• CİHAT'I; ABD'nin Ilımlı-Radikal Projesinden Değil; ERBAKAN'dan ÖĞRENİN!!!...

    CİHAT'I; ABD'nin Ilımlı-Radikal Projesinden Değil; ERBAKAN'dan ÖĞRENİN!!!...

    24 Ocak 2015

     
    | Devamı

    CİHAT'I; ABD'nin Ilımlı-Radikal Projesinden Değil; ERBAKAN'dan ÖĞRENİN!!!...


     Bizim yaptığımız iş cihat. Cihat bir insanlık vazifesidir. İbadetlerin en büyüğüdür. Bu yaşla başla değil. Eyüp Sultan Hazretleri 96 yaşında İstanbul’a geldi. 6 oğluyla beraber İstanbul’da cihat etti. Ve şehit oldu. Ki Eyüp Sultan hazretleri Medine’den ilk gelip biat eden Müslüman, İslam’ın kuruluşu onun evinde oldu. Efendimizin (sav) hicret ettiği zaman devesi onun evinde çöktü. Asr-ı Saadette bütün muharebelerde İslam’ın bayrağını taşıdı. Bu sevaplardan bir tanesi bir insana nasip olsa on bin kişiye  şefaat etmek hakkı kazandırır. Bütün bunlara sahip olduğu halde evlatları kendilerine biraz önce buyurduğunuz gibi “babacığım siz bu kadar sevaplar kazandırdınız, şu İstanbul’un fethine bu sefer iştirak etmeyin, oturun dua edin Medine’de. Altı oğlunuz var biz sizin yerinize gidiyoruz dedikleri zaman onlara parmağıyla Ayet-i Kerime’yi gösterdi. Sefere çıktığınız zaman hafifleriniz ve ağırlarınızla beraber çıkınız buyurur Cenab-ı Hakk. Hafifler gençler, ağırlarda yaşlılardır. Cenab-ı Hakk böyle buyururken ben nasıl burada otururum dedi, geldi. Ve bütün gençlerden daha fazla kahramanlık gösterdi surların önünde, Bizans’ın oklarına, gregora ateşlerine karşı herkesten fazla atıldı. Genç kumandan kendisini geri durdurmak için sen hiç kendini tehlikeye atmayın ayetini okumadın mı demek suretiyle onu biraz geri tutmak istedi. Fakat ona o silahların altında dahi ders verdi. “Evladım sen kaç yaşındasın bakayım?” dedi. ”Şu kadar”  Gördümü o ayeti kerime nazil olduğu zaman sen daha doğmamıştın bile, biz Efendimiz (sav)’in dizinin dibindeydik. Bir muharebeden gelmiştik, zırhlarımızı soyunmadan ikinci muharebe emrolundu. Bir grup Efendimiz (sav) ziyarete geldi dediler ki Ya Resulallah siz Hak Peygambersiniz zırhlarımızı görüyorsunuz. Bakın daha bunları soyunmadan ikinci muharebeyi emrettiniz. Sen bizi bağışla ama bakın şu hurmaları görüyor musunuz? Biz bunların uzmanıyız. Eğer şu mevsimin, şu on beş gününde bu hurmaların altını havalandırıp, yapraklarını budamazsak dönüşümüzde meyve vermezler. Bizim bildiğimiz budur. Buna rağmen sefere şimdi çıkalım emir buyuruyorsanız baş üstüne. On beş gün sonra çıkalım derseniz yine emir sizindir, baş üstüne. Sadece bildiğimizi arz etmeye geldik. Dedikleri bir sırada “şimdi mi sefere çıkalım on beş gün sonra mı” diye sordukları sırada bu Ayet-i kerime nazil oldu. Cenab-ı Hakk burada buyuruyor ki: “Ey Müslümanlar, toprağın altının havalandıracağız. Yapraklarını budayacağız gibi bir takım  bahanelerle cihattan geri durmak suretiyle kendiniz tehlikeye atmayınız” dersini verdi kumandana. Onun için benim burada bu cihat etmem değil, senin söylediğin gibi korkup ta geride durmam kendimi tehlikeye atmaktır.
    Çakır: Ama efendim Türkiye’de siyaset yapmayı o dönemde tasvir ettiğiniz  muharebelerle, İslam adına din adına yapılan büyük savaşlarla bir mi tutuyorsunuz?
    Erbakan: Evet bir tutuyorum. Çünkü bu iş niyet meselesidir. O savaşların hepsi insanlığa saadet getirmek için yapılmıştır. Adı cihattır.
    Cihat demek, bak kelimelerime dikkat buyurun. Bütün insanların saadeti için,  yeryüzünde hak ve adaletin hâkim olması bakımından bir disiplinli topluluk halinde bütün gücüyle çalışmak demektir. O gün onlar o çalışmaları yapıyorlardı. Bugünde bu çalışma bu şekilde yapılıyor. Bu aynı çalışmadır. Bütün insanlığın saadeti için yapılmaktadır. Ve yeryüzüne hak ve adaletin hâkim olası için yapılmaktadır. Bu yapmak aynen namaz kılmak gibi bir Müslüman için bir vecibedir. Bunun yaşı başı olmaz. Gücü yettiği kadar hepimiz, takatin sonuna kadar bu çalışmayı yapmak mecburiyetindeyiz. 
    Cabas: Peki bu çalışmayı yaparken etrafınızda rakiplerinizde değişti. Yani siz ilk döneminizde Demirel, Ecevit, Türkeş gibi isimler vardı ve bunlarla mücadele ediyordunuz. Şimdi onların hepsi, bir kısmı vefat etti. Demirel kenara çekildi. Siz şimdi kendi öğrencilerinizle sizden çok daha genç kuşaklara karşı özellikle de öğrencilerinizle mücadele ediyorsunuz. Biraz nasıl hissediyorsunuz kendinizi, yalnızlık hissediyor musunuz? Farklı bir durum var mı?
    Erbakan: Hiçbir farklı durum yok. Biz baştan beri mücadele hak ve batıl mücadelesidir. Biz Allaha şükürler olsun. Hakk yolda yürümeye gayret ediyoruz. Söylemiş olduğunuz isimlerin hepsi benim arkadaşlarımdır, sevdiğim insanlardır, dostlardır. Şahıslarına her zaman saygı duyarım, severim. Ancak düşünceleri yanlıştır. Ve bilmeden kendileri dünyaya hâkim olacağız diyen Siyonizm alet olmaktadırlar. Onun için şahıslar değişiyor ama zihniyet değişmiyor. Bu sebepten dolayı mücadele hakk ile batıl arasındadır. Şimdi bizim Milli Görüş hareketi başladığı zaman milletimiz aslına dönmeye  başladı, özünü aramaya başladı, kimliğini aramaya başladı. Kendi medeniyetini ister olmaya başladı. Biz bir römorkör gibi milleti aslına çektik. Milli Görüş hareketi çok büyük hizmet etmiştir millete. Bu aslına çektiğimiz içindir ki dünya Siyonizmi, ırkçı emperyalizm dünyaya ben efendi olacağım hepiniz benim kölem olacaksınız büyük İsrail’i kuracağım onun emniyeti için Türkiye gibi bağımsız bir devlet olması lazımdır inancında olanlar insanalar Türkiye’yi kendi kontrolünde altında tutmak için yıllardan beri çalışmışlardır. Ve çeşitli insanları önümüze koymuşlardır. Onlar koyuyorlar. Size bir kelimeyi hatırlatmak isterim. Bu kelime “diktatur”. Demek diktatürlük rejimini adı demektir Latince. Diktatör baskı yapan adam. Dikatatur diktatörlük rejimi. Demokrasi halkın kendi kendini idaresi. Demokratur halkın idareye alet edilmesi. Siyonizm’in ırkçı emperyalizmin  350 seneden beri geliştirmiş olduğu; 350 nereden çıkıyor? İkinci Viyana kuşatmasından sonra maddi güç Siyonizm’in eline geçmiştir. O vakte kadar İslam’ın elindeydi. Dünya saadet dünyasında yaşıyordu.  İkinci Viyana kuşatması hedefine ulaşmayınca bu sefer maddi güç Siyonizm’in eline geçti. 350 senedir çalıştı. Ben dünyanın efendisi olacağım. Ve Kabala’da, Tevrat’ın tahrip edilerek alınmış olduğu Kabala adlı kitapta yazan dört tane Amentü maddelerini tahakkuk ettirmek için  350 sene gece gündüz çalıştılar. Bu dört tane madde nedir, bunları bilmeden hiçbir şey anlamak mümkün değildir. Bu maddelerden birincisi şudur: Ey ben İsrail. Kabala 5767 sene evvel Mısır’da Firavunların zulüm yaptıkları zamanda yaşamış olan  bir Ben-i İsrail mensubu Ben-İsraillilere zulüm yapılırken onlara cesaret vermek için bu kitabı yazmış. Diyor ki 1. Siz Cenab-ı hakkın asıl kullarısınız, yeryüzünün efendisisiniz. Diğerlerinin ilahısınız. Diğer ırklar maymun olarak yaratıldı, sizlere hizmet etmek için sonradan insana dönüştüler. 2. Amentülerini söylüyorum şimdi. Bu yeryüzünün efendisi oluşları yeryüzünün kölesi oluşları gerçeği nazariyata kalmayacak fiilen tahakkuk edecek. 3. Siz dünyanın efendisi olup onların sizin kölesi oluşunun tahakkuk etmesi için üç tane hizmet yapacaksınız. Bulundukları ülkelerde bozgunculuk çıkarttıkları için  başka ülkelere sürgüne gönderilmiş olan Ben-i İsrail’i Filistin’de toplayacaksınız, bir. Büyük İsrail’i kuracaksınız. Fırat’la Nil arasındaki bütün topraklar. Bizim Güneydoğu Anadolu’muz. Kıbrıs. Allah korusun Medine-i Münevvere bile dâhil. Bunları intibak etmek üzere Büyük İsrail’i kuracaksınız. Ve bugünkü İsrail’in emniyetini temin edeceksiniz. Bunu temin etmek için Fas’tan Endonezya’ya kadar 19 ülkenin idaresi sizde olacak. Kim söylüyorsa bunları Kabala söylüyor taa o zaman.
    Çakır:
     Şöyle bir şey yok mu? Bugün iktidar Adalet ve Kalınma Partisi iktidarı özellikle son dönemde gerek İsrail’le gerek Amerika’daki Musevi lobileriyle çok ciddi bir biçimde bir sorun yaşıyor, krizler yaşanıyor. Türkiye-İsrail ilişkileri geleneksel olarak çok iyi olan yolunda  giden son dönemde bu ilişkinin sorunlu olduğu ve krizden geçtiği söyleniyor. Gülümsüyorsunuz, inanmıyor musunuz?
    Erbakan: Gülümsüyorum, İnanmıyorum. İnanmıyorum ve sizin uzun bir eğitime ihtiyacınız olduğu düşünüyorum. Sizin Milli Görüş eğitimine ihtiyacınız var. Ve şu anda başladı. 
    Çakır: Mavi Marmara olayı. Buna gösterilen tepkiler. Bunlar aldatmaca mı? 
    Erbakan: Söyleyeceğim söz dikkat edin. Siyonizm ırkçı emperyalizm. Demin söyledin Amentüsü dört maddedir. Biz üstün ırkız, Dünyanın efendisi oluşumuz nazariyata kalmayacak gerçekleşecek. Onun için üç şey yapacağız. Onun için 3 şey yapacağız. Bütün Ben-i İsrail’i Filistin’e toplayacağız. Büyük İsrail’i kuracağız. Emniyetini temin edeceğiz. Süleyman Mabedini, Mescid’i Aksa’yı yıkıp yeniden yapacağız. Bunları yaptık mı, bizim Mesih’imiz İsa Aleyhisselam değil. Yeryüzüne gelecek Davut Aleyhisselamın tahtına oturacak ve bizim ebedi dünya hâkimiyetimizi perçinleyecek böylece yaradılış gayesine ulaşılacak. Bunların dini bu. Kim bu Ben-i İsrail, Siyonizm dediğimiz budur. Kabala Tevrat Kabala’ya göre tahrif edilmiştir. Bugünkü Tevrat’ın için ne cümlesi var biliyor musunuz? Ey ben-i İsrail siz öyle yüce bir kavimsiniz ki, Allah’ı bile yendiniz. Ne diyorum duyuyor musunuz? İlahi bir kitapta böyle bir cümle olur mu? Bunu Kabala niye yazmış. Firavun ben İlahım diyordu. Siz Allah’ı bile yendiniz bu Firavun’un dediklerine  bakmayın. Sağlam durun kendinizi koruyun diye Ben-i İsrail’e cesaret vermek için yazmış. Bu cümleler gelmiş bugün Tevrat’ın içerisine girmiş. Tevrat böylece tahrif edilmiş Tevrat’ın aslı orta yerde yok. Bu inançtaki insanlar o kadar tecrübe sahibiler ki 5767 seneden beri bak söyleyeceğim söze bırakın, dikkatle bakın “Kim ben mi? Ben hiç İsrail’e hizmet eder miyim yahu? Şarkısını söyleyerek İsrail ordusunda talim yaptırır. Ne ye alet olduğunuzu bilmezsiniz. O bilir ve sizi kullanır. Şimdi bugün ki AKP’yi teşkil eden kuran kurduran kendi planları için bütün bu görmüş olduğumuz senaryoları tanzim eden Siyonizm’dir. Bunlar iyi niyetli evlatlarımızdır, bunlar benim talebelerim. Kendilerine sevgi ve şefkat beslerim. Ve kendilerine bu şefkatle  her zaman hatırlatıyorum fakat onlar biz biliriz iddiasındalar. 
    Çakır: Ama kullanılıyorlar diyorsunuz
    Erbakan: Hâlbuki kullanılıyorlar. Ve bu senaryoların hepsi Ben-i İsrail tarafında yapılıyor. Siyonistler tarafından yapılıyor.
    Çakır: Son olay da böyle mi?
    Erbakan: Son olay da öyle. Ve niçin böyle biliyor musunuz? Bakın seçim geliyor. Millet aslına dönüyor ve Saadet Partisine kayıyor. Ya Saadet Partisi iktidara gelirse bizim 20. Haçlı Seferimiz ne olacak? Bütün her şeyimiz durur. Öyleyse bundan dolayı bütün tedbirlerimizi alalım. Şimdi bu işi sırasız konuşursak karışır. Bir kaç cümleyle ara yerdeki boşlukları doldurmam lazım. Bakınız 1990 yılına kadar Soğuk Harp devam etti. Soğuk harp bittiği zaman İskoçya’da bir NATO toplantısı yapıldı. Bu NATO toplantısında Margaret Thatcher ne dedi? Biz NATO’yu Rusya’ya karşı kurmuştuk. Şimdi Sovyetler dağıldı. Ne yapacağız NATO lağv mı edeceğiz? Düşmansız ideoloji yaşamaz, gelişemez. Bizim mutlaka bir düşmanımız olması lazım. Bugüne kadar düşmanımız Sovyetlerdi. Şimdi Sovyetler dağıldı, yeni bir düşmanımız olması lazım. Bunu ihdas etmemize lüzum yok, bu zaten var o da İslam’dır. Bu sözler üzerine Amerika’da NATO’nun işaretleri düşman işaretleri kırmızı yerine yeşile döndürüldü. Ve NATO manevralarında düşman şehirlerinin isimleri Müslüman şehirlerinin isimleriyle değiştirildi. 1990 yirmi senedir artık bu sefer 19 Haçlı Seferine Müslümanlar, Türkler müsaade etmedi. Büyük İsrail’i kuramadık ama hepsi İsrail’i kurmak için yapılmıştı ama şimdi bu 20. Haçlı Seferinde mutlaka İsrail’i kuracağız kararıyla çalışıyorlar.
    Çakır: Peki hocam şimdi tekrar aynı şeyi soracağım. Son AKP ile İsrail arasında yaşanan sertlikler, gerginlikler…
    Erbakan: Hepsi İsrail’in senaryosudur. AKP’yi işbaşına getirdiği zaman AKP’yi “bana bak sakın beni aldatıp şeriat getirmeye kalkma sonra sana hesap sorarım ha” diye AKP’yi azarlayıp duruyordu. İmam Hatip’ten bahsetmeyeceksin, tesettürden bahsetmeyeceksin  diyordu. Fakat Türkiye Milli Görüş çalışmalarıyla aslına dönünce bu sefer AKP’nin milletten oy alabilmesi için maneviyata hizmet eden bir parti gibi gözükmesi lazım. Başta AKP’ye rötuş yapmaya, tolerans vermeye, bana çat diyor; niye, camiye giden Hüsnü Bey Saadet partisine oy vermesin. Bunlarda maneviyata hizmet ediyor diye AKP’ye hizmet etsin, oy versin. Bende AKP’ye istediğim Büyük İsrail’i kurma planımı adım adım kabul ettirerek yürüteyim.  Böyle bir senaryo böyle bir rejisör ile karşı karşıyayız. Burada AKP’nin kendisi su üzerinde sürüklenen bir yapraktan ibaret. Ne yaptığını bilmiyor. Bilerek Türkiye’ye kötülük yapmaz. Bunlar benim evlatlarım. Fakat bilmeden İsrail’e alet oluyor. Ve bu şekildeki bir muamele ile de sırf AKP’ye oy verilsin diye seçim yatırımı için bütün bunları yapıyor. “van minüt” de diyor. Bana çat diyor. Bunların hepsini o talimat veriyor. 

    Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’ın NTV Konuşması (Spiker Ruşen Çakır 7 Aralık 2010)

    Tamamını İzlemek İçin 1. Cd: http://www.necmettinerbakan.net/page.php?act=videoGoster&videoID=712&name=ntv-konu-mas-spiker-ru-en-ak-r-7-aral-k-2010-cd-1

    CD 2: http://www.necmettinerbakan.net/page.php?act=videoGoster&videoID=713&name=ntv-konu-mas-spiker-ru-en-ak-r-7-aral-k-2010-cd-2



    Kaynak :
    Bu Haber 4048 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS