• 28 ŞUBAT BOP’UN İLK KADEMESİDİR

    28 ŞUBAT BOP’UN İLK KADEMESİDİR

    19 Temmuz 2011
    ERBAKAN KÜTÜPHANESİNDEN DÜNYANIN DEĞİŞİMİ VE ERBAKAN DEVRİMİ

     
    | Devamı

    28 ŞUBAT BOP’UN İLK KADEMESİDİR

    “1990’lı yıllarda Refah olgusunun yükselişinden çekinen batı medeniyeti, operasyona Refah Partisi üzerinden başladı. Çünkü Milli Görüş’ü etkisiz kılmadan, 30 yıldan beri hazırlanan BOP’un gerçekleşmesi mümkün değildi.”

    Saadet Partisi İstanbul İl Hanım Kolları Gençlik Komisyonu’nun düzenlediği “28 Şubat Çerçevesinde Türkiye’de Global Güçlerden Bağımsız Siyaset Yapma Fikri” konulu panele, Saadet Partisi GİK üyesi ve İstanbul eski Milletvekili Bahri Zengin, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Jeopolitik Dergisi Editörü Doç. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu ve Gazeteci-Yazar Nasuhi Güngör katılmıştı.

    Bahri Zengin, Ortadoğu’da ve dünyada süper güçlerin kukla yönetimler kullandığını ve eskiden telefonla yönettikleri ülkeleri şimdi silahla bile kontrol edemediklerini söyledi. Bugün Ortadoğu’da İslamın aktör olduğunu söyleyerek bunun karşısında batının köhne düzeninin tutunamayacağını belirtmişti.

     

    Refah-yol yıkıldı, BOP süreci başladı

    Şerif Mardin’in bir konferansındaki sözlerini hatırlatarak, “Türkiye’de iki temel akım vardır. Batıcı akım ve İslamcı akım. Bu iki akım 250 yıldır birbirleriyle boğuşa boğuşa geldiler. 1930’lu yıllarda İslamcı hareket yok edildi zannedildi. Ama 70’li yıllarda bunun yok edilemediği anlaşıldı. Bunu önlemek için 1980 darbesi yapıldı. Ve bütün engellemelere rağmen bir Refah Partisi olgusu yaşanmıştır. Batının da korkusu bu. Huntington’un ‘Medeniyetler Çatışması’, Fukuyama’nın ‘Tarihin Sonu’ tezlerinin hepsinde bu yatıyor. Artık diğer medeniyetler karşısında kendi toplumlarına moral vermeye çalışıyorlar. “Bizim medeniyetimiz tarihin sonu, bizden başka bir medeniyet olmayacak” diye kendi toplumlarını şartlandırma gayretindeler. Kendilerini başka medeniyetlere ve değerlere kapalı tutmak istiyorlar. Açıkça meydan okuyamıyor. Çünkü bu insanlar, doğu medeniyetleri, aslına dönerse batı medeniyetinin hiçbir anlamı kalmayacak. Bunu bildikleri için takviye yapmaya çalışıyorlar. Bu, batı medeniyetinin çöküşünün göstergesidir. Bu maksatla BOP gibi projeler hazırladılar. Yıllardan beri zaten hazırlıyorlar. 1990’lı yıllarda Refah olgusunun yükselişinden çekinen batı medeniyeti, operasyona Refah Partisi üzerinden başladı. Çünkü bu partiden başlamadan, bu operasyonu yapmadan 30 yıldan beri hazırlanan BOP’un gerçekleşmesi mümkün değildi.”

     

    28 Şubat süreci TSK’yı hedef aldı

    Medyanın ve uluslararası sermeyenin istediği gibi, 28 Şubat’ı sadece TSK’nın organize ettiği bir şey olarak tanımlamanın ciddi bir tuzak olduğunu söyleyen Nasuhi Güngör, “Aradan 9 yıl geçtikten sonra bu sürecin bizzat Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef aldığını görüyoruz. Küre operasyonuna bakın, birkaç gün önce TSK’da yaşanan bazı ahlaki olaylarla ilgili haberlere bakın. 28 Şubat’ta Türkiye’deki insanların bağımsız iradeleriyle seçtikleri hükümete yönelen saldırıların, bugün çok dikkat çekici bir şekilde özellikle TSK’yı hedef aldığını görüyoruz” demişti.

     

    Sebebi D–8 Projesi ve Havuz Sistemi

    28 Şubat sürecinde Millî Görüş Hareketi üzerinden dünyada yükselen İslami hareketlenmenin engellenmek istendiğini belirten Güngör, bunun dünyada İslam’ın yükselişinden duyulan kaygıdan ileri geldiğini, 28 Şubat’ta TSK’nın sürecin motoru olmadığını akıldan çıkarmadan düşünmek gerektiğini ve asıl rahatsızlığın uluslararası sistemin iflas etmesi olduğunu hatırlatarak Refah Yol Hükümeti’nin ve Erbakan’ın öncülük ettiği D–8 projesini dile getirdi. “D–8 projesi hayata geçirilebilseydi ne Afganistan ne de Irak’a saldırmaya cesaret edemeyeceklerdi. Refahyol’un ekonomide uyguladığı havuz sistemi devam etseydi, Türkiye bugün uğradığı ekonomik işgale kesinlikle düşmeyecekti. Millî Görüş hareketini hedef almalarının aslı sebepleri bunlar” diyen Güngör, son 9 yılda görüldüğü gibi 28 Şubat’ın Türk insanını mağdur ettiğini söylemişti.

    Anlamakta zorlanmamalıyız

    İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Jeopolitik Dergisi Editörü Doç. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu ise, global güçler ve onlara rağmen bağımsız siyaset yapmaya vurgu yaparak başladığı konuşmasında “Bazen karanlık gibi gelen, aktörlerinin kimler olduğu, gerideki gücün ne olduğunu anlamakta zorlandığımız olaylar için şöyle bir kestirme yolu önemli buluyorum. O olaylardan kim ya da kimler yararlanmıştır? Bu olaylar kimin işine yaramıştır? Böyle bakıldığı zaman birçok olayın netleştiğini görmek mümkündür. Bugün gelinen noktada Türkiye bağımlılıktan kurulamıyorsa, iç ve dış sömürücülerin ahtapot kollarının sardığı bir ülke görüntüsünden kurtulamıyorsa bunu kimin, hangi güçlerin, hangi karanlık olayları gerçekleştirdiğini anlamakta zorlanmamamız gerektiğine” dikkat çekmişti.

     

    Türkiye İran’la savaştırılmak isteniyor

    Irak’ta Sünni-Şii çatışması çıkarıldığını ve bunun büyük bir provokasyon olduğunun altını çizen Yaşar Hacısalihoğlu, Türkiye ile İran’ın mezhep savaşı ekseninde vuruşturulmak istendiğini söyleyerek, “Bugün Türkiye ve İran’ın birbirine karşı tehdit unsuru olduğu öne çıkarılarak Irak’ta oynanan oyun şimdi de İran üzerinden oynanarak yine Türkiye mızrak ucu yapılmak isteniyor” demişti.

     

    Erbakan Hoca 28 Şubat Kararlarını asla imzalamamıştır. Sadece MGK’nın Tavsiye Kararlarını bir üst yazıyla ilgili makamlara yollamıştır.

    1-                       Milli Güvenlik Kurulu, 29 Şubat 1997 günü Sayın Cumhurbaşkanı Başkanlığında: Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı, Kuvvet Komutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri’nin iştirakleri ile aylık olağan toplantısını yapmıştır.

    2-                       Kurul’un bu toplantısında, esasları ve nitelikleri Anayasa’da belirlenmiş Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik, sosyal hukuk devletimiz ve cumhuriyet rejimimizi yıkmak, onun yerine bir siyasal dini düzen kurmak amacıyla yürütülen yıkıcı faaliyetler ve yapılan beyanlar ile bunların oluşturduğu tehdit ve tehler gözden geçirilerek değerlendirilmiştir.

     

    3-                       Yapılan bu değerlendirmeler sonucunda;

    a-       Ülkemizde şeriat hukukuna dayalı bir İslâm Cumhuriyeti kurmayı hedefleyen grupların Anayasa’nın tanımladığı demokratik, lâik ve sosyal hukuk devletimize karşı çok yönlü bir tehdit oluşturduğu,

    b-       Cumhuriyet ve rejim aleyhtarı aşırı dinci grupların lâik ve anti lâik ayrımı ile demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini güçsüzleştirmeye yeltendikleri,

    c-       Türkiye’de laikliğin sadece rejimin değil, aynı zamanda demokrasinin ve toplum huzurunun da teminatı ve bir yaşam tarzı olduğu,

    d-       Devletin yapısal özünü oluşturan sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri anlayışından vazgeçilemeyeceği, yasalar göz ardı edilerek yapılan çağ dışı uygulamaların takipsiz kalmasının hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacağı hususlarında görüş birliğine varılmıştır.

     

    4-                        Bu görüş ve değerlendirmeler sonucunda;

    a-       Türkiye`de Şeriat hukukuna dayalı bir İslâm Cumhuriyeti kurmayı amaçlayan aşırı dinci grupların, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti olan Cumhuriyetimize karşı oluşturdukları çok yönlü tehdidin önlenmesi amacıyla; gerekli tedbirlerin kısa, orta ve uzun vade içerisinde alınmasının Bakanlar Kurulu’na bildirilmesine,

    b-       2945 Sayın MGK ve MGK Genel Sekreterliği Kanununun 9’ncu maddesine uygun olarak, MGK Genel Sekreterliği tarafından; Ek’te belirtilen tedbirlere ilişkin Bakanlar Kurulu Kararları ile Bakanlar Kurulu Kararı haline getirilmeyen uygulamaların, sonuçları hakkında belli süreler içerisinde Başbakan, Cumhurbaşkanı vs MGK’na bilgi verilmesi kararlaştırılmıştır.

     

    Prof Dr. Necmettin ERBAKAN

    İsmail Hakkı KARADAYI

    Başbakan

    Orgeneral Genel Kurmay Başkanı

     

     

    Prof. Dr. Tansu ÇİLLER

    Turhan TAYAN

    Dr. Meral AKŞENER

    Dış İşleri Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı

    Milli Savunma Bakanı

    İç İşleri Bakanı

     

     

     

    Hikmet KÖKSAL

    Güven ERKAYA

    Ahmet ÇÖREKÇİ

    Teoman KOMAN

    Orgeneral Kara Kuvvetleri Komutanı

    Oramiral Deniz Kuvvetleri Komutanı

    Orgeneral Hava Kuvvetleri Komutanı

    Orgeneral Jandarma Genel Komutanı

     

    Ancak dönemin MGK Genel Sekreteri Hava Org. İlhan Kılıç kendi imzasıyla, o malum ve meşhur 18 maddeyi içeren raporu bir üst yazı ile Başbakanlığa arz etmiş ve bu melun ve marazlı çevrelerce “Erbakan 28 Şubat kararlarını imzaladı” şeklinde verilmiş ve Hoca’yı tabanında, teşkilatında ve toplum nazarında suçlu ve sorumlu göstermeye gayret edilmiştir. İşte İlhan Kılıç’ın tek imzalı yazısının metni:

    T.C.

    MİLLÎ GUVENLÎK KURULU

    GENEL SEKRETERLİĞİ

    ANKARA

    KH.SEK.:0511-4-97/

    6 MART 1997

    KONU: MGK’nın 28 ŞUBAT 1997 Tarih ve 40S Sayılı Kararı.

     

    BAŞBAKANLIĞA

     

    İLGİ: 9 Kasım 1983 Tarih ve 2945 Sayılı Milli Güvenlik Kurulu ve MGK Genel sekreterliği Kanunu.

    1.        Milli Güvenlik Kurulu`nun 28 Şubat - 1997 tarihli, Rejim Aleyhtarı İrticai Faaliyetlere Karşı Alınacak Tedbirlere ilişkin 406 Sayılı karara EK-A olarak sunulmuştur.

    2.        İlgi Kanunun 8ncı Maddesine göre gereğinin yapılmasını tensip ve emirlerine arz ederim.

     

    EKLER

    EK-A (106 Sayılı MGK Kararı.) ( 2 Takım.)

     

    DAĞITIM          :

    GEREĞİ :

    Başbakanlığa                             

     

    İlhan KILIÇ

    Hava Orgeneral

    Genel Sekreter

     

    BİLGİ

    Genelkurmay Başkanlığına

    Cumhurbaşkanlığı Genel sekreterliğine

     

     

     

     

     

    MİLLİ GÜVENLİK KURULU’NUN 20 ŞUBAT 1997 TARİH VE 406 SAYILI KARARINA

    EK-A (REJİM ALEYHTARI: İRTİCAİ FAALİYETLERE KARŞI ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER)

     

    1-                        Anayasamızda Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4. maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlikle korumalı bunun korunması için mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı. Mevcut yasalar korunmalı uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır.

    2-                        Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhidi Tedrisat Kanunu gereği Milli Eğitim Bakanlığına devri sağlanmalıdır.

    3-                        Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle Cumhuriyet, Atatürk, Vatan ve Millet sevgisi Türk Milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi vs çeşitli mihrakların etkisinden korunması bakımından:

    a.                        8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı,

    b.                        Temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği kuran kurslarının Milli Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari vs yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    4-                        Cumhuriyet rejimine, Atatürk ilke ve inkılâplarına sadık aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü. Milli Eğitim Kuruluşlarımız, Tevhidi Tedrisat kanununun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır.

    5-                         Yurdun çeşitli yörelerinde yapılan dini tesisler belli çevrelere mesaj vermek amacıyla gündemde tutularak siyasi istismar konusu yapılmamalı bu tesislere ihtiyaç varsa, bunlar Diyanet İşleri Başkanlığınca incelenerek mahallî yönetimler ve ilgili makamlar arasında koordineli edilerek gerçekleştirilmelidir.

    6-                        Mevcudiyetleri 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmeli, toplumun demokratik, siyasi ve sosyal hukuk düzeninin zedelenmesi önlenmelidir.

    7-                        İrtica faaliyetleri nedeniyle Yüksek Askeri Şura kararları ile Türk "Silahlı Kuvvetleri (TSK)`nden ilişkileri kesilen personel konusu istismar edilerek TSK’ni dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı medya gruplarının silahlı kuvvetler ve mensupları aleyhindeki yayınları kontrol altına alınmalıdır.

    8-                        İrticai faaliyetleri, disiplinsizlikleri veya yasa dışı örgütlerle irtibatları nedeniyle TSK`nden ilişkileri kesilen personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamı ile teşvik unsuruna imkân verilmelidir.

    9-                        Türk Silahlı Kuvvetleri aşırı dinci kesimden sızmalarını önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır.

    10-                    Ülkemiz: çağ dışı bir rejimden ve din istismarının sebep olabileceği muhtemel bir çatışmadan korumak için. İran İslam Cumhuriyeti’nin ülkemizdeki rejim aleyhtarı faaliyet tutum ve davranışlarına mani olunmalı, bu maksatla İran`a karşı komşuluk münasebetlerimizi ve ekonomik ilişkilerimizi bozmayacak fakat yıkıcı ve zararlı faaliyetlerini öneyecek bir tedbirler paketi hazırlanmalı ve yürürlüğe konulmalıdır.

    11-                    Aşırı dinci kesimin TÜRKİYE’DE mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir.

    12-                    T.C. Ana yasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasasına ve bilhassa Belediyeler yasasına aykırı olarak sergilenen olayların sorumlulukları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede önlemler alınmalıdır.

    13-                    Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye’yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır.

    14-                    Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir.

    15-                    Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı kanunla, verilmiş yetki dışında, kurban derisi toplattırılmamalıdır.

    16-                    Özel üniforma giydirilmiş korumalar ve buna neden olan sorumlular hakkında yasal işlemler ivedilikle sonuçlandırılmalı ve bu tür yasa dışı uygulamaların ulaşabileceği vahim boyutlar dikkate alınarak, yasa ile örgütlenmemiş bütün özel korumalar kaldırılmalıdır.

    17-                    Ülke sorunlarının çözümünü "Millet Kavramı Yerine Ümmet Kavramı" bazında ele alarak sonuçlandırmayı amaçlayan ve bölücü terör örgütüne aynı bazda yaklaşarak onları cesaretlendiren girişimler yasal ve idari yollardan önlenmelidir.

    18-                    Büyük Kurtarıcı Atatürk`e karşı yapılan saygısızlıklar ve Atatürk " aleyhine işlenen suçlar hakkındaki 5816 sayılı kanunun istismar edilmesine fırsat verilmemelidir.

     

    28 Şubat 1997 tarih ve 406 Sayılı MGK Kararının Eki’dir

    (2 Sayfa ve 18 Maddeyi ihtiva etmektedir)

     

     

    İlhan KILIÇ

    Hava Orgeneral

    Genel Sekreter

     

     

    Bu Haber 1964 defa okunmuştur.
    Dost Siteler...
    www.millicozum.com
    www.necmeddinerbakan.net

 
Yorum Ekleyin
Yorum eklemek için üye olmanız gerekmektedir.
 
Telif Hakkı: Prof. Dr. Necmettin Erbakan - NecmettinErbakan.Net, Necmettinerbakan.org | Milli Çözüm Dergisi | AhmetAkgul.Net | MealiKerim.com | İLETİŞİM |RSS