• ERBAKAN HOCA’MIZIN RÜYADA, RAMAZAN UYARILARI

    ERBAKAN HOCA’MIZIN RÜYADA, RAMAZAN UYARILARI

    04 Mayıs 2020

     
    | Devamı

    ERBAKAN HOCA’MIZIN RÜYADA,

    RAMAZAN UYARILARI

            

    FATMA BETÜL ERİŞKİN / KONYA / 23.04.2020

    Rüyamda; evimizin mutfak balkonunda çay içiyorum. Dışarıdan birisi geçiyor... (Evimiz zemin katta olduğu için dışarıdan geçen kişinin başı balkonda otururken görünüyor, fakat arka tarafa baktığı için pek geçen de olmuyor.) Genellikle geçen kişi çok dikkatimi çekmez ama geçen kişi özellikle durup balkona bakıyor ve selam veriyor. Biraz da çekinerek bakıyorum, fakat rahatlayarak selamını alıyorum. Çünkü aşağıdaki Zat Aziz Erbakan Hocamız oluyorlar. Erbakan Hocamız: "Maşaallah balkonun cennet gibi olmuş, karşısı çam ağaçları, balkonun da çiçek dolu. Söyle bakalım, oturmuş ne düşünüyorsun?"buyurdular. Ben: "Öyle özellikle düşündüğüm bir şey yok aslında Aziz Hocam. Ramazan ayını düşünüyordum. Garip, sakin, değişik geçecek bu yıl!" dedim. Erbakan Hocamız: "(Her şey Allah’tandır ve) O'nun yaratmasında nice hayırlar vardır!" buyurdular. Ben:"Virüsten dolayı eve kapanmamızda, iftarlardan, bayramdan mahrum olmamızda ne gibi hayırlar olabilir ki Aziz Hocam? Bildiğiniz eve hapis olduk!" dedim. Erbakan Hocamız:"Rabbimiz (böyle takdir buyurmakla), bu Ramazan kendinize, çoluk çocuğunuza, içinize, ruhunuza, yaradılışınıza, Rabbinize dönmenizi istiyor olamaz mı?" buyurdular. Ben:"Olabilir tabi Aziz Hocam. Fakat içimiz buruk yine de. Kardeşlerimizle görüşemiyoruz hiç!"dedim. Erbakan Hocamız: "Kardeşlerinizin değerini iyice bildiniz mi?" buyurdular. Ben:"Bildik Aziz Hocam, gerçekten özledik birbirimizi!" dedim. Erbakan Hocamız: "O zaman Allah sizi en uygun zamanda sevginize bağışlayacaktır, (kardeşlerinizle buluşturacaktır) sabredin!" buyurdular. Ben: "Aziz Hocam, balkona buyurun, Size çay ikram edeyim, ayakta kaldınız!" dedim. Erbakan Hocamız bir hamleyle balkona çıktılar, önce çiçeklerimi tek tek sevip okşadılar, sonra mindere oturdular. Kendilerine bir kupa sıcak çay ikram ettim. Erbakan Hocamız: "Bu çay, bu vakitlerde içtiğimiz son çay, yarın bu vakitler oruçlu olacağız inşaallah!" buyurdular. Ben: "Evet Aziz Hocam, sanki insan akşama kadar açlıktan ölecekmiş gibi oluyor, iftara çeşit çeşit hazırlanıyor, fakat çorbayla doyuyor!"dedim. Erbakan Hocamız: "Oruca sadece aç kalma gözüyle bakılırsa öyle olur! Oysa Oruç; (gaflet ve kötülüklerden) arınma halidir, gönlünü Allah'a, bedenini ibadetlere vermektir! Oruca bu göz ve bu niyetle bakan, Ramazan'ın gelmesine sevinir, hatta öyle ki, Ramazan biterken üzülüverir… Siz bugün çocuklarla ne konuşmuştunuz? Ramazan’da neler yapmaya niyetlenmiştiniz?" buyurdular. Ben: "Aziz Hocam, ‘öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarından sonra beşer sayfa Meal-i Kerim okuyalım, ayın sonunda ilk hatminizi inmiş olun’ demiştim çocuklara. Onlar da: ‘Çok güzel olur anne, vakit namazların arkasından azar azar okursak zorlanmamış oluruz’ demişlerdi” dedim. Erbakan Hocamız:"Çok güzel düşündünüz. Gerçi Ahmet geçen akşam Canlı Sohbet konuşmasında, Ramazan’da neler yapmanız gerektiğini kibarca söyledi ama bir de Biz söyleyelim. Hem çift dikiş olsun, hem de üzerinize iyice yükleyelim ki yapılacaklar havada kalmasın. Çünkü kimse (Ahmet’in sohbetinden) kendine bir ders çıkarmadı. Yapılması gerekenlerle ilgili bir liste hazırlamadı! Yarın Ramazan, çoluk-çocuk kim ne yapacak? Gününü nasıl planlayacak? Hiç yazan, çizen, plan yapan oldu mu? Parmakla sayılacak kadar az! Genelde hepsinin niyeti, günün yarısından çoğunu uyuyarak geçirmek! “Hocam nereden biliyorsun?” Kardeş hep diyoruz, damarınızda akan kan kadar yakınız size, içinizden geçenlere, niyetlerinize, düşündüklerinize ve söylediklerinize! Baştan söyleyelim; öyle yağma yok! Vakitlice kalkıp rızkınızın peşine, evinizin işine, günlük yapılmasını söyleyeceğimiz ibadet ve gayretlere sarılacaksınız. Sarılacaksınız ki Allah verecek! Unutmayın; siz (tembel ve gafil davranıp) canınız istediğinizde gayret edip isterseniz, Allah da canı istediğinde size döner ve istediği kadarını verir! Yok eğer; siz her an dirayetle Rahmet kapılarını vurur isterseniz, Allah da her an o kapıyı açar ve istediğinizi, istediğiniz kadar verir!

    Öncelikle Ramazan nedir? Dedik ki: Ramazan; Gönlünü Rabbine, bedenini ibadetlere vermektir! Ramazan; oruç, teravih, Kur’an, zikir, istiğfar, fitre, zekât, şefkat ve merhamet ayıdır. Öyle ise, oruç, teravih, Kur’an, zikir, istiğfar, fitre, zekât, şefkat ve merhamet dolu olarak, hizmet ve fedakârlıklarla vakti güzel bir şekilde ihya edin ki bütün bir yıl bu bir ayın bereketine nail olasınız. Bu mübarek aya bigâne kalarak İlahi rahmetten uzaklaşanlar da, bütün bir yıl bu ayrılık ve duyarsızlığın hüsranını yaşarlar. Efendimiz buyururlar: "Cebrail Bana göründü ve dedi ki, (Allah buyurdu) ‘Ramazan’a erişip de günahları affedilmeyen kimse rahmetimden uzak olsun!’ dedi. Ben de ‘âmin’ dedim.”

    Ramazan-ı Şerif Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu aydır. O halde bol bol Kur’an okumak gerekir. Efendimiz Cebrail ile Ramazan ayı içerisinde karşılıklı Kur’an-ı Kerim'i nasıl gün gün okumuş, ayın sonunda da tüm Kur’an’ı hatmetmişlerse, sizler de bu ay içinde Kur’an’ı ve Meal-i Kerim’i, en az bir kere hatmedin. Sizin de niyetinizi aldığınız gibi, gün beş vakittir. Sabah namazından sonra, belki bazılarının zoruna gidebilir, gerçi Bizce en güzeli o vakitte de okunmasıdır, fakat zorlaştırmayalım kolaylaştıralım diye böyle söylüyoruz; öğle, ikindi, akşam, yatsı namazlarından sonra yetişkinler her vakit namazı ardından 5 sayfa metin ve 5 sayfa meal okusunlar… Çocuklar ise her vakit namaz arkasından 5 sayfa meal ve gün içinde istedikleri bir vakit namazın arkasından 1 sayfa Kur’an metni okuyacaklar. Yatsı namazı sonrası ise her gün bir kişi, gün içerisinde okudukları Kur’an-ı Kerim mealinden dikkatini çeken bir sayfayı sesli okuyacak ve dersi yapılıp üzerinde konuşulacak. ‘Ama Hocam, ben yetişkinim, lâkin metni zor okuyorum!’ diyenler olursa… Sen yetişkinsen metni nasıl zor okuyorsun? Önce bir kendinden utan. ‘Hocam ben yalnızca mealini okusam veya okuyabildiğim kadar okusam hatim yapmasam?’ diyecek olanlar var biliyorum. Kardeş, Ben senin ne kadar okuyabildiğini, okuyabileceğini yıl içinde gördüm, görüyorum. Toplasam ömrün boyu bitirdiğin bir metin ve meal hatmin yok, utan biraz ‘Ben zor okuyorum’ derken! Zor okuduğun metin, Allah'ın ayeti, Allah'ın mektubu! Sen de kendini zorlayacaksın. O hatmi bu ay bitireceksin. Kur’an aile fertleriyle birlikte eş zamanlı okunacak. Aynı gün aynı sayfalar okunacak. Böylece çocuklarınıza daha güzel örnek olup kendiniz okuduğunuz için, ‘Yavrum Kur’an okuyun!’ deyince onlara da tesir edecek. Ve bayram sabahı hepinizin metin ve meal hatimlerinizin duasını toplu olarak Ahmet yapacak, Biz de ‘Amin’ diyeceğiz. Ümmetin kurtuluşuna vesile olacak inşaallah. ‘Ama Hocam, iftar-sahur hazırlığı, ev topla düzelt meselesi… Ben bunları yapamam ki’ diyenler de olacak. Unutmayın, bu Ramazan iftara misafiriniz Allah! Bu Ramazan iftara misafiriniz Efendimiz! Bu Ramazan iftara misafiriniz Biziz! Hiçbirimiz sizden yemek hazırlığı beklemeyiz. Geçtiğimiz iftarlarda, hiç değmeyecek kimselere, Allah ve Resulünden uzak, Din ve davadan uzak, Bizden, Ahmet’ten uzak sayısız kişiye tatlı, tuzlu sofralar düzüp sabah namazıyla başlayıp vakit namazlarınızı bile es geçerek hazırlıklar yaptınız da ne kazandınız? Siz yedirdiniz içirdiniz, onlar o yemekten aldıkları enerjiyle daha rahat laf saydı Bize, davamıza. Üstüne bir de yemeklerinizin tadı ve tuzuyla ilgili verdiler veriştirdiler arkanızdan. Ne Allah hoşnut oldu, ne yiyenler, ne de siz. İşte Allah bu virüsle bu ay sizi size bağışladı. Sakin, suskun, dingin, hem ruhunuzu, hem bedeninizi, hem midenizi, hem de ceplerinizi dinlendirdi. Zira çağırdığınız beş aileye hazırlık yapmak için neredeyse yarım asgari ücret harcıyordunuz. Allah yüzünüze baktı kardeş.

    Açık açık söylüyoruz; yetkililer: ‘Risk kalkmıştır’ deyip çocuklarınızın ve yaşlılarınızın sokağa çıkma yasağını kaldırıncaya kadar evlerinizde ibadetlerinize yönelin. (Bu Koronavirüs) Meselesi öyle basite alınacak gibi değil. Allah’ın izniyle bu virüs size bulaşmasın diye gece gündüz çaba sarf ediyoruz. Ama siz de yasakları delmeyin, ‘bize bir şey olmaz’ diyerek, cahil cesaretiyle hareket ederek kendinizi ve sevdiklerinizi tehlikeye atmayın. Yeniden söylüyoruz, iş öyle hafife alacağınız kadar basit değil. Bu virüsü ortaya çıkaranlar, (Şeytani odaklar var ya, onlar) özellikle dünyayı (bugünkü haksızlık ve ahlâksızlıktan) kurtarıp yeni bir dünyayı, yaşanabilir bir dünyayı kuracak insanlara, yani size kadar ulaştırmak, size zarar vermek için de uğraşacaklardır! Evet, Rabbimiz bu virüsü onların başına belâ etmiş, şu an kendi kendileriyle uğraşır hale gelmişlerdir, fakat siz tedbiri elden bırakmamak ve paranoya yapmadan dikkatle hareket etmek zorundasınız. Belki yalnızca Ramazan değil, bayram da bu şekilde evde ve yalnız geçecek, ama sonrasında Allah ortalığı hem bu virüsten hem de virüsten daha tehlikeli olan Şeytanilerden ve şer güçlerden temizleyecek. Yeryüzü Allah'ın nuru ile aydınlanacak inşaallah. Ne demiştik, kurallara azami dikkat edeceksiniz! Ama anne ve babaları kendi başına teravih namazı kılamayanlar varsa, sokağa çıkma yaşına erişkin birisi gidip namazlarını kıldırsın. Umulur ki Allah, okunan ayetlerle kurtuluş verir, maddi ve manevi rahatlığa eriştirir.

    “Ramazan ayı (niye böylesine mübarek ve muhteremdir? Çünkü) İnsanlar için hidayet rehberi olan ve doğru yolu tanıtan ve Furkan olan (Hakk ile Bâtıl’ı birbirinden ayıran) apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an bu ayda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya yetişip şahit olursa artık onu (orucunu) tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık ve ikram) Sayıyı tamamlamanız (orucunuzu tutup bayrama ulaşmanız) ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı en büyük tanımanız (kalbinizdeki sahte putları kırmanız ve sadece Allah’ın rızasını arayıp O’na tapınmanız) içindir. Umulur ki (bu nimetlerin kıymetini fark edip) şükredersiniz (diye oruç size farz kılınmıştır)” (Bakara Suresi: 185)

    Ayet-i Kerime; Kur'an'ın Ramazan ayında indirildiği ve Onun Hak ile Bâtılı, hayır ile şerri, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı birbirinden ayırt edecek hikmet ve hakikat sırlarıyla dolu bir kitap olduğu bildirildikten sonra, bu mübarek aya kavuşanların, Kur'an'ın terbiyesi altında oruç tutmakla mükellef oldukları beyan edilmektedir. Unutulmamalıdır ki oruç, yalnızca mideyle tutulmaz! Oruç tüm azalar ile tutulmalıdır. Bu tüm organlarımıza borcumuzdur. Kulağınıza şu sözüm küpe olsun, ayın girişinde başlayıp her gün bunu anın, “Ey oruç tut bizi! Haram, yanlış, fitne, fücur, fesat ne varsa, ey oruç, hepsine karşı tut bizi, bırakma!” Şimdi söyle bakalım, bir ayını bu şekilde samimi ve ihlasla geçiren bir insan, yılın kalan 11 ayında harama, yanlışa sapar mı? Vallahi sapmaz! Bir ayını bu samimiyet ve gayretle geçireni kalan 11 ayında da oruç onu tutar, kötülüklerden koruyup saklar ve bırakmaz!

    Oruç tutmak için ön hazırlık nedir? Sahur yapmak! Bir yudum su ile bile olsa sahur yapınız! Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket vardır! Ramazan’ın lâyığınca idrak edilip ihyası yolunda en çok dikkat edilecek husus şüphesiz oruç ibadetidir.

    Oruç; dünyanın fani nimetlerinin elimizden alınacağını ve her birimizin birer ahiret yolcusu olduğumuzu hatırlatır. “Kim ki faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır!” Ne dedik? Oruç yalnızca mideyle tutulmaz. Makbul oruç, bedendeki bütün uzuvların, bilhassa kulak, göz ve dilin haram ve şüpheli her şeyden muhafaza edilerek, nefsin dizginlenmesi ile olur. Ancak böyle bir oruç, kul için cehenneme kalkan olabilir! Ancak böyle bir oruç bizi tutabilir! Öyleyse hiçbiriniz oruçlu iken (ve kalan vakitlerde de) çirkin söz söylemeyin. Kimse ile çekişip münakaşaya girmeyin. Eğer birinden kötü bir söz duyacak olursanız (dininize ve davanıza küfür haricinde) ‘Ben oruçluyum’ deyin ve onları şeytanlarıyla baş başa bırakın. Manevi bir lütuf ayı olan Ramazan-ı Şerif’te, bilhassa ruhunuzu seviyelendirmeye ve manen terakki etmeye gayret edin. Bu ancak ihlas ile olur. Çünkü ibadetlerinizin kemâlini artıran; kalp temizliği, niyet berraklığı ve samimiyettir. Bu da ancak, beş vakit namaz Allah'a samimiyetle yönelerek kılınırsa olur.

    Beş vakit namaz, özellikle aile içinde cemaatle kılınmalıdır. Zira cemaatle kıldığınız namaz, yalnız kıldığınız namazlardan 27 derece daha faziletlidir. Ve namazlarınızın arkasından bol bol, içtenlikle dua edeceksiniz. Dua etmek ibadetlerin özüdür! Kulun benliğinden sıyrılarak, Rabbine içinden geldiği şekilde sığınmasıdır. Dua Allah ile kul arasındaki en mühim manevi bağdır. Bu bağı koparanlar, Hak katındaki değerlerini zayi ederler. Bilhassa oruçlu iken ve özellikle iftar vaktine yakın olan zamanda ve Ramazan gecelerinde Rabbinize sığınmalı ve yalvarmalısınız. “Ey Resulüm de ki: “Eğer sizin duanız (davanız, takvanız) olmasaydı, Rabbiniz size ne diye değer versindi? Fakat siz gerçekten yalanladınız (Kur’an’ın her hükmünün gerekli ve geçerli olmadığını söylediniz); artık (bunun cezası da mutlaka lazımdır ve azabı da) kaçınılmaz olacaktır (ve çekilecektir).”(Furkan Suresi: 77)

    Ramazan, af ve mağfiret ayıdır. Bu ayı lâyıkıyla ihya edenler, sayısız nimetlere nail olurlar. Ona duyarsız kalanlar ise dehşetli bir mahrumiyete dûçar olurlar. "Ben günde yüz kere istiğfar ederim" diyen Efendimizin şefaatine; ancak bu ay bolca tövbe-istiğfar edip, affınızı ve mağfiretinizi isteyerek lâyık olabilirsiniz. Bol bol kendisine salavât getirmelisiniz. Dünya ve ahirette Efendimize yakın olmak için her an salavât getirilmelidir. Zira salavâttaki her selamı bizzat Kendisi alır. Ramazan-ı Şerif’te salavâtlarımızı ekstra çoğaltmalıyız. Ayet-i Kerime’de Rabbimiz buyururlar: “Şüphesiz, Allah ve O’nun melekleri (ve kâinattaki tüm görevlileri ve enerji (nur) güçleri Hz.) Peygambere salât edip (dua ve destek vermektedir. Öyle ise) Ey iman edenler, siz de O'na salât edin (Hz. Peygamberin sünnetine ve hayat sistemine uyuverin ve Hakk Dinin hâkimiyeti için gayret gösterin) ve tam bir teslimiyetle O'na salâtü selam verin. (Resulüllah’a saygılı ve itaatli davranın.) (Ahzab Suresi: 56) buyurur. Efendimiz de şöyle buyururlar: "Kıyamet günü insanların Bana en yakın olanı, Bana en çok salâtü selam getirenidir!" Efendimizi anmak, bolca salavât okumak ise sizi Allah'ı çokça zikretmeye ulaştırır. Allah'ı çokça zikretmek; bu ayda en çok yapılması gerekenler arasında elbette, Allah'ı anmak ve zikretmek gelir. “(Habibim!) Sabah ve akşam (gafletle değil huzurla), içinden (tevazu ile) yalvararak ve korku duyarak, biraz aşikâre bir sesle Rabbini zikret ve gafillerden olma. [Not: Bu ayet sesli yapılan cehri zikirlere izin ve işarettir.]” (Araf Suresi: 205)

    Efendimiz; “Allah'ı sevmenin alâmeti, Allah'ı zikretmeyi sevmektir!” buyurmuşlardır. Bütün bunların ardından Ramazan'ın son on günü, geride bıraktığınız yirmi günde yaptığınızın daha fazlasını, hem de daha çok samimiyet ve daha çok gayretle yapın. Zira kurtuluş, son on gündedir. Ammaa, ilk yirmiyi Allah ve Resulüne uygun, Milli Çözüm’e lâyık geçirmeyenlere, son on günü lâyığınca geçirmek ve sonunda affedilmek nasip olmaz. Buna itikâf denir aslında. Efendimiz ömürleri boyunca itikâfa girmişler, vefatlarından sonra da eşleri bu sünneti işlemeye devam etmişlerdir. Bu on günün içerisinde bir de Kadir Gecesi vardır. Bin yıldan daha hayırlı olan bu gecede Allah'a sığınmak, tahammül sınırlarımızı zorlamak ve affolunmadan sabaha ulaşmamak gerekir. Bu söylediklerimizi yapanların yüzdesine göre belki Kadir Gecesini de anlatırız size uzun uzun. Çünkü hesap, kabir, cehennem çok zordur. Sakın hafife almayın ve sakın o günler uzak ve hiç gelmeyecek sanmayın. Rabbimiz, kullarının ebedî saadeti için hayat takviminde, İlahi rahmet, af ve mağfiretin adeta coşup galeyana geldiği birtakım manevi kazanç zamanları tayin buyurmuştur. Bu zamanların en bereketlisi Ramazan-ı Şerif’tir. Zira;

    - Hidayet rehberimiz, yön tayin edicimiz olan Kur’an-ı Kerim bu ayda inmiştir.

    - Ruhi olgunluk vesilesi olan oruç ibadeti, bu aya mahsus farz kılınmıştır.

    - Bin yıldan hayırlı olan Kadir Gecesi bu aydaki gecelerin birinde lütfedilmiştir.

    - Bu ayın akşam ve geceleri, iftar, teravih ve sahurlarla bereketlendirilmiştir.

    - Çeşitli ihtiyaç ve mahrumiyetler içinde kıvranan kardeşlerimizin hallerini anlamak, yaşadıklarını yaşamak, elimizde olanı paylaşmakla onlara katkı sağlamak, rahatlatmak emredilmiştir. Zekât, fitre, sadaka ve infak gibi ibadetler, tebessümü unutmuş nice yüzleri bu ayda güldürür.

    - Bu ayda ulviliklerin ve cennetin kapıları açılır.

    - Bu ayda günahlardan korunmak, kötülüklerden el çekmek suretiyle cehennem kapıları kapanır.

    - Şer güçler ve şeytanlar, kâmil mü’minlerin takva ve samimiyet zincirleriyle bağlanır. Böylece; mü’minlere ebedi saadet kapılarını açan Ramazan, bütün ümmetin hatta bütün insanlığın ikbal kapılarını da aralar.

    Özetleyecek olursak, bu ay;

    - Bütün azalarına oruç tuttur. Muhtaçları sevindir. Sükûtunu artır. Tefekkürünü artır. Zikrini artır. Duanı artır. Tövbeni artır. İnfakını artır. Namazlarını genellikle cemaatle kıl. Teravih kıl. (Büyükler için zorunlu, küçükler için caydırıcı olmaması açısından isteğe bağlı, bazen veya genellikle!)

    - Yetim sevindir… Sahuru ihmal etme. Kur’an-ı Kerim’i meal ve metin olarak hatmet. Mümkünse Teheccüd kıl. Küssen barış, küs değilsen küs barıştır. Her güne bir sadaka ver. Salâtü selam getir. İşlediğin hayra sevin. Son on geceye dikkat et. Çocuklara orucu, metni, meali ve yardımlaşmayı sevdir. Fitre ver. Orucunu yalanla, yanlışla, haramla zedeleme. İhlasını artır. Artır ki, bayramın hem senin bayramın, hem ümmetin bayramı olsun! Ahmet'e ve kardeşlerime selamlarımı ilet. Yasak kalkar kalkmaz, makama ziyarete bekliyorum hepinizi, özleyen herkes bilsin ki Biz kendilerini çok özlediğimiz için onlar Bizi özlemiştir. Biz kendilerini ne kadar özlediysek, onlar da Bizi o kadar özlemişlerdir!"buyurdular.

    Ben: "Aziz Hocam, çok merak ediyorum. Bazı isimler söylesem, Sizde nasıl karşılık bulduklarını tek kelimeyle nasıl ifade edersiniz?" dedim. Erbakan Hocamız gülümsediler:"Sor bakalım, kime ne diyeceğiz?" buyurdular. Ben: "Ahmet Hocamız!" dedim. Erbakan Hocamız: "Ruh-u Revânım!" buyurdular ve hatırlayamadığım uzunca bir şarkı mırıldandılar. Daha pek çok kardeşimizi sordum, fakat Erbakan Hocamızın cevaplarını hatırlamıyorum. O şekilde uyandım.

              

    Te’vili: Bu Ramazan-ı Şerif’in; zillet, esaret, mahrumiyet ve Adil Düzen’e hasretle geçecek (inşaallah) son Ramazan olacağı müjdesine lâyık olmak için, emredilen bütün talimatlara uymaya azami gayret ve dikkat edelim. İbadet ve hizmetlere bire on, bire yüz, bire bin ve daha fazlası lütfedilecek bu bereketli Ramazan tarlasına bolca ve şuurla hayır ve zafer tohumları ekelim… Ki dünya ve ahiret servetimiz ve şerefimiz olsunlar, inşaallah...

    Milli Çözüm’ün Şahs-ı Manevisine yönelik “Ruh-i revânım.!” ise: Ruhumun zuhur edip açığa çıktığı… Ruhumun huzur ve ferahlığı… Ruhumun, Hak yolumun ve Milli Görüş şuurumun canlanıp yaşadığı ve böylece doğal ve kutsal akışının sağlandığı… anlamında bir iltifattır. Allah bizleri lâyık eylesin. Amin.























    Bu Haber 3264 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS