• Dininden Uzaklaşan Millet Köleleşir

    Dininden Uzaklaşan Millet Köleleşir

    22 Şubat 2015

     
    | Devamı

     

       Dininden Uzaklaşan Millet Köleleşir

     

    Ey milli görüşçüler! Bundan sonraki ilk hedefiniz 2. Yalta toplantısı ve yeni bir dünyayı kurmaktır!

    Bunların maksatları bizi dinimizden uzaklaştırmak, buna çok önem veriyor. Çünkü dininden uzaklaşan millet köleleşir. Onlar da bizi esir yapmak istiyor. Diğerlerine de önem veriyorlar.  Ama asıl dinden uzaklaştırmak, maneviyatı tahrip etmek istiyorlar. Namaz kılan Yahudi kölesi. Seni böyle yapmak istiyor. Ilımlı İslam demek bu demek. Sen namaz kılacaksın ama Yahudi’nin kurduğu düzene karışmayacaksın. O bütün insanlığı sömürecek, dünyaya hükmedecek, sen ona köle olacaksın. Zaten onun inancı bu değil mi?

    Bu Konferanslar ilmi konferanslar. Bizim metodumuz iddia değil ikna metodudur ve biz siyaset yapmıyoruz, matematik konuşuyoruz matematik.

    Biz ağzına gelenleri vaat eden insanlar gibi konuşmuyoruz. Biz yaptıklarımızı konuşuyoruz. Bunları kaç defa yaptık, yine yapacağız. Şimdi yüksek müsaadeniz ile konumuzun içerisine giriyoruz. Konunun içerisine girerken bir kez daha göstermiş olduğunuz alakaya teşekkür ediyorum. Salonumuzun büyük bölümüne teşrif etmiş olan hanım kardeşlerimizi saygıyla selamlıyorum. Gençlerimizi alınlarından öpüp bağrıma basıyorum.

    Bu manevi tahribat niçin yapılıyor? Adamın planı var. Hesabı var. Gayesi var. Durup dururken olmuyor. Onun inancı var. 5767 senedir hangi gayeyi savunuyorsa, planlı bir şekilde bizim maneviyatımızı yok etmek için onu uyguluyor. AKP döneminde yapılan manevi tahribatın kökü nereden geliyor? Basel Konferansı’ndan geliyor. Biliyorsunuz kapitalist nizam kurulduktan sonra para gücünü siyonistler ele geçirince, Teodor Herzel, Osmanlı’ya geldi. “Rusya ile harp ediyorsun. Sana para lazım. Al sana istediğin kadar para. Geri ödemeyeceksin. Sadece Filistin’de toprak satacaksın.” dediğinde, Sultan Abdülhamit Han,  Herzel’i kovdu. “Şehit kanı ile alınan vatan toprağı, para ile satılmaz” dedi.

    O ne yaptı? Gitti kendini gönderenlere hesap verdi. Dedi ki “Bak ben gittim. Adam beni kovdu. Bu adam hayattayken sakın ha gitmeyin.” Bu iş üzerine Herzel’e,”Git şuradan korkak herif. Senin yüzünden dinimizden mi vazgeçeceğiz?” dediler. “Ne diyorsun sen be! Sultan Hamit’i tahttan indiririz.” Eee!  Yerine bir başka Osmanlı çıkacak. O da müsaade etmez.” Bu sefer, “Osmanlı Devleti’ni yıkarız.” dediler. “Eee, Osmanlı Devleti’ni yıksan da İslam dini var. Müslümanlar İsrail’i kursak bile etrafımızı sararlar. Bizi denize dökerler” deyince de “100 yılda İslam’ı ortadan kaldırırız.” dediler. İslam Allah’ın muhafazasındandır. Ben onların planını anlatmak için söylüyorum. Bundan dolayıdır ki önce bir defa Basel de bu 3 maddelik kararı aldılar. Sultan Abdülhamit tahtan indirilecek. Osmanlı yıkılacak. İslam ortadan kaldırılacak. Bunların tatbik edilebilmesi için, İslam’ı ortadan kaldırmak için ne yapacak? Bütün gücüyle çalışıyor.

    Üç türlü ortadan kaldırır İslam’ı, Allah muhafaza buyursun. Bir tanesi, yasaklamak suretiyle ortadan kaldırılır. İkincisi değiştirilmek sureti ile ortadan kaldırılır. Üçüncüsü ise ılımlı İslam diyerek aldatmak suretiyle ortadan kaldırılır. Bunların hepsini de gerçekleştirmek için canla başla çalışıyorlar. Bu plan Haym Nahum Doktrini’dir.

     

    Namaz kılan yahudi kölesi... Ilımlı islam demek bu demek

    Bunun için hemen şunu belirteyim ki, bunların maksatları bizi dinimizden uzaklaştırmak, buna çok önem veriyor. Çünkü dininden uzaklaşan millet köleleşir. Onlar da bizi esir yapmak istiyor. Diğerlerine de önem veriyorlar.  Ama asıl dinden uzaklaştırmak, maneviyatı tahrip etmek istiyorlar. Namaz kılan Yahudi kölesi. Seni böyle yapmak istiyor. Ilımlı İslam demek bu demek. Sen namaz kılacaksın ama Yahudi’nin kurduğu düzene karışmayacaksın. O bütün insanlığı sömürecek, dünyaya hükmedecek, sen ona köle olacaksın. Zaten onun inancı bu değil mi? “Biz efendi olacağız siz köle olacaksınız.” Bunu böylece gerçekleştirmek istiyor. Hayır! Biz Müslümanız. La ilaheillalah demek Allah’tan başkasına kul olunmaz demektir. Onun için biz ne İsrail’e ne de bir başkana kul olmayı kabul etmeyeceğimiz gibi, diğer insanların da başkasına kul olmasını kabul etmeyiz.

    …Şimdi muhterem arkadaşlarım, AKP döneminde yapılan tahribat nedir? Bunları size uzun uzun lafla anlatmayacağız. Rakamlarla göstereceğiz. Şimdi göstereceğim şu slaytlara bakınız. Önce size ne göstereceğim?

    Burada şahsa karşı işlenen suçlar gözüküyor. Ne zamanda? AKP döneminde. 2002’den 2005’e kadar. Ne görüyoruz bu tabloda? Tam bir suç patlaması. 140 binden 327 bine çıkmış yüzde 240 artış. Yüz iken 240 olmuş. Burada ne görüyoruz? Mala karşı işlenen suçlar. 155 binmiş, 463 bin olmuş. Yüzde 300 artmış. Verdiğim yüzdeleri dinliyor musun? 5 senede mala karşı işlenen suçlar yüzde 300 artıyor. Buna patlama denir patlama. Neden? Çünkü, hazır AKP’yi bulmuş; sahipsiz bir ülkeyi. Bu patlamaları gerçekleştiriyor. Kimsenin can ve mal güvenliği kalmamıştır. Toplan suçlar 295 binden 785 bine fırlamıştır. Yüzde 260 artmıştır.

     

    Suçlarda büyük patlama

    Bak, AKP döneminde artış değil zıplama söz konusu sakallı Hüsnü.

    Sana bunları ambalajlayıp yutturuyorlar. Diyorlar ki “Ne olmuş yani? Her zaman bu suç vardı” Gözünü dört açta bak. Her zaman vardı da böyle miydi? Şu patlamaya bak? Bu durup dururken olmuyor. Bunu yapanlar var. Bu yenilir yutulur bir şey mi?

    Öbür taraftan öldürme olayları 5 yılda yüzde 330 arttı. Darp olayları yüzde 210 arttı. Bak eğilimler nasıl fırlıyor. Görüyor musun? Normal bir gidiş değil. Azalma hiç değil. Ya? Patlama. Ne oluyor da AKP gelince bütün bu suçlar patlıyor? Yaralama suçları yüzde 190, çocuk kaçırma suçları yüzde 185 artmış. Tehdit suçları yüzde 700 artmış. Hakaret ve sövme suçları yüzde 760 artmış. Aile fertlerine kötü muamele suçları yüzde 140 artmış. Güvenlik kuvvetlerine karşı işlenen suçlar yüzde 210 artmış. Bunlar İçişleri Bakanlığı’nın ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi rakamlarıdır. Silahla havaya ateş açma suçları yüzde 750 artmış. İntihara teşebbüsler yüzde 200 atmış. Gasp ve soygun suçları yüzde 229 artmış. Evdeki hırsızlık suçları yüzde 227 artmış. Soyulan banka sayısı yüzde 253 atmış. Kamu kuruluşlarındaki suçlar yüzde 195 artmış. Yüzde 385 oranında otoban hırsızlıklarında bir artış yaşanmış. Diğer hırsızlıklar yüzde 340 oranın da artmış. Emniyeti suistimal suçları yüzde 298, dolandırıcılık yüzde 298, mala zarar verme suçları yüzde 819 artmış. Faili meçhul suçlar yüzde 227 artmış. Faili meçhul suçların dosyaları yüzde 230 artmış. 1. 5 milyon faili meçhul dosyası var. Her yıl 96 bin çift boşanıyor. Görüyorsun. Bakınız AKP’den önce 34 bin çift boşanıyormuş. AKP gelince 90 bin çift boşanmaya başlamış. Neden? Çünkü Siyonizm at oynatıyor. İdareyi ele almış, AB uyum komisyonu baskısıyla bir takım kararlar aldırtıp maneviyatı tahrip ediyor. İşte grafiklerde görüyoruz.   Her yıl 96 bin çift boşanıyor, aynı zamanda her yıl 2700 kişi intihar ediyor. Neden AKP gelince intiharlar 3 misli artmış? Senedini, borcunu ödeyemiyor. Aç işsiz. Çocuğuna bakamıyor. Eziliyor. Bu ezilme karşısında insanlar intihara gidiyorlar. İşte AKP’nin sonucu bu ey sakallı Hüsnü duyuyor musun beni? İşte  AKP  bu.

    …AKP nasıl oldu da din ve maneviyat tahribatçısı oldu. 1990’dan, 1995’e kadar 20. Haçlı Seferi hususunda ABD ile AB arasında, yani üst çene ile alt çene arasında uyum sağlanması çalışmaları sürdürüldü. Bu çalışmaların arkasından NATO İslam ülkelerine karşı kullanılmak üzere Haçlı zihniyetine göre yeniden ayarlandı. Bu hazırlıklar bitirilip, harekete geçileceği sırada kuvvet ve kudret sahibi Cenab-ı Allah Türkiye’de Milli Görüş’ü iktidarda getirdi. Bu durumda ırkçı emperyalizm planlarını uygulamaya koyamadı. Bu meseleyi halledebilmek için Milli Görüş’ün ortağı olan koalisyon partisinden 50 kişinin tehditle hükümetten desteğini çekmeleri için her şeyi seferber edip, bütün güçleriyle çalıştılar.

    Biz 28 Şubat’ta hükümetten çekilmedik. 4 ay sonra 28 Haziran’da iktidar partilerinin 291 milletvekilinin 3 ay içinde erken seçime gidilmesi için attıkları imza ve koalisyon protokolü gereğince bu üç aylık dönemde diğer koalisyon ortağının Başbakan olması maddesi bulunduğundan dolayı verdiği söze sadakat örneği göstererek erken seçim kararını takiben koalisyon protokolü mucibince hükümetten ayrıldık. Demokratik teamüllere aykırı olarak Sayın Çiller’in Başbakanlığa getirilmesi lazım gelirken, Sayın Cumhurbaşkanı teamüllere aykırı olarak o esnada Meclis’te çoğunluğu olmadığı halde Mesut Yılmaz’a Başbakanlığı verdi. O tarihten itibaren Türkiye bugünkü uçuruma yuvarlandı. Bu yuvarlanmayı gerçekleştirmek için ırkçı emperyalizm elindeki her türlü medyayı, iş adamlarını ve siyaset adamlarını kullanarak Milli Görüş’ün arkasından önce 5 yıllık dönemde çeşitli “işbirlikçi partileri” her türlü etkinliği kullanarak iş başına getirdi. Planlarına en uygun çözüm olarak AKP gibi bir partinin kurulması, böylece Refah Partisi’nin bölünmesi ve her türlü desteğin verilmesi suretiyle AKP’nin 3 Kasım’da 365 milletvekili ile iktidara gelmesi için ellerinden gelen gayreti gösterdiler.

     

    Nasıl oldu da gömlek değişti?

    Şimdi AKP’liler bizim talebemiz, 30 sene ders görmüş; ne oldu da bu duruma geldi?

    Bakınız ne oldu. Seçimden önce “Biz Hoca’nın talebesiyiz, Hoca’yı cumhurbaşkanı yapmak istiyoruz, biz de Milli Görüşçüyüz” dediler. Oyları alınca ne oldu? Gömlek değiştirdiler. Nasıl oldu da gömlek değişti. Irkçı emperyalizmin baş aktörü Bush’u 22.12.2006 tarihinde ziyaret ederek, ondan BOP yani Büyük İsrail Projesi Eş Başkanlığı görevini aldı. Bu görevi almadan HSBC merkezinde ABD Musevi lobisi tarafından kendisine cesaret ödülü verildi. Ne büyük şeref (!)

    Aynı gün kendisine Johns Üniversitesi’nde düzenlenen törenle fahri doktorluk unvanı verildi.

    Bu unvan verilirken bu üniversitede düzenlenen merasimde kendisinin yeni gömleği olacak Tayyo II gömleğini giydi. Milli Görüş gömleği yerine. Bunun arkasından artık Milli Görüş gömleği yerine Tayyo II gömleğini giyen Sayın Erdoğan, Hatay’da ‘Medeniyetler Buluşması’ adı altında Türkiye Ermeniler Patriği Mesrob II ve Türkiye Museviler Hahambaşı Isak Haleva ile birlikte Dinler Bahçesi’nin açılışını yaptı.

    Daha sonra ırkçı emperyalizmin yürütücülerinden Condoleezza Rıce ile fikir birliği tesisine çalıştı.

    Bilahare Müslümanlık aleyhine en ağır sözleri söylemiş bulunan Vatikan Devlet Başkanı ve Katolik Dünyasının Ruhani Lideri Papa 16. Benediktus’u Esenboğa Havaalanı’nda karşıladı, kucaklaştı ve fikir alışverişinde bulundu.

    İşte yukarıda açıkladığımız manevi tahribatlarda bu faaliyetlerin önemli rolü olduğu açıktır.

    Bütün bu anlattıklarım gösteriyor ki, böylece 5 senelik bir AKP döneminden sonra bugünkü uçurumdan aşağı yuvarlanma noktasına ve yok olma noktasına getirildik.

    Şimdi bu noktada 22 Temmuz 2007 tarihi seçimleri gelmiş bulunmaktadır. Bu seçime giderken aziz milletimize gece gündüz demeden bütün gücümüzle gerçekleri tanıtmak ve işbirlikçi medyanın narkozundan aziz milletimizi kurtarmak için neden bütün gücümüzle çalışmakta olduğumuzun sebebi bu açıklamalardan sonra zannediyorum ki daha iyi anlaşılmaktadır.

    Bu noktada ehemmiyetle belirtmek istiyorum ki; Milli Görüş Sultan Fatih’in görüşüdür. Milli Görüş Sultan Fatih’in gömleğidir. 22 Temmuz’da Saadet Partisi’ne oy verirsek Sultan Fatih’e oy vermiş oluruz ve Sultan Fatih oluruz. Bütün bu gerçeklerden sonra ister Milli Görüş gömleğine yani Fatih Sultan Mehmet (Sultan II Mehmet)’e oy ver istersen Tayyo II’ ye ver.






    Bu Haber 2358 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS