• DİYANET BAŞKANININ ÇIKIŞI VE TAYYİB’İ TABULAŞTIRANLARIN ÇIKMAZI

    DİYANET BAŞKANININ ÇIKIŞI VE TAYYİB’İ TABULAŞTIRANLARIN ÇIKMAZI

    10 Mayıs 2020

     
    | Devamı

    DİYANET BAŞKANININ ÇIKIŞI

    VE

    TAYYİB’İ TABULAŞTIRANLARIN ÇIKMAZI

             

    Değerli Kardeşlerim ve Aziz Milletim!

    Önce bazı sorular ve kısa yanıtlarıyla konuya girmek istiyorum.

    Soru: Niçin bu sohbetleri yapıyor ve birtakım sıkıntı ve saldırıları göze alarak bu gizlenen gerçekleri haykırıyoruz?

    Cevap: Niçin yaratıldığımızın ve ahirette nelerden sorgulanacağımızın şuuruna vardığımız ve sorumluluk taşıdığımız için bunları bir görev sayıyoruz. Yani Milli ve manevi mesuliyetlerimizin gereğini yerine getiriyoruz.

    Soru: Peki niçin yaratıldık?

    Cevap: Bir Kudsi Hadiste Yüce Rabbimiz; “Ben gizli bir hazine idim. Aşikâr olup bilineyim (varlığımı, in’am ve ikramımı ve harika sanatımı kullarıma göstereyim) diye bütün mahlûkatı yaratmayı diledim” buyurmaktadır. Ama insan olmasaydı bu yaratılış amacına ulaşamayacaktı. Çünkü kedilerin, serçelerin, çiçeklerin bu harika varlıklara bakıp da bunların Yüce Yaratıcısını tanıyacak ve arayacak bir yetenekleri bulunmamaktaydı. Bu nedenle insan yeryüzünde Allah'ın Halifesi, yani bir nevi O’nun temsilcisi ve adaletinin tanzim ve tatbikçisi konumunda akıl ve yeteneklerle donatıldı.

    Ama meleklere bile verilmeyen bu yüksek meziyet ve faziletlere kim layık, kim fasık? Bunun tespiti ve herkesin denenip elenmesi için Allah kullarını imtihan etmeye karar kıldı. Evet, her imtihanın bir eğitim süreci ve şartnamesi = öğretisi vardır.  Öğretmeden imtihan adalete aykırıdır. Bizim imtihanımızın kitabı ise Kur'an-ı Azimüşşan, rehber ve örnek öğreticisi ise Hazreti Resulüllah’tır.

    Bu imtihanın esası: Biz Hak’tan mı tarafız, Bâtıldan mı? Doğrudan, hayırdan, ahlâktan ve adaletten mi yanayız, yoksa yanlıştan, hayâsızlıktan ve haksızlıktan mı? Biz Müslüman olarak, en büyük ve tek büyük olarak Allah'ı mı tanımaktayız, yoksa Amerika, Avrupa, Çin ve Rusya'yı mı? Ramazan orucunun asıl amacı da “…Size hidayet ve huzur yolunu gösteren Allah'ı en büyük tanımanız için”[1] buyrulmaktadır.

    HAK ve AHLÂK: Akla, bilimsel kurallara, vicdana, tarihi olgulara, Evrensel hukuka ve Kur'an'a göre ittifakla; doğru, faydalı, iyi ve güzel sayılan davranışlardır.

    BÂTIL ve HAYÂSIZLIK ise: Akla, bilimsel kurallara, vicdana, tarihi olgulara, Evrensel hukuka ve Kur'an'a göre yine ittifakla; yanlış, zararlı, kötü ve çirkin sayılan yaklaşımlardır.

    İslam bu gerçeği ortaya koyunca; Şeytaniler ve şer güçler bu sefer Hak ile Bâtılı karıştırıp öyle yutturmaya başlamışlardır. Ve zaten Bakara Suresi 42. ayeti Hak ile Bâtılın karıştırılarak insanların aldatılmasına dikkat buyurmaktadır. Artık zalim ve hain odaklar, toplumun karşısına açıkça din karşıtı ve ahlâk dışı sistem ve hükümetlerle çıkmak yerine, Hak ile Bâtılı harmanlamak yoluna başvurmuşlardır. Bakınız bu AKP iktidarı, çok geç ve eksik de olsa, başörtü yasağını kaldırıp toplumu rahatlandırmışlardı. Ama ardından bir de baktık ki; bu başörtüsü serbestliği, Türkiye'de ZİNA’nın suç olmaktan çıkarılması ve eşcinsellik gibi hayâsızlıkların resmiyet kazanması için bir göz boyama, ahlâki ve ailevi tahribatlarına kılıf sarma hazırlığıymış… Anadolu irfanıyla “Kızlarımızın kadınlarımızın, eteği ile başını örtme!?” çabasıymış.

    Evet Kardeşlerim, çok değerli ve duyarlı izleyenlerim!

    Zinayı suç sayan, 3 aydan 30 aya kadar ceza uygulayan 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı kanun; Erdoğan iktidarı tarafından 26 Eylül 2004 yılında Meclis’ten çıkarılan 5237 sayılı TCK 227 madde numaralı kanunla kaldırılıp, 12 Ekim 2004 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanıp 1 Haziran 2005 yılında yürürlüğe konularak, zina suç olmaktan ve ceza almaktan çıkarılmıştır.

    Ve yine “Kadına Şiddeti Önleme” gibi masum ve makul kılıflı, ama eşcinsellik, lezbiyenlik, travestilik, gaylık ve homoseksüellik gibi ahlâksız yaklaşımları… Ve evli kadınlara özgürlük diye aileyi temelinden sarsıcı ve kadınları azdırıcı fırsatlar sağlayan kanuni fesatlıkları serbest bırakıp güvence altına alan “İstanbul Sözleşmesi”, bu dindar kahraman görünümlü AKP iktidarının ve maalesef MHP, CHP ve BDP’nin ortak oylarıyla 08.02.2012 tarihli ve 6284 sayılı kanun; 28127 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.

    Değerli ve duyarlı Kardeşlerim ve Aziz Milletim!..

    Bu iktidarca serbest bırakılan ve kanuni güvenceye kavuşturulan; eşcinsellik, lezbiyenlik, homoseksüellik, travestilik gibi sapkınlıklar, aylardır uğraşmak zorunda kaldığımız Korona virüsten daha yıkıcı ve daha bulaşıcıdır. Bunlara resmiyet ve serbestiyet kazandırılması toplum ahlâkımıza ve aile yapımıza dinamit konulmasıdır. Evet, KORONA sağlığımızı bozuyor, canımızı tehdit ediyordu. Ama İstanbul Sözleşmesi ve zinanın serbest hale getirilmesi, porno filmlerinin ve ahlâk tahripçisi dizilerin gösterilmesi ise; imanımızı, ahlâkımızı, aile yapımızı bozuyor, geleceğimizi karartıyor, Milli ve manevi temellerimize dinamit koyuyordu. Kışkırtılan kadınlarımızı, kızlarımızı, oğullarımızı ayartıyor, boşanmalar ve yuva yıkmalar artıyordu. Eşcinsellik, lezbiyenlik, ev kadınlarına her türlü serbestlik kanunla koruma altına alınınca, ey vicdan ehli uyanın, çünkü namus elden gidiyordu!... Ey şeyhler, dervişler, Hocaefendiler, Müftüler, Vaizler, ilim ve takva ehli geçinenler, kanaat önderi diye boy gösterenler, bu me’lun İstanbul Sözleşmesi karşısında hâlâ suskunluğunuz, sizi hangi konuma taşıyordu? Allah aşkına, Kur’an ve Resulüllah hatırına ve vicdani bir duyarlılıkla söyleyin; faizi, fuhşu, kumarı, rakıyı, şarabı ve her türlü haksızlık ve ahlâksızlığı, solcu sağcı iktidarlar yapınca günah, ama AKP yapınca mübah mı oluyordu?

    İşte Elâzığ’ımızda, binlerce aile depremde evleri yıkılmış veya ağır hasar almış… Bazıları konteynerlere zar zor sıkışmış… Çoğu çaresizlik ve belirsizlik içinde kıvranırken... Ve hatta on binlerce insan parasıyla bile Korona’ya karşı maske bulamazken… Bunlar daha düne kadar hem şahsına hem ülke onurumuza hakaret mektupları yazacak kadar küstahlaşan Trump gâvuruna yaranmak için uçaklar dolusu malzeme gönderiyor… Ama Amerikan Nemrutları bir teşekküre bile tenezzül etmiyordu!

    Biz herkesi hayra ve huzura çağırıyoruz. Bu nedenle ilgili ve yetkili kesimleri uyarıyoruz. Çünkü onların da iyiliğini istiyoruz. Hiç kimsenin şahsını, makamını ve imkânlarını kıskanmıyoruz ve hedef almıyoruz.

    Maalesef imkân ve iktidar sahibi olanlar, şöhret ve servetle gururlananlar; hep yağcılık yapanların, kötülüklerine bile keramet uyduranların kendilerini sevdiklerini sanıyorlar; oysa aldanıyorlar, adım adım uçuruma yuvarlanıyorlar!..

    Biz ise onları uyararak, dünyada pişmanlık ve perişanlıktan, ahirette ise azaptan ve İlahi gazaptan korumaya çalışıyoruz.

    Diyanet İşleri Başkanı'na saldıranlar ve O’nun şahsında İslam’a sataşanlar bu şeytani cesareti 6284 sayılı kanun maddelerinden (İstanbul Sözleşmesi’nden) alıyorlardı.

    ............

    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN






















    Bu Haber 2870 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS