• ERBAKAN' ı FARKLI KILAN MEZİYET VE FAZİLETLERİ

    ERBAKAN' ı FARKLI KILAN MEZİYET VE FAZİLETLERİ

    22 Ekim 2012
    Erbakan’ı Farklı Kılan Meziyet ve Faziletleri: . Erbakan; ülkesi, Milleti ve İslam ümmeti zarar görmesin diye, gerektiğinde stratejik geri adım atmasını bilir, kınayıcıların dedikodularına aldırmazdı. ...

     
    | Devamı

    Erbakan’ı Farklı Kılan Meziyet ve Faziletleri: 

    . Erbakan, Kur’an nizamının tebliğcisi ve takipçisi olarak, Hakkın ve halkın düşmanlarının, tehdit ve tehlike sıralamasını çok iyi yapar; siyonizmin beyin takımını hedef alır ve Büyük şeytanla uğraşırdı. Bazı ucuz kahramanlar gibi, şer odaklarının kuyruğu olan kuklalarla boğuşup; zaman, eleman ve imkân israfına yol açmazdı. 

    . Erbakan; ülkesi, Milleti ve İslam ümmeti zarar görmesin diye, gerektiğinde stratejik geri adım atmasını bilir, kınayıcıların dedikodularına aldırmazdı. 

    . Sağlığında, Siyonist odaklara yaranma hatırına, Erbakan’a atmadıkları tekme, takmadıkları çelme kalmayan Abdurrahman Dilipak, H.Hüseyin Ceylan, H. Celal Güzel, Hüseyin Gülerce ve Nazlı Ilıcak gibi yazarçizer takımının, şimdi “savunuyor görüntüsüyle Hocaya dolaylı çamur savurma” yarışına girmeleri, Erbakan’ın hatırasına hakaretin bile Siyonist Deccalin katında ne kadar kıymetli olduğunun alameti sayılmalıydı. Bir şairimizin ifadesiyle “Zamanı kokutan” Amerikancı-Fetullahcı zaman yazarlarından Akit ve Yeni Şafak pazarlayıcılarına kadar bütün Bel’amcıkların, gizli tanrıları ABD Yahudi Lobilerini aklamak ve unutturmak üzere, 28 Şubatın bütün suçunu ve sorumluluğunu sadece figüran konumundaki Süleyman Demirel'le, üç beş askere ve medya sekreterine yükleme çabası bile, Erbakan’ın adeta; “tek kişilik ordu” gibi, şeytanları ve münafık yandaşlarını nasıl korkuttuğunun kanıtıydı. 

    . Erbakan, Allah’ın rızasının ve mazlum halkın duasının bir gramını, şuursuz kalabalıkların ve onursuz İslamcı kiralıkların binlerce ton alkışına tercih edecek kadar, inançlı, akıllı ve ihlâslıydı. O, kutsal davasını temsil ve tebliğ mesuliyeti ve yeryüzünde Adil Düzeni kurma gayretiyle; evrensel plan ve projeler hazırlayarak , ilgili ve gerekli teşkilatlar kurarak ve en gerçekçi adımları atarak Gizli Dünya Devletiyle boğuşurken; sahne şovluğundan, kürsü şarlatanlığından ve parti kurmayı münafıklığından başka işe yaramayan kof kadroları da sırtında taşımak zorundaydı!?

    “Soruyoruz: Bu komisyon 28 Şubat'ı soruşturmak için mi kuruldu, yoksa bu milletin bağrına bastığı Başbakan Erbakan'a çamur sıçratmak için mi!” diyen Milli Gazete haklıydı ve vicdanların tercümanıydı!

    Evet, bir komedi oynanıyordu. Güya Meclis'imiz 28 Şubat darbesini kovuşturup soruşturuyordu. Öyle bir tezgâh kurulmuştu ki, sanık sandalyesinde oturması gereken birçok figür, komisyonda bu milletle dalga geçiyordu. Darbe şakşakçıları, korku kaçkınları, apoletli Genel Yayın Yönetmenleri ve yazarları... Çok çok masum(!) gazete patronları... Kameralara pozlar veriyor, objektiflere sahtekâr tebessümler konduruluyordu. Bunlar mecliste özenle ağırlanıyor, gizli ve kirli bir dönemin cesur ve onurlu şahitleri gibi topluma sunuluyordu. Doğruyu söyleyenden ziyade,   işkembe-i kübradan atanlar öne çıkıyordu. Dost görünen ama maksadı aşan gafiller ise, daha derin tahribat yapıyordu.

    Oysa camiamız, o sinsi ve siyonist süreçte eli silah tutanı da kalem tutanı da unutmuyordu. Kimi silahını doğrulturken kimi de bağrımıza kalemini saplıyordu. Ama güya bizden bilinen birileri son günlerde değişik bir yöntem deniyor, bizi arkamızdan hançerliyordu. Bunlarınki ne silah doğrultmaya, ne de göğse kalem saplamaya benziyordu. Edep ve hayadan uzak bir biçimde, dev bir çınara saldırılıyordu. Sinsice saldırdıkları çınar bir zamanlar gölgesinde barınıp yeşerdikleri çınarın ta kendisi oluyordu; Şimdi fırsatçı fareler fildişi kulelere çıkmak için o çınara balta sallamayı maharet sayıyordu!.

    İktidara yaranmanın yeni yöntemini bulmuş bazı aklı evveller açıkça zırvalamaktaydı. Önce Hakka ve hayra sevdalı insanların izinden yürüdüğü muhterem Liderine "mış"lı, "miş"li dedikodularla saldırıp hakkında ipe sapa gelmez uydurma senaryolar yazıp peşinden de bugünkü iktidarı pohpohladınız mı görev tamam. O'nu özenle küçük düşürmeye çalışan cümleleri tutanaklara geçirip de haber olanlar el üstünde taşınmaktaydı. Göbeklerinden bağlanan muslukların vanası biraz daha gevşetiliyor, belediyeler, KİT'ler, genel müdürlükler arasında ihale koşturmacası yaparken yalaka adam(!) olmak bütün kapıları açıyordu.

     

    AZİZ HOCAM' A

    Hakikat mesajına, son tercüman gibiydin
    Bu garip ruhumuza, taze güman gibiydin
    Münafıklara maraz, bize derman gibiydin
    Gönüllerin duası, gözlerin yaşı mıydın?
    Ey şerefli şahsiyet, Sen sabır taşı mıydın?

    Kesin olgunlaşmadan, çıbanları deşmezdin.
    Teşhis, tespit olmadan, tedaviye geçmezdin
    Hainlerin kurduğu, tuzaklara düşmezdin
    Zalimlerin kâbusu, bilginler başı mıydın?
    Bu ne soylu tavırdı, sen sabır taşı mıydın?

    Sen Hakka sevdalıydın, haksızı kayırmazdın
    Ucuz kahramanlığa, tenezzül buyurmazdın
    Uzun, ince hesaplar; şeytana duyurmazdın
    Himmeti huzur veren, veliler şahı mıydın?
    Yorulmaz ve yılmazdın, Sen sabır taşı mıydın?

    Hiç bileğin bükülmez, devamlı dipdirisin
    Sevgi bağın sökülmez, sadıkların pirisin
    Sırrına akıl ermez, ulaşılmaz birisin
    Dokunan cezbe alır, hikmet kumaşı mıydın?
    Hiç acele etmezdin, Sen sabır taşı mıydın?

    Siyonist canavarı, can evinden vuracak
    Zulüm ve sömürüye, son verip durduracak
    Türkiye eserinle, fermanlar buyuracak
    Nebi ve sıddıkların; salih yoldaşı mıydın?
    Bu ne onurlu sebat, Sen sabır taşımıydın?

    Dünya değiştirmeğe, soyunan adam Sendin
    Bıkmadan mazlumları, savunan adam Sendin
    Has gönülde sevilip, sayılan adam Sendin
    Ters görene sormalı: Ya hu, sen şaşı mıydın?
    Ey korkusuz kahraman, sen sabır taşı mıydın?

    Zuhurat bekliyoruz, gayrı bitsin bu sancı
    Nasipsiz nankörlerin, yüze vursun utancı
    Sen Aziz Hocamızsın, başlarımızın tacı
    Sohbetlerin sağaltır, ruhlara aşımıydın?
    O ne bitmez bereket, Sen sabır taşı mıydın?

    Soruna ürkek değil, tamda erce bakardın
    Saadet ikliminde, şimdi yüce Hakandın
    Ey mutluluk müjdesi, çünkü sen Erbakan'dın
    Sen Süleyman mührünün, o sırlı kaşı mıydın?
    Bu ne büyük dirayet, Sen sabır taşı mıydın?

    Göklere mi çekildin; gaybubet mi başladı
    Bu ne acı haberdir, beyin yürek haşladı
    Gafiller ölüm sanır, hayat yeni taçlandı
    Mübarek vücudunla, nur beden naşı mıydın?
    Aziz Asil Hocamız; Sen Sabır taşı mıydın?

     

     

     

    Bu Haber 11575 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS