• ATATÜRK'Ü YENİDEN ANLAMAK  VE  “SADAT”I TERSİNDEN TANIMAK!

    ATATÜRK'Ü YENİDEN ANLAMAK VE “SADAT”I TERSİNDEN TANIMAK!

    16 Haziran 2022

     
    | Devamı

    ATATÜRK'Ü YENİDEN ANLAMAK

    VE

    “SADAT”I TERSİNDEN TANIMAK!

          

    Tarih: Bir konuda konuşulup aktarılan ve yazılı kaynaklara bakarak; gündeme taşınmayan ve tartışılmayan asıl gerçekleri anlamaya, bunlara doğru ve uygun yorumlar yapmaya yarayan bir sosyal ilim dalıdır. Bunu yapabilmek için de; 1- Tarafsız ve doğru kaynaklara... 2- Uygun ve doyurucu yorumlara ihtiyaç vardır. Tarihi hadiselerin ve şahsiyetlerin gerçek niyetlerini ve hedeflerini, iyi ve isabetli tespit etmeden, sadece ilgili girişim ve gelişmelerin seyrini ve zahiri sebeplerini sıralamakla oyalananlar; hem kendileri gerçeklerin farkına varamazlar, hem de Millete ve insanlık âlemine yeni bakış açıları ve kaynaşıp kucaklaşma fırsatları sunamazlar.

    Resmi ve zoraki tarihle, sivil ve samimi tarih arasındaki tezatların ve tutarsızlıkların nedenlerini ve neticelerini araştırıp-anlayıp ortaya koyamayan... Ve daha da önemlisi ilmi, akli ve vicdani arayışları sonucu farkına vardığı doğal ve orijinal durumları ve çarpıcı doğruları, cesaretle sahiplenip savunma dirayeti bulunmayan yazar ve yorumcular, topluma yeni ufuklar açamazlar ve yeterli umutlar aşılayamazlar. Yani “gerçek”lerle “gerekenler”in arasını uzlaştırma, dayatılmış ve kalıplaşmış kanaatleri yıkma bilgeliği ve becerisi olmayanlar... Ve hele tarihi girişim ve kişilikleri, kendi ideolojik saplantı ve saptırmalarını aklama ve haklı çıkarma vasıtası... Yani tarihi; yanlış, kasıtlı ve Batılı düşüncelerini meşrulaştırma ve istismar aracı olarak kullananlar, asla topluma yararlı ve hayırlı kapılar gösterip, yapıcı ve kucaklayıcı programlar ortaya koyamazlar.

    Son bir asırdır, en fazla istismar ve suistimal edilen... Bazılarınca aşırı yüceltilerek putlaştırılıp kutsallaştırılan; bazılarınca da körü körüne ve asılsız telkinlere göre nefret edilerek tağutlaştırılan şahsiyetlerin başında Mustafa Kemal Atatürk’ün olduğu açıktır. Örneğin, Hz. İsa Aleyhisselam’ı ilahlaştıran Hristiyanlarla, Onu -hâşâ- veledi zina sayan Yahudi sapkınların haksız ve ahlâksız yaklaşımlarının ikisi de yanlıştır.

    Kurgulayıcı ve sorgulayıcı olmayan, kuru ve kuruntulu kurallar mahkûmu akademisyen kafasıyla da, tarihi derinliklere ve tabii düşüncelere ulaşmak da imkânsızdır.

    “(Akademisyenler) İlk başta ütülü bir pantolon kadar özenli ve tedbirli yaklaşırlar. Oysa tedbir ve temkin denemeciyi ve gizlenen gerçeklerin izlerini takip edicileri kasar. Akademisyenler duygularına dipnot düşemeyeceği için mümkün mertebe ispata ve kaynağa yönelik cümleler kurmak zorunda kalırlar. Akademisyenler disiplinsizliğe ve tenkit edilmeye yanaşmazlar. Uzun cümleler ve kalıplaşmış ifadeler kurmaya alışıktırlar. Yazarken derinlere dalmak, gözyaşı akıtmak ve okuyucuyla içli dışlı olmak onlara göre sayılmaz”[1] cümleleri, önemli gerçeklere tercüman olmaktadır.

    Atatürk, farklı zamanlarda, farklı ortamlarda ve farklı şahıslara, şunları konuşmuşlardı:

    “Milletin içinde serbest ve sade bir birey olmak kadar dünyada mutluluk var mıdır? Hakikate inanan, gerçekleri bilip duran, kalp ve vicdanında manevi ve kutsal hazlardan başka zevk taşımayan insanlar için, ne kadar yüksek olursa olsun, maddi makamların hiçbir değeri yoktur.” 1922 (Nutuk II, s. 663)

    “Milletin (başındaki) kişilere (önemsediği şahsiyetlere) kendini unutacak ve kendini kaptıracak kadar tutkun olması asla iyi sonuçlar doğurmaz!.. Bunun tarihte örnekleri çoktur.” 1930 (Afet İnan, Atatürk Hakkında H.B., s. 265)

    “İnsan yaşadığı, mensubu bulunup aralarına katıldığı ve birlikte çalıştığı çevre içinde, her konuda o dönemi yönetenlerle beraber ve aynı görüşte olursa, olumlu ve orijinal fikirler ve projeler ortaya koymazsa, aynı çevre ve dönemin adamı olmaktan çıkamaz, yeni ve yön verici icat ve icraatlarda bulunamaz!..” 1918 (Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün B.A., s. 67)

    “Şu veya bu biçimde, birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz; çünkü bunun hiçbir değeri ve önemi yoktur. Eğer şunun, bunun güler yüz göstermesinden kuvvet almaya, övüp önemsemesiyle cesaret kazanmaya tenezzül ederseniz, şimdiki halinizi bilmem, fakat geleceğiniz mutlaka çürük olur.” 1908 (Atatürk’ün S.D.V, s. 112)

    “(Ben kutsal bir kişi değilim, bu nedenle) Benim havarilerim (ve halifelerim) yoktur. Memleket ve millete kimler hizmet ederse ve kimler bu ülkeye ve millete hizmet gayretini ve kudretini gösterirse işte havari ve kahraman onlardır.” 1923 (Nutuk II, s. 794)



    ...






    MAKALENİN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ..















    Bu Haber 87 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS