• ERBAKAN HOCA’MIZIN 10 MUHARREM RÜYASI VE UYARILARI

    ERBAKAN HOCA’MIZIN 10 MUHARREM RÜYASI VE UYARILARI

    04 Eylül 2019

     
    | Devamı

    ERBAKAN HOCA’MIZIN

    10 MUHARREM RÜYASI VE UYARILARI

            

    Fatma BETÜL ERİŞKİN / KONYA - 30.08.2019

    Rüyamda: Aziz Erbakan Hocamızla birlikte Irak Kûfe'de oluyoruz. Erbakan Hocamız önce mübarek gözleri yaşlı bir halde Kerbelâ Hadisesini uzun uzun anlattılar. Sonra: “Efendimiz bu hadiseyi önceden görerek gözyaşlarına boğulmuş ve “Canım, özümden söküldü. Bu nasıl bir acı, nasıl bir imtihandır?” buyurmuşlardır. Çünkü Hz. Hüseyin, Efendimiz Aleyhisselamın cennet reyhanı, can şenliği konumundaydı. Evet, On Muharrem, on Peygamberin on beladan kurtulduğu güne rastlamaktadır. Hem Efendimizi, hem bizi üzmesi yanında, aslında Hz. Hüseyin’in de ebedi kurtuluş günü sayılmaktadır. “Nasıl Hocam?” dersen; Evet, kendisi, eşi, çoluk-çocuğu, sevdikleri ile birlikte feci bir şekilde şehit edilmişlerdir fakat; cennetin de efendileri olmuşlardır. Rabbimiz bu hadiseden sonra zalimlere, katillere hak ettikleri cezayı vermiş ve intikamlarını almıştır. Hesap günü yine mahkemeleri görülecek ve belalarını bulacaklardır, buna şüphemiz yoktur. Başa gelen sıkıntılar karşısında kadere, hükme boyun eğen bir mü'min, başına gelen olaya elbette üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları onu taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar Ezeli takdirin bir hükmüdür. Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yerleri yarattığı gün olduğu gibi on ikidir! Bunlardan dördü haram aylardır. Dosdoğru hesap budur. İşte bu dört aydan biri Muharrem Ayıdır. Haram ayların değeri ve önemi bu yönüyle de farklı özelliği olan aylardır. Bu aylara karşı saygılı olunması gerekir. Efendimiz “Şehrullahil Muharrem!” “Allah’ın ayı Muharrem’dir” buyurmuşlardır. Muharrem ayı İlahi bereket ve feyzin bollaştığı bir aydır. Aslında Allah’ın ayı, günü, yılı olmaz. Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Efendimiz böyle bildirmişlerdir. Yine, Rabbimiz kullarını affetmek için, böylesi mübarek ayları, günleri, yılları bahane etmiştir. Muharrem Ayının Peygamberler tarihinde de ayrı bir yeri vardır. Başta Hz. Âdem olmak üzere Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Eyüp, Hz. Yunus, Hz. İsa ve çok sayıda peygamber, Aşure Günü (On Muharrem) özel olarak bazı nimet ve lütuflara ermişler, bazı sıkıntılardan kurtulmuşlardır. Muharrem, sıkıntı ve belalardan kurtulmanın yıl dönümü olmaktadır. Ne dedik? Muharrem’in Onuncu günü, on Peygambere on değişik ikram ihsan edilmiştir.

    Hz. Musa’ya Aşure gününde bir mucize ihsan edilmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüşlerdir. Hz. Nuh'un gemisini Cudi Dağı üzerine Aşure günü demirlemiştir. Hz. Yunus, balığın karnından Aşure günü kurtuluvermiştir. Hz. Âdem’in tövbesi Aşure günü kabul edilmiştir. Hz. Yusuf, kardeşlerinin attığı kuyudan Aşure günü çıkarılıp, Mısır’a getirilmiştir. Hz. İsa, Aşure günü dünyaya gelmiştir. Hz. Davut'un tövbesi o gün kabul edilmiştir. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur. Hz. Yakup’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasreti ile kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır. Hz. Eyüp hastalığından o gün kurtulmuştur. Ayrıca Allah, ........ Kavminin tamamını o gün bağışlamış, affetmiştir.

    Bütün bunlardan dolayı Saadet asrından beri de Müslümanlar, bugüne hep önem vermişler ve hürmetle kutlamışlardır. Böylesine manalı ve kutsi hadiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün, gece ve ayda, ibadetlere, duaya daha çok zaman ayırmalı, daha fazla hayır ve hasenatta bulunulmalıdır. Efendimiz Aleyhisselam: “Her kim bugünde ailesine, ev halkına, dava kardeşlerine ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder!' buyurmuşlardır. Bugün ve bu ay, özellikle bu on gün, bol bol tevbe istiğfar edilmelidir. Bu on gecenin Zilhicce veya Muharrem Aylarına ait olduğu rivayet edilir. Rabbimizin bu on geceye yemin etmesi, bahsi geçen on günün mukaddes ve mübarek günler olduğunu gösterir. Efendimiz Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra, Medine’de yaşayan Yahudilerin oruçlu olduğunu öğrendi. O gün Muharrem Ayının onuncu günüydü. Efendimiz: “Bu ne orucudur?” diye sordular. Yahudiler: “Bugün Allah’ın Hz. Musa’yı düşmanlarından kurtardığı, Firavun'u ve tüm ordusunu boğduğu gündür. Hz. Musa bir şükür olarak bu gün oruç tutmuştur” dediler. Efendimiz Aleyhisselam onlara: “Biz Musa’nın sünnetini yaşatmaya sizden daha yakınız ve hak sahibiyiz!” diyerek kendisinin ve mü’minlerin o gün oruç tutmalarını uygun gördüler. Fakat Yahudilere benzememek için, bu orucun üç gün (9/10/11 Muharrem) şeklinde tutulmasını tavsiye ettiler. O yıl henüz Ramazan Orucu farz kılınmamıştı. Ramazan orucu farz olunca Aşure günü orucu konusunda Efendimiz herkesi serbest bıraktılar. “İsteyen tutabilir, istemeyen tutmayabilir!” buyurdular. Böylece Muharrem orucu müstehab kılındı. Muharrem; haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan anlamına gelir. Hicri takvimde yer alan isimle, Efendimizin baba tarafından, beşinci dedesi Kilab bin Mürre tarafından belirlenmiştir. Hz. Ömer devrinde, Mekke’den Medine’ye hicret, resmî takvim ilan edilmiştir. On Muharrem günü, Efendimiz Mekke’den Medine’ye; kurtuluşa ve huzura ulaşmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, İslam’ı emredildiği şekliyle yaşamak, en önemlisi de hür ve bağımsız bir devlet olmak için hicreti emretmişlerdir. Birçok Peygamberi ve bir kavmi topyekûn Allah bugün kurtardığı gibi, Hz. Peygamberimize inananları da Hicret vesilesiyle böylece kurtarmış ve devlet olmayı nasip buyurmuşlar ve yeryüzüne İslam’ı yaymaya vesile kılmışlardır. Öyleyse, bugün sizlerin yapacağı şey: evvela kalben sıkıntısını çektiğiniz hatalarınızdan, yanlışlarınızdan, tembellikle eksik bıraktıklarınızdan ve vazgeçemedikleriniz kötü alışkanlıklarınızdan Allah'a hicret etmenizdir. Hicret; yerinde ve rahatlık halinde kalanın değil terk edenin zaferidir! Hicret; Haramlardan uzak bir nizam kurmak ve tüm dünyayı kurtarmak için rahatını değil ayrılığı tercih etmektir. Hicret; İmkânların tükendiği yerden, imkânların üretileceği yere taşınmaktır. Hicret; Elde etmek için feda etmek, sahip çıkmak için kurban etmek, bulmak için yitirmek, kalmak için gitmek, kavuşmak için terk etmektir. Hicret, düşmanla sınanırken, dostu da sınama sürecidir. “İlahi yardım ne zaman?” diye göğün kapılarını sarsmak, açılması için de Ğayyûr'u [1] gayrete getirecek bir çaba ve gayret sergilemektir. Bittim noktasına varınca da, artık telaş etmemektir: “La havle ve la kuvvete illa billah!” sırrına erebilmek, telaş eden olursa: “Üçüncüsü Allah olan kişiye kim ne yapabilir ki?” diyerek dünyaya meydan okuyabilmektir. O halde bugün ve sonrası günler herkes kendi yüreğinde kendi hicretini yaşamaya girişsin! Herkes kendi Hüseyin’inin şehadetine, cennete ulaşacağını bilerek, cennet efendisi olacaklarını umut ederek, hüzünlenerek sevinebilsin!

    Bu gece herkes Tesbih Namazını kılsın. Ardından: “Ya Rabbi, bu yeni senede beni, kardeşlerimi mağfireti İlahine mazhar eyle! Yeni açılan amel defterimi rızana ulaştıracak amellerle doldurmayı nasip eyle! Bizi gazabı İlahine düçar olacak amellerden muhafaza buyur! Tüm hamdler Sana mahsustur. Ezel, Ebed, Hayy, ve Kayyum olan, ikramı, şefkati ve ihsanı bol olan Sensin! Efendimiz ve kardeşlerinin hicretini kabul buyurduğun gibi, bizlerin de gönüllerimiz ve ibadetlerimizle Sana hicretlerimizi kabul et! Bugünle başlayan yeni yılımızda bize biçtiğin ömür boyunca, hepimizi şeytandan ve avanesi olan Siyonizm belasından koru! Ey Celâl ve İkram sahibi, ey merhametlilerin en merhametlisi Rabbim; bizlere, Sana yaklaştıracak ameller işlemekte yardımcı ol! “Verrucze fehcür” “Ey Nebim! Her türlü pislikten ve çirkinlikten hicret edip uzaklaş” (Müddessir. 5) ayetinin sırrıyla beni ve kardeşlerimi kötülüklerden uzaklaştır. Ya Rabbi, lütfen rahmetinle, bereketinden ve rızkından onlara aç ve bolca ihsan et Allah’ım. Kıyamet gününde cennet, korku gününde güven ver. Ya Rabbi, verdiğin vermediğin şeylerin şerrinden Sana sığınırız. Seni anmak, Sana şükretmek, Sana kulluk etmek için kardeşlerime yardım et. Ömürlerinin kalan kısmını, geçen kısmından hayırlı et. Maddi ve manevi dertlerinin dermanını lütfeyle… Her an, azabından affına, gazabından rızana, Senden yine Sana sığınmalarını nasip et. Her türlü hayrı Senden isteriz ki, tüm hayırlar Senin elindedir. Kardeşlerimi harama bulaştırma, helâlinle yetindir. Lütfunla zengin et, Senden başkasına muhtaç etme. Hesap gününde hatalarını affet. Şükürlerini ve sabırlarını artır. Onları bağışla, onlara merhamet et, onları doğru yoluna ilet! Salat ve selam Sana, Efendimize ve ashabına olsun diyerek dua etsinler!” buyurdular. O esnada uyandım.

            

    Te’vili: Bütün kardeşlerimizin dikkatle ve defaatle okuyup ders çıkarmaları ve emirlerini yapmaları gereken manevi uyarılardır. İnşallah bu kalbi ve manevi hicretlerimiz, zahiri hicretlere ve zaferlere vesile olacaktır. Bu dünyada imtihanda bulunduğumuz asla unutulmamalıdır. Kötü alışkanlıklarımızdan, kıskançlık ve kolaycılık gibi nefsi duygularımızdan arınmak için bu çok önemli fırsat kaçırılmamalıdır.

     

     

      1: ĞayyûrÇok gayretli ve sahiplik edici olan...  Dinine, hükümlerine ve sadık mü'minlerine yönelik saldırılar karşısında hamiyet ve himayesini esirgemeyen Rabbimiz Teala. (Gayretullah tabir edilir)



























    Bu Haber 586 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS