• ÇARENİN ORJINAL ADI VE NASIL GERÇEKLEŞECEĞİ!...

    ÇARENİN ORJINAL ADI VE NASIL GERÇEKLEŞECEĞİ!...

    30 Ağustos 2014

     
    | Devamı



    ÇARENİN ORJINAL ADI VE NASIL GERÇEKLEŞECEĞİ!...





                                    *****************
                                    *****************



                     ADİL DÜZENİN ANLAMI VE AMACI

     

    ·       ADİL DÜZEN KAVRAMI

    Adil Düzen; "Silm", yani evrensel barış ve bereket medeniyetinin yeni bir takdimi ve orijinal bir tanıtımıdır. Kendi sahalarında uzman seviyesindeki yüksek ilim erbabınca hazırlanan, sonra bu konulara vakıf otoritelerce daha geniş bir çerçevede madde madde görüşülerek olgunlaştırılan ve nihayet bütün kamuoyunun ve yerli-yabancı araştırmacıların bilgisine sunulan ve tartışmaya açılan gayet ciddi ve ilmi program ve projeler bütünüdür. Adil Düzen: Toplumdaki "Sosyal Denge"yi tabiattaki "Doğal Denge"ye benzeterek, İslamla insanlığı bütünleştirerek hazırlanmıştır.

    Zulüm ve sömürü üzerine kurulan ve halen ülkemizde ve yeryüzünde uygulanan emperyalist ve kapitalist sömürü sistemine karşı, yeterli ve tutarlı yegane alternatif program olarak sunulan ve kuvvetin değil Hakkın üstün olduğunu savunan ve "Mutlak Doğrular" esas alınıp "Mutlak Yanlışlar" dan sakınılarak hazırlanan, ilmi, ahlaki, siyası ve ekonomik Adil Düzen programları şimdilik çok gerekli ve gerçekçi bir proje durumundadır ve asıl fiilen uygulama safhasında önemi ve özelliği daha da anlaşılacak ve olgunlaşacaktır.

    Bu kitabımızda Adil Düzen' in teferruat konularından ziyade, temel esasları ele alınacak ve ortaya konulacaktır.

    Ve zaten herkesin bildiği gibi anayasalar, ancak birkaç yüz maddelik genel metinlerden oluşmaktadır.

    Yönetime talip olanlar, iktidar olduğu zaman, kaldıracakları yanlışlıkların yerine hangi doğruları koyacaklarını ve bunları nasıl uygulayacaklarını bilmek ve hazırlamak zorundadırlar... Aksı halde bocalayıp kalacakları, hatta batıp boğulacakları unutulmamalıdır.

    Asırlar önceki şartlara ve standartlara göre hazırlanmış ve uygulanmış İslami modellerin bugüne aynen tatbikinin mümkün olmadığı da ortadadır.

    Değil bin yıl, yüz yıl, hatta on yıl öncesine göre bile, dünya hızla gelişmekte ve değişmektedir. İşte değişmeyen doğruları esas alarak, değişen dünya şartlarına uygun yeni çözüm ve çareler üretmeye ihtiyacımız vardır. Ne Emevilerin, ne Abbasilerin, ne Selçukluların, ne de Osmanlıların devlet ve hükümet modellerini bugüne aynen uygulamaya kalkmanın imkansızlığı ve yanlışlığı aşikardır.

    Elbette tarihi tecrübelerden ve elimizdeki ilmi ve İslami eserlerden de mutlaka yararlanılacak, hatta bir çoğu aynen alınacaktır.

    Şimdi bu zaruri gerekçelere dayanan ve ilmi gerçeklerle sunulan ve savunulan Adil Düzen programlarını hafife alan ve bunları masa başında oturup hayal makinasını çalıştırarak uydurulmuş şeyler olduğu zannına kapılan, hatta bunların ilmi ve İslami bir dayanağı olmadığını söyleyip karşı çıkan kimseler ve kesimler olduğunu görüyoruz ve bunu bir bakıma tabii karşılıyoruz...

    Çünkü, aklı yatmadığı şeylere karşı çıkmak insan psikolojisinin icabıdır. Pek çok kimsenin Adil Düzen programlarını ciddiyet ve samimiyetle anlayamadığı ve İslami değerler yanında ilmi ve insani gerekçelerle bunların mukayesesini yapıp uygunluğunu kavrayamadığı için, kuru bir inat, belki de haset damarıyla karşı çıktığını biliyoruz.

    "Adil Düzen' e filan gazete - dergi veya filan meşhur kişi de pek önem vermiyor" diyenlere ise cevabımız şudur:

    Adil Düzen programları öyle ev sohbetlerinde ve özel cemaatlerde gizli saklı konuşulan rastgele sözler değildir. Herkesin bildiği gibi, yıllardır konferans salonlarında anlatılan, ilmi heyetlerce hazırlanan, broşür ve kitaplar halinde bastırılan. Türkiye’mizde, İslam aleminde hatta Batı ülkelerinde insanlığı huzura kavuşturacak program olarak sunuIan ve tartışılan ciddi ve gerçekçi projelerdir. Şayet bunların evrensel hukuk kurallarına; inancımıza ve ihtiyacımıza aykırı taraflarını ve yanlışlıklarını bilip te, ilmi delilleriyle ortaya koymayan alimler varsa, müslümanlara ve insanlığa en büyük kötülüğü yapıyorlar demektir. Ancak bu ikazlarını çay sohbetlerinde ve oda meclislerinde konuşmak ve saf müslümanların kafasını bulandırmak şeklinde değil, gazete ve dergilerde yayınlamaları ve toplumu aydınlatmaları suretiyle yapmaları gerekir. İlmin cesareti de İslam'ın ciddiyeti de bunu gerektirir. Şahsi kusurlar gibi cihat ve teşkilatla ilgili özel hususlar da gizli hatırlatılır, ama ilmi projeler ise açık tartışılır... Böyle davranmayanlar sadece dedikodu yapıyorlar ve kendi kısırlıklarını ve kusurlarını bu gibi basit yollarla örtmeye çalışıyorlar demektir. Hatta sadece Adil Düzen' i tenkit etmeleri yetmez. Müslümanların ve insanlığın aradığı ve arzuladığı hayat sistemini, bir anayasa şeklinde ve geniş prensipler halinde ortaya koymaları istenir. Taki onların hazırladığı ile Adil Düzen'i mukayese etme imkanı bulalım.

    Ve Adil Düzen olarak takdim edilen projelerin, filan kişinin görüşlerine, filan kitapta söylenenlere uyup uymadığına değiI, bizzat  İlmi gerçeklere ve ictihad erbabının ortaya koyduğu genel prensiplere  uyup uymadığına bakalım.

    Müslümanların ve insanlığın bugünkü ilmi ahlaki, siyasi ve ekonomik sorunlarına çözüm ve çareler getirip getirmediğini araştıralım.

    Evet, İslam adına yapılan bir yanlışlığı bildirmek ve düzeltmek ne kadar önemli bir sorumluluk ve zorunluluk ise, bazı konularda araştırma ve anlayış eksiğimizi ve bilgi yetersizliğimizi itiraf etmek ve yapılan güzel ve gerekli çalışmaları takip ve takdir etmekte o denli büyük bir meziyet ve fazilettir.

    Ama maalesef bizde hep şöyle olagelmiştir:

    Hiç kimsenin, mazlumların organize bir güç haline gelmesi ve teşkilat düzeni ve disiplinine girmesi hususunda tutarlı ve yeterli bir gayreti ve hizmeti bulunmadığı bir dönemde, ciddiyet ve cesaret sahibi birileri çıkar, bu önemli boşluğu dolduran siyasi ve sistemli bir hizmet ve hareket başlatır... Arkadan "Vay efendim bu partiyle olmazmış... Bu metotla hedefe varılmazmış (?) safsataları ve saldırıları yoğunlaşır.

    Ve yine Adil bir Düzen'e duyulan ihtiyacın bile farkına varılmadığı ve bu konuda hiç bir ciddi çalışmanın maalesef ortaya koyulmadığı bir zamanda, yine ilim ve ehliyet erbabı kalkar, bu çok önemli ihtiyacı karşılayacak bir program sunar. Birleşmiş Milletler Yeni Düzen komisyonu Başkanı Nobel ödülü sahibi Prof Ervin Lazzo'nun bile "Bütün sistemler iflas etmiştir ve çıkmaza girmiştir. Adil Düzen insanlık adına tartışılmaya değer çok önemli bir alternatif projedir"demeye mecbur kaldığı insani ve ilmi bir model hazırlanır. maalesef yine hücumlar, yine karalamalar başlar !...

    Oysa asıl marifet yıkım kahramanlığı değil, yapım ve onarım mimarlığıdır. Çünkü ucuz kahramanlık artık para etmiyor ve rağbet görmüyor. Çünkü dertlere derman olmuyor.

    Ve her şeye rağmen dünya dönüyor ve kervan yürüyor!

     

    ·  ADİL DÜZENİN GENEL ESASLARI

    "Adil Düzen"in genel esaslarını şöyle sıralayabiliriz;

    Adil Düzen; Her dinden, her kavimden ve her seviyeden bütün insanların birlikte barış ve bereket içinde yaşayacağı ve tüm temel hak ve hürriyetlerin sağlanıp korunacağı, İsIami, ilmi ve insani yepyeni ve orjınal bir düzendir.

    İslamidir; Çünkü, İslam barış ve bereketi esas almaktadır.

    İlmidir; Çünkü, akli delillere ve Müspet ilmin verilerine uygun hazırlanmıştır.

    İnsanidir: Çünkü, yalnız Müslümanları değil bütün insanları kapsamakta ve kucaklamaktadır.

    Adil Düzen; "Elmüslimune kerrecülil vahid "müslüman (insanların topluluğu) bir kişi (tek vücut) gibidir." hadisinin hikmet ve gerçeğine uygun olarak, toplum yapısı bir insan vücuduna benzetilerek hazırlanmıştır.

    A - İnsanda İyiyi - kötüden ayırmaya yarayan (His (kalbi duygu) ve vicdana) karşılık cemiyet planında dini - ahlakiAdil Düzen.

    B- İnsanda faydalıyı - zararlıdan ayırmaya yarayan ( irade - menfaat düşüncesi ve sindirim sistemine) karşı toplum planında iktisadi (Adil Ekonomik) düzen.

    C-İnsanda adaleti zulümden ayırmaya yarayan (ünsiyet ve sinir sistemine) karşılık cemiyet ve devlet planında idari (Adil Siyasi) düzen

    D - Ve yine insandaki doğruyu-yanlıştan ayırmaya yarayan Akıl ve düşünce sistemine karşılık toplum planında Adil ilmi düzen bulunmaktadır.

    Bir insan vücudundaki ruhi ve vicdani değerlerle akli düşünceler nasıl uyum içinde bulunuyor, sinir sistemi ile sindirim sistemi, boşaltım sistemi ile dolaşım sistemi nasıl ki birbirine karışmıyor ve müdahale etmiyor (Aksi halde kangren ve kanserIeşme olur). Bilakis her birisi ayrı bir sistem olarak kendi görevini yapıyor. Ama bütün bu sistem ve organlar bir beynin güdümünde aynı vücudun sağlık ve selametine hizmet ediyorsa, Adil Düzen içinde de devletin genel bünyesinde, biri biriyle uyumlu ve irtibatlı ama bağımsız 4 ayrı düzen olacaktır.

    1 - Adil Ekonomik Düzen.

    2 - Adil Siyası Düzen.

    3 - Adil İlmi  Düzen.

    4 - Adil Ahlaki Düzen

    Bunlardan hiçbirisi diğerine hakim veya mahkum olmayacak, baskı ve müdahalede bulunamayacak. Adil Düzen’in genel amaçları ve temel esasları çerçevesinde irtibat, intizam ve istişare halinde çalışacaklardır.

    Adil Düzen, "Mutlak doğrulara" dayanılarak ve "Kesin yanlışlardan" sakınılarak hazırlanmıştır.

    Doğru ve yanlışların tespitinde ise şu değer ölçüleri esas alınmıştır

    A - Aklıselimin gerekleri.

    B - Müspet ilimin verileri

    C - Vicdanı kanaat neticeleri

    D - Tarihi tecrübe ve birikimleri

    E - Evrensel Hukuk kaideleri

    F - İlahi dinlerin öğretileri.

    Bu altı değer ölçüsünün, ittifakla "Hayırlı ve Yararlı" gördüğü şeyler "Doğru", yine bunların ittifakla "Kötü ve Zararlı" gördüğü şeyler  de "Yanlış" kabul edilmiştir.

    "Değişmeyen doğru"ları ve adaleti esas alan düşünce ve düzenler HAK, "Devamlı yanlışlar" üzerine kurulan, haksızlık ve ahlaksızlığa yol açan düşünce ve düzenler ise BATIL sayılmıştır.

    Bunun içindir ki Adil Düzen;

    1 -  Hakkı üstün tutan bir düzendir

    2 -  Hürriyeti esas alan bir düzendir

    3 -  Huzuru ve güveni sağlayan bir düzendir.

    Çünkü;

             A - Hem kafayı

    B - Hem kalbi

    C - Hem de karnı doyuran bir sistemdir

    Bu arada, farklı köken ve kültürden, ama herkesin hayrına ve huzuruna yarayan, çağdaş bilimin verileriyle ve evrensel hukuk prensipleriyle de uyuşan “gerçeklere ve güzelliklere”, sadece, bunlar “din”den kaynaklanıyor diye karşı çıkanların; asla olumlu ve onurlu bir tavır sergilemedikleri, demokrasi ve laikliği özümsemedikleri ve içlerine sindiremedikleri de acı bir gerçektir. 

     

    KAYNAK:

    ARŞ. YZR. AHMET AKGÜL'ÜN 
    TEK MİLLİ ÇÖZÜM: ADİL DÜZEN VE YENİ BİR DÜNYA  ADLI ESERİNDEN ALINTI YAPILMIŞTIR....







    Bu Haber 2306 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS