• Erbakan Hoca ve Filistin Davası-2

    Erbakan Hoca ve Filistin Davası-2

    08 Mart 2015

     
    | Devamı


    Erbakan Hoca ve Filistin Davası-2

     

    Attığı Her Adım Siyonizm’in Karargâhlarına Rapor Ediliyordu

     

    Erbakan Hoca ve Filistin Davası

    “Biz Milli görüş temsilcisiyiz! Biz Milli Çözüm temsilcisiyiz!.. Adalet Partisi azınlık hükümetinin sadece lafta kalan ve halkımızı oyalayan tavrına rıza göstermeyiz.

    İsrail’in Kudüs’ü başkent yapmasına ve Adalet Partisi’nin macun metoduna müsaade edemeyiz. İsrail’le münasebetleri derhal kesmeliyiz. Çünkü İsrail Kudüs’ü başkent yapmakla; asıl Arz-ı Mev’ud hayaline, yani kendilerine vaat edildiğine inanıldığı ve Türkiye’mizin de yarısını kapsadığı Büyük İsrail hedefine ulaşmanın adımlarını atmaktır. İsrail’in bu yaptığı açık bir küstahlıktır.”

    Milli Görüş Hareketi’nin başlamasıyla birlikte Siyonizm’e karşı mücadele konusunun öne çıkması, her şeyden önce Türkiye ve dünyadaki Yahudiler arasında büyük bir kaygı ve endişe meydana getirmişti. 1969 yılından itibaren Milli Görüş lideri Necmeddin Erbakan’ı dört koldan takip eden siyonistler, Erbakan Hoca’nın attığı her adımı, yaptığı her konuşmayı kaydediyor ve bunu Siyonizm’in merkez karargahlarına rapor ediyordu. Türkiye’deki Yahudi toplumunun baş yazarlarından olan Rifat N. Bali’nin “Theimage of thejew in therhetoric of politicalislam in Turkey” (Türkiye’deki Siyasal İslam’ın Dilinde Yahudi Görünümü) başlıklı yazısında, Erbakan Hoca’nın nasıl adım adım takip edildiğini ve Siyonizm’i rahatsız eden konuşma ve çıkışlarının nasıl rapor edildiğini açıkça görülüyor.

    “Amerika, İsrail’i çok seviyorsa, İsrail’e Amerika’da bir eyalet versin” sözüyle tarihi sözlerinden birini daha söylemişti.

    Amerika İsrail’i Çok Seviyorsa, Bir Eyalet Versin

    Hocamızın tarihe geçen sözlerinden biriside hiç kuşkusuz Meclis kürsüsünden söylediği ve Emperyalizme bir tokat gibi çarpan “Bana ne Amerika’dan” sözü kadar etkiliydi. Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan Hoca’mız  1980 yılında yapılan Kudüs Yürüyüşü öncesi bir kez daha Emperyalizmin yüzüne haykırmış ve şu tarihi sözleri söylemişti:  “Biz Milli görüş temsilcisiyiz! Biz Milli Çözüm temsilcisiyiz!.. Adalet Partisi azınlık hükümetinin sadece lafta kalan ve halkımızı oyalayan tavrına rıza göstermeyiz. İsrail’in Kudüs’ü başkent yapmasına ve Adalet Partisi’nin macun metoduna müsaade edemeyiz. İsrail’le münasebetleri derhal kesmeliyiz. Çünkü İsrail Kudüs’ü başkent yapmakla; asıl Arz-ı Mev’ud hayaline, yani kendilerine vaad edildiğine inanıldığı ve Türkiye’mizin de yarısını kapsadığı Büyük İsrail hedefine ulaşmanın adımlarını atmaktır.İsrail’in bu yaptığı açık bir küstahlıktır. Bu gidiş durdurulmazsa yarın İsrail gelip, kendisine vilayet yapmak üzere Anadolu’muzu işgale kalkışacaktır. İslam âleminin bağrında oluşturulan bu çıbanbaşından kurtulmanın tek çaresi ise, İsrail’in ortadan kaldırılmasıdır. Şayet Amerika bunları çok seviyorsa, alıp götürüp Güney Amerika’da bir yerlere taşımalıdır.”

    Kudüs Yürüyüşü

    Milli Görüş Hareketi ve Erbakan Hoca denince hiç kuşkusuz zulme karşı yapılan mitingler akla gelir. Bunlardan en önemlisi ve tarihin akışını bir bakıma değiştiren efsane olmuş Mitinglerden birisi de hiç kuşkusuz Kudüs Mitingidir. Tarihte az yürüyüş vardır; böylesine Siyonizm’i korkutan, bunlardan birisi de 1980 yılında Milli Görüşçülerin liderleri öncülüğünde Konya’da gerçekleşen Kudüs Yürüyüşüdür. İsrail, bütün dünyanın ve Müslüman ülkelerin tepkisine rağmen Siyonist İsrail Kudüs’ü ebedi başkenti olarak ilan eder ve söz konusu kararı İsrail kabinesi Knesset’te onaylanır. Tarihler 6 Eylül 1980’i gösterdiğinde bir çiçekle başlayan bahar yaza dönüşmüş ve Siyonizm’in korkulu rüyası Milli Görüş erleri Lideri öncülüğünde Konya’da tarihi bir miting gerçekleştirir. Bu miting sonrası geri adım atmak zorunda kalan Siyonistler Kudüs’ün Başkent yapılmasından geri adım atarlar… İstasyon Meydanı’ndan, İtfaiye Meydanı’na kadar 7 kilometrelik yürüyüşe, Konya ve çevre illerden gelen yüz binler katılır. O gün Milli Görüşçüler ve Erbakan Hoca ile yapılan Kudüs misakı, 7 yıl sonrasındaki İntifada’nın da müjdesi olur.

    Siyonistler Harekete Geçiyor

    Kanat Operasyonu adlı kitapta, Amerikan karar mekanizmalarının ve Ankara’daki Amerikan Askeri Yardım Dairesi mensuplarının, MSP hareketini dikkatle izledikleri ve özel sohbetlerde Türk komutanların “Dikkatini çektikleri” ifade edilerek aynen şöyle denmektedir:

    “12 Eylül’e 6 ay kala Amerika’ya bir Musevi-Türk heyeti gitmesi sonucunu getirmişti. Heyet, Türkiye’deki gidişatın cemaatleri için tehlike arz ettiğini vurgulamış, gecikmesi halinde hızlı bir göç için yolun açık tutulması dileğinde bulunmuştu. Amerikan makamları, Dünya’nın her köşesindeki Musevi taleplerine hassas olduğundan Türkiye Musevilerinin girişimi çabucak yanıt bulmuş, “Göçün mümkün olabileceği, ancak buna gerek kalmayacağı umudunun korunduğu, bu yüzden acele edilmemesi gerektiği” konusunda bazı telkinlerde bulunulmuştu.” Gerçi 12 Eylülle birlikte Musevi cemaatinin göreceli bir rahatlamaya kavuştuğu hahambaşı David Aseo’nun Milli Güvenlik Konseyi’ne çektiği telgrafta “Türk Musevileri askeri yönetim altında kendilerini huzurlu hissediyor” demesinden belli olmuştu.

    Darbe Kudüs Yürüyüşü İçin Yapıldı

    Kudüs Yürüyüşü’nün 12 Eylül darbesinin gerekçelerinden biri olduğu hem Genelkurmay Başkanı Kenan Evren hem de Genelkurmay 2. Başkanı Haydar Saltık tarafından dile getirildi. Kenan Evren, 16 Eylül’de yaptığı ilk basın toplantısında mitingden şu şekilde bahsetmişti: “Konya olayları gericiliğin ne boyutlara ulaştığını göstermiştir. Milletimizin bu olay karşısında gözleri açılmış, tehlikeyi bütün boyutlarıyla görmüştür. Darbenin planlayıcılarından Haydar Saltık ise 29 Ekim 1980’de yaptığı basın toplantısında bu konuda, “Konya mitingi 12 Eylül’e gelinmesinde bardağı taşıran son damla olmuştur” ifadelerini kullanmıştı.

    …Ve Darbe

    Muhteşem Kudüs Yürüyüşü’nün ardından harekete geçen Siyonistler ve Türkiye’deki uzantıları Kudüs Yürüyüşü’nden altı gün sonra Türkiye’ye büyük acılar yaşatan ve ülkemizin geri gitmesine yol açan 12 Eylül darbesinin gerçekleşmesiyle Kudüs Yürüyüşü’nün intikamını almak isterler. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi, radyodan okunan ilk bildiriyle “İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına emir ve komuta zinciri içinde ve emirle yerine getirme kararını almış ve ülke yönetimine bütünüyle el koymuştur” sözleriyle darbe gerçekleşir.

    Kenan Evren Erbakan’a Mektup Gönderiyor

    Sayın Necmettin Erbakan,Yapılan bütün uyanlara rağmen siyasi partilerin takındıkları uzlaşmaz tutum ve aşırı uçlara sempati gösterilmesi veya destek sağlanması, anarşi, terör ve bölücülüğü büyük boyutlara ulaştırarak ülkemizi parçalanma noktasına getirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlen Ülke bütünlüğünü koruma, milli birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yemden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmak maksadıyla, iç Hizmet Yasasının kendisine tevdi ettiği Cumhuriyeti kollama ve koruma yetkisine dayanarak Yüce Türk Milleti adına Ülke yönetimine el koymuştur.Parlamento ve hükümet feshedilmiştir, siyasi faaliyetler durdurulmuştur. Parlamento üyeliği sıfatınız kaldırılmıştır. Hiç bir konuda beyanat verme yetkiniz yoktur. Can güvenliğiniz Türk Silahlı Kuvvetlerinin teminatı altındadır. Bu maksatla, emniyet içinde evinizden havaalanına götürülecek, oradan uçakla Uzunada/lzmir’e gideceksiniz. Geçici bir süre ikamet edeceğiniz adres aşağıdadır. Bir saat içinde hazırlanıp, harekete hazır olduğunuzu güvenliğiniz için gelen subaya bildiriniz. Talimatı getiren subayın ikazlarına uyunuz. Bu talimat ile belirtilenler dışındaki her türlü tutum ve davranışınız suçtur.

    (Ankara, 12 Eylül 1980)

    Hocamız Siyonist Oyunları İyi Bilirdi

    Filistin Dayanışma Derneği (FİDDER) Başkanı Muhammed Mişeniş, “Bugün Filistin davasını en çok destekleyen ülke Türkiye’dir; bu da Erbakan hocamın sayesinde oldu. Erbakan Hocamız Siyonist oyunları çok iyi bildiği için yıllardır bu oyunları dünya Müslümanlarına anlatmıştır. Rahmetli Erbakan Hocamızın bize göstermiş olduğu bu yolda bizde sizinle birlikte tek bir hedefin içinde olduğumuzu söylemek isterim” diye konuşmuştu.

    Düşmanlarının Ağzından Erbakan

    İsrail Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Alon Liel, ‘’Necmeddin Erbakan, her gün Siyonizm hakkında İsrail hakkında çok ağır tenkitlerde bulunuyordu. Tabi ister istemez bizleri korkutuyordu. Ve bu nedenle doğal olarak biz de kendisine sempati duymuyorduk. Biz ne yaptıysak ona karşı kazanamadık. Hep bize karşı durdu.’’

    ’’Erbakan yarım dönem iktidarda kaldı biz planlarımızı 10 yıl erteledik... Eğer bir dönem iktidarda kalsaydı biz planlarımızı tamamen unutmak zorunda kalacaktık’’  ARİEL ŞARON Erbakan hoca tutuklanır

    Kudüs Yürüyüşü’nün üzerinden tam altı gün geçmişti. Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren idareye el koyup askeri ihtilal yaptı. Darbenin gece 03.00’da ilanından sonra aynı gün sabah saat 05.30’da Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan’a Genelkurmay Başkanı Kenan Evren tarafından birer tebliğ gönderildi. Tüm tebliğlerde “TSK yönetime el koymuştur. Hükümetiniz feshedilmiş, parlamento üyeliğiniz düşmüştür yazıyordu. İhtilal sebebiyle Erbakan Hoca, İnciada’da bir askeri dinlenme tesisine oradan da getirilerek Mamak Sıkıyönetim Mahkemesi’nde sorguya çekildi. Erbakan’ın Mamak’ta ifadesini alan Askeri hâkim Albay Hamdi Sevinç büyük bir cesaret göstererek, tutuklanma talebini red etmişti. Ancak savcılık, serbest bırakılma kararına itiraz etmişti. Savcılığın itirazını inceleyen diğer bir sıkıyönetim Hâkimi tüm Genel İdare Kurulu üyelerinin tutuklanmasına karar verdi. Ve Erbakan Hoca yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtekârlık yapmadığı, vatana ve millete ihanet etmediği halde tutuklandı.

    Darbelerde Amaç Hep Milli Görüş’ün Ve Erbakan Hoca’nın Yolunu Tıkamaktı

    Tarihe post-modern darbe olarak geçen 28 Şubat döneminde Sincan’da tankların yürütülmesine gerekçe yapılan ‘Kudüs Gecesi’yle ilgili askerin rahatsızlığı aslında çok eskilere dayanıyordu. Sincan’ın Refah Parti’li Belediye Başkanı Bekir Yıldız’ın 31 Ocak 1997’de düzenlediği ‘Kudüs Gecesi’ni bahane edip tank yürüten askerin, aynı adı taşıyan ‘Kudüs Mitingi’ni de 12 Eylül 1980 askeri darbesine gerekçe yapmıştı.

     















    Bu Haber 3141 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS