• Ahmet AKGÜL Üstadımızdan Hikmetli Sözler

    Ahmet AKGÜL Üstadımızdan Hikmetli Sözler

    17 Eylül 2017

     
    | Devamı



    Ahmet AKGÜL Üstadımızdan Hikmetli Sözler


    ·            Kur’an’da anlatılan “Tur Dağı” senin nefsi alışkanlık ve yanlışlıklarındır. Kendi Tur’unu aşabilen, Kur’an’ın hikmetine ve vahyin lezzetine erişecektir. O kıssada anlatılan “Allah tecelli edince, dağın parçalanması”, kendi nefis putlarının yıkılıp dağılmasına işarettir. Hz. Musa’nın bayılması ise; nefsi ve behimi duyguların eriyip senden ayrılması demektir.

     

    *    Edep; devamlı Rabbinin huzurunda bulunduğu bilinci ve dikkatiyle hareket etmek; niyet ve gayretine buna göre yön vermektedir.

     

    *    Ey zavallı, hayvani dürtü ve hareketlerle Sübhani derecelere nasıl gidilir?! Uzun emelli ve dünya hayatına meyilli kimselerin; stresi, üzüntü ve elemleri de o denli derin ve dertlidir.

     

     

    *    İnsan, Beytullah’tan kıymetlidir. İnsan, Kur’an’dan önemlidir; Kur’an Allah’ın vahyi, insan Allah’ın halifesidir. İnsan, İslam’a değil; İslam insana hizmet için gönderilmiştir. İnsan haklarına saygı duymayan ve hele inanç ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayan ve yok saymaya kalkışanlar, insanlıktan istifa etmiştir. Böyleleri nasipsiz ve nesepsiz kimselerdir.

     

    ·       Demir rengine boyandığından çelik zannedilen düzgün sırıklar... Sarı suya batırıldığından, kıymetli altın zannedilen bayağı bakırlar... Mümin ve muttaki rolü oynadıklarından, muhterem zannedilen münafıklar... Karşılaştığı ciddi bir zorlukta ve uğradığı önemli bir zararda veya umduğunu bulamadığında güzel ahlaktan yan çizen... Dünyalık bir makam ve menfaat karşılığı Hak davadan yüz çeviren sahte kahramanlar ise, insanlığın baş belası ve Müslümanların yüz karasıdır.

     

    ·        Unutmayalım.

    Yerde ve göklerde bulunan canlı ve cansız her şey bir aynadır. Ve bu aynalarda her an tecelli eden ve bütün olayların arkasında görünen, Cenabı Hakkın celal ve cemal sıfatlarıdır. “Yaratılanları, Yaratandan ötürü sevmek” bunun için lazımdır.

    Sulardaki kabarcıklarda göz kırpan... Yaprak yaprak açıp, çiçek çiçek kokan... “Hu” zikriyle esen yellerde fısıldayan ve kanat çırpan kuşlarda cıvıldayan O’dur...

    Güneşle gündüzlere nur, imanla gönüllere huzur ve Kuranla beyinlere şuur akıtan... Ateşte hem pişiren hem yakan... Su ile hem yıkayan hem boğan... Her şeyi ve herkesi rızıklandırıp doyuran... Gözlere gördüren, kulaklara duyuran... Güldüren ve ağlatan O’dur.

    Her an ve her şeyi ve her birimizin ruh ekranı için ayrı ayrı ve yeni baştan yaratan... Dualarda çağrılan, Kuranlarda okunan O’dur. O Rabbimize ve sahibimize sonsuz şükürler olsun ki bizi yoktan var etti, hidayet ve inayet buyurup, varlığından haberdar etti.

    Öyle ise, Rabbimize teşekkür ifadesi olarak O’na ibadet etmek... Emir ve yasaklar çizgisinde hareket etmek... O’nun dinine ve davasına hizmet etmek, inancımızın ve insanlığımızın gereğidir. Nankörlük ise hıyanettir. Ve sonunda herkes ektiğini biçecek ve müstahak olduğuna erişecektir.

    Ve son pişmanlık para etmeyecektir.

     

     

    ·       Ama yapması gerekeni bilen ve işine ciddiyetle sarılan... “Ağaç yaş iken eğilir. Demir tavında dövülür” ata sözlerimize uygun her işi zamanında yapan... Sıkıntı ve sorunlar karşısında pes etmeyip sağlam duran kimseler ise, önemsenecek, benimsenecek, sevgi ve saygı görecektir. Çünkü “bir insana olanlar değil, onun içinde olanlar önemlidir” Yani karşımıza çıkan zorluklar, sorunlar, üzücü olaylar ve iftiralardan ziyade, içimizdeki kuşkular, karamsarlıklar ve kararsızlıklar bizim için en büyük engeldir.

     

     

    ·          Kanser; vücudun herhangi bir bölgesindeki hücrelerin, bir müddet bulundukları organdan beslenmelerine ve diğer hücrelerle de uyum içinde hareket etmelerine rağmen, daha sonra çevresiyle olan işbirliği ve dayanışmayı keserek birdenbire ve bencil şekilde kendi hesabına büyümeleri ve vücudun dengesini alt-üst etmeleridir. Nankörlük de, aynen kanser gibidir. Sosyal yapının birer uyumlu üyesi ve hücresi olması gereken insanların, düze çıkınca, önceleri beslendikleri ve birlikte hareket ettikleri çevrelerinden kopmaları ve sadece kendi kendilerine hizmet etmeleri ve toplum bünyesinden ayrı ve ayarsız biçimde urlaşıp büyüme niyet ve hıyanetleridir.

     

     

    ·           Halbuki, şükür nimetlerin sigortasıdır, şükürsüzlük ise Allah’ın kahrına ve gazabına ve nimetleri elimizden çekip almasına sebep olmaktadır. Maddi ve manevi iyilik gördüklerimize teşekkür etmek, onlara Allah için hürmet ve muhabbet beslemek vefa borcudur, vicdani bir sorumluluktur... İmani ve insani bir olgunluktur. Ama nankörlük ise; bayağılık ve çok aşağılık bir davranıştır. Hatta insanlar arasında güven ortamını sarstığı için bir nevi bozgunculuktur.

     

     

    ·       Matematik, mühendislik, fizik, kimya, tıp, astronomi gibi ilimlerde ve bilgisayar teknolojisinde ve hatta dini ve ahlaki ilimlerde, kendi zeka yeteneği ve gayretiyle çok ileri derecelere yükselmiş bazı insanların, Allah’a iman ve itaatlerinin artması gerekirken, hala küfürde ve kötü karakterde bulunmaları, onların hidayet huzurundan ve akıl nurundan mahrum bulunduklarının göstergesidir.

     

    ·        İnsani Fazilet ve Asalet şu beş şeyin varlığına ve olgunluğuna dayanır:

    1- Hikmet ve ilim: Bunun kaynağı, Kainattaki harika yaratılış eserlerini ibretle seyretmek, Rabbinin yüce sanatını tefekkür etmek ve okuyup bilgi edinmektir.

    2- İffet ve hilm: Bunun esası; şehevi isteklerini frenlemek, hissiyatıyla değil, vicdanıyla hareket etmektir.

    3- Adalet bilinci: Bunun dayanağı nefsani heveslerini, benlik ve bencillik düşüncelerini değil, merhamet ve hakkaniyeti ölçü edinmek ve herkesin temel insan haklarına saygı gösterip barışı şiar edinmektir.

    4- Metanet ve silm (barış): Bunun esası öfkesini dizginlemek ve ğadabını yenmektir.

    5- İstikamet: Ahirete ve her hareketinden hesap vereceğine iman edip, haksızlık ve ahlaksızlığın her türlüsünden çekinmektir.

     

    Bu beş temel değer ölçüsünden ve inanç disiplininden yoksun insanlardan doğru ve olumlu davranışlar beklemek yersizdir. Bunların sağcı veya solcu takılmaları da durumu değiştirmeyecektir. Ve hele bu değerleri yozlaşmış din istismarcısı kimseler ve kesimler daha da tehlikelidir, çünkü insanları aldatma yetenekleri gelişmiştir.



    ·        “Haya imandandır” hadisinin manası: “Hayasızda iman, imansızda ise haya olmaz” demektir. Ve “Haya etmiyorsan, yani utanmıyorsan; istediğini yap” sözü, bütün Peygamberlerin ortak hikmet vecizesidir.

     

    ·        Münafık kendisinin ilim ve amelinden, kendi şeref ve şöhretinden bahsedilsin ister. Ama mü’min, Rabbinin hikmetli işlerinden ve O’nun izzet ve azametinden bahsedilmesini sevmektedir. Azazil, Cenabı Hakkın, Hz. Adem’in suretinde tezahür ve tecelli eylemesi ve O’nun diliyle söylemesi yüzünden haset edip, İblisliğe yönelmiştir.

     

    ·        Çünkü İnsan, Beytullah’tan kıymetlidir. İnsan, Kur’an’dan önemlidir; Kur’an Allah’ın vahyi, insan Allah’ın halifesidir. İnsan, İslam’a değil; İslam insana hizmet için gönderilmiştir. İnsan haklarına saygı duymayan ve hele inanç ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayan ve yok saymaya kalkışanlar, insanlıktan istifa etmiştir. Böyleleri nasipsiz ve nesepsiz kimselerdir.

     

    ·        İnkârcıların tamamı, ruhen; akletmeyen hayvanlar gibidir. Ne var ki, bazısı yırtıcı ve tehlikeli, bazısı yararlı ve evcildir. Ama dikkat edin, bazen evcillerin kudurması, canavarlardan daha tehlikeli olabilir. Ve tabi asla unutmayalım ki, hukuken insan olan herkesin, her türlü hak ve hürriyeti saygıdeğerdir. Televizyon yapana hayranlık duyup, kendi gözünü yaratanı hiç hatırlamayanlar... Bilgisayarı çıkarana şaşkınlıkla şükranlık duyup, kendi beynini ve zihnini yaratanı hiç tanımayanlar… Telefonu icat edenlere saygınlık duyup, kendi kulağını yaratanı inkâra ve Rabbine isyana kalkışanlar için Kur’an’ın: “Onlar hayvanlardan aşağıdır!” buyurması hakikatin ta kendisidir. Ve hele bunlar içinde şeytanlaşmış tipler ve insan suretli iblisler vardır ki; cin şeytanları bir “euzü besmele” ile kaçarken, bunlardan kurtulmak için ancak yüzlerine tükürmek gerekir. Enaniyet (Benlik, bencillik ve birincilik) şirkinin putu; insanın nefsi, mabedi ve Kâbe’si ise, kendi bedenidir.

     

    ·        İslam’ın esası Kur’an’a tam teslimiyet ve Allah’a güvenmektir. Bir gemide veya trende uyuyan insan, nasıl hiç gayret ve zahmet çekmeden bile yol alıyorsa, Nuh’un vapuruna binenler, yerinde oturup kurtulduğu halde, diğerleri bin türlü eziyetle dağlara tırmansa ve dalgalara kulaç atsa da boğuluyorsa, bunun gibi; Selamet Gemisine ve Hakka teslimiyet güvencesine girenler de, takdiri ilahiye itiraz ve isyandan sakınıp, itaat ve itimat ettikçe, menzili maksuda yetişecektir.

     

    ·       Peki, ya insan nedir; “İnsan”lık mertebesi nasıl elde edilir?!..

    Evet; sultanlık, başbakanlık, kaymakamlık kolay, ama insan olmak zor iştir… Kahramanlık, kabadayılık, dillere destanlık kolay, ama insanlığa zor erişilir… Kaşif olmak, alim olmak, tarih olmak kolay, ama insanlık çok çetindir!.. İnsanlık, çok özel yemeklerle, mükemmel becerilerle ve güzel giysilerle alakalı değildir.. Çünkü öküz daha çok yer, eşek daha çok çalışır, samur daha güzel giyinir, arı daha beceriklidir, bal üretir. Kelebek böceği ipek örmektedir, inek saf ve şifalı süt vermektedir. İnsanlık; kendini bilmektir, Rabbini bilmektir, haddini bilmektir… İnsanlık zalime tepki, mazluma sahipliktir. İnsanlık; hakkı gözetmek, helali istemektir. İnsanlık sevgidir, şefkat ve adalettir. Gördüğü kardeşini sevmeyen ve onun kişisel haklarına saygı göstermeyen bir insan, hiç görmediği Rabbini sevmek iddiasında samimi değildir. Bunun gibi Yüce Yaratıcısını hiç merak etmeyen, O’na meyil ve muhabbet göstermeyen, hatta inkâra yeltenen nasipsiz ve edepsiz bir kimsenin, yaratılanları seviyor ve sahipleniyor görünmesi de sahtedir ve sadece yaldızlı kılıflar altına gizlenmiş bir çıkar hesabı ve hevesidir.

     

    •   * İslamsız insan, Kur'an'sız irfan, imansız vicdan olgunlaşamaz... En büyük akılsızlık; başkalarına haksızlık ve ahlaksızlık yapmaktır.

    •   * Herkes senin aynandır. Akıllılık; kendinin güzel yönlerininde, çirkin hallerininde, başkalarında görüp anlamandır. Çirkinliğini gördüğn aynaları kıracağına, kendini düzeltip temizlemen daha akıllıcadır.

    •   * Allah'ın taksimine, yani hayır ve şerden kısmetine razı ol ki, takdire iman etmiş olasın. İbadet, hizmet ve hareketlerine nefsini katma ki, nefeslerin kıymet kazansın!...

    •  *  Dert edin!... Araştır ve Öğren!... Anla ki İNANASIN! Sen gerçekten inan ki, başkalarınıda İNANDIRASIN! Savunduklarını önce sen yaşa ki; başkalarına ÖRNEK OLASIN! Yaptıklarından hiçbir karşılık bekleme ki, MAKBUL OLASAN! Netice hesabı yapma ki, KAHRAMAN OLASIN!

    •    *Herkesin kıymeti gayreti kadardır; gayreti ise gayesi ve hedefi oranındadır. Hedefleri ve hayalleri kutsal ve kuşatıcı olanlar, büyük adamlardır. Gayesi ve gailesi (derdi) küçük olanlar da, ayarı düşük insanlardır.

    •  *  Düşman gibi dine sataşanlar, şeytan gibi din istismarı yapanlar ve dünyalık hesapları için kutsalını ve davalarını satanlar; hepsi aynı ayardadır.

    •  *  Sadece kendisini ve ailesini düşünenler ve ``başkasından bana ne`` diyenler, şeytanın taifesidir. Çünkü şeytan da benlik ve bencillik yüzünden lanete uğramıştır.

    •  *  Biz Hak davanın ve Onun şahsı manevisi olan ZAT'ın kapısındaki KITMİR'leriyiz. Haşa; bu kutsal hareketin kurmayı değil, komutanı değil, birim başkanı değil; sadece hizmetçileriyiz. Hem öyle resmi ve besili değil, hasbi bir köpeğiyiz. Tehlikeli bir süreçte O'na suikastçılar ve saldıranlar olabilir düşünce ve endişesiyle Hz. Peygamber Alyhisselam Efendimizin evi etrafında ve hiç kimseden talimat almadan ve başkasına çaktırmadan gizlice nöbet tutan ve Resulullah'ın çok özel duasına mazhar olan Sahabe-i Kiram'dan Ebi Vakkas oğlu Sa'd gibi sevdamızın ve sultanımızın gönüllü neferleriyiz.

    • *   Tevhid dininden dönmemek, zalim ve kafir diktatöre boyun eğmemek için şehirden kaçıp bir mağaraya sığınan gençler olan (Bak: Kehf Suresi: 9-22. Ayetleri) Ashab-ı Kehf'in sadık köpeği kıtmir bile (Kehf Suresi: 18) makbul sayılıp Kur'an-ı Kerim'de zikredilmek ve cennete girmek şerefine eriştiği halde; tarihin en büyük ve en muhteşem inkılabı olan Yeni İslam (Barış ve Bereket) Medeniyetinin ve Mehdiyet devriminin kutlu Liderinin gönüllü kıtmirlerinin, Rahmeti İlahiden mahrum bırakılacağını sananlara hayret etmekteyiz.

    •   * Bakmak ve görmek farklı şeylerdir; ama hakikati sezmek daha özel bir meziyet ve hidayettir. Örneğin:
    •    Duvarda asılı bulunan ve belirli aralıklarla çalıp bizi uyaran saati duymamak ve hatta görmemek; gaflettir.
    •    O saatin, sadece rakamlarını, akrep ve yelkovanını görmek ve kendi kendine hareket ettiğini zannetmek; cehalettir.
    •    O saatin perde arkasındaki onlarca dişliyi, çarkı ve mekanik yapıyı akla getirmek ve hayalen görmek; basiret ve ferasettir.
    •    Ama asıl, o saati kurgulayan ve kuran zatı düşünmek ve bilmek ise, marifettir.

    •  *  Hadisi Kutside buyrulan; `` Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim ve bu maksatla alemi halk ettim`` hikmetinin bir anlamı da; ``Ey insanlar, siz benim ilmimde saklı bir hazine idiniz. Sizi size bildirmek ve habibim Muhammed'i (sav) zatıma bir ayna yapıp onda kendimi görmek ve sizlere göstermek için mahlukatı var ettim`` demektir.

    •  * Kızdığımız, kıskandığımız ve kin bağladığımız kimseleri, horlamak ve hırpalamak niyetiyle; onların hata ve haksızlıklarını ayet ve hadislerle ortaya koymak ve yüzüne vurmak: Allah için tebliğ ve tavsiye değildir. Sadece kendi öfkemizi ve nefsi hakaretimizi, o kişilere yansıtmak için, Kur'an'ı ve Resulullah'ı istismar etmektir.

    •  *  İslam kristal bir şişe içindeki safi ve şafi ilaç gibidir. Akıllı ve insaflı doktor, o şişeden çıkardığı ilacı hastasına ölçüyle, tatlandırılmış şekilde ve tedricen verir. Ahmak kimse ise, hastasına o ilaç şişesini olduğu gibi ve hepsini zorla yutturmak için boşuna gayret gösterir... Ve tabii hastaların çoğu bu şişeyi yutamaz; yutanların da boğazına takılıverir.

    •   * Tavşan besleyenin küheylan yetişdirdiğine, arpa ekenin de hurma devşirdiğine hiç rastlanmamıştır. Paslı demirden tas, ağaç kömüründen elmas yapıldığını görende çıkmamıştır.

    • *   Senin yuların, nefsani gururunun veya Siyonist gavurunun elinde olduktan sonra; ha merkep olmuşsun ha deve... Ha fare olmuşsun ha fil... Ne fark eder be gafil!

    •  *  Küçük heveslerle, büyük hedeflere varılamayacaktır. Amacı küçük olanların, aracının büyük olması da işe yaramayacaktır. Tuvalete beygirle, meyhaneye lüks ciple gideni kimse alkışlamayacaktır.

    •  *  Davası hakkın ve hayrın hakimiyeti olanların, bütün sevdası ve maksadı; Allah'ın rızası ve insanlığın rahatı ve rafahıdır. Nefsü hevasını İlahlaştıran ve dünyaya tapınanların, aşk şiirleri safsatadır.

    •   * Kabe'si Amerika, Medine'si Avrupa olanların, Hacca gitmesi ile Haç'a secde etmesi farksızdır.

    •  *  Dostunu harcayan, postunu harcamıştır. Dostunu ucuza satan, kendisini şeytana kiralamıştır.

    •   * Hak, hakikat gözetmeyenlere hürmet gösterilmez. Şeriat (hukuk ve adalet) gütmeyenlere, şefaat edilmez. Tapındığın putların heykeli, ha ağaçtan, ha altından yapılsın, fark etmez...

    •  *  Servet ve rütbe (etiket) için, şeref ve haysiyetini rişvet verenler, ekmek parası için fahişelik edenlerden daha alçaktır. Makam ve menfaat için hak davasından cayıp dönenler ve bu döneklere mazeret ve keramet düzenler, İslam'a açıkca düşmanlık güdenlerden daha zararlı ve aşağıdır.

    •   * Zalimleri büyük gören ve destek veren kimselerin izzeti nefsi ve insanlık haysiyeti kalmamıştır. Kahpeye ``kahramanlık zırhı`` giydirmek ve döneklere ``akıllılık`` sıfatı geçirmek ne işe yarayacaktır?

    •   * Araştırıp düşünmeden, okuyup öğrenmeden; sadece gelenek ve görenek inancı, şeytanın oyuncağıdır. Taklidi Müslümanlık, itikadi sapıklığın açık kapısıdır.

    •   *    Dili uzun olanın ömrü kısa olur. Dili yaralayıcı olanın başı belalı olur. Dili tatlı olanın kabahati tez unutulur. Dili acı olanın kalbi sancılı, akibeti feci olur. Dili bozulanın, dini de bozulur. Ancak haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytan olur ve imani haysiyet ve hassasiyeti kaybolur.

    •   *    Yalan ve palavrayla hava atılır. ama hedefe varılmayacaktır. Yalanla, belki o anı kurtarırsın, ama bütün geleceğini karartırsın. Yılana sığınmak, yalana sığınmaktan daha karlıdır.

    •  *    Başkalarına hakaret edenin, onlardan hürmet beklemesi; insanlara nefret besleyenin, karşılığında muhabbet ve merhamet istemesi; hem boşunadır, hem de haksızlıktır.

    •   *    Tembellik, teneşir ehli cenazelerin halidir. Yürüyen karınca, yan gelen karacadan daha önce hedefine erişir.

    •    *   Herkesin ayarı, tarafıyla belli olur. Şeytani güçlerin safında olanların, Rahmani görüntülerine aldanmak saflıktır. Zalimleri destekleyen, dolayısıyla mazlumları ezen konumundadır.

    •    *    AB'den, ABD'den ve işbirlikçi partilerden hayır beklemek; akrepten hayır beklemekten daha akılsızcadır. Bin kere denenmişi, bir kere daha denemeye kalkışmak, vurdumduymazlıktan da öte, ahmaklıktır. İşbirlikçiliği, ``işbilir``lik sanmak ise en yaygın, ama maalesef saygın bir saflıktır.

    •    *   Şahsi heves ve hesapları için, Saadet Partili olmakla, diğer sağcı veya solcu partilerden birine katılmak arasında fark yoktur. Allah ne aradığına bakar, nerede aradığına değil. Tabi bu arada makul ve makbul amaçlar için, gayri meşru araçların kullanılmayacağını da bilmek gerekir.

    •  *    Döşek gibi semirmek isteyenler, eşek gibi minnet çekerler. İman ve ümit pili bitenler, zulme direnemez, tez çökerler.

    • *    Faziletli adam, ``herkes su içsin ve doysun`` diye; kötü tıynetli adam ise, ``insanlar düşüp boğulsun`` diye kuyu kazar... Ve elbette herkes niyetinin karşılığını bulur.

    •   *   Samimiyet ve merhametle yapılan öğüt ve uyarı; şifalı merhem yerindedir. Kötü niyet ve hakaretle yapılan nasihat ise, kuyruk altına batırılan diken gibidir. Biri yatıştırır, diğeri hırçınlaştırır.

    •   *   Huysuz kişiyi kışkırtmak, kuduz köpeğe karışmaktan beterdir. Unutmayın, huzursuzluk uğursuzluk getirir.

    •   *   Kendi iktidarını, milletin ıstırabı üzerine kuranlar, sonunda ökfe infilakıyla derbeder olurlar.

    •  *    Büyük liderlerin, stratejik tedbir ve hedefleri, sadece kendisinde saklı bir sırdır. Çünkü Hz. Peygamber SAV Mekke'yi fetih niyetini ve projesini, herkesten saklamıştır.

    •    *  Elinden geldiğince herkese iyilik et. Böylece iyi kimseleri minnet, kötü kimseleri mahcubiyet altına sokarsın.

    •   *   Sonunda ölüm olduktan sonra, ha susuzluktan telef olmuşsun, ha suda boğulmuşsun!

    •   *   Doktoruna aşık olan hasta, onunla buluşmak için, sağlığına kavuşmayı değil, hastalığın devamını ister. Mevla'sına sadık ve aşık kişi de; onun takdir ettiği belayı ve onun yolunda sıkıntıya katlanmayı bal kaymak bilir.

    •  *   Ateş böceği gece gündüz devamlı ortalıkta ve yazı yabanda bulunuyor. Ancak güneşin ışığından dolayı gündüzleri fark edilmiyor. Ahmaklar ise onun sadece geceleri yuvasından çıktığını sanıyor!

    •  *    Akıllı ve hayırlı adam, hep kendisinden bilgili ve bereketli insanlar arar, daha da yücelmek için... Ahmak ve alçak adam ise, hep kendisinden aşağı kimseler içinde bulunmak arzular... Küçükler arasında büyük görünmek için.

    •  *    Tur dağı, dağların en küçüğüdür, ama Hz. Musa'nın ve Tecelli-i Rahman'ın sayesinde en meşhuru ve makbulüdür.

    •   *   Seni kıskanandan, senden korkandan ve senin kahrına uğrayandan kork! En doğrusu, hırsını ve hıncını gizli tutmaktır...

    •   *   Münafık ve Masondan başkan, kurttan çobana benzer.

    • *    Derviş hırkası giyen riyakar, Kabe örtüsünü eşeğine çul yapan adam gibidir.

    •   *   Paslı demiri cilalamak, boyamak değil; önce törpüleyip temizlemek gerekir. Günah kirini tevbe ile temizlemeyenlerin, sarık cübbe giymesi neyi değiştirecektir?

    • *     Güneş kışın daha çok aranır ve sevilir, çünkü süreklilik bıkkınlık getirir.

    •    *  Arpa kadar altın, altı bin uyuşuk ahbaptan etkilidir. Ama bir sadık ve sağlam dava yoldaşı da bin tonluk hazineye bedeldir.

    •   *   Büyük sevgilini kendine tercih etmedikçe, aşkın sahtedir.

    •  *   Nasipsiz ve beyinsiz insanı akıllandırmaya kalkışman, sonunda seni de deli edecektir.

    •  *   Nefsani ve şeytani dürtülerine direnemeyen, hakikate akıl baliğ değildir.

    •   *   Para kazanıp hayra harç etmeyen ve ilim öğrenip amel etmeyen, en ahmak kişidir.

    •   *   Aşırı hiddet muhabbeti, aşırı merhamet mehabeti (saygınlığı) giderir.

    •   *   Cahillerin takdirinden ise, alimlerin tekdirini ve tenkidini tercih etmelidir.

    •  *    Şeytanlar ihlasa ermiş kimselerse; başkanlar ise, ahlakan iflas etmiş kişilerle başa çıkamaz.

    •   *   Bir değersiz taş, mücevherden bir vazoyu kırabilir. Ama bu onu kıymetli hale getirmeyecektir.

    •  *   Kuvvetsiz fikir, zekavetli fakire benzer; fikirsiz kuvvet ise, cahil ve beyinsiz vezire benzemektedir.

    • *   Ahmak ve alçak insanlara hürmet ve rağbet etmek, onların azgınlık ve sapkınlıklarını körüklemek demektir.

    • *   Nasıl ki eşek arısı bal vermezse, döşek hırsı (tembellik) de mal gitirmez. Hak davadan döneklerden hayır, ödlek tiplerden kayır beklenmez.

    •   *   Kendi nefsini gören Rabbini görmez; derdini bilen ise dermansız ölmez.

    •  *   Kibirli insan kirli vicdan sahibidir. Mütevazı günahkar, gururlu abidden nasiplidir.

    •   *  Hz. Süleyman rolüyle onun yerine konulan İfrit Süleyman bir olmaz. Her tacu taht sahibi de, Sultan sayılmaz.
    •    
    • *

    Bütün putların anası, nefistir.

    Münafık; nefs zindanında hapistir.

    Her süslüye, hoş sözlüye aldanma

    Dışı güzel ama, içi habistir!  

    •    * Riyakar müslümanla, sahte para basan insan aynıdır. Herkes onlara imrenir ama, o pazardan bir ekmek bile satın alamaz.
    •    
    • *

    Seni de Allah besler, eşini de

    Ondan bil, geleceği de, peşini de

    Çünkü bebeğinin dişini veren

    Aşını da verecek, işini de…

    •  *  Kendini yenemeyen, rakibini yenemez... Nefsini aşabilen engellerin hepsini aşabilir. Siyaset (idare etme sanatı) bilmeyen, riyaset (başkanlık) yürütemez.
    •    
    • *

    Her hanım bir gonca güldür, onu tatlı söz güldürür

    Her erkek aşık bülbüldür, onu da kem göz öldürür

    Böcekte de, çiçekte de, tecelli eden Allah’tır.

    Bu vahdete eren insan, tüm masivadan özgürdür.

    •    *

    Kalbin hayra, ayak şerre giderse

    Adın Ahmet, tadın zahmet olmasın

    İman, akıl, vicdan; el ele verse

    Bu alemde, niye rahmet olmasın



































    Kaynak :
    Bu Haber 285 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS