• BİRLİKTE YAŞAMA SANATI  VE  Barış ve Bereket Ortamı

    BİRLİKTE YAŞAMA SANATI VE Barış ve Bereket Ortamı

    31 Temmuz 2022

     
    | Devamı

    Sosyoloji ve Siyaset biliminin üstatlarından sayılan ve kitapları Batı üniversitelerinde asırlar boyu ders kitabı olarak okutulan Müslüman bilgin İbni Haldun meşhur Mukaddime’sinde: “İçtimai (sosyal) hayat, insanlar için zaruri bir ihtiyaçtır. Batılı filozoflar bu gerçeği “insan tab’an (fıtrat olarak) medenidir (yani toplum düzeni içinde ve birlikte yaşamaya müsait yaratılmıştır)” ibaresiyle anlatmaktadır. Her işi ve takdiri mükemmel olan, noksanlık ve yanlışlıktan uzak bulunan Allah-u Teâlâ Hz.leri, insanı ancak (yiyecek ve içecek) gıdalarla hayatını sürdürecek, varlığını ve bekasını temin edecek, barınma ve korunma ihtiyaçlarını giderecek fıtrat ve fırsatlarla yaratmıştır. Bu “sevk-i tabii (doğal yönlendirme) ile insan yiyecek, içecek ve giyeceklerini elde etmek; kendisinin ve ailesinin diğer ihtiyaçlarını gidermek üzere toplu halde yaşamak ve başka insanlarla yardımlaşmak zorundadır”[1] tespitinde bulunmaktadır.

    “Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle (kolaylıkla) tanışmanız (ve farklı yetenek ve faziletlerinizden yararlanmanız) için sizi (değişik) kavimler ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim ve değerli) sayılanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca (kötülükten sakınma, iyilikte yarışma konusunda) en ileride olan kimselerdir. Şüphesiz Allah (her şeyi hakkıyla) Bilendir, Habir’dir.” (Hucurât Suresi: 13) ayeti de bu gerçeğe işaret buyurmaktadır.

    “O’nun (Allah’ın kudret ve hikmet) delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın (dillerinizin) ve renklerinizin değişik olmasıdır. (Farklı kavim ve kabileler olarak, birbirlerinizle kolay tanışmanız, dayanışmanız, değişik yetenek ve üretimlerinizden yararlanmanız için böyle yapılmıştır.) Şüphesiz bunda, (dikkatle düşünüp) bilenleriniz için alınacak dersler vardır.” (Rum Suresi: 22)

    İslam’da soy-sop ayrıcalığı bulunmadığı; herkesin inancı, insanlığı, aklı ve ahlâkı ölçüsünde kıymet kazandığı Kur’an’da şöyle anlatılmaktadır:

    “(Allah) Buyurdu: ‘Ey Nuh, kesinlikle, o senin ailenden değildir... Çünkü o, salih olmayan bir iş (bâtıl ve bozuk amel sahibidir... Sadık ve salih olmayan bir kişidir… Tavrı ve tabiatı, amel-i gayr-ı salihtir). O nedenle, hakkında (kesin) bilgi sahibi olmadığın şeyi Benden isteme! Doğrusu, sen cahillerden olmayasın, (evladın diye zalim ve kâfirlere sahip çıkmayasın) diye sana öğüt veriyorum!’” (Hud Suresi: 46)

    İslam Dini, temel insan haklarını ve evrensel hukuk kurallarını tanıyıp kollama noktasında, insanları dinlerine, düşüncelerine ve kökenlerine göre ayırmamıştır.

    “İşte bu nedenle; İsrailoğullarına da yazmış (ve onların şahsında bütün insanlığı uyarmış)tık ki; -öldürdüğü başka birisine karşılık (kısasen), veya bulunduğu yerde çıkardığı fitne ve fesada (anarşi ve isyana binaen) olmaksızın- her kim (haksız yere) bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Kim de (bir masumun öldürülmesine engel olup, yaşamasını sağlayarak) onu diriltirse, bütün insanların hayatını kurtarmış gibidir. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdi. Sonra bunun ardından onlardan (İsrailoğullarından) birçoğu yeryüzünde ölçüyü taşırıp israf (ve insafsızlığa) yönelmişlerdir.” (Maide Suresi: 32) ayetinde, mazlumen (haksız yere ve nefsi-şeytani dürtülerle) öldürülenin; dinine, mezhebine, kavmine, rengine, etiketine bakılmayıp sadece “İNSAN” olması yeterli sayılmış ve hayatına-huzuruna kastedilmesi haram kılınmıştır.

    “Kur’an’a göre, zalimler dışında hiç kimseye peşin yargılarla düşmanlık yapılmayacak” (Bakara: 193. ayet) başkalarına zulmeden kişilerin de Müslüman, Hristiyan, Yahudi veya Putperest olduğuna bakılmaksızın cezalandırılacak ve kötülüklerine engel olunacaktır. Böylece “yeryüzünde fitne-fesat (anarşi, haksızlık ve ahlâksızlık) kalmayıncaya kadar, zalim ve hain kâfirlerle çarpışılacaktır…” (Bakara: 193 ayet başı)

    İslam Peygamberi ve İnsanlığın Son Kurtuluş Rehberi Hz. Muhammed (SAV) şöyle buyurmaktadır.

    “Ey insanlar, dikkat edin; Rabbiniz aynıdır, (ortak) atamız (Hz. Âdem) aynıdır. Takva (kötülükten sakınma ve hayırda yarışma) dışında Arap’ın Arap olmayana, başkalarının Araplara ve beyazların siyahlara herhangi bir üstünlüğü bulunmamaktadır” (İbni Hanbel V.411Çünkü bütün insanlar ya dinde kardeşimiz, ya da yaratılış itibariyle eşitimiz sayılmıştır.

    İslam’da zorunlu durumlarda, ülke ve bölge barışını koruma amacıyla savaş (cihat) ve Milli Savunma elbette meşru ve makbul sayılmasına rağmen, temel insan haklarına saygı çerçevesinde ve çok yüksek ve örnek bir şefkat ve merhamet ölçüsünde; savaş konumunda bile “çatışmaya katılmayan kadınlara, çocuklara, ihtiyarlara, sivil ve savunmasız halklara, hayvanlara, ağaçlara, ekin tarlalarına, binalara ve özellikle ibadethane olan kilise ve havralara asla dokunulmayacağı… Ve esir alınan ve yaralanan düşman askerlerinin, kesinlikle işkence ve hakarete maruz bırakılmayacağı, tam aksine her türlü ihtiyaçlarının karşılanıp tedavilerinin yapılacağı” konuları tarihte ilk defa hukuki ve insani kurallara bağlanmış ve Müslüman bilginler bugün bile herkesi hayran bırakan çok kapsamlı ve detaylı Savaş Hukuku kitapları hazırlamıştır.




    ...





    makalenin tamamı için tıklayınız..










    Bu Haber 53 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS