•  ''Amerika,İngiltere.. Hiçbirini Dinlemedik..''

    ''Amerika,İngiltere.. Hiçbirini Dinlemedik..''

    01 Haziran 2015

     
    | Devamı



         ''Amerika,İngiltere.. Hiçbirini Dinlemedik..''
                       İŞTE MİLLİ GÖRÜŞ BU!...

     

    Kıbrıs Barış Harekatının mimarı, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakanın 28 Kasım 2002 tarihinde kendisiyle yapılan mülakatta Kıbrısa dair çok çok önemli uyarılarda bulunuyor.

     

    Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarı, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 28 Kasım 2002  tarihinde kendisiyle yapılan mülakatta Kıbrıs’a dair çok çok önemli uyarılarda bulunuyor….

    “Bak, ben, bulutları  görüyorum, uzaktaki tehlikeye işaret ediyorum”

    UĞUR DÜNDAR: Evet. Siz, acaba, Kıbrıs konusundaki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Tabiî ki, Kıbrıs`ta bir barış ve uzlaşma hepimizin arzusu. Bu sorun ilanîhaye sürüp gidemez. Bir barış sağlanmalı, uzlaşma sağlanmalı, her iki toplumun mutlu olabilecekleri bir formül bütün dünyaya örnek olarak sunulmalı; ama, bu demek değil ki, bizim Mehmetçiğin kanıyla, canıyla aldığımız çok önemli stratejik topraklan müzakere masasında Avrupa Birliği dayatmaları doğrultusunda onlara verelim ve bir daha geriye dönüşü mümkün olmayan hatalar yapalım anlamına gelmez.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Bu soruyu kime yönelttiğinizi bütün milletimiz biliyor. Biz, Kıbrıs Barış Harekâtını yapan insanlarız. Ben, o hükümetin Başbakan Yardımcısıydım.

    UĞUR DÜNDAR - Özellikle soruyorum.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Ondan dolayı soruyorsunuz, ondan dolayı da, çok isabet ediyorsunuz, teşekkür ederim.

    Hemen belirteyim ki, şimdi bu arkadaşlarımıza gereken tavsiyeleri yapacağız, görevimizdir.

    UĞUR DÜNDAR - Lütfen efendim.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Bu kadar önemli meseleler var, şimdi, bu kardeşlerimize vatan ve millet için ve kendilerinin başarısı için, bak, burada şunu yapacaksınız, şunu yapmayacaksınız diye açıkça yol göstermek mecburiyetimiz var. Bunların hepsi birer, kimyada turnusol kâğıdı diye bir şey vardır malum, asit mi baz mı; başarılı mı olacaksınız, kaybedecek misiniz, bunu gösteren birer ölçüdür. Bunlara dikkat etmeniz lazımdır demek bizim görevimizdir.

    UĞUR DÜNDAR - Nedir onlar efendim?

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Kıbrıs, bilindiği gibi, asırlar boyu bizim bir adamızdır. Bu Adamıza zaman içerisinde çeşitli göçler yaptırıldı planlı olarak tıpkı Girit gibi. Bizim olan Ada`nın bizden alınması için her türlü entrika çevrildi, birçok katliamlar yapıldı bizim insanlarımızı yok etmek için. Biz 1974`te hükümet olduk, geldik. Geldiğimiz zaman, bizden önce Johnson`ın mektubu... Halk Partisi bir şey yapamamış katliama karşı. Sayın Demirel`in bir dönemi olmuş, o bir şey yapamamış katliama karşı. Biz geldiğimiz zaman işin şekli değişti. Bilindiği gibi, biz dedik ki, hayır, biz Millî Görüşçüyüz... Sayın Ecevit de o zaman görüşlerimize destek verdi. Hayır, bu katliama göz yumamayız, bunlar bizim kendi soydaşlarımız, kardeşlerimiz, bunu önlememiz lazım. Sampson`un yapmış olduğu büyük katliamlar karşısında, her türlü tedbire riayet ederek, Yunanistan mukabil hareketler yapmasın diye oraya kuvvetlerimizin çıkarılmasının her türlü hazırlığını yaptık. Kuvvetlerimize emir verdik, gideceksiniz ve buradaki kardeşlerimizi kurtaracaksınız. Askerî kuvvetlerimiz, Sayın Semih Sancar, Allah gani gani rahmet etsin, çok muhterem bir Genelkurmay Başkanımızdı, Kıbrıs harekatımızda baştan sona kadar en büyük kahramanlıklar yapmıştır. Sizi mareşal yapalım dedik, kabul etmedi; bir maaş ikramiye verelim dedik, kabul etmedi; böyle muhterem bir insandır. En büyük fedakârlıkları yapmıştır ve çok başarılı bir şekilde bu işi yönetmiştir.

    Şimdi, Kıbrıs`ta, bildiğiniz gibi, ilk önce birinci hareket oldu. Bu birinci hareket bölgesinde durmamız mümkün değildi; çünkü, biz daha baştan hükümet olarak bugünkü hudutları yeşil hat olarak, en asgarî buraya gitmemiz lazımdır diye tespit ettik, en asgarî... Azamî hedef olarak da şunu gösterdik, bilhassa ben ısrar ettim, dedim ki, bak, mademki önümüzde fırsat var, mutlaka Larnaka`yı almalıyız. Sonradan bir pazarlık konusu olursa, icap ederse o bölgeden bazı topraklan verebiliriz.

    UĞUR DÜNDAR - Larnaka bölgesini...

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Larnaka bölgesinden; ama, bu yeşil hat, bizim en asgarî haddimizdir. Binaenaleyh bu en asgarî hadden önce hiçbir yerde duramayız. Birinci harekâtta, Birleşmiş Millet, harekâtı durdurun murdurun filan dedi, hiçbirini dinlemedik, Amerika, İngiltere, hiçbirini dinlemedik. İşte Millî Görüş bu. O söylediğimiz hatta kadar geldi. Hattan da ileriye gidilmesini söyledik. Bunu söyleyen ısrarcı olan da benim, ille Larnaka`yı alalım; çünkü, Larnaka`da Peygamberimiz’in (S.A.V) muhterem halası vardır, orası Müslümanlar için mübarek bir yerdir. Bura da kurtarılsın diye ısrarla Sayın Semih Sancar`a da söyledik, o da canı gönülden bunu temenni ediyordu. Oraya doğru giderlerken, bizim hükümet ortağımız, bize haber vermeden burada durun dedi. Biz, Larnaka`nın alınmamasına hükümet ortağı olarak iştirak etmiş değiliz; ama, ilk hareketimiz yeşil hat idi. Madem bu yeşil hatta gelinmiştir, sesimizi çıkarmadık.

    UĞUR DÜNDAR - Belki devam edilseydi, çok büyük uluslararası bir sorun haline dönüşebilirdi.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Onun münakaşasına girmiyorum.

    Biz, Maraş sahasının da serbest bırakılmasını hiçbir zaman haber vermedik, kabul etmedik. Hayır, bu, yeşil hattın içindedir, tamamen bizim olması mecburiyeti vardır, hükümet olarak kararımı?, böyledir. Onlar hep özel olarak yapılmış olan şeylerdir ve otuz yıldan beri de onların acısını çekiyoruz.

    UĞUR DÜNDAR - Peki, Kofi Annan planı neler getiriyor?

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Şimdi, ondan önce bir şey söyleyeyim: Şimdi, Sayın Evren “ben Kara Kuvvetleri kurmay başkanıydım, buralar alınırken `fazladan bu topraklan alın` dedi hükümet bize, biz de bunu fazladan aldık, şimdi verebiliriz” diyor. Kesinlikle böyle bir şey demedik. Bunun gerçekle bir alakası yoktur ve Sayın Evren`in böyle kritik tarihî bir günde bu konuşmayı yapması da fevkalade hatalıdır. Genelkurmay Başkanına ne söyleneceğini söyleyen benim. Neden; çünkü, Bakanlar Kurulu ateşkes emrini verirken, biz hükümet içinde ekalliyetteyiz. Ateşkes emrine iştirak ederiz; ama, harekâtı sonra tekrar başlatamayız. Bundan dolayı, gece yarısı saat 3`te Bakanlar Kurulu bekledi, ben, Semih Sancar`ın yanına gittim. Dedim ki, bak, paşam, şimdi bizim halimizi düşünün. Burada şimdi harekâtın durdurulmasına katılabiliriz; ama, siz diyorsunuz ki, biz buradan duramayız, sonra harekâtı tekrar başlatmaya bizim gücümüz yetmez. Ben sizden bir asker sözü istiyorum. Biz burada durduğumuz takdirde, mutlaka bu yeşil hata kadar ikinci harekâtın yapılmasında her bakımdan bizi destekleyeceksiniz. O akşam, bir haftadır orada kalmış birinci harekât esnasında, sakallan bile büyümüş, gece gündüz orada çalışıyor, gecenin o saatinde...

    UĞUR DÜNDAR - Yani, tıraş olacak bir zaman bile bulamamış.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Zaman bulamamış. Böyle her an her şeyi takip ediyor, Allah gani gani rahmet etsin. Orada “ben sana asker sözü veriyorum, her halükârda bunu yapmaya mecburuz, başka türlü burada kalmamız mümkün değildir. Biz ancak bu yeşil hatta savunabiliriz” dedi. Bunun üzerine ben saat 3`te Genelkurmay Başkanının yanından geldim, bütün Bakanlar Kurulu beni bekliyor.

    UĞUR DÜNDAR - Ne hissettiniz Sayın Genelkurmay Başkanını öyle sakallar içinde görünce? Yani, vatanseverliğin, fedakârlığın...

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Elbette, her şeyiyle hayran kaldım. Her şeyiyle yüzüne yansımış... Hayran kaldım vatanseverliğini... Gecesini gündüzüne katmış ve oradaki soydaşlarımızın katliamdan kurtulması, Türkiye`nin...

    UĞUR DÜNDAR - Oradaki şehitlerimizi de saygıyla analım, nur içinde yatsınlar.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Nur içinde yatsınlar. Türkiye`nin stratejik önemi bakımından bu toprakların mutlaka bizim kontrolümüzde bulunması icap ettiğinin önemini, bir tecrübeli asker, hepimizden daha iyi bildiği için, bunu gerçekleştirmek için canla başla çalışmıştır, Allah razı olsun.

    Ben, onun yanından Bakanlar Kuruluna geldim, bütün o günkü bakanlarımız bilirler. Sayın Ecevit bekliyor. Kendisine Genelkurmay Başkanıyla olan konuşmamı söyledim, dedim bak, ikinci harekât şart; ama, ille Birleşmiş Milletler böyle dedi, şimdilik burada bunu durduralım diyorsunuz, önümüzde böyle birer kalem vardı, ben bu kalemi aldım, arkadaşların hepsi bilirler, beyaz kâğıt da vardı, böyle üzerine kâğıdı geçirdim. Ben bu şartla şimdilik ateşkese evet diyorum, bu manzarayı unutmayasınız diye. Bunun manası, mutlaka ikinci harekât yapılacak; çünkü, bu noktaya kadar gelmedikçe savunmamız mümkün değildir. Biz, Genelkurmayın prensipler dairesi başkanını da Bakanlar Kuruluna çağırdık, o da aynı şeyleri teyit etti. Bunlar asker insanlar, burası olmadan burada barınmamız mümkün değildir dediler.

    UĞUR DÜNDAR - Çünkü, orayı savunacak olanlar yine onlar.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - İşte yeşil hat dediğimiz hat bugünkü huduttur. Bu huduttan bir tek zerresi verilemez. Bunu Genelkurmay Başkanımızla konuşan benim.

    UĞUR DÜNDAR - O halde Kofi Annan planını şimdi değerlendirdiğimizde...

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Kofi Annan`dan önce Sayın Evren`e hatırlatıyorum ki, Kara Kuvvetleri kurmay başkanı olabilirsiniz; ama, bu karan hükümet almıştır. Hükümetin bu kararını Genelkurmaya bildiren de ben olmuşumdur. Aynı ben olarak, böyle tarihî noktada diyorum ki, böyle bir şey söylenmemiştir, bu, bizim asgari haddimizdir. O söylenen Larnaka içindir. Bunu bir defa tespit edelim; bir. Şimdi, biraz önce buyurduğunuz gibi, buraya gelmişiz, aradan otuz küsur sene geçmiş, burada bağımsız bir devlet kurmuşuz, haklarımızı korumuşuz. Gelmişler, şimdi bize, efendim, Avrupa Birliğinden siz bir takvim istiyorsunuz ya, bu müzakere takvimini size söyleyebilmemiz için, bu Kıbrıs`ı Yunanistan`a vereceksiniz. Oynanmak istenen oyun bu. Farz ediniz ki bir anda bu takvimi verdiler. Bu takvim ne ifade eder? Efendim, dört sene müzakere edeceğiz dedi, üçüncü sene sonunda yine bir bahane buldu. Kaldı ki, Avrupa Birliği meselesine geleceğiz. Biz, Avrupa Birliğine girmeye mecbur değiliz.

     

     

    BİZİM KIBRIS MESELEMİZ DİYE HİÇBİR MESELEMİZ YOK

    UĞUR DÜNDAR - Önce Kıbrıs`taki Kofi Annan planını bir bitirelim efendim.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Girmeye mecbur değiliz. Bu sebepten dolayı, Avrupa`dan gün alacağım diye bir insanın götürüp de Kıbrıs`ı Yunanistan`a vermesi, memlekete yapabileceği en büyük kötülüktür. Şimdi, bakın, bizim bu arkadaşlarımızın hali, önce dikkatlerini çekiyorum, bir pehlivan mindere çıkarken belli olur.

    UĞUR DÜNDAR - Daha verilmiş bir şey yok ama efendim.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Hayır, yok ama...

    UĞUR DÜNDAR - Yani, kimsenin de bu konuda şu tavizi sonuna kadar vereceğiz şeklinde bir ifadesi olmadı.

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Hayır yok da, geçtiğimiz 15 gün, emareler var. Şimdi, şu emarelere bir bakın. Ben burada görev yapmaya mecburum. Bu emarelerde, Sayın Tayyip Bey çıkmış “efendim, Belçika modelini düşünebiliriz,..” Ne olduğundan haberi yok. Sonra geldiler ona dediler ki, yahu, bu olmaz, Belçika modeli dediğin, Ada`nın verilmesi demektir; vazgeçti. Yanındaki Dışişleri Bakanı olan arkadaşımız, bunu değiştirdi “efendim, İsviçre modelini düşünebiliriz` dedi. Şimdi, o 15 gün içerisinde olanları söylüyorum size. Arkasından, Sayın Erdoğan dedi ki “efendim, Kıbrıs ayrıdır, Avrupa Birliği ayrıdır, bunu bir araya karıştıramayız.” Sonra, arkasından “bir paket halinde görüşmemiz lazım” dedi. Diğer yandan, Dışişleri Bakanı olan arkadaşımız “bir paket halinde görüşmemiz lazım” dedi. Önce ayrı görüşeceğiz, sonra... Tam bir çorba. Bu kadar ciddî bir meselede bu beyanatlar nasıl verilir? Bak, ben, bulutları görüyorum, uzaktaki tehlikeye işaret ediyorum, benim vatanî vazifem bu. Bir defa, bu işlerde böyle her ağızdan bir ses çıkmaz; madde bir.

    Madde iki, efendim, kendine güveniyorsan masaya otur, git fikrini söyle. Böyle yağma yok, masaya oturulacak şey var, oturulmayacak şey var.

    UĞUR DÜNDAR - Bu planla masaya oturulur mu efendim?

    Prof. Dr. NECMETTİN ERBAKAN - Oturulmaz.

    Bu plan, işaret ettiğiniz gibi, bu Ada`nın Yunanistan`a verilmesidir; çünkü, buraya gelecek Rumlar, yerleşecekler bizim bölgemize, bizim hâkimiyetimiz kalmayacak; çünkü, sonunda Mecliste çoğunluk nüfusa göre olacağı için, hâkimiyet Rumlara geçmiş olacak. Biz askerimizi çekeceğiz, insanımız orada yarın katledilse koruyamayacağız ve buradan birtakım topraklan onlara elimizle götürüp vereceğiz biraz önce işaret ettiğiniz gibi. Ne demekti bunun manası; burası Türkiye`nin stratejisi için o kadar hayatî ki, biz istediğimiz bir askerî harekâtta burayı kullanabilmeliyiz. Şimdi, bu söyledikleriniz yapıldığı zaman, Kıbrıs`a siz başınızı çevirip bakamazsınız; çünkü, o Kıbrıs Avrupa Birliğine girecek, karşınızda Avrupa Birliği var ve bir daha banş harekâtını da yapamazsınız. Ondan dolayı, bu adımların en ufak bir tanesinin atılması, Ada`nın Yunanistan`a verilmesi demektir. Bizim Kıbrıs meselemiz diye hiçbir meselemiz yok.

     

    Kaynak:
     
    http://www.milligazete.com.tr/haber/AmerikaIngiltereHicbirini_dinlemedikISTE_MILLI_GORUS_BU/374381#.Vc354fntlBc













    Bu Haber 2351 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS