• Doğu Akdeniz’deki Enerji Kavgası ve Türkiye’nin Kuşatılması!

    Doğu Akdeniz’deki Enerji Kavgası ve Türkiye’nin Kuşatılması!

    16 Ağustos 2018

     
    | Devamı



    Doğu Akdeniz’deki Enerji Kavgası ve Türkiye’nin Kuşatılması!

    ​​​​​​​Doğu Akdeniz'de ülkeler ve büyük güçler arasında yaşanan gerginliklerin asıl nedeni, bunların 2011 yılında keşfettikleri “Münhasır Ekonomik Bölgeleri” olduğu konuşulmaktaydı. Son yıllarda Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon rezervleri, bölgesel dinamiklerin yeniden şekillenmesinde önemli bir rol oynamaya başlamıştı. Bölge ülkelerinin enerji ticaretinde ihracatçı ülke olmalarının yolunu açan bu keşifler, dolaylı olarak bölgedeki güç dengelerini de şekillendirmeye başlamıştı. Bölge ülkeleri dışında enerji talep pazarında ilk sırada bulunan Avrupa ülkelerinin doğalgaz ithalat bağımlılığında, Rusya’ya alternatif olacak yeni pazar arayışlarına girmesi de bölgedeki dengeleri daha karmaşık hale getirmiş durumdaydı. Zira ibrenin güçlü ülkelerden ziyade doğru strateji ile hareket eden ülkelerden yana olduğu bu süreçte, İsrail, Mısır, Lübnan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve en önemlisi Türkiye’nin attığı adımlar, her geçen gün daha da önem kazanmaktaydı.
    Doğu Akdeniz’de uzun yıllardır devam eden doğalgaz arama çalışmaları sonucunda ilk doğalgaz sahasının keşfi 1999 yılında İsrail sularında ortaya çıkmıştı. İsrail Leviathan isimli en büyük doğalgaz sahasını, 2010 yılında keşfederken, GKRY ise tek taraflı olarak ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölgesinde (MEB) Afrodit sahasının farkına 2011 yılında varmıştı. Bölgedeki en büyük doğalgaz rezervini ise 2015 yılında Mısır, Zohr sahasında ortaya çıkarmıştı... Doğu Akdeniz’de son dönemde yaşanan gerginliklerin temelini de keşfedilen bu rezervlerin dış pazarlara hangi güzergâhtan ihraç edileceği oluşturmaktaydı. Doğu Akdeniz, sahip olduğu enerji kaynakları ile birlikte uzun zamandır gündemdeki yerini korumaktaydı. Bilindiği üzere uluslararası hukuk kriterlerine göre kıyıda bulunan ülkelerin 200 mil genişliğinde hakları yani kendi MEB’leri bulunmaktaydı. Bölgedeki ülkeler arasında yaşanan gerginliklerin asıl nedeni, ülke MEB’lerinin kesişmesi olarak yorumlanmaktaydı. AB, ABD ve İsrail’in, Güney Kıbrıs’ı ve Yunanistan’ı da kışkırtarak, Türkiye’yi devre dışı bırakmaya çalıştıkları anlaşılmaktaydı.
    Geçen aylarda Kıbrıs'ta Rumlar adına Türkiye'nin MEB olarak kabul ettiği alanda keşif yapmak için bölgeye gelen İtalyan Eni şirketine ait 'Saipem 12000' adlı petrol platformunun gönderilmesi ve buna Türk savaş gemilerinin sert bir şekilde karşılık vermesi de bu bağlamda okunmalıydı. Bu hadise yaşanmadan önce 11 Şubat 2018 tarihinde Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin kırmızı çizgisi olarak belirtilen sınır güvenliği karşısındaki hassasiyet vurgulanmıştı. Bu bağlamda “Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını hiçe sayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, tüm uyarılara rağmen Doğu Akdeniz’de tek taraflı hidrokarbon arama faaliyetlerine devam etmekte. Bu çerçevede son olarak, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin sözde münhasır ekonomik bölgesindeki 3 numaralı parselde çalışmalara başlamayı amaçlaması sonrası Türkiye, "Ortaya çıkabilecek durumun tek sorumlusu ısrarla, tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerine devam eden Kıbrıs Rum tarafı olacaktır.” açıklamasını yapmıştı.
    Açıklamanın devamında da Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulamamasındaki ana sebebin Rum tarafının bölgenin güvenlik ve istikrarını sorumsuzca riske atmaktan çekinmeyen tavırlarından kaynaklandığı hatırlatılmıştı. Bunun yanında GKRY’nin tek yanlı hidrokarbon faaliyetlerini sürdürmeye devam etmesi durumunda sert müdahalelerle karşılaşılabileceği belirtilirken, üçüncü ülkelerde yerleşik şirketler de, GKRY ile hidrokarbon alanında işbirliği yapmamaları konusunda uyarılmışlardı.
    Doğu Akdeniz’de 3 trilyon dolarlık doğalgaz yatakları bulunmaktaydı!
    Doğu Akdeniz Petrol Arama Stratejileri ve Kıbrıs konusu ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nde düzenlenen çalıştayda masaya yatırılmıştı. Çalıştayda konuşan emekli Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Doğu Akdeniz’in 21. yüzyılın en keskin hesaplaşmasının yapılacağı bölge olacağını vurgulamıştı. Bölgede dünyanın en büyük doğalgaz yataklarından biri olduğunu kaydeden Yiğit, Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan bölgede 3.45 milyon metre küp doğalgaz ve 1.7 milyar varil petrol bulunduğu yönünde analizler olduğunu hatırlatmıştı. Yiğit, delta havzasında ise yaklaşık 7 trilyon metreküp doğalgaz ve 1.8 milyar varil petrol rezervinin bulunduğu yönünde tahminler olduğunu anlatmıştı. Eşref Uğur Yiğit, Kıbrıs, İsrail ve Mısır arasında kalan alanda ise 10 trilyon metreküp doğalgaz, 8 milyar varil petrol, ayrıca doğuya uzanan bölgede ise 19 milyar varil petrole denk 3 trilyon metreküplük doğalgaz olduğu yönünde tahminler bulunduğunu aktarmıştı. Yiğit; Doğu Akdeniz’de toplam değeri 3 trilyon dolar olan 60 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon bulunduğu değerlendirilmektedir. Doğu Akdeniz’deki bu hidrokarbon rezervi, Türkiye’nin yaklaşık 572 yıllık, Avrupa’nın ise yaklaşık 30 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede bulunmaktaydı.
    Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak 3 trilyon dolarlık doğalgaz rezervleri üzerinde büyük bir oyun tezgâhlanmaktaydı. Yunanistan ve Rumlar, Mısır ve İsrail’in Türkiye karşıtlığını, Lübnan ve Libya’nın ihmalini fırsata çevirmeye çalışmakta, AB ve özellikle ABD ise bunları kışkırtmaktaydı!..
    Akdeniz’deki enerji oyunları devam ederken, Türkiye’nin deniz yetki alanları konusundaki hakları yeniden gündeme taşınmıştı. Halen Türkiye’nin deniz yetki alanlarında 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak bir doğalgaz rezervi olduğu anlaşılmıştı. Bugün Doğu Akdeniz enerjisine sahip olmak isteyen Yunanistan, Girit adası üzerinden Libya ile deniz sınırlarını daha çok enerji yataklarına hâkim olacak şekilde çizme çabasındaydı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de Mısır ve İsrail ile anlaşmalar yapmıştı. Doğu Akdeniz Yetki Alanları Haritasını yeniden çizen Dr. Cihat Yaycı’nın “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye” başlıklı uluslararası çalışmasına göre “Verimli Hilal” bölgesinde yer alan Doğu Akdeniz, enerji bakımından zengin kaynaklara sahip bulunmaktaydı. Doğu Akdeniz’deki toplam hidrokarbon yataklarının büyüklüğüne bakıldığında, Türkiye’nin 572 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek seviyede olduğu vurgulanmıştı. Yine TPAO tahminlerine göre, Doğu Akdeniz, geleceğin enerji maddesi olarak ifade edilen gaz  hidrat yatakları açısından da hayli zengin durumdaydı. Yunanistan ayrıca GKRY ile de bir sınırlandırma anlaşması yapma çabasındaydı. Bundan daha da ileri gidilerek İsrail’in yayınladığı bazı haritalarda Yunanistan Münhasır Ekonomik Bölgesi, GKRY bölgesinin devamı olarak gösterilmeye çalışılmaktaydı. Ancak Yunanistan ve GKRY’nin bu istilalarını kabul etmeyen Türkiye de çabalarını arttırmış durumdaydı. Türkiye, son olarak KKTC sahasında sondaj yapmak isteyen İtalyan ENİ’yi Akdeniz’deki savaş gemileriyle durdurmayı başarmıştı.

    KAYNAK MAKALENİN DEVAMI İÇİN: 

    http://www.millicozum.com/mc/duyurular/casus-rahip-brunson-bahanesiyle-turkiyeye-saldiri-hazirligi-miydi















    Bu Haber 324 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS