• AHMET AKGÜL’ÜN HAYATI VE KİTAPLARI

    AHMET AKGÜL’ÜN HAYATI VE KİTAPLARI

    18 Şubat 2014

     
    | Devamı

    AHMET AKGÜL’ÜN HAYATI VE KİTAPLARI

    Daha yakından tanımak ve meraklarının yanıtlarını bulmak isteyen değerli okurlarımızdan ve birçok yazar ve fikir adamımızdan gelen yoğun talepler ve teklifler üzerine, başyazarımız ve genel yayın danışmanımız Ahmet Akgül Hocamızın kısa bir özgeçmişini hazırlayıp bilgilerinize sunmayı gerekli saydık…

    Hocamızın özgeçmişini hazırlarken:

    Daha önce ban’a verdiği bazı notlarından,

    Özel sohbetlerde ilgili sorularımıza verdiği cevaplarından,

    Mutlu bir tevafuk sonucu tanışabildiğimiz bazı okul arkadaşlarının ve talebelerinin hatıralarından,

    Bizzat ziyaret ettiğimiz, öğretmen olarak ilk defa tayin olunduğu Gemlik Şahinyurdu (Yukarı Benli) halkının anlattıklarından ve zaman zaman bazı görev ve hizmetler için istenmiş olan özgeçmiş yazılarından yararlandık…

    Bazı arkadaşlarımızın yönelttiği:

    “Nasıl bir geçmiş ve gelenekten, hangi görüş, gaye ve gayretten olduğunuzun yazılması, bazı okurları peşinen ürkütmesi ve ön yargılara sevk etmesi bakımından sakıncalı olmaz mı?” sorusuna:

    “Kendi kimliğimizi ve asli fikirlerimizi saklamak, okurlarımızı aldatmaktır ve onlara saygısızlıktır… Niyetini ve mahiyetini gizlemeye çalışmak; samimiyetsizlik ve özüne güvensizlik anlamı taşır!..” yanıtını almıştık…

    Mazeretlere sığınmanın hiçbir hoş yanı olmadığını ve mertliğe yakışmadığını; “Bin kere “Keşke”nin, bir kuruşluk yarar sağlamadığını” ondan çok sık dinleyip anlamıştık. “Bir tır dolusu lafın değil; bir tabak pilavın karın doyurduğunu”; Kur’an aşkının yanında, vatan sevdasının; devlet ve millet bağlılığının ne olduğunu, O’nun şahsiyetinde ve sohbetlerinde kavramıştık. Biz O’nun:

    “İlim; okuyup araştırdıkça, eksiğini ve bilgisizliğini fark etmek ve bunu telafi için, daha çok öğrenme gayretine düşmektir.

    Fazilet ise; herhangi konuda, yanıldığını anladığı an, o yanlıştan hemen vazgeçebilmek ve bunu bir gurur meselesine dönüştürmemektir.

    Ancak; aklının, inancının ve vicdanının değil, nefsi arzularının ve cüzdanının hatırına, sık sık gömlek değiştirenler ise, yalama ve yalaka kimselerdir.

    Düşmanımdan bile insanlık adına, haklı ve hayırlı bir yaklaşım görsem, ona hayranlığım; dostumdan ise, yıkıcı ve yakışıksız bir tavır görsem, ona da kızgınlığım ve karşı çıkmaklığım işte bu yüzdendir” sözlerini düstur edinmeye çalışmıştık. 

    • Hocamız, 1949 yılında, Elazığ’ın merkez beldelerinden olup şimdi Keban Baraj gölü içerisinde kalan ve tarihe karışan Alişam’da dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Behzat Efendi, inşaat ustalığı ve marangozluk yapan ibadet ve istikamet ehli bir derviştir. Beş-altı yaşlarından itibaren, babasının seher vakitlerindeki zikir ve ibadetlerinden, evlerinin yanı başındaki tarihi cami ve medresenin manevi atmosferinden oldukça etkilenmiştir.

    Mısır Ezher’de tahsilini tamamlayıp köyüne dönerek açtığı medresede müderrislik yapan, icazet verdiği talebelerine Elazığ, Bingöl ve Diyarbakır çevresinde yeni medreseler kurdurup, ilmi ve manevi hizmetlerini yaygınlaştıran, bütün ömrünü ve servetini bu yolda harcayan ve Harputlu meşhur Ali Rıza Efendiye, “Beyzade” lakabını koyan büyük ilim ve irfan sahibi Hacı Ömer Efendi’nin soyundan gelmektedir.

    Rahmetli annesi Muzaffer Hanım: “İlk hamileliği sırasında Kövenkli meşhur Hacı Ömer Hudai Hz.lerinin makamını ziyareti esnasında uyuya kaldığını ve rüyasında şeyh hazretlerinin kendisine: “Bir erkek çocuğun doğacak. Adı Ahmet olacak. Ve çok yaygın ve yararlı hizmetler yapacak”dediğini nakletmiştir.

    Ahmet Akgül’ün çocukluğunun geçtiği Alişam; sayılı âlim ve evliyaların yetiştiği, mektep ve medreseleriyle, ulaşım ve alışveriş imkânları ve mümbit arazisiyle küçük bir ticari ve kültürel merkez gibidir.

    Ahmet Akgül; Kur’an’ı Kerimi, tecvidi, Osmanlıca mızraklı ilmihali ve diğer temel dini bilgileri, çok küçük yaştan itibaren, köyün hocası ve komşuları olan Hacı Dursun Efendiden öğrenmiştir. Elazığ’da ortaokula giderken, bir yandan da fırsat buldukça Hafız Abdullah’ın ve daha sonra Medine’de hocalık yapan âmâ Hafız Mustafa Albayrak’ın ders verdiği Başaran Kur’an kursuna devam etmiştir.

    Daha sonra 7 ilin katıldığı imtihanları 3’ncü olarak kazanıp Tunceli Öğretmen Okuluna girmiştir. İlk, orta ve öğretmen lisesinde hep kalburüstü talebeler içerisindedir. Sosyal ve kültürel yönden aşırı popüler ve biraz da haşarı birisidir.

    15 yaşına kadar sürekli ve sıkı bir disiplin ve denetim altında tutulduktan sonra, öğretmen okulunda aile ve çevre baskısından kurtulmuş olmanın verdiği, psikolojik bir şaşkınlık ve taşkınlık dönemi geçirmiştir. Çok farklı köken ve kültürlerden gelen öğrenci ve öğretmenler sayesinde, ülkenin acı gerçekleri ve düzenin güdükleştirici eğitim sistemiyle yüzleşip, duygu ve düşüncelerini ifade etmek üzere şiir ve edebiyata yönelmiştir.

    Bu devrede, inanç temelleri dâhil, toplumun bütün geleneklerini sorgulamaya ve yargılamaya girişmiştir. Akli ve ilmi gerçekleri esas alarak; muhakeme ve müzakere yoluyla, doğruyu ve yanlışı bulma becerisi ve cesareti güçlenmiş, bağımsız düşünme ve değerlendirme yeteneği filizlenmiştir.

    O zaman, moda salgını gibi türeyen solcuların; “Sosyal adalet kavramı, vahşi kapitalizme ve Amerikan emperyalizmine karşı tavırları” gibi bazı doğru söylemlerine rağmen; tutarlı ve yeterli tedbir ve teorileri olmadığını ve hele, bazılarıyla yakın arkadaşlık kurduğu bu tiplerin davalarıyla davranışları, sloganlarıyla yaşayışları ve insanlara yaklaşımları arasında hiçbir uygunluk bulunmadığını sezmiştir.

    Dersler kendisine çok hafif geldiği, sadece sınıfta dinlemekle yetindiği, buna rağmen yüksek notlar alabildiği ve hatta yatılı olduğundan parasız verilen kitapları bile, sene başında fakir ve gündüzlü talebelere hediye ettiği için; zengin okul kütüphanesindeki klasik eserlerden ansiklopedilere, her çeşit kitabı okuma, Batı kültürünü yakından tanıma, Türkiye’nin kimlik bunalımının, milli ve ahlaki yozlaşmasının farkına varma fırsatını yakalamıştır.

    Artık şiirleri de bazı ulusal dergi ve antolojilerde yayınlanmaya başlamıştır.

    1966 yılında öğretmen olarak Bursa Gemlik kazası Şahinyurdu, bir yıl sonra Şahintepe İlköğretim okuluna atanmış, arkasından 4 aylık temel eğitimini Sivas’ta tamamlayıp, Van’ın Erciş kazasına tayini çıkmıştır.

    Kısa bir süre de olsa, cahili hayatın bütün cazibelerinin; insanı nasıl bir çirkefe ve cehenneme sürüklediğini ve bu duruma düşenlerin ruh sefaletini ve perişan halini yaşayarak ve yakinen anlamıştır. Fıtratındaki mertlik ve sertliği; zulme ve zillete karşı cesur ve onurlu tepkisi yüzünden, henüz 18–20 yaşlarında ve gurbette tek başına, çok çetin sıkıntı ve saldırılarla uğraşmak zorunda kalmış,  mahkemelik olup sürgünlere yollanmıştır. Böylece, sorunlarla mücadele ve musibetlere direnme azmi kamçılanmıştır. Bu devrede, gelip geçici olan ganimet ve güzelliklere, ölümle bitecek ve elden gidecek olan zenginlik ve zevklere, yani tüm dünyalık nimet ve etiketlere karşı büyük bir doygunluk ve soğukluk duygusu başlamış.. Bunların yerine, sonsuz ve kusursuz olanı arama ve mutlak hakikate ve mutluluğa ulaşma arzusu kalbinde yeşerip bütün benliğini kuşatmıştır…

    1967–68 senelerinde; solculuk ve sağcılığın salgın bir hastalık gibi gençliği sardığı ve ülkeyi sarstığı dönemlerde, her iki akımın da kendi ifadesiyle nasıl “boş beleş ve toplumun başına tebelleş” olduğunun farkına varmıştır. Sosyal ve kültürel yönden popüler kişiliğinden ve girişkenliğinden yararlanmak hevesiyle, her iki tarafın da üyelik, temsilcilik ve liderlik tekliflerine ilgi duymamıştır.

    O günlere ait “cahiliye cıncık-boncukları” dediği, bazısı birincilik ve ödül kazanmış bütün şiir, öykü ve denemelerinin hepsini yakmıştır. Zaman zaman, bunlara hayıflandığını da bizlere aktarmıştır.

    İşte o dönemlerini yansıtan bir şiiri:

      KAHBE DÜNYA!..

    Herkesin tapındığı bu hayat;

    Bana çok yavan geliyor,

    Oldukça basit ve bayat!…

    Sevmek ve sarılmak istesem de;

    Garip kuşkular,

    Ve muztarip duygular,

    Hep beni engelliyor!..

    Oysa ben gerçeği arıyorum…

    Ama ne camide,

    Ne cümbüşte,

    Bir türlü bulamıyorum!?

    Bu ne sahte bir hayat,

    Bunalıyorum!..

    Sonsuzluğu, ölümsüzlüğü özlüyorum

    Bazen seziyorum, yaklaşıyorum

    Ne çare, tutamıyorum, heyhat!..

    Ne göktesin, ne yerdesin

    Ey Yüceler Yücesi, nerdesin?..

    Yalan bir dünya,

    Yalama bir toplum,

    Rol kesiyor herkes…

    Yüzlerde maske,

    Arkadan bıçaklıyor,

    En iyi dostum.

    Hiç doğmasaydım keşke!

    Şarkılar yalan

    Aşklar yalan

    Beyefendi sahte, berduşu sahte

    Sarhoşu sahte, sofusu sahte

    İnkâr ederek can verir

    Son nefeste!?

    Solculukmuş, sağcılıkmış

    Hepsi tuzak

    Ve samimiyetten uzak…

    Maneviyat, mezarlıkta kalmış..

    Mertlik, mazide tutsak…

    Bir sürü gavat

    Boynunda gravat

    Kimi din-iman satıyor

    Kimisi avrat!..

    Velhasıl, yalan dünya, hayal dünya

    Uydurmaca, masal dünya..

    Bazan tatlı bir rüya gibi,

    Bazan kâbus misali,

    Uyanınca, zeval dünya!..

    Ey kör dünya,

    Kirli dünya

    Döne döne dönekleşmiş,

    Gördün ya!

    Ah be dünya,

    Kahbe dünya!..

    -----------------------------------------------------------------------------------

    Ankara Gazi Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi Bölümüne ve Bursa Eğitim Enstitüsüne girmek üzere yazılı imtihanları kazandığı halde; sözlü eleme günü sabahı gözleri şiddetli ağrılarla aniden kapanmış, ama aynı akşam kendiliğinden açılmış olmasının hikmetini, Erciş Kadirasker medresesinde, muhterem ve muttaki bir zat olan Molla Nurettin (Akkuş)’a talebe olup; kolaylaştırılmış ve kısaltılmış özel bir metotla Arapça ders alma hevesine bağlamıştır.

    1970 yılında Elazığ Palu kazası Gülüşkür (Muratbağına) tayini çıkmış, işte bu sırada 21 yaşlarında iken Hacı Haydar Efendiyle tanışıp, sohbet ve ders halkasına katılmıştır. Bu sıralarda, dini yobazlaşmaya ve tasavvufi yozlaşmaya karşı da mücadele başlatmıştır. Gülüşkür’de kaldığı 7 yıl boyunca, bir nevi inziva hayatı yaşamış, ciddi, düzenli ve disiplinli bir ilmi araştırma ve ahlaki olgunlaşma yolunda çabalamıştır. Talebelik yıllarında haberdar olduğu ve bazı kitaplarını okuduğu Risale-i Nur üzerinde yoğunlaşması da, bu döneme rastlamaktadır. Aynı süreçte, Büyük Gazete’de, Yeni Devir ve Milli Gazete’de yazıları yayınlanmaya başlamış, Elazığ, Malatya, Bingöl, Diyarbakır, Antalya ve Adana gibi illere, manevi terbiye ve ilmi tebliğ sohbetlerinde bulunmak üzere ziyaret gezilerine çıkmıştır.

    1977 Yılında, hizmet ehli arkadaşlarının isteği ve gönül Üstadının izni ile öğretmenlikten ayrılıp, dağılan Akıncılar teşkilatını yeniden kurmak üzere Elazığ’a taşınmış ve Et Balık Kurumu Personel Müdürlüğü görevine atanmıştır. Bundan sonra Erbakan Hoca’nın seminer ve sohbetlerinin, miting ve yurt gezilerinin hemen hepsine katılmaya çalışmış, çok geçmeden sürgüne uğrayıp İstanbul’a yollanmıştır. Ardından Ankara merkeze alınmış bu da yıldırmayınca, “bir hastane raporundaki tarih okunmuyor” bahanesiyle görevden uzaklaştırılmıştır.

    Yaptığı mücadele ve girişimler sonucu tekrar öğretmenliğe dönmesi sağlanmış, bu arada dışarıdan imtihanlara girerek Eskişehir Anadolu Üniversitesinde Yükseköğrenimini tamamlamıştır. Akıncılar Başkanlığından sonra Mefkûreci Öğretmenler Derneği II. Başkanlığı ve İlim Yayma Cemiyeti Başkanlıkları da yapmıştır. Bunların yanı sıra Milli Gazete ve Yörünge Dergilerindeki yazıları artmıştır.

    12 Eylül döneminde Malatya Sıkıyönetim Mahkemesinde uzun yıllar yargılanmış ve yine Adana’da bir sohbet sırasında arkadaşlarıyla birlikte tutuklanmıştır.

    İlk bir-iki oturum hariç, Erbakan Hoca’nın 12 Eylül Darbesi sonrası Ankara Mamak Askeri Mahkemesinde görülen duruşmalarının hemen hepsine katılmış, Refah Partisi’nin Elazığ, Malatya, Bingöl, Adana ve Mersin’deki kuruluş çalışmalarında gönüllü görev almıştır.

     Bu arada sıra ile “İslam Davası, Erbakan Devrimi, Nifak Hareketleri, Ahu Figanım (Şiir), Tarikat Terbiyesi, Yeni Bir Dünya, Mesaj ve Metot (Teşkilatçılık) kitapları yayınlamış, yurt çapında bütün il ve ilçelerde seri konferansları yaygınlaşmış, Avrupa’nın hemen her bölgesine, Libya, Mısır, Suudi Arabistan gibi İslam ülkelerine seminer ve sohbet seyahatleri sıklaşmıştır.

    Yazıları ve kitapları, yurt dışında ve Türkiye’de bütün Milli Görüşçü teşkilatlarda ders kitabı ve seminer programı olarak takip edilmeye çalışılmış, Kur’ani gerçekleri çağın sorunlarına ve insanlığın ihtiyaçlarına çare ve proje üretecek şekilde yeniden yorumlayan yaklaşımları, gelenekçi ve taklitçi zihniyetin değişmesinde önemli rol oynamıştır.

    1995 RP Adana milletvekili adayı olarak seçimlere katılmış, iki sene sonra da emekliye ayrılmıştır.

    Konferansları ve yazıları yüzünden pek çok mahkeme açılmış, aylarca sorgulanmış, nihayet 312’ye muhalefet bahanesiyle Malatya DGM’nin verdiği yaklaşık 1 yıllık cezanın infazını, Keban kapalı cezaevinde yatmıştır. O sırada yurt dışında bulunmasına rağmen “ülkemin zindanları, yabancıların saraylarından daha tatlıdır” diyerek Türkiye’ye dönmüş ve kaderine katlanmıştır.

    Türkiye’de derin devlet diye bilinen gizli ve etkili güçlerin: 1-Kirli ve hain Derin Devlet 2-Milli ve haysiyetli Derin Devlet olarak, iki cephede ve çok stratejik ve taktik bir mücadele içinde olduğunu…

    Ve yine yeryüzünde: Siyonist Yahudi sermayesinin güdümündeki ABD ve AB’nin başını çektiği ŞEYTANİ ZULMET ittifakına karşı; Erbakan Hoca’nın kurduğu D–8’ler çizgisinde ve Rusya-Çin, Hindistan, Kuzey Kore, Venezüella ve Brezilya’nın katıldığı Avrasya çerçevesinde şekillenen; İNSANİ ADALET ittifakının bulunduğunu; ilk defa fark edip ortaya koyan ve yeni diriliş şuuru etrafında, vatansever ve münevver sağcıların, solcuların, gerçek Atatürkçülerin ve Milli Görüşçülerin toparlanması gereğini savunan ilim ve fikir adamlarımızdandır.

    Siyonist ve emperyalist şer ittifakını hedef alan yazı ve kitapları nedeniyle, bazı malum merkezlerce takibe alınanlardan ve sıkça tazyike uğrayanlardandır.

    Milli Görüş’ün üst kademelerinde; kasıtlı davranışlarını ve yamuk yaklaşımlarını sezdiği bazı kişilerin art niyetlerini, Lider’e ve davaya zarar veren şüpheli ve şaibeli hareketlerini hatırlatıp cemaati uyardığı için; teşkilata katılmasına, konferanslarına ve Milli Gazete’de yazmasına ambargo uygulanmıştır.

    Uzun yıllar birlikte çalıştıkları halde, bazı nefsi saplantılardan ve fevri davranışlarından dolayı “Elaziz” ekibinden de ayrılmıştır. Emekli olduktan sonra kitap çalışmaları; gazete ve dergi yazıları ve araştırmaları hız kazanmıştır..

    2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’da aylık olarak yayınlanan “Milli Çözüm” Dergisini çıkarmaya başlamıştır.

    Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Hocamız; küçük yaştan itibaren özel dersler alarak ve devamlı okuyup araştırarak kendini yetiştirmeye çabalamıştır. Uzun süreli, ciddi ve çileli bir manevi terbiye ve terakki dönemi yaşamıştır ve bunu hala bırakmamıştır. Bazen bir gecede ve iki-üç saat içerisinde 600 sayfalık eseri, hızlı ve hatırda kalıcı bir şekilde okuyup yedi-sekiz sayfalık özetler çıkardığına, önemli yanlışlarını saptayıp doğru yanıtlarını yazdığına defalarca şahit olup hayret ve hayranlık içinde kalmışızdır. Günümüzdeki hadiseleri ve problemleri; Kur’an’ın ayetleri, Resulûllah’ın hadisleri ve Asrı Saadetteki örnekleriyle karşılaştırıp yorumlama, bu sorunlara yeni ve yeterli çözümler ortaya koyma konusunda da Allah’ın özel bir lütfuna mazhardır.

    İnancımız ve ihtiyacımız olan, evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, “Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler” gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi… Ve Türkiye’nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır. Erbakan’ın “Adil Düzen” projeleri, AKP’nin siyasi hileleri ve karanlık ilişkileri, Fetullahçı Cemaatin gizli mahiyeti konularında sayılı uzmanlardandır.

    Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız; yaklaşık 30 yıldır Türkiye’mizin her yerinde, Avrupa’da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır. AKP Hükümetinin ve Cemaatin, hangi odaklarca ve ne amaçla iş birliği ettirilip iktidara getirildiklerini ve biri birlerini dengeleyip frenlemek için fırsat verildiğini herkesten önce yazıp konuştuğu için, malum kesimlerce “Ulusalcılık ve Ergenekon ajanlığı” gibi karalama kampanyalarına uğramış, yüzlerce mahkeme açılıp sıkıştırılmış ve on binlerce liralık tazminatlarla yıldırılmaya çalışılmıştır. Ancak, on bir yıl sonra da olsa, cemaatle hükümetin dershane kavgaları yüzünden, biri birlerine saldırmaları, gizli ve kirli işlerini ve ilişkilerini açığa vurmaları, Ahmet Hocamızı bir kez daha haklı çıkarmıştır. Çünkü kendilerinin de sıkça hatırlattığı gibi “Hiçbir hastalık ve münafıklık, sonuna kadar gizli kalmayacaktır!”

    Çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış elliden fazla kitabı bulunan üstadımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

    Hocamız’ın Başlıca Kitapları:

    1-  “İslam Davası” ve Cihad Kavramı

    2-  Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya.

    3-  Mesaj ve Metot. (İletişim ve İşbirliği Sanatı)

    4-  Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi.

    5-  Siyaset ve Strateji Dersleri.

    6-  Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi.

    7-  Din - Devlet - Demokrasi.

    8-  İnsanın Yozlaşması.

    9-  Milli Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız (2 Cilt)

    10- Ah-u Figanım (Şiir Kitabı)

    11- Bizim Atatürk.

    12- Din Dengedir, İslam İlericiliktir.

    13- Cumhuriyet Türkiye’sin de Nifak Hareketleri.

    14- Zafer Müjdeleri.

    15- Terör – Masonluk ve Mafia Medeniyeti.

    16- Tarikat Terbiyesi ve Ahlak Tedavisi

    17- Kur'ani Kavramlar ve Yorumlar (3 Cilt)

    18- Dış Politikamız. (2 Cilt)

    19- Refah - Yol'la Rantiye Savaşı.

    20- Cezaevinde Yazdıklarım

    21- Ruhlar, Sırlar ve Uzaydaki Yaratıklar

    22- Milli Siyasette Kirli Hesaplar - 1 “AKP ve Akıbeti”

    23- Milli Siyasette Kirli Hesaplar - 2 “Milli Siyasette Marazlılar”

    24- Hikmet Çiçekleri (Şiir Kitabı)

    25- Dünya Dönüşüme Hazırlanıyor.

    26- Gönül Seması ve Tasavvuf Kapısı (Zikir Zevki ve Nefis Tezkiyesi Üzerinedir)

    27- Yakın Tarihimizde Yüceler ve Cüceler (3 Cilt)

    28- Bizden Söylemesi - 1 “AKP İntihara Gidiyor”

    29- Bizden Söylemesi - 2 “Türkiye Uçuruma sürükleniyor”

    30- Bir Devrim Yaşanıyor

    31- Başörtüsünün İnkârı ve İstismarı

    32- Ergenekon Senaryosu, ‘At Değiştirme Operasyonu mu?’

    33- “Küresel Fesatçıklık (Siyonizm) ve Fetullahcılık’”

    34- “Osmanlıdan Cumhuriyete Kripto Yahudiler” ve Pakraduniler

    35- Bir Devrin Bitişi ve Bir Devrimin Gelişi

    36- Osmanlı Sistemi ve Abdulhamit Siyaseti

    37- Deccalizm: Siyonist Yahudi Şebekesi

    38- BDP’nin Özerklik Ezanı ve Türkiye’nin Cenaze Namazı

    39- Türkiye Tarihi Dönemeçte, Ya Yıkılacak, Ya Şahlanacak!

    40- Sabah Yakın Değil mi?

    41- Devrim Simsarları ve Din İstismarcıları

    42- Amik Ovası ve Armegedon Savaşı

    43- Katı Ulusalcıların ve Ilımlı İslamcıların Din Tahribatı

    44- Cemaatin Cılkı, Erdoğan’ın Çarkı, Erbakan’ın Farkı.

    45- Dert Söyletir, Aşk İnletir. (Şiir Kitabı)

    46- Dilin Düğümü Çözüldü (Şiir Kitabı)

    47- Rüyaların Öğrettikleri ve Yakın Çevremizden İlginç Örnekleri

    48- Türkiye Büyüyor mu, Bölünüyor mu?

    49- Bilge Erdoğan’dan, İlkeli Numan’a

    50- F. Marka Cemaatten PKK Cumhuriyetine

    51- Tuz Kokarsa…

    52- Siyasi Fıkralar

    53- Türkiye Kuşatılırken Kuklaların Atışması

     

     

    Bu Haber 2054 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS