadolu insanına yapılan bu haksızlığa tahammül edememiştir. Zira bu uygulama ülkede büyük dengesizliğe yol açmakta ve böylece Anadolu, sanayiden hak ettiği payı alamamaktadır.

    O tarihlerde başbakan koltuğunda oturmakta olan ve aynı zamanda Erbakan’ın üniversiteden arkadaşı Süleyman Demirel, anayasaya ve mevzuata aykırı bir şekilde TOB seçimlerini iptal etmek için çaba sarf etse de Anadolu tüccarının desteği sayesinde %75 çoğunlukla 1969 yılının Mayıs ayındaki kongrede birliğe Erbakan, Genel Başkan olarak seçilmiştir. Erbakan’ın genel başkan olduğu dönemde Türkiye’de organize sanayi bölgesi uygulaması başlatılmış ve Anadolu girişimcileri daima desteklenmiştir.  Ancak ilginçtir; Erbakan’ın genel başkanlık macerası sadece 3 ay sürmüş ve görevden uzaklaştırılması da sıra dışı bir uygulamayla, polis zoruyla gerçekleşmiştir. Antidemokratik bir şekilde görevden alınacağını öğrenen ve kendini odasına kilitleyen Erbakan, TOB’dan ancak polis nezaretinde çıkarılabilmiştir.

    Erbakan’ın TOB’dan uzaklaştırılmasıyla emperyalizm ve Türkiye’deki uzantıları rahat bir nefes alır. Zira Erbakan’ın Türkiye’de sanayi alanında yapmış olduğu girişimler, bu zihniyetin cebine akan hortumların kesilmesiyle eşdeğerdir. Ancak kısa bir süre sonra bu sevinci kursaklarında bırakacak bir haber duyulur ki Prof. Dr. Necmettin Erbakan siyasete atılacaktır!

     

    Siyasi Arena

    Meselelerin siyaset alanında halledilmesi gerektiğine inanan Erbakan, 1969 yılında siyasi sahaya inmiştir. Adaylık için müracaat edeceği ilk parti Adalet Partisi olsa da bu talep kısa sürede Demirel tarafından reddedilir. Demirel’in bu vetosunun altında Erbakan’ı, kendi siyasi sınırlarına katiyyen yaklaştırmama arzusu ve bu zihniyete karşı duyduğu derin korku yatmaktadır. 

     

































    Bu Haber 2556 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS