• Atatürk ve Erbakan’ın Milli Savunma Sevdası  ve  ORDUYA KARŞI ŞER İTTİFAKI

    Atatürk ve Erbakan’ın Milli Savunma Sevdası ve ORDUYA KARŞI ŞER İTTİFAKI

    20 Ekim 2022

     
    | Devamı

    Erbakan Hoca’nın Milli haysiyeti ve Ordu hassasiyeti!

    Erbakan Hoca, 28 Şubat süreci üzerine Milliyet’in sorularını yanıtlarken: “Siz 28 Şubat'ı planlayanların, medyaya ve iş adamlarına bir şekilde tesir ettiklerini açık açık söylüyorsunuz, ama asıl 28 Şubat'ı yapan askerlere hiç dokunmuyorsunuz, onları hiç sorumlu tutmuyor musunuz?” sorusuna:

    “Tutmuyorum, çünkü Ben biliyorum ki bizim ordumuz Türkiye'nin Milli Görüş'e en bağlı, en sağlam kuruluşudur. Elbette çeşitli etkilemeler olmuştur ve bugüne kadar da birtakım olaylar meydana gelmiştir. Fakat, bu işin aslını değiştirmez. O nedenle bu kabil münferit şeyleri bahane edip, Ordumuz hakkında yanlış düşüncelere varılmasını istemiyorum. Çünkü Ordumuz, bütün tahribatlara rağmen Milli Görüş'ümüz açısından en sağlam kuruluşumuzdur. Sizin hiçbirinizin haberi yok. Ben 1960 yılında, ihtilalin arkasından Gümüş Motor Fabrikası'nı kurduğum zaman askerler bana gelip ‘neye ihtiyacınız varsa karşılayalım, bu milli sanayi hamlenize yardımcı olalım’ diye sorduklarında Ben onlara, ‘200 generale konferans vermek istiyorum’ deyince şaşırdılar. Çünkü Ben ‘eğer ABD bize ambargo uygularsa, hiç değilse kendi pistonumuzu kendimiz yapalım, hep dışarıya bağımlı olmaktan kurtulalım’ istiyordum. Bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı'nın altındaki sinema salonunda 200 general toplandı. Onlara bir saatlik sanayileşme davamız ve programımızla ilgili film hazırladım. Filmin iyi gözükmesi için salondaki elektrikler kapatılmıştı. Konferansım bittiği zaman elektrikleri açtıklarında baktım ki salondaki 200 generalin 200'ü de ağlamaktaydı. (Bunları söylerken Erbakan'ın gözleri yaşarıyor) Yani söylenenlerden öylesine etkilenmiş durumdalardı. Çünkü hepsi temelde Milli Görüş zihniyetine bağlı, tertemiz insanlarımızdı![1] yanıtını veriyordu.

    “Bu uygulanan politikalarda AKP hükümetini Silahlı Kuvvetlerle uyum içinde görüyor musunuz?” sorusunu ise Erbakan: “Görmüyoruz. Silahlı Kuvvetler demokrasiye saygılı, bundan dolayı iktidarın büyük hataları karşısında ölçülü hareket ediyorlar, ama dediklerini ve yanlış işlerini tasvip etmiyorlar. Yani Ordu bunları ikaz için, demokrasi görüntüsüne halel getirmeden, yapabileceğini yapıyor, daha ne yapsın? Ama şahsen Bana sorarsanız yine demokrasi içinde kalmak üzere, Ben onların çok daha etkin olmalarını istiyorum. Milli menfaatlerin korunması hususunda bunu bekliyorum. Niçin Tayyip Bey gidecek de Kıbrıs’tan taviz verilmesi için taahhütlerde bulunacakmış, ne münasebet! Bu Milli Güvenlik Kurulu’nda oturulup konuşulmalıdır. Çünkü bu tavizlerin hepsi bizi zayıflatıyor, çorap söküğü gibi, Kıbrıs’ın arkasından Ege gidiyor. Demokrasi esastır, Türkiye’yi siyasi güç idare eder, ancak şimdi bu konuları tartışacak istişare meclisleri var, Milli Güvenlik Kurulu bunun bir platformudur. Burada yapılacak görüşmelerde ben (TSK’nın) daha etkin olmasını, bu milli menfaatlerin çok daha şiddetli şekilde korunmasını temenni ediyorum.” şeklinde cevaplıyordu.[2]

    Erbakan'ın birçok '28 Şubat' değerlendirmesi takdirle anılmaktaydı!

    “Bakınız Sayın Çevik Bir şimdi “Bizi medya dolduruşa getirdi!” diye itiraf ediyor; malum medyayı da dış güçler kışkırtıp yönlendiriyor. 28 Şubat, birtakım dış güçlerin, Türkiye'nin güçlenmesini istemeyen çevrelerin etkileriyle meydana getirilmiş olan hadiselerdir. ‘Biz Milli Görüş takipçisiyiz. Türkiye'de Milli Görüş'ün en sağlam sahibi Silahlı Kuvvetlerimizdir.’ Dolayısıyla Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkenin geriye gitmesi değil, ileriye gitmesi için herkesten fazla çalışan kuvvetlerdir. Bunu bir iltifat olsun diye söylemiyorum. Samimi inancım böyledir. Şimdi dolayısıyla, Çevik Bir, ‘Efendim o zaman medya bizi dolduruşa getirdi’ diyor. Bunu kendisi söylüyor. Silahlı Kuvvetler büyük bir camiadır, Askerin içerisinde de pek çok farklı insan çıkabiliyor. Hepimiz insanız, insan yanılabiliyor, etki altında kalabiliyor, işte, gelip itiraf ediyor. Biz de söylediği söze inanıyoruz, bu itiraflar söylediğimiz gerçekleri de teyit ediyor.”[3]

    Erbakan: “Ordumuza gölge düşürecek yayın yapılmamalı!” diye çıkışmıştı!

    Ankara-İstanbul Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) görevli Tabip Albay Korkut Alkan'ın hastasına cinsel tacizde bulunduğu haberleri, Başbakan Necmettin Erbakan'ı oldukça kızdırmıştı. Erbakan Hoca: "Orduya gölge düşürecek yayınların yapılmamasını" istiyordu. Partisinin Meclis Grubu'nda konuşan Erbakan, "Ordumuz caydırıcılık bakımından dünyanın en güçlü ordusudur. Çünkü orduların asıl gücü imanıyla ölçülür. Hal böyleyken birtakım basın şu veya bu maksatla kahraman ordumuza gölge düşürmek için yayınlar yapıyorlar. Bundan büyük üzüntü duyuyorum" diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyordu: "Ordumuz 600 bin kişilik bir büyük topluluktur. Bu topluluğun içinde bir-iki kişi şu ya da bu şekilde hatalı harekette bulunmuş olabilir. Bunları bahane edip ordumuza gölge düşürecek şekilde yayınlara girişilmesi, vatanımıza ve milletimize en büyük kötülüğü yapmak demektir. Bunlardan kesinlikle kaçınmamız gerekir. Çünkü Ordumuz gözbebeğimizdir. Ordumuz gücümüzdür, huzur ve hürriyet garantimizdir. Bundan dolayıdır ki ordu mensuplarımızın kendileri, bu peygamber ocağının, bu müstesna müessesenin üzerine gölge düşmemesi için nasıl en büyük ihtimamı göstermeleri gerekiyorsa basınımızın da aynı itinayı göstermesi beklenir. Her türlü yanlış hareketler hem ordumuz içinden kökünden temizlenmeli, hem de bu şekilde yayınlar yapanlar bundan vazgeçmelidir. Ordumuzun en büyük gücü prestijidir, psikolojisidir, halkımızın, milletimizin ordumuza olan sevgisidir, güvenidir.”[4]

    Ordu karşıtlığı üzerinden ucuz kahramanlık yapanları Hoca uyarırdı!

    28 Şubat denilince aklıma hep rahmetli Erbakan Hoca’nın sözleri gelir. Bir basın toplantısından sonra Milli Gazete yazarlarının kalmasını isteyip şunları söylemiş ve ikaz etmişti:

    “Her yazınızda 28 Şubat, 28 Şubat! deyip duruyorsunuz.!?” (Yani bütün suçu ve sorumluluğu Orduya atıp, böylece dış güçlerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz!) Ardından da “subaylara (komutanlara) şefkat gösterilmesi gerektiğini, onların böyle eğitildiğini ve bazılarının yanlış yönlendirildiğini niye hesaba katmıyorsunuz?” demek istiyordu.[5]

    Erbakan en özel sohbetlerinde bile Orduya saygılıydı ve sahip çıkardı!

    Örneğin TSK ile ilgili olarak kendisine birçok telkinler ve öneriler yapılmış olmasına rağmen, Orduyu her zaman “Peygamber Ocağı” olarak görmüş ve ordumuz ifadesini özel sohbetlerinde dahi hiçbir zaman yalın olarak değil hep “Kahraman Ordumuz” diye niteleyerek kullanmıştır. Hiç unutamıyorum bir gün Altınoluk’ta bahçede birlikte yemek yerken sohbet esnasında bazıları ordumuzla ilgili olarak olumsuz bir şeyler söyleyince; “… 1000 yıl İslam’ın bayraktarlığını yapmış bu kahraman ordumuzun…” dedi ancak gözleri doldu. Üzüntüden çenesi oynamaya başladı. İçin için ağlıyordu. Onun o halini görünce herkes sustu. Bir müddet kimse konuşamadı.”[6] (Yani Ordu karşıtlığının yanlışlığını ve haksızlığını böylece hatırlatmıştı.)



    ...




    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..









    Bu Haber 166 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS